<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Madde Bağımlısı &#187; Tarih</title>
	<atom:link href="http://www.maddebagimlisi.com/liste/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.maddebagimlisi.com</link>
	<description>Madde madde listeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 15:31:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>En şıpsevdi kralın (8. Henry) 8 büyük aşkı&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-sipsevdi-kralin-8-henry-8-buyuk-aski/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-sipsevdi-kralin-8-henry-8-buyuk-aski/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 05:35:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[8. henry]]></category>
		<category><![CDATA[anne boleyn]]></category>
		<category><![CDATA[catherine]]></category>
		<category><![CDATA[entrika]]></category>
		<category><![CDATA[henry VIII]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[katherine]]></category>
		<category><![CDATA[kraliyet]]></category>
		<category><![CDATA[mary boleyn]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[tudors]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1428</guid>
		<description><![CDATA[Efendim, dönemlerim oluyor benim. Bir ara Mısır dönemimdi misal, Ramses serisini okuyup, bilgisayarda Pharaoh oynarken, kitaptaki Mısır’ı kafamda şehir similasyonuyla canlandırıyordum. Sonra vampir dönemim oldu tabii herkes gibi. Vampirlerle yattık, vampirlerle kalktık. Şimdi nedense aristokrasi daha doğrusu 8. Henry dönemime girdim. Tudors dizisinin yanında Boleyn Kızı, Elizabeth vs. gibi filmler seyredip, Boleyn Mirası gibi kitaplar [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/10-yil-asik-kalmak-icin-en-olmazsa-olmaz-10-neden/' rel='bookmark' title='Permanent Link: 10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden'>10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden</a> <small>Başlık sizi yanıltmasın. Bu yazı 10 yılını bugün doldurmuş iki...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/enhatali10tahmin/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En hatalı 10 tahmin…'>En hatalı 10 tahmin…</a> <small>Sanatçısından politikacısına, bilim adamından iş adamına… Herkes arada geleceğe yönelik...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small>Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli formüller,...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-sipsevdi-kralin-8-henry-8-buyuk-aski%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-sipsevdi-kralin-8-henry-8-buyuk-aski%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Efendim, dönemlerim oluyor benim. Bir ara Mısır dönemimdi misal, Ramses serisini okuyup, bilgisayarda Pharaoh oynarken, kitaptaki Mısır’ı kafamda şehir similasyonuyla canlandırıyordum. Sonra vampir dönemim oldu tabii herkes gibi. Vampirlerle yattık, vampirlerle kalktık. Şimdi nedense aristokrasi daha doğrusu 8. Henry dönemime girdim. </em></p>
<p><em><a href="http://www.sho.com/site/tudors/home.do">Tudors</a> dizisinin yanında <a href="http://us.imdb.com/title/tt0467200/">Boleyn Kızı</a>, <a href="http://us.imdb.com/title/tt0127536/">Elizabeth</a> vs. gibi filmler seyredip, <a href="http://www.kitapturk.com/books/Kitap/59729/Boleyn_Mirasi.htm">Boleyn Mirası</a> gibi kitaplar okuyorum. Henry’nin eşlerinden biriymişçesine samimiyet kurdum Tudor ailesiylen ve saray içi entrikalarlan.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1429" title="06henry8" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/01/06henry8-251x300.jpg" alt="06henry8" width="251" height="300" /></p>
<p>Eh bu dönemimdeyken ve halihazırda elimde maddelemeye uygun bir şey var iken, ben size 8. Henry’i (1491 &#8211; 1547), metreslerini ve nikahlı eşlerini bi anlatayım bari dedim.Ayrıca sevgililer günü için de uygun bir maddeleme olur diye düşündüm bu aşk, seks, boşanma, kan, revan, entrika dolu tarihi hikaye. Hani yani ibret olsun sevgilisi olanlara, bakın yani aşk ne boktan bi şey babında&#8230; <img src='http://www.maddebagimlisi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p></em></p>
<p><em>Sıralamamız baştan sona doğru kronolojik gidiyor efenim&#8230;  İki önemli metres de yerlerini aldı, metres olarak belirtilmemiş olanlar ise nikahlı, 6 karısı oluyor. </em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/The-wives-badges-the-six-wives-of-henry-viii-8788884-1024-1303-235x300.jpg" alt="The-wives-badges-the-six-wives-of-henry-viii-8788884-1024-1303" title="The-wives-badges-the-six-wives-of-henry-viii-8788884-1024-1303" width="235" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1497" /></p>
<p><strong>8. Aragorn’lu Catherine (1495 -1536) </strong> &#8211; <strong><em>Motto: Humble and Loyal</em></strong><em><br />
<span style="font-style: normal;"> Ağabeyi Arthur bilinmeyen bir sebepten (büyük ihtimalle veba olduğu söyleniyor) ölünce, 8. Henry kısa bir süre sonra, henüz 17 yaşındaylen tahta geçiyor. Geçerken de, bizim berdel usulü bir adetle, ağabeyinin 23 yaşındaki dul karısı, İspanyol Catherine ile evlenmesine karar veriliyor. Nikahın gerçekleşebilmesi için Catherine, Arthur ile olan kısa süreli evliliklerinde fikfik olmadığına yeminler ediyor. (bkz. &#8220;No, I did not have sex with that woman&#8221;) Dolayısıyla, din adamları birinci nikahın geçersiz sayılacağına hükmediyor ve 8. Henry gönül rahatlığıyla yingesi ile evleniyor.</span></em></p>
<p><em><span style="font-style: normal;"> </span><img class="aligncenter size-medium wp-image-1455" title="catherine" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/catherine-214x300.jpg" alt="catherine" width="214" height="300" /></p>
<p><span style="font-style: normal;">Gönül rahatlığı dedim ama, pek de gönlü rahat değil Henry&#8217;nin. özellikle de kızları Mary&#8217;den sonra doğan bütün çocuklarının ölmesi ve Catherine&#8217;in kendisine bir erkek çocuk yani varis verememesi kralın kafasını bulandırıyor, onu karısından uzaklaştırıyor.</span></p>
<p><span style="font-style: normal;">24 yıl süren evlilikleri boyunca, Aragorn&#8217;lu Catherine halk tarafından çok sevilen, çok bayılınılan, yeri doldurulamayacak bir kraliçe olarak görülmesine ve Henry de kendisini seviyor gözükmesine rağmen sonra olanların temelinde bu erkek çocuk meselesinin büyük payı var tabii.</span></p>
<p><span style="font-style: normal;">Çapkın bir kral olan Henry, kadını tabii aldatıyor ama Anne Boleyn&#8217;e kadar büyütecek pek bir mevzu olmuyor. Ve fakat, Henry gün gelip Anne Boleyn&#8217;e aşık olunca boşanmak istediğine karar veriyor ve papazlar Catherine daha önce Henry&#8217;nin abisiyle evli olduğu için, bu nikahın lanetli -ve evet bildiniz- geçersiz sayılacağına hükmediyorlar. Böylece bu çok sevilen kraliçe, baştan atılıyor, saraydan uzaklaştırılıyor, kızı Mary&#8217;den ayrılmak zorunda bırakılıyor. Uzak bir yerlerde bir kalede yaşamaya mahkum bırakılıyor ve öyle bir süre yaşadıktan sonra, kendi kendine ölüyor. Ve kraliçe olarak değil, prenses titriyle gömülüyor.</span></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1486" title="aragonwax" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/aragonwax.jpg" alt="aragonwax" width="357" height="600" /></p>
<p><span style="font-style: normal;"><strong>7. Elizabeth &#8220;Bessie&#8221; Blount (metres/ 1502 -1539)</strong></span><strong> </strong><br />
<span style="font-style: normal;"> Henry&#8217;nin çok sayıda metresi olduğu düşünülmesine rağmen tüm kaynaklarca kesin olarak kabul edilen iki metresi var. Bunlardan biri de Henry&#8217;nin tüm kadınları içinde en güzeli olarak nam yapmış Leydi Blount. Aragorn&#8217;lu Catherine&#8217;nin nedimelerinden olan bağyen Blount&#8217;un Henry ile olan ilişkisi, kendisi henüz reşit olmamışken başlıyor ve 8 yıl kadar devam ediyor, sonra kızımız hamile kalıyor ve Henry&#8217;e karısının veremediği erkek çocuğunu gayrı meşru olarak veriyor. Sonradan dük ilan edilecek ve kral tarafından tanınacak bu oğlan çocuğunun yani Henry Fitzroy&#8217;un doğumundan kısa bir süre sonra Henry, Bessie defterini kapatıyor. Küçük Henry Fitzroy, annesinden ayrılıp, bir bakıcının yanına veriliyor, Bessie ise kralın seçtiği biriyle evlenip, saraydan uzak bir yaşam sürüyor. Genç yaşta tüberkülozdan ölen oğlu Henry gibi Bessie de henüz 30&#8242;larındayken tüberkülozdan ölüyor. </span></p>
<p><span style="font-style: normal;">Bessie&#8217;ye dair çok fazla bilgi yok ve maalesef resmini de bulamadım. O yüzden oğlu Henry Fitzroy&#8217;un resmiyle idare ediceksiniz&#8230;</span></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1484" title="fitzroy" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/fitzroy-300x300.jpg" alt="fitzroy" width="300" height="300" /></p>
<p><strong><span style="font-style: normal;">6. Mary Boleyn (metres / 1499 &#8211; 1543)</span></strong><br />
<span style="font-style: normal;"> Boleyn kızlarımızın, birincisi. Daha sonra İngiltere&#8217;yi sallayacak kardeşi Anne Boleyn&#8217;in aksine Mary daha bir kendi halinde, mülayim. Kaynaklara göre kardeşlerden daha güzel olanı olduğu da söyleniyor, Henry&#8217;nin dikkatini ilk kendisinin çekmesinin sebebi bu olabilir. Bir diğer olasılık ise Mary&#8217;nin Fransız saraylarında yetişmesi ve hatta fransız kralı Francis&#8217;le de aşna fişne durumlarının olduğunun bilinmesi olabilir. Zira fikfik tekniklerinde o dönemin İngilizlerine göre daha bi açılımcı olan Fransızların elinde yetişmiş bir kadın Henry&#8217;e şahane şeyler vaat etmiş olabilir tabii, ne de olsa Francis&#8217;ten iyi referansı var kızımızın: &#8220;Una grandissima ribalda, infame sopra tutti&#8221; (&#8220;a great prostitute, infamous above all&#8221;). </span></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1482" title="Mary_Boleyn" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/Mary_Boleyn-248x300.jpg" alt="Mary_Boleyn" width="248" height="300" /></p>
<p><span style="font-style: normal;">Her neyse, saraya geldiği dönemde zaten evli olan bu kızımız, Aragorn&#8217;lu Catherine&#8217;nin baş nedimelerinden biri sıfatıyla geldiği sarayda  Henry&#8217;nin, Bessie&#8217;den sonra herkes tarafından kabul edilen ikinci metresi oluyor (1520-1526). Bessie ile çakışmaları var mı tam bilinmiyor olmakla birlikte, o ilişkinin bitme sebebinin büyük ihtimalle Mary olduğu söyleniyor. Mary kızımızın bu metreslik döneminde iki çocuğu oluyor, ikisinin de Henry&#8217;den olduğu sanılsa da, kağıt üstünde &#8220;evet lan bunnar benim çocuklarımdır&#8221; denmişliği yok. </span></p>
<p><span style="font-style: normal;">Sonra işte kral, yatakta becerikli, bu sessiz sakin kızdan sıkılıyor, ilişki bitiyor. Kızın kocası ölünce, kız mevkisi pek de olmayan bir adamla aşk evliliği yapıp, saraydan ayrılıyor. Henry&#8217;nin gazabına uğramayan nadir kadınlardan biri olarak kocası ve çocuklarıyla sessiz sakin bir hayat sürüyor. Gerçi finansal açıdan zorlandıkları da bilinmiyor değil, yine de en azından mutlu olabilmiş gibi sonradan, diğerlerinin aksine.</span></p>
<p></em></p>
<p><strong>5. Anne Boleyn (1507 -1536)  -<em> Motto: The Most Happy</em></strong><br />
Geldik, bana sorarsanız Henry&#8217;nin en önemli aşkına. Meşhur Anne Boleyn. Uğruna dinlerin değiştirildiği, bir ülkeyi sallamış, zeki, karizmatik, fettan Anne.</p>
<p>Dediğimiz gibi kendisi daha önce kralın metresi olmuş Mary&#8217;nin kızkardeşi ve tüm kaynaklarca &#8220;hoş kız da aman aman değil&#8221; diye biliniyor. Yani bir Bessie&#8217;nin, Bir Mary&#8217;nin güzelliğine sahip değil ama işte işini bilen bir kadın belli ki. Söylenenlere göre zeki bakışlı gözleri ve dillere destan uzun bir boynu var.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1485" title="anne-boleyn1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/anne-boleyn1.jpg" alt="anne-boleyn1" width="370" height="499" /></p>
<p>Henry&#8217;nin bir türlü meşhur bir veliahta sahip olamamasından ötürü yaşadığı bunalımlı günlerinde, Anne ve ailesi durumdan yararlanmaya karar veriyor. O da Mary gibi, Evropa&#8217;larda okumuş bir kızımız olarak, Catherine&#8217;e hizmet için saraya geliyor ve 1525 sularında kralın dikkatini çekmeyi başarıyor. Ve fakat Anne, diğerlerinin aksine, paşa paşa kralın yatağına gitmiyor  ve belki de Henry hayatında ilk kez bir kadın tarafından hem Mary ile yattığı için, hem de &#8220;evlenmeden olmaz&#8221; gerekçesiyle reddediliyor. Hatta o kadarki, kızımız çok büyük bir sıfat olan &#8220;resmi metres&#8221;liği bile geri çeviriyor. Bu reddedilme, Henry&#8217;i çılgına çeviriyor. Klasik bir kaçan kovalanır veya köpek çekme vakası yani. </p>
<p>Henry kızın peşinde liseli aşıklar gibi dolanıyor, aşk mektupları yazıyor, hediyeler gönderiyor. cilveli Anne da istemem yan cebime koy yapıyor ve adamı parmağında oynatıyor. Böyle böyle Anne, aşktan veya belki de kıza duyduğu istekten başı dönmüş kralın kafasına &#8220;boşanma&#8221; fikrini empoze ediyor.</p>
<p>O dönemde İngiltere hayli katolik, kraliçe Aragorn&#8217;lu Catherine de katolik bir İspanyol prensesi. Yani boşanma işi biraz yaş tabii&#8230; Hele ki Papa da icazet vermeyince iyice sakata sarıyor. Fakat Henry kafaya takmış, Anne&#8217;i elde edecek, bir yol yordam düşünmeye başlıyor, adamlarına da  &#8220;ne yapın edin beni bu evlilikten kurtarın&#8221; diye emrediyor.</p>
<p>Tam 6 yıl süren bu boşanma krizi sonucunda nasıl bir çözüm bulunuyor? Eh diyor Henry, bu kilise izin vermezse ben de başka dine geçerim. Buyrun size Church of England / Anglikan Kilisesi&#8217;nin temeli.  Neyse, bu tabii basitçe bir anlatım, olayın aslı şöyle: Papadan izin alınamayınca, ve sağ kolu Wolsey de işi beceremeyince, Henry Wolsey&#8217;i görevden alıp, hatta tutuklattırıp, Cromwell&#8217;i yerine getiriyor. İşte öyleydi böyleydi, türlü hile ve hurda ile Aragorn&#8217;lu Catherine&#8217;den, evlilikleri geçersiz sayılmak suretiyle kurtulunuyor. Gerekçe de Catherine&#8217;le olan evliliklerinin, kraliçenin daha önce Henry&#8217;nin abisi ile olan evliliğinden ötürü zaten meşru olamayacak olması, hatta lanetli olması, erkek evlat sahibi olamamalarının da bu nedenden kaynaklanması falan filan&#8230; Öte yandan Henry&#8217;nin Mary Boleyn vakası için de bir kılıf uyduruluyor, Catherine&#8217;in Henry&#8217;nin birinci derecede yakınıyla evli olması meselesi Anne-Henry ve Mary üçgeninde işlemiyor bir şekilde.</p>
<p>Sonuç olarak Anne ve Henry evleniyorlar. Aragorn&#8217;lu Catherine de saraydan sürülüyor. Reformist Anne kraliçe oluyor. İngiltere&#8217;nin dini değişiyor. Halkın pek sevgisini kazanamayan Anne, zeki ve kendinden emin tavrıyla takılmaya devam ediyor. Fikrini söyleyen, susup oturmayan bir kadın olan Anne, gösterişi sevmesi, bildiğini okuması nedeniyle ne bir eş olarak, ne de bir kraliçe olarak halkın sempatisini bir türlü kazanamıyor. Kendisi halk arasında &#8220;Kralın orospusu&#8221; olarak geçiyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1487" title="boleynwax" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/boleynwax.jpg" alt="boleynwax" width="404" height="600" /></p>
<p>Neyse efenim, Anne evliliğinin ilk yılında, sonradan kraliçe olacak Elizabeth&#8217;i doğuruyor, fakat o da erkek evlat konusunda başarıya ulaşamıyor. 3 yıl süren evlilikleri boyunca, düşükler, ölü doğumlar birbirini izliyor. Bu konuya takık olan Henry, tekrar sarmaya başlıyor ve yine bu evlilikte de bir bokluk olduğuna kanaat getiriyor.</p>
<p>Sanırım bir kere bir eşten kurtulunca da sonrakilerden de kurtulmak kendisine çok zor gelmemiş olacak ki, Anne&#8217;dan da kurtulmanın yollarını arıyor. O dönemde saray zina dedikodularıyla çalkalanırken, Anne önceki ilişkileri ve zina bahane edilerek, vatana ihanetten (zira krala ihanet vatana ihanet demek o dönemde) tutuklanıyor. Gerekçe büyücülük. Suçlama Henry&#8217;i büyüleyerek bu evliliğe ikna etmiş olması. Eh, aşk da bir tür büyü olsa gerek tabii.</p>
<p>Takdir edersiniz ki Henry&#8217;nin her zaman olduğu gibi, o dönemde de bir metresi var. Anne&#8217;in gözden düşmesiyle, bu yeni metres Jane Seymour yükseliyor. Büyük ihtimalle bu &#8220;kurtulma&#8221; çabalarının bir sebebi de o.</p>
<p>Uzun lafın kısası, Anne 3 yıllık evliliğin sonunda, abisi George Boleyn de dahil olmak üzere tüm saray ahalisiyle yattığı söylenerek, zina ve büyücülük suçlamalarıyla, abisinden birkaç gün sonra, boynu kesilerek idam ediliyor. Öldüğünde 29 yaşında. Kendisine doğru düzgün bir cenaze töreni yapılmıyor, isimsiz bir mezara öylece gömülüyor.</p>
<p><strong>4. Jane Seymour (1508 -1537)</strong> &#8211; <strong><em>Motto: Bound to Obey and Serve</em></strong><em><br />
<em><span style="font-style: normal;">Her iki kraliçeye de nedime olarak hizmet eden Jane, 1536 yılına kadar kralın dikkatini çekmiyor. Ancak Henry, Anne&#8217;dan sıkılmaya başlayınca, tehlikeli esmer Anne&#8217;in tam tersi, sarışın, munis bir kız olan Jane farkediliyor. Kızın bu ilişkiye girmesi aşkından mıdır, ezikliğinden midir, korkusundan mıdır yoksa çıkarlarını kollamasından mıdır o tam bilinmese de, Henry&#8217;nin ilgisi zaten tek başına yettiğinden, Jane ile ilişkileri başlıyor. Anne&#8217;in idamından 10 gün sonra da evleniyorlar.</span></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1488" title="372px-Hans_Holbein_d._J._032b" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/372px-Hans_Holbein_d._J._032b.jpg" alt="372px-Hans_Holbein_d._J._032b" width="372" height="599" /></em></p>
<p><span style="font-style: normal;">&#8220;Güzel değil ama iyi bi kız&#8221; olarak özetleyebileceğimiz Jane, bana sorarsanız hayli uyuz bi tip. Fırtınalı Anne&#8217;dan dili yanan Henry&#8217;nin huzurlu limanı. Kendisi muhafazakar ve kurallara bağlı bi kadın ve mesela sarayda Anne&#8217;in moda anlayışını yansıtan her tür gösterişli kıyafeti yasaklıyor. Uyuz demiştim di mi?</span></p>
<p><span style="font-style: normal;">Neyse bunların evlenmesinden 2 ay sonra, kralın Bessie&#8217;den olan oğlu ölüyor ve kral &#8220;senden öncekiler yalannn! sen benim gerçek anlamdaki ilk ve tek karımsın&#8221; dediği Jane&#8217;in ona bir erkek evlat vereceğini ummaya başlıyor. Bir sene geçmeden Jane hamile kalıyor ve hakikaten erkek evlat nihayet geliyor: Prens Edward. Lakin Jane, doğum sonrası komplikasyonları nedeniyle, 2 hafta sonra ölüyor.</span></p>
<p><span style="font-style: normal;">Zannederim Henry hep kadınları suçlasa da, cenabetlik esasında kendisinde. Neyse işte, bizimki üzülüyor filan, kendi mezarını bu uyuz Jane&#8217;in yanında yaptırıyor. Böyle bi takım aptal romans aktivitelere giriyor. Çok uzak olmayan bir geçmişte karısının kafasını uçuran bi adam için fazlaca duygusal bi mod. Netice itibariyle, hakikaten de Henry de ölünce bu kadının yanına gömülüyor. 6 kadın arasından tek bir tanesi Henry&#8217;nin yanını hak etmiş, o da Jane, silik kraliçe.</span></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1489" title="seymourwax" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/seymourwax.jpg" alt="seymourwax" width="298" height="600" /></p>
<p></em></p>
<p><strong>3. Cleves’li Anne (1515 &#8211; 1557) </strong> &#8211; <strong><em>Motto: God Send Me Well to Keep</em></strong><br />
Hayret, Jane öldükten sonra 2 yıl boyunca Henry&#8217;de tık yok, gerçekten de Jane&#8217;i yasını tutuyor. Amma velakin, sonra yine kaşınmaya başlıyor, etrafındakilere &#8220;karı istirem&#8221; demeye başlıyor.</p>
<p>O dönemin politik koşulları gözetilerek, hemen uygun bir aday araştırılmaya başlanıyor. Henry tabii güzel olsun diye tutturduğundan uygun adayların resimleri çizilerek, kendisine gösteriliyor. Henry de bunların arasından Cleves dükü&#8217;nün kız kardeşi Anne&#8217;i kendisine uygun buluyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1490" title="448px-Anne_of_Cleves,_by_Hans_Holbein_the_Younger" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/448px-Anne_of_Cleves_by_Hans_Holbein_the_Younger.jpg" alt="448px-Anne_of_Cleves,_by_Hans_Holbein_the_Younger" width="448" height="600" /></p>
<p>Bu ikisi Ocak 1540&#8242;ta evleniyorlar. Ancak söylentiye göre evlilik zaten kötü başlıyor zira Henry kızı gerçekte görür görmez, itici buluyor. Hatta etrafa, &#8220;bu ne be, çirkin bu, hiç de resmindeki gibi değil, üstelik de kokuyor&#8221; gibi laflar ediyor. Halbuki o dönemde iyice yaşlanmış, göt göbek bağlamış olan kendisi. Ve bacağındaki kangren olmuş yara yüzünden, etrafa iğrenç kokular yaydığı bilinen bir gerçek. Ama işte kızla frekansları tutmayınca, suçu 24 yaşındaki bu kıza atıyor. Bu evlilikte cinsel birleşme de olamıyor. Artık kızı itici bulduğundan mı, yoksa ilerleyen yaşı nedeniyle pipisi kalkmadığından mı bilinmez.</p>
<p>Zaten Anne, Cleves&#8217;de büyüdüğünden, sarayda biraz taşralı kalıyor, adapte olamıyor. Almancadan başka dil bilmemesi de problem oluyor, giydiği kıyafetler dalga konusuna dönüşüyor. Ama halk bir şekilde benimsiyor bu kızı ve gittiği yerlerde sevgi gösterileriyle karşılanıyor.</p>
<p>Henry bu kızdan baştan hoşlanmadı ya, yine nedimelerden birine, çok genç bir kız olan Katherine Howard&#8217;a göz koyuyor ve bu evlilikten de kurtulmanın yollarını arıyor. Nihayetinde aynı senenin haziran ayında, Anne ile Henry&#8217;nin evliliği, kzıın daha önce kendilerine bildirilmemiş bir nişan anlaşması olduğu ve zaten bu evliliğin de hiç gerçekleşmediği (fikfik yok dedik ya) gerekçesiyle iptal ediliyor. Anne kraliçelikten, kralın kızkardeşi sıfatına geçiyor.</p>
<p>Hayret ki kral, bu kadına bir mülk bağışlıyor ve titr vererek, İngiltere&#8217;de kalmasına izin veriyor. Kız da hakikaten bir daha hiç memleketine dönmeden, sessiz, sakin bir hayat sürüyor. Hatta arada saraya eski nedimesi, yeni kraliçe Katherine&#8217;i ziyarete filan gidiyor.</p>
<p>Hakkı yenmiş bir kızcağız bence, Jane Seymour uyuzundan daha sevimli ve daha kişilikli olduğu kesin.<br />
<img class="aligncenter size-full wp-image-1491" title="waxcleves" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/waxcleves.jpg" alt="waxcleves" width="301" height="600" /></p>
<p><strong>2. Katherine Howard (1521 &#8211; 1542) &#8211; <em>Motto: No Other Will Than His</em></strong><br />
Bir Anne, bir Katherine serimizde yeni Katherine de bu. Henry, Anne&#8217;dan kurtulduktan 16 gün sonra bu genç (19 yaşında) ve rivayete göre çok güzel nedimeyle evleniyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1492" title="HowardCatherine02" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/HowardCatherine02.jpeg" alt="HowardCatherine02" width="205" height="255" /></p>
<p>Gördüğünüz resimde pek güzel çıkmamış ama Katherine Howard olarak geçen bu resmin aslında ona ait olmadığı ve Jane Seymour&#8217;un kuzenine ait söyleniyor. Zaten hakikaten de Jane&#8217;e benziyor bu resimdeki kadın. Katherine Howard ise gerçekten güzelliğiyle sarayda nam salmış kadınlardan biri, ancak evlilik bitince kralın Katherine&#8217;e ait  bütün resimleri attığı söylendiğinden, kendisine ait çok geçerli bir resim yok.</p>
<p>Neredeyse 50&#8242;sine yaklaşan Henry, bu kıza çok düşkün başlarda. Onun çocukça şımarıklıklarıyla eğleniyor, onu hediyelere boğuyor, her tür kaprisine boyun eğiyor filan. Hatta o dönemde çok da mutlu görünüyor. Katherine ise, tabii kraliçe oldu, ne güzel ama 50 yaşında, obez, kokulu bir adamla sevişmek zorunda olmaktan çok da mutlu değil. Zira Anne ile sevişememiş de olsa, genç ve güzel yeni karısıyla sevişmek istemekte Henry. Zaten biraz flörtik bir kızımız olan Katherine de türlü numaralarla adamı memnun ediyor işte yatakta.</p>
<p>Henry&#8217;nin &#8220;dikensiz gül&#8221; olarak hitap ettiği Katherine&#8217;cık de ne yapsın&#8230; Hem genç, hem sarayda bi sürü genç, edeleli delikanlı var. Gözü de gönlü de kayıyor tabii, Thomas Culpeper isimli yakışıklı bir saray soylusuna ve aralarında bir ilişki başlıyor. Bir de hafiften saftoroz bir kız olduğundan, sarayda çeşitli görevlere eski sevgililerini ve kendisine hayran adamları atamaktan da çekinmiyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1494" title="howardwax" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/howardwax.jpg" alt="howardwax" width="411" height="600" /></p>
<p>Hal böyle olunca, evlenmelerinin üzerinden takiribi 2 yıl sonra, dedikodular Henry&#8217;nin kulağına gidiyor. Zaten iyice huysuzlaşmış olan Henry, sinirleniyor, vatana ihanet suçundan Katherine&#8217;i, Culpeper&#8217;i ve Katherine&#8217;in eski sevgilisi Francis Dereham&#8217;ı hapse attırıyor. Ve hatta Culpepper&#8217;a yazdığı bir aşk mektubu da kızımıza karşı delil olarak kullanılıyor, zaten Katherine&#8217;den kalan tek şey de bu <a href="http://tudorhistory.org/letters/culpepperletter.jpg">mektup</a>:</p>
<p><em>&#8220;Master Culpepper, I heartily recommend me unto you, praying you to send me word how that you do. It was showed me that you were sick, the which thing troubled me very much till such time that I hear from you, praying you to send me word how that you do, for I never longed so much for thing as I do to see you and to speak with you, the which I trust shall be shortly now. The which doth comfort me very much when I think of it, and whne I think again that you shall depart from me again it makes my heart to die, to think what fortune I have that I cannot be always in your company. Yet my trust is always in you that you will be as you have promised me, and in that hope I trust upon still, praying you then that you will come when my Lady Rochford is here, for then I shall be best at leiseure to be at your commandment, thanking you for that you have promised me to be so good unto that poor fellow my man, which is one of the griefs that I do feel to depart from him, for then I do know no one that I dare trust to send to you, and therefore I pray you take him to be with you that I may sometime hear from you. One thing I pray you, to give me a horse for my man, for I have much ado to get one, and therefore I pray send me one by him, and in so doing I am as I said afore; and thus I take my leave of you, trusting to see you shortly again, and I would you was with me now that you might see what pain I take in writing to you,</em></p>
<p><em>Yours as long as life endures,</p>
<p></em></p>
<p><em>Katheryn&#8221;</em></p>
<p>Tüm bunların sonucunda ne oluyor? Tabii ki Katherine ve iki genç adam boyunları kesilerek, Londra Kulesi&#8217;nde idam ediliyorlar. Kızcağızın yaşı 21, daha taç bile giyemeden ölüyor. Halk inanışına göre, ölürken son sözleri şöyle: &#8220;I die a Queen, but I would rather have died the wife of Culpeper.&#8221;  Ama dedik ya bir nevi şehir efsanesi bu, kaynaklar bu sözleri doğrulamıyor. Halkın romantize etmesi herhalde.</p>
<p>Şu evlilikten de anlıyoruz ki Henry aşık olunca, idam ediyor.  Aşık olmasa daha iyi sanki? Kaderin enteresan bir cilvesi ise, ilk Catherine sürülüyor, akabinden gelen Anne idam ediliyor. Sonraki Anne&#8217;a gelirsek, bu sefer o sürülüyor, akabinden gelen Catherine idam ediliyor. Acaip.</p>
<p><strong>1. Katherine Parr (1512 &#8211; 1548) &#8211; <em>Motto: To Be Useful in All that I Do</em></strong><br />
Altıncı ve sonuncu evliliğinde Henry nihayet dengini buluyor bana sorasanız ve kendine eş olarak daha önce başından 3 evlilik geçmiş, yepyeni bir Katherine seçiyor. Bu seferki diğerleri kadar genç de değil üstelik. Düşünsenize 31 yaşında!!!! Aragorn&#8217;lu Catherine zamanında sarayda olanlardan biri. </p>
<p>Parr&#8217;ın 3. kocası öldüğünde, Jane Seymour&#8217;un erkek kardeşi Thomas Seymour, kendisiyle evlenmek istiyor, Parr da teşne ama kral hayır diyor, onunla ben evlenicem. Catherine de napsın, boynum kıldan ince diyor. Sanırım bu durumda literally bunu demiştir hatta. Neyse 1543&#8242;te evleniyorlar ve Parr kraliçe oluyor.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/473px-Catherine_Parr_from_NPG.jpg" alt="473px-Catherine_Parr_from_NPG" title="473px-Catherine_Parr_from_NPG" width="473" height="600" class="aligncenter size-full wp-image-1495" /></p>
<p>Bir reformist ve eğitimli bir kadın olan bu sonuncu kraliçenin yasaklı kitapları okuması ve dinde reforma yönelik söylemleri Henry&#8217;i bir kıllandırıyor tabii (1546 suları). Hatta yakın bir ilişki kurduğu üvey kızı prenses Elizabeth&#8217;i çok etkilediği söyleniyor. Henry de bunlar üzerine ahan da diyor burda da vatana ihanet var herhalde, sorgulamalar filan başlıyor, tam bu kraliçe de gitti herhalde diyecekken bir şekilde sonunda kadını affediyor. Zaten bir sene sonra da Henry ölüyor.</p>
<p>Katherine napıyor? Gizlice Thomas Seymour&#8217;la evleniyor. Bu bir skandala yol açıyor tabii. Ama evlilikleri sürüyor, hatta Catherine ilk kez hamile kalıyor. O dönemde hamilelikte seks çok ayıp bi şey olduğundan, kocası Seymour çareyi evin içinde arıyor ve o sıralarda kendileriyle yaşayan Prenses Elizabeth&#8217;le fingirdediği söyleniyor. Neyse sonuçta ne olduğu tam olarak bilinmemekle birlikte, Elizabeth evden uzaklaştırılıyor filan. Parr tek kızını doğurduktan, takribi bir hafta sonra, yine kaderin bir cilvesi ile, Jane Seymour&#8217;u öldüren hastalıktan hayata gözlerini yumuyor.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/parr.jpg" alt="parr" title="parr" width="332" height="600" class="aligncenter size-full wp-image-1496" /></p>
<p><em>Evet efendim, Henry ve aşk hayatı böyle&#8230; Gördüğünüz gibi adam aşık olunca kafalarını kesmiş, daha mantık evliliği gibi olanlarda da kadınlar çocuk doğururken ölmüş filan&#8230; Pek bulaşılacak bir adam sayılmazmış esasında. Neyse yani, sonuç olarak Henry&#8217;e pek sempatim olduğunu söyleyemem sanırım ama Eddie Izzard&#8217;a sevgim sonsuz, bakın ne güzel anlatmış Anglikan Kilisesi ve Henry&#8217;i (tunnel&#8217;layınız, değer):</em></p>
<p><object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Ope-1Zb5t-k&#038;hl=en_US&#038;fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/Ope-1Zb5t-k&#038;hl=en_US&#038;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1428&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/10-yil-asik-kalmak-icin-en-olmazsa-olmaz-10-neden/' rel='bookmark' title='Permanent Link: 10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden'>10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden</a> <small>Başlık sizi yanıltmasın. Bu yazı 10 yılını bugün doldurmuş iki...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/enhatali10tahmin/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En hatalı 10 tahmin…'>En hatalı 10 tahmin…</a> <small>Sanatçısından politikacısına, bilim adamından iş adamına… Herkes arada geleceğe yönelik...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small>Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli formüller,...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-sipsevdi-kralin-8-henry-8-buyuk-aski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>33</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/01/06henry8-150x150.jpg' length='11700'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/01/06henry8-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1940&#8242;lar)&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 23:27:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlüler]]></category>
		<category><![CDATA[1940'lar]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[film noir]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[siyah-beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[star]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1361</guid>
		<description><![CDATA[1930- 1950&#8242;li yıllar arasında parlamış Hollywoood yıldızlarının ışığına, havasına, nasıl derler aura&#8217;sına hastayım. Böyle sanki güzel olmanın dışında bu dünyadan değillermiş gibi bir zerafet, bir eda&#8230; Siyah-beyaz filmlerin etkisi midir, o zamanın kıyafetleri midir, o dönem Hollywood&#8217;unun görkemi midir nedir bilmiyorum bu etkiyi yaratan ama sanki günümüzün hiçbir güzel kadını ne kadar uğraşırsa uğraşsın, o [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;'>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;</a> <small>Evet sevgili okuyucular, bir zaman önce söz verdiğim üzere, eski...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-baba-10-yesilcam-karakteri/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;'>En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;</a> <small>Babalar günü olur da biz Madde Bağımlısı olarak hiç unutur...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>1930- 1950&#8242;li yıllar arasında parlamış Hollywoood yıldızlarının ışığına, havasına, nasıl derler aura&#8217;sına hastayım. Böyle sanki güzel olmanın dışında bu dünyadan değillermiş gibi bir zerafet, bir eda&#8230; Siyah-beyaz filmlerin etkisi midir, o zamanın kıyafetleri midir, o dönem Hollywood&#8217;unun görkemi midir nedir bilmiyorum bu etkiyi yaratan ama sanki günümüzün hiçbir güzel kadını ne kadar uğraşırsa uğraşsın, o zamanın kadınlarının ışığını yakalayamazmış gibi geliyor bana. Sanki star kelimesi, bu kadınları anlatmak için doğmuş. Ulaşılmaz, soğuk, gerçek dışı güzellikte, sözlükte &#8220;glamour&#8221; kelimesinin yanında resmi olması gereken kadınlar bunlar&#8230; Buyrun, başlıyoruzzz! Bu arada, bu maddelememizde 1940&#8242;ları inceleyeceğiz efenim, sırada 1950&#8242;ler var, yani Marilyn nerede diye paniğe kapılmayın.</em></p>
<p><strong>10. Veronica Lake (1919 &#8211; 1973)</strong><br />
<em>&#8220;I wasn&#8217;t a sex symbol, I was a sex zombie&#8221; </em></p>
<p>Jessica Rabbit karakterinde de esinlenildiği söylenen, gözün önüne düşen iri dalgalı, uzun saçlar&#8230; Soğuk, mesafeli bir duruş. Veronica Lake denince ilk akla gelen şeyler olsa gerek. Her ne kadar fotoğraflarında o zamanın tüm kadınları gibi upuzun, selvi boylu gibi dursa da, aslında boyu sadece 1.51 imiş. Beni bu kadınlarla ilgili en şaşırtan şey bu galiba çünkü ben hepsini 1.80 gibi görüyorum nedense. &#8220;Larger than life&#8221; dedikleri efekt bu olsa gerek.  Her neyse lafı dolandırmayayım, film noir&#8217;lardaki tehlikeli, soğuk kadın figürüne uygun görünümüyle bu genre&#8217;da rollerde oynamış ama sonradan komediye olan yatkınlığı da keşfedilmiş. Kendisini meşhur eden film 1941&#8242;deki <a href="http://www.imdb.com/title/tt0033741/">I Wanted Wings </a>filmi. Zaten kariyerinin en parlak dönemini de bunu izleyen 5 yıl içerisinde yaşamış. Efenim, hayatının son yıllarını alkolizmle boğuşarak geçiren yıldızımız, 54 yaşında hepatitten hayatını kaybetmiş.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1362" title="VeronicaLake" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/VeronicaLake-226x300.jpg" alt="VeronicaLake" width="226" height="300" /></p>
<p><strong>09. Ginger Rogers (1911 &#8211; 1995)</strong><br />
<em>&#8220;When you&#8217;re happy, you don&#8217;t count the years.&#8221;</em></p>
<p>Esasında rakibeleri göz önüne alındığında, onların efsanevi güzelliğine sahip bir oyuncu değil belki Ginger Rogers. Güzel değil sempatik derler ya, biraz öyle.  Ama benim,  hep Fred Astaire ile dans eden o imajı aklımda. Uçuşkan etekli, uzun bacaklı, zarif silüetiyle çok hoş bir kadın kesinlikle Ginger Rogers. Hatta bakınız Marilyn&#8217;in de en sevdiği oyunculardan biriymiş kendisi. Dönemin çoğu yıldızına göre uzun bir hayat yaşamış olan Ginger Rogers, bu uzun kariyere pek çok da film sığdırmış. En bilinen rolleri tabii ki, dediğim gibi Fred ile dans ettikleri müzikaller. Zaten yıldızlık mertebesine ulaşması da sonradan beraber 10 filmde oynayacağı Fred Astaire ile eşleştirilmesiyle oluyor ve bu sayede müzikal türünün en sevilen isimlerinden birine dönüşerek, dönemin en çok para kazanan oyuncularından biri haline geliyor. Bakınız o dönemki maaşının (sene 1938) 219 bin dolir olduğu raporlara geçmiş misela. Fred Astaire ile aralarının limoni olduğu da, yattıkları da rivayet edilenler arasında. Zannediyorum her iki dedikodu da kendisi tarafından yalanlanmış. Kendisi 83 yaşında, doğal sebeplerle hayatını kaybetmiş. Ve ayrıca Ginger da 5 metrelik bacakları varmış görünümüne rağmen, 1.63 boyunda imiş. Allah allah, TV kilo ekler derlerdi, bu kadınlarda boy uzatmış sankim?</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/ginger-218x300.jpg" alt="ginger" title="ginger" width="218" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1373" /></p>
<p><strong>08. Lauren Bacall (1924 &#8211; )</strong><br />
<em>&#8220;I never believed marriage was a lasting institution . . . I thought that to be married for five years was to be married forever.&#8221;</em></p>
<p>Ah nihayet gerçekten uzun sayılabilecek bir kadın, göz yanılsaması değil, 174 yani. Eski bir model olan Lauren Bacall, seksi, buğulu sesiyle tanınıyor. Ayrıca kendisi listemizdeki tek, hala hayatta olan yıldızımız, alla uzun ömürler virsin. 1945&#8242;te ünlü oyuncu Humphrey Bogart ile evlenen ve Bogart&#8217;ın 1957&#8242;de kanserden ölmesine kadar kendisiyle evli kalan Bacall&#8217;ın daha sonra Frank Sinatra ile beraber olduğu bilinmekte. En meşhur filmleri arasında Bogart ile kamera karşısına geçtiği<a href="http://www.imdb.com/title/tt0038355/"> The Big Sleep</a>, meşhur Agatha Christie adaptasyonu <a href="http://www.imdb.com/title/tt0071877/">Murder on the Orient Express </a>ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000002/bio">How to Marry a Millionaire </a>yer alıyor. Sayısız filmde rol almış rol almış bu önemli yıldız, halen oyunculuk yapmaya devam ediyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1366" title="lauren-bacall" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/lauren-bacall-237x300.jpg" alt="lauren-bacall" width="237" height="300" /></p>
<p><strong>07. Gene Tierney (1920 &#8211; 1991)</strong><br />
<em>&#8220;Jealousy is, I think, the worst of all faults because it makes a victim of both parties.&#8221;</em></p>
<p>Listedeki bazı isimler kadar bilinen bir isim değil belki ama zamanının önemli yıldızlarından ve tüm zamanların en güzel kadınlarından biri kesinlikle. Kendisinin en bilinen filmi meşhur bir cinayet filmi olan <a href="http://www.imdb.com/title/tt0037008/">Laura</a>. Hafiften sosyetik bir ailenin kızı olan Tierney, oyunculuğa Broadway ile başlayıp, buradan Hollywood&#8217;a transfer olmuş. 1943&#8242;te hamileliği sırasında bir kadın hayranı ile tanışmasının hayatına büyük bir etkisi olmuş. Zira Tierney ile tanışmak için hastaneden kaçan ve rubella (kızamıkçık) virüsü taşıyan bu hayran, Tierney&#8217;e hamilelikte büyük tehlike arzeden bu virüsü bulaştırmış ve oyuncunun ilk çocuğunun ileri derecede engelli olarak doğmasına sebep olmuş. Hatta bu olayın Agatha Christie&#8217;ye meşhur romanı &#8220;Ve ayna kırıldı&#8221; için ilham verdiği rivayet ediliyor. Kızının rahatsızlığı nedeniyle hayatı boyunca depresyondan depresyona giren Tierney, ileriki zamanlarda manik depresif teşhisiyle hastaneye yatmış ve elektrik şoku görmüş. Hatta bundan sonra, elektrik tedavisinin hafızasına zarar verdiğini açıkça söyleyerek, şok tedavisinin en azılı düşmanlarından biri olmuş. Yeteneğine ve güzelliğine rağmen hastane günlerinden sonra pek fazla iş yapamayan oyuncu, 71 yaşında hayata veda etmiş.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1368" title="large_tierney" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/large_tierney-240x300.jpg" alt="large_tierney" width="240" height="300" /></p>
<p><strong>06. Vivien Leigh (1913- 1967)</strong><br />
<em>&#8220;It&#8217;s much easier to make people cry than to make them laugh.&#8221;</em></p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0031381/">Rüzgar gibi geçti</a> denince akla gelen kadın, Scarlett O&#8217;Hara ya da <a href="http://www.imdb.com/title/tt0044081/">İhtiras Tramvayı </a>&#8216;ndaki meşhur Blanche DuBois&#8230; Yani Vivien Leigh. İki Oscar sahibi bu yıldızın Oscar ödüllerinden birini kapı çarpmasın diye kullandığı rivayet ediliyor. Bipolar (manik depresif) olduğu bilinen yıldızımız, rahatsızlığı nedeniyle sette zor bir oyuncu olarak ün yapmış ve  çok güzel olmasının oyunculuğunun önüne geçmesinden hep şikayet etmiş. Yine rahatsızlığı nedeniyle düzenli olarak elektrik şoku tedavisi gören Vivien, zor ama profesyonel bir oyuncu olarak, elektrik aldıktan sonra bile performansından hiçbir şey kaybetmez imiş. Hayatının uzun yıllarını manik depresif olması ve sonradan yakalandığı verem nedeniyle tedavilerle geçirmiş olan Leigh, hayatını 53 yaşında yine veremden kaybetmiş. Kendisi Oscar&#8217;lı bir Hollywood yıldızı olmasına rağmen, esasında Hollywood&#8217;a zıplamadan önce çok yetenekli bir tiyatro oyuncusu olarak addedilen bir İnciluz asilzadesi.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1364" title="Vivien_Leigh0550r" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/Vivien_Leigh0550r1-246x300.jpg" alt="Vivien_Leigh0550r" width="246" height="300" /></p>
<p><strong>05. Frances Farmer (1913 &#8211; 1970)</strong><br />
<em>&#8220;There comes a point when a dream becomes reality and reality becomes a dream.&#8221;</em></p>
<p>Çok sevdiğim bir kadın ve çok acıklı bir hikaye&#8230; Frances Farmer, Kurt Cobain&#8217;in &#8220;Frances Farmer will have her revenge on Seattle&#8221; şarkısındaki Frances, çok ama çok güzel, akıllı, yetenekli bir oyuncu ama Hollywood&#8217;un katı sisteminin, toplumun ve annesinin kurbanı olmuş bir kadın, yazık edilmiş bir kadın. Daha çocuk yaşlarda yazdığı &#8220;God dies&#8221; isimli kompozisyonuyla tanrıyı sorgulayan ve okulun kompozisyon yarışmasında birincilik kazanan Frances&#8217;in sıradışı bir kadın olacağı o zamandan belliymiş. Hollywood&#8217;un stüdyo sistemine hep direnen ama güzelliği nedeniyle sistemin hep içine çekilmek istenen Frances, açık açık stüdyoları eleştirmeye başlıyor, davetlere katılmıyor, parlak bir yıldız gibi görünmeyi reddediyor. Üstüne bir de alkoliklik derdi eklenince, Frances&#8217;in ruh sağlığı etrafta ve ailesinde soru işaretleri uyandırmaya başlıyor. </p>
<p>1942&#8242;de içkili araba kullanmaktan yakalanınca, tutuklanıyor ve kısa bir süre sonra akıl hastanesine gönderiliyor. Burada kendisine manik-depresif ve sonra paranoid-şizofren teşhisleri konuyor. Sonradan zararlı ve tehlikeli bir tadavi olduğu anlaşılsa da zamanın kabul gören çözümlerinden olan insülin şoku tedavisinin ardından hastaneden çıkıyor, sonra tekrar yatırılıyor ve bu böyle sürüp gidiyor. Frances&#8217;in hayatı elektrik şoku tedavileri ve akıl hastaneleri arasında geçiyor. En son 32 yaşındayken, Frances yine bir sebepten tutuklanınca annesi tekrar bir hastaneye yatırıyor ve Frances hayatının 5 yılını bu hastanede geçiriyor. Bu hastane giriş-çıkışları arasında Frances&#8217;in velayetini tamamen alan anne ile de büyük kavgalar ve gerginlikler yaşanıyor. Frances Farmer&#8217;in bilinen ilk lobotomi hastalarından olduğu ve kendisine lobotomi uygulandığı rivayet edilmektedir. Fakat bu iddia, yalanlanmakla birlikte, Frances Farmer&#8217;in bir dönem yattığı Western State Hospital&#8217;in içler acısı korkunçlukta bir akıl hastanesi olduğu, hastaların o dönem insanlık dışı koşullarda kaldıkları ve Frances&#8217;in yıllar boyu düzenli olarak geçirdiği şok tedavileri bir gerçek. Lobotomi ise muamma&#8230; Hayatını anlatan &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0083967/">Frances</a>&#8221; adlı filmde kendisini Jessica Lange oynuyor, seyrediniz.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1369" title="ffarmer" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/ffarmer-202x300.jpg" alt="ffarmer" width="202" height="300" /></p>
<p><strong>04. Ava Gardner (1922- 1990)</strong><br />
<em>&#8220;When I lose my temper, honey, you can&#8217;t find it any place.&#8221;</em></p>
<p>Güneyli bir kız olan Ava, güzelliği sayesinde abisinin bir fotoğraf çekimi sırasında MGM yetkilileri tarafından keşfedilir ve yıllar sürecek bir kontratın imazaları da böylece atılır. Çevirdiği pek çok filme ve sonradan Güneyli köylü kız havasını üzerinden atıp, karizmatik Ava&#8217;ya dönüşmesine rağmen kariyeri boyunca yeteneği konusunda kendine güvensizlik duymuştur.En bilinen filmi <a href="http://www.imdb.com/title/tt0046085/">Mogambo</a> ile Oscar adaylığı kazanan oyuncu, Oscar&#8217;ı kendisinden sonraki kuşaktan olan Audrey&#8217;e kaptırmıştır. Hüsranla sonuçlanan iki evlilikten sonra, meşhur Frank Sinatra ile 1951 yılında çalkantılı bir evlilik yapan Ava, bu evliliğinden de umduğunu bulamayınca; özel hayatındaki tatminsizlik ve kariyerinden duyduğu hayalkırıklığı gibi nedenlerle, 1955&#8242;te İspanya&#8217;ya, oradan da Londra&#8217;ya taşınmış, kariyerine uzaktan ve biraz da mecburen devam etmiştir. Her ne kadar kariyerinde kendini hedeflediği yere ulaşamamış gibi görse de pek çokları için Ava, çok önemli bir yıldızdır ve hala dünyanın en güzel kadınlarından biri olarak görülmektedir. </p>
<p>1986&#8242;da kısmi felç geçiren ve yatalak hale gelen Ava&#8217;nın tüm masraflarını Frank Sinatra karşılamıştır. Ava amfizem nedeniyle hayatını kaybedince, Sinatra&#8217;nın çok sarsıldığı, hatta kızlarının onu odasında gözyaşları içinde, konuşamaz bir halde bulduğu söyleniyor. Her ne kadar yürümemiş bir evlilik de olsa, Ava&#8217;nın Sinatra&#8217;nın hayatının aşkı ve pek çok şarkısının esin perisi olduğu söylenmekte&#8230;.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/ava_gardnerSM-226x300.jpg" alt="ava_gardnerSM" title="ava_gardnerSM" width="226" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1374" /></p>
<p><strong>03. Rita Hayworth (1918 &#8211; 1987)</strong><br />
<em>&#8220;Men fell in love with Gilda, but they wake up with me.&#8221;</em></p>
<p>Dansçı bir ailenin dansçı kızı olan Rita, herkesin hafızasına <a href="http://www.imdb.com/title/tt0038559/">Gilda</a> &#8216;daki uzun siyah elbisesiyle şarkı söyleyen, kızıl saçlı, seksi haliyle kazınmıştır. Bu seksi, tehlikeli imajı hem ondan sonra gelen kızıl saçlı kadınlara &#8220;kızıl saç = cazibe&#8221; etkisini sağlamış, hem de kendisinin Film Noir&#8217;lar için aranan bir oyuncu olmasını sağlamıştır. Filmlerinde yarattığı seksi aura&#8217;nın aksine, özel hayatında içine kapanık ve çekingen bir kadın olan Hayworth, bunu dile getirmekten de çekinmemiş, hatta kendisinde aşağılık kompleksi olduğunu bile beyan etmiştir. Öyle bir kadın ve aşağılık kompleksi&#8230; İnsanoğlu garip işte, napıceksınız&#8230; Hayatı boyunca mutlu bir yuva hayali kurduğu söylenen Rita&#8217;nın, biri meşhur yönetmen Orson Welles ile olmak üzere, boşanmayla sonuçlanan 5 evliliği olmuş.</p>
<p>Rita da dönemindeki pek çok yıldız gibi, hayatı boyunca alkol sorunuyla boğuşmuş, bu nedenle Alzheimer hastası olduğu bile uzunca bir süre anlaşılamamıştır. 1960&#8242;da ilk belirtileri veren Alzheimer, uzunca bir süre &#8220;aman alkolik işte&#8221; diye geçiştirilmiş, en nihayetinde 1980&#8242;de teşhis konmuş ve Rita 1981&#8242;de tamamen kızına bağımlı hale gelmiştir ve bu 1987&#8242;de ölene kadar böyle sürmüştür.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1371" title="rhayworth1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/rhayworth1-237x300.jpg" alt="rhayworth1" width="237" height="300" /></p>
<p><strong>02. Katharine Hepburn (1907 &#8211; 2003)</strong><br />
<em>&#8220;Life is hard. After all, it kills you.&#8221;</em></p>
<p>Efenim sırada, çok hoş, çok akıllı, çok cingöz, çok güzel bir yıldızımız var: büyük oyuncu Katherine Hepburn. Eğitimli bir ailenin kızı olan Hepburn (Audrey ile hiçbir akrabalığı yok), ailesi tarafından hep kendisini ifade etmesi yönünde telkin edildiğinden olsa gerek, kendisinden quote seçerken oldukça zorlandım. O kadar çok, o kadar güzel, o kadar sarkastik özlü sözler etmiş ki kendisi, hepsini almaya değer aslında buraya, buyrun mesela <a href="http://womenshistory.about.com/cs/quotes/a/qu_k_hepburn.htm">tık tık</a>.</p>
<p>Kendisinin hayatındaki en acı olaylardan biri, 14 yaşındayken çok sevdiği ve yakın olduğu erkek kardeşinin kendisini asması. Hepburn, bu olaydan sonra, yıllar boyunca kardeşinin doğum günü olan 8 kasım&#8217;ı kendi doğum günü olarak kutlamış. Hepburn&#8217;ü Hepburn yapan ise başta bahsettiğimiz zeka ve kendisi olma güdüsü. Tipik bir Hollywood yıldızı olmayı reddeden Hepburn, kalıplara sığmayan görünümü, tarzı, makyajsız yüzü, ettiği laflar ile atipik bir yıldız olarak Hollywood çevrelerinde farklılığını göstermiş, hatta bir zaman boyunca büyük tepki toplamış. Hepburn, 1942&#8242;de Spencer Tracy ile ilk kez kamera karşısına geçtikten sonra, aralarındaki kimya farkedilmiş ve tam 8 filmde ikili olarak rol almışlar ve Hepburn-Tracy efsanesi ve büyük aşkı böylece doğmuş. Koyu bir katolik olan Tracy eşinden boşanmayı reddetse de aralarındaki aşk yıllar boyunca devam etmiş. Hatta bu nedenle, yüreği kaldırmayacağından olsa gerek Hepburn, Tracy ölmeden birlikte çevirdikleri son film olan <a href="http://www.imdb.com/title/tt0061735/">Guess, Who&#8217;s Coming to Dinner</a>&#8216;ı seyretmeyi hep reddetmiş. En çok Oscar alan kadın oyuncu olarak Guinnes rekorlar kitabına geçen bu çok önemli oyuncu, 93 yaşında hayata veda etmiş.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1367" title="Katharine1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/Katharine1-223x300.jpg" alt="Katharine1" width="223" height="300" /></p>
<p><strong>01. Ingrid Bergman (1915 &#8211; 1982)<br />
</strong><em>&#8220;I&#8217;ve gone from saint to whore and back to saint again, all in one lifetime.&#8221;</em></p>
<p>En sevdiğim Hollywood yıldızının İsveçli olması komik aslında ama evet, Ingrid&#8217;ciğimiz Stockholm&#8217;de doğmuş, büyümüş, güzeller güzeli bir İskandinav dilberidir. 17 yaşında oyunculuğa başlayan Bergman, önce İsveç Kraliyet Tiyatro&#8217;sunda rol almış, sonra birkaç İsveç filminde oynamıştır. Nihayetinde Amerikalı bir yapımcı Bergman&#8217;ı faketmiş ve kaptığı gibi Ameriga&#8217;ya götürmüştür. Dönemin yıldızlarından ve Amerika&#8217;nın alıştığından farklı, egzotik güzelliği ve oyunculuk yeteneği sayesinde Ingrid hemen patlamış ve bundan sonra İsveç ve Avrupa ile ABD arasında mekik dokuyarak pek çok filmde rol almıştır. Elbette ki en bilinen filmi Humphrey Bogart ile karşılıklı döktürdükleri <a href="http://www.imdb.com/title/tt0034583/">Casablanca</a>&#8216;dır. Katharine Hepburn&#8217;den sonra en çok Oscar adaylığına sahip oyuncu da yine Ingrid&#8217;dir. Ayrıca İsveç&#8217;in de medarı iftiharıdır. Benim de en sevdiğim eski dönem yıldızıdır. Ayrıca, kendisi 175 boyunda bir İsveçli olduğundan Bogart dahil pek çok oyuncu kendisinden kısa kalmıştır. </p>
<p>Ingrid Bergman, 1949&#8242;da <a href="http://www.imdb.com/title/tt0041931/">Stromboli</a> filminde çalışmak üzere, meşhur İtalyan yönetmen Roberto Rosselini ile tanışmış, yetmemiş bi de kendisinden hamile kalmıştır. Muhafazakar Amerikan halkı bu nedenle kendisini çok kınamış ve büyük bir skandal çıkmıştır. Nihayetinde Rosselini ile evlenen Bergman, neyse ki bir daha hamile kalmış ve dünyaya kendisinden bi tane daha klonlayıp bırakmış, adını da <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000618/">Isabella Rossellini </a>koymuştur. Pek çok filmin ardından 68 yaşında, kanserden hayata gözlerini yummuştur, İsveç&#8217;te kemanla çalınan bir &#8220;As time goes by&#8221; eşliğinde, külleri denize bırakılarak vedasını etmiştir.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1372" title="IngridBergman" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/IngridBergman-241x300.jpg" alt="IngridBergman" width="241" height="300" /></p>
<p><em>Bu kadınların hayatlarına bakınca, pek çoğunun sorunlu, acı dolu hayatlar yaşadığı göze çarpıyor. Hüzün müdür bu kadınları böylesine güzelleştiren, bilemiyorum, belki de&#8230; Ama işte seviyorum o zamanların ışığını. Belki de o yüzden bana &#8220;eski kadınlara benziyosun&#8221; diyince insanlar seviniyorum, zira eğer bu kadınların taşıdıkları havanın yüzde birini taşıyabiliyorsam, daha ne isterim len. Gerçi belki de acaba ben kendim eski kadınlara benzetiliyorum diye mi seviyorum bu kadınları, el mahkum, mecburen, kendimizi sevelim kampanyası çerçevesinde yani? Yok sanmam, kendim ultra modern, bağyan fütüristik gibi bile görünsem yine de severdim bu kadınları. Neyse efenim, 1940&#8242;lar böylelikle bitti. Dediğim gibi bir dahakinde 50&#8242;lere değineceğiz. </em></p>
<p><em>Not: &#8220;Audrey Hepburn nerde layyyyn!&#8221; demeyin. elbette ki unutmadık onu da kendisi çok arada kaldı, buraya mı 50&#8242;lere mi alayım bilemedim, sonunda dönemleri oyuncuların yaşlarına göre değil, ilk filmlerini çektikleri, patlamayı yaptıkları döneme göre belirlemeye karar verip, Audrey&#8217;i 50&#8242;lere almayı seçtim. Yani o da çok yakında sinemalarda&#8230;</em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1361&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;'>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;</a> <small>Evet sevgili okuyucular, bir zaman önce söz verdiğim üzere, eski...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-baba-10-yesilcam-karakteri/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;'>En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;</a> <small>Babalar günü olur da biz Madde Bağımlısı olarak hiç unutur...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/VeronicaLake-150x150.jpg' length='7803'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/VeronicaLake-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En büyük 20 FF Meydan Muharebesi&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-buyuk-20-ff-meydan-muharbesi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-buyuk-20-ff-meydan-muharbesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 02:08:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[öküz]]></category>
		<category><![CDATA[dedikodu]]></category>
		<category><![CDATA[entrika]]></category>
		<category><![CDATA[ff]]></category>
		<category><![CDATA[friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[hakaret]]></category>
		<category><![CDATA[kavga]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[muharebe]]></category>
		<category><![CDATA[muhtar]]></category>
		<category><![CDATA[online]]></category>
		<category><![CDATA[paparazzi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1318</guid>
		<description><![CDATA[Friendfeed bu aralar en büyük hobim&#8230;di. Sıkıntıdan filan işte takılıyodum, ama birden sıtkım sıyrıldı, accountu siliverdim. Ama bu demek değil ki ff hakkında yazı yazabilemem. Neticesinde oranın eski üyelerinden biri olarak, kavga geçmişini, husumetleri vs&#8230; baya iyi biliyorum, mahallenin muhtarı misali. Eh şimdi hazır da çıkmışken, bi magazin gazeteciliği yapmamak, ayrıldığın sevgilinin kirli çamaşırlarını ortaya [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-altin-10-feed-konusu-ile-friendfeedde-takipcilerini-artirmak/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En altın 10 feed konusu ile Friendfeed&#8217;de takipçilerini artırmak&#8230;'>En altın 10 feed konusu ile Friendfeed&#8217;de takipçilerini artırmak&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Alev Ey güzel FF insanı! Bin oldu, binbeşyüz oldu...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-yaygin-20-ff-trendi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En yaygın 20 FF trendi&#8230;'>En yaygın 20 FF trendi&#8230;</a> <small>Efendim, şimdi adına friendfeed derler bir ortamımız var. Böyle çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-etkili-8-sosyal-medya-abazasi-teknigi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En etkili 8 sosyal medya abazası tekniği&#8230;'>En etkili 8 sosyal medya abazası tekniği&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Davut Topcan Deniz&#8217;in notu: Davut dedi şurada yazdığım şeyleri...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-buyuk-20-ff-meydan-muharbesi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-buyuk-20-ff-meydan-muharbesi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Friendfeed bu aralar en büyük hobim&#8230;di. Sıkıntıdan filan işte takılıyodum, ama birden sıtkım sıyrıldı, accountu siliverdim. Ama bu demek değil ki ff hakkında yazı yazabilemem. Neticesinde oranın eski üyelerinden biri olarak, kavga geçmişini, husumetleri vs&#8230; baya iyi biliyorum, mahallenin muhtarı misali. Eh şimdi hazır da çıkmışken, bi magazin gazeteciliği yapmamak, ayrıldığın sevgilinin kirli çamaşırlarını ortaya sermemek olmaz&#8230; </em></p>
<p><em><img class="aligncenter size-medium wp-image-1320" title="braveheart_xxl_01" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/braveheart_xxl_01-300x250.jpg" alt="braveheart_xxl_01" width="300" height="250" /></p>
<p></em></p>
<p><em>Neyse efendim, dedim ya düne kadar her an ordaydım. Tabii bi ortamda o kadar vakit geçirince, insan ondan da sıkılıyor, arada bir değişiklik, bir renk istiyor. Zannederim ki sadece benim değil, pek çok insanın görüşü olacak ki bu, FF’de kavgasız gün geçmiyor. Nasıl ki TV’de reytingleri en çok kavga topluyor, eh, burda da öyle. Türküz bi kere, kanımızda var psikopatlık, ha bi de sanal ortam o kadar kolay ki&#8230; Normalde saydıramacağın şeyleri saydırmana ortam sağlıyor. Hal böyle olunca da her gün birileri bir feed altında birileriyle ottan boktan kavga ediyor. Bu minör kavgaları say say bitmez ama bazıları var ki çığır açıyor, bir feedde kalmıyor, ana feed’in hepsini işgal ediyor. Herkes postlar açıyor, farklı cephelerde savaşlar veriliyor filan&#8230; İşte meydan muharebesi dediklerim bunlar, tek atımlık değil de, herkesi birbirine düşürenler, kutuplaştıranlar&#8230; Eveet şimdi bakalım FF tarihinin, en önemli 20 meydan muharebesi neymiş&#8230; Unuttuklarımızı da yorumlara bekleriz efenim.</em></p>
<p><strong>20. FF’nin trollerle imtihanı</strong><br />
Bu genel bir savaş ve bir o kadar da geyik bir savaş&#8230; FF yüzyıllardır ara ara patlayan troll’ler veya feyklerle savaşlar veriyor. Ne oluyor? Birinin canı sıkılıyor, azcık saçmalayayım diyor ve abuk subuk postlar giriyor. Sazanlar düşüyor, ironikler dalgaya vuruyor, buralar eskiden dutluktu’cular ise buralar eskiden dutluktu diyor. Ana feed, o gün bu konuyla dolup taşıyor, sonra bu troll unutuluyor, yenisine dadanılıyor. Böyle böyle herkes 15 dakikalık ün şansını yakalıyor. Bu trollerden Cansu bekaret konusundaki demeçleri ile, özgür tüm cinsel içerikli feed’lere girip küfrü basmasıyla, Emelim önüne gelen kıza çirkin demesiyle biliniyor mesela.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1326" title="forum_trolls" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/forum_trolls-225x300.jpg" alt="forum_trolls" width="225" height="300" /></p>
<p>Buyrun son günlerin en in troll’ünden <a href="http://ff.im/9U6Pv">bir bomba </a>size.</p>
<p><em>Aftermath: Her troll&#8217;den kısa bir süre sonra olan, o troll&#8217;ün esamesinin bile okunmaması oluyor efenim.</em></p>
<p><strong>19. Günaydın ayaklanması, Temmuz, 1954</strong><br />
Bazı FF üyelerinin sabahı günaydın mesajlarıyla karşılamasına sinir olan bazı başka FF üyeleri, sevilen birinin günaydın mesajı altında sert girince olay koptu. Bir yandan anti-günaydın’cılar cengaverce feede giren arkadaşımıza destek verirken, diğer yandan günaydın’cılar günaydın diyene “yürü be” dedi. Hatta günaydın’cılar destek için bir sürü “günaydın” postu açtı. Öyle işte, karşıt görüşün ironik günaydın’ları ve günaydın’cıların çok sayıdaki günaydın’ı ile tartışma postları ana feed’i süsledi bir süre. Bazıları daha haşin postlar da girdi, biraz agresivite görüldü ama büyük hasarlı bir savaş olmadı. Zaten de gereksiz bir patlamaydı bana sorarsanız.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1325" title="wakeup-main_Full" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/wakeup-main_Full-300x253.jpg" alt="wakeup-main_Full" width="300" height="253" /></p>
<p>Buyrunuz&#8230; <a href="http://ff.im/5DAnP ">Kavganın patlak verdiği feed </a>ve sonrasındaki <a href="http://ff.im/5Fj9n">bir feed</a>.</p>
<p><em>Aftermath: “Günaydın” konsepti doğdu. Bazı kullanıcılarda bazılarına karşı bir kıl olma hali gelişse de çok derin yaralar açılmadı.</em></p>
<p><strong>18. Tiki isyanı ve feyk cephesi, Mayıs, M.Ö 12 – M.Ö. 11</strong><br />
Günümüzde “elit”ler varsa, zamanında da tikiler vardı. Zaten bugünün elitleri, tikiyus sapienus’tan evrilmişlerdir. Neyse efendim, antik çağ FF’sinin troll’lerinden, hatta belki de ilk trollümüz olan bi arkadaşımız, “starbucks’ta kahve içen tikilerden tiskiniyorum” isimli bir feed açmış, savaşı başlatmıştır. Bu feed öncesinde yine aynı adamın buna benzer hezeyanlarından bunalan tikiler, nihayet coşmuş, feede akın ederek bu arkadaşla taşağa başlamıştır. Ne bileyim, “Ben şimdi latte içiyom alla belamı versin, halk çok tiskinç, çay içiy” yok efendim “Lacoste’umu giydim geliyorum” türü yorumlarla feedi babalamış, sonrasında açtıkları benzer taşak materyeli ile ana feedi meşgul etmişlerdir. FF aristokratlarından olan bendeniz, takdir edersiniz ki “tiki”ler safinda savaşa katılmış, gazi olmuş idim. Zira bu trolcük arkadaş, şimdi tam hatırlamıyorum ama bana seks inüendolu bişeyler demiş, ilk ff moral çöküşümü yaşatmış idi.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1321" title="britney-starbucks" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/britney-starbucks-300x277.jpg" alt="britney-starbucks" width="300" height="277" /></p>
<p>Bu adam herkesten blok yedi bi süre, tiki feedlerine devam etti. Sonra zaten sapıttı, herkese küfür müfür etmeye başladı, ve nihayetinde bi kız feyki olduğu ortaya çıkarıldı ve ikinci savaş başladı. O dönemde bu adamın kız feykini ortaya çıkarma çabaları ve bunların çıkardıkları kavgalar ana feed’i uzunca süre işgal etti.</p>
<p>Tiki cephesine ait feed yok, arkadaş hesabını sildiğinden. Lakin sonradan ortaya çıkan feyk cephesine ait feedler <a href="http://ff.im/2MUzk ">burada </a>ve <a href="http://ff.im/2YJEM">burada</a>.</p>
<p><em>Aftermath: Adam gitti ff’den, uzunca bir süre sonra geri geldi. Şimdi “tiki” muharebesindeki saçma sapan yorumları unutulmuş durumda. Kendisi sessiz sedasız, pek kimseye bulaşmadan, ff konservatifleri ile takılmakta.</em></p>
<p><strong>17. Yerel seçim çatışması, Mart, M.Ö 72<br />
</strong>Yerel seçimler gergin geçer de, FF rahat durur mu? Seçim boyunca her gelişme, her olay FF ekranlarından izlendi. Elektrikler kesildi, hep beraber delirdik, sonuçlar ortaya çıktı, hep beraber yorumladık. Bunun neticesinde de başı çeken partilerin destekçileri elbette ki birbirine girdi. Yani evet AKP ile CHP taraftarları demek istiyorum. Zaten ana feed’in hepsi o gün seçim postları ile doluydu, aralarda da haşin tartışmaların yaşandığı feedler göze çarpıyordu. Bunların benim de girdiğim bir tanesinde “Sizler sol şeritten gitmeye devam edin, belanızı bulacaksınız.” gibi şirin tehditler ve çeşitli hakaretler gözüme çarpmıştı. Eminim diğer tartışmalarda da benzer fikirler, yorumlar ve usluplar olmuştur ama tabii FF antik çağının nazik tavrı hakimdi genele&#8230; Şimdi olsa edilecek küfürlerin binde biri edilmemiştir tahmin ediyorum.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1327" title="ilharita2009secim" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/ilharita2009secim-300x175.jpg" alt="ilharita2009secim" width="300" height="175" /></p>
<p>Feed linki yok zira hangi birine vereyim, bir de zaten tahmin edersiniz neler döndüğünü aşağı yukarı.</p>
<p><em>Aftermath: Ağır girenler bloklandı. İki-üç gün seçim tartışmaları ve yorumları devam etti.  Bi bokluk var mı, yok mu, o elektrik kesintisinin içyüzü neydi haberleri ana feed’e yağdı. Sonra unutuldu.</em></p>
<p><strong>16. Yeni Şafak saldırısı, Şubat, M.Ö 95</strong><br />
Yeni Şafak isimli kullanıcı önce Twitter’da, sonra FF’de önüne gelen herkese abone olmaya başlayınca birileri “Yeni şafak spam mi yapıyor” diye ortaya atılmış ve FF tarihinin ilk spam kavgası yaşanmıştır. Tabii o dönemde hiç kimse birbirini report etmek gibi kalleşlikler yapmamış, onun yerine çeşitli feed’lerde nazik nazik konuyu tartışmayı tercih etmiştir. Neyse efenim, Yeni Şafak’ın FF temsilcisi, account’u kendisinin yönettiğini söylemiş ve bilerek, insanlar tercih ederlerse abone olsunlar diye bunu yaptığını açıklamıştır. Kendisine Yeni Şafak’ın niş ve radikal duruşlu bir gazete olmasından ötürü bu hareketin antipati toplayacağı anlatılmak istenmiş ama gazetecimiz anlamamakta direnmiştir. O gün ana feed’in 4 yanında, bir gazeteciye hak verenler veryansın etmiş, bir “sıktı artık”cılar çemkirmiştir.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1333" title="gazeteler" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/gazeteler-300x225.jpg" alt="gazeteler" width="300" height="225" /></p>
<p>Konuyla ilgili <a href="http://ff.im/18Wr6">feed’lerden biri bu</a> mesela, gazetecimizin <a href="http://www.melihbayramdede.com/2009/02/23/2270/sosyal-medyada-safak-atti">blog yazısı</a> da bu.</p>
<p><em>Aftermath: Kısa sürede barış sağlanmıştır ama gazeteci abi, sonrasında sergilediği magazin gazetecisi tavrıyla yorumları çarpıtıp, cımbızla çekip blogunda tam Türk gazeteciliği anlayışıyla manşetten, mazlum edebiyatı yaparak sunması yüzünden, bazılarımızca mimlenmiştir. Mesela benim tarafımdan, evet.</em></p>
<p><strong>15. Yakışıklı erkek istilası, Haziran, 1867</strong><br />
Megan Fox, Scarlett Johansson ve türevlerinin mütemadiyen ana feed’i işgal etmesinden bunalan FF kadınları bir gün ama bir tek gün bir eylem yapar. FF’nin de en tatlı, en eğlenceli savaşı yaşanır. Olay şöyle gelişir, kızlardan birinin “madem öyle alın size yakışıklı” diye bir abi post etmesini takiben, çeşit çeşit kızlar anında organize olur ve erkek fotoları post etmeye başlar. Ana feed erkek fotosundan geçilmez olur. Arada erkekler misillleme amaçlı kız fotoları post etmeye çalışsa da, cazgır FF kadınları onları bastırır. Bir yanda yakışıklı erkekler, bir yanda “kızlara ne oldu” diyen erkekler, bir yanda da “sıkıldık ama” diye vızırdanan başka abiler&#8230; Çok eğlenceli, çok güldüğümüz, erkeklerin bize hakkımızı verdiği, FF tarihinin en komik feed’lerinin döndüğü, erkeklerin twitter’dan yardım çağrıları istediği, sonu “kadın milletinden korkulur”a varan takribi 1-2 saatlik minik bir savaş. Keşke hepsi böyle olabilse.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1328" title="SuperStock_1799R-11583" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/SuperStock_1799R-11583-201x300.jpg" alt="SuperStock_1799R-11583" width="201" height="300" /></p>
<p>Yani feed linki vermeye gerek var mı? Düşünün ki ana feed’deki tüm postlar çeşit çeşit, her zevke hitap eden yakışıklılarla dolu. Brad Pitt, Keanu, Benicio, Marlon Brando, Antonio Banderas, Kıvanç tatlıtuğ, Sawyer vs&#8230; vs&#8230; Kadınlar için cennetten çıkma bir 1 saatti o. Yani mesela <a href="http://ff.im/45C5z ">şöyle </a>postlar düşünün ama tüm ana feed’de.</p>
<p><em>Aftermath: Kadınlar bir süre Megan Fox filan görünce, erkeklere o “kara gün”ü hatırlatarak, gözdağı verdiler. Komikti, kimse kimseye küsmedi. Birkaç tane çabuk sıkılan adam blok koymuşsa da genel itibariyle erkekler de olayla eğlenmesini bildi.</em></p>
<p><strong>14. Evrim bombalaması, Mayıs M.Ö 6</strong><br />
Fosil Ida’nın keşfiyle, FF ahalisi nedense bir bayram havası estiriyor. Herkes Ida türküleri söylüyor, Ida resimleri paylaşıyor, çok mutluyuz, coşkuluyuz derken çaaaaaaaat! Birileri çamur teorisini geri getiriyor, canımız ciğerimiz Ida’ya saldırıyor. E tabii ana feed’de çeşitli postlar altında evrim tartışılıyor. FF’nin en entelektüel günlerinden biri oluyor. Daha bilgiç bir savaş yaşanmamıştır herhalde.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1319" title="Ida-missing-link-fossil-I-004" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/Ida-missing-link-fossil-I-004-199x300.jpg" alt="Ida-missing-link-fossil-I-004" width="199" height="300" /></p>
<p>Buyrun ancak <a href="http://ff.im/352Ca">şu feed’i </a>bulabildim ben konuyla ilgili.</p>
<p><em>Aftermath: Evrimciler evrime, yaradılışcılar yaradılışa inanmaya devam ediyor. Herhangi bir uzlaşma sağlanmıyor ama küslük de olmuyor haliyle.</em></p>
<p><strong>13. Kılıçdaroğlu bombardımanı</strong><br />
Kılıçdaroğlu vs. Feysbuk hadisesine ilk 12 saat içinde tepki vermekte geciken Sansüresansür üyeleri önce ileride bahsedeceğimiz çük davasındaki baba kullanıcı tarafından, sonra Yeni Şafak olayındaki gazeteci tarafından yerden yere vuruluyor. Neden bilinmez, siz “tatlısu bilmeneleri” gibi çıkışlarla, sanki CHP olunca tepki gösterilmeyecekmiş gibi bir vurgu yaratılıyor. Oysa ki öyle bir şey yok, tepkinin gecikme sebebi kişisel sebepler, bir de konunun araştırılmak istenmesi. Ama böyle bir hak tanınmıyor, herkes ana feed’de birbirine giriyor. Sansüresansür için kırıcı bir kavga olsa da, bellibaşlı isimlerin postları haricine çok da fazla taşmıyor, daha minör bir kavga oluyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1334" title="facebook_mada" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/facebook_mada-300x225.jpg" alt="facebook_mada" width="300" height="225" /></p>
<p>Örneklemek gerekirse, mesela <a href="http://ff.im/6Fb7y">bu</a> veya hatta daha iyisi <a href="http://ff.im/6E1Zh">şu</a>.</p>
<p><em>Aftermath: Sansüresansür gazi oluyor, güven sorgulaması yapıyor. Bazı kişilere olan kırgınlıklar artıyor. Nedense saldırılan sansüresansür üyeleri değil de, gazeteci arkadaş herkesi blokluyor. Bazen açıyor, bazen geri koyuyor. Havalandırıyor herhalde, bilemiyoruz.</em></p>
<p><strong>12. 100 yıl “sigara” savaşları</strong><br />
Sigara yasağı ilk geçtiğinde bir savaş, uygulanmasına başlandığında ikinci savaş, duman avcıları olayı başlayınca üçüncü savaş&#8230; Konu belli, konuşulanlar belli: Yasak çok faşistçe, mecbur muyuz biz sizin dumanınızı koklamaya, içen-içmeyen ayrımı yapılsın, havalandırma sistemlerine yatırım yapılsın, bar-kahvede sigara içilmemesi olur mu ya, sizin yüzünüzden barlara gidemiyorduk oh oldu, bırakın işte zararlı vs&#8230; vs&#8230; Tartışmalar yer yer çok şiddetli geçti, hatta arkadaşlar birbirine girdi filan. Tüm ana feed dumanaltı oldu.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1329" title="stop-smoking" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/stop-smoking-300x225.jpg" alt="stop-smoking" width="300" height="225" /></p>
<p>Feed linki vermiyorum bile, çok klasik bir sigara tartışması.</p>
<p><em>Aftermath: Sigara yasağı geçti, Türk milleti kendince çözümler buldu. Konu hala tartışılıyor ama şiddetle değil.</em></p>
<p><strong>11. Tasarım vakası, Haziran, 1612</strong><br />
Şimdi efenim, meşhur blogger’lardan asabi mizaçlı bi arkadaş, bir yabancı blogger’in tasarımını almış, kodunu hafiften değiştirip “yeni tasarımım” diye ortaya çıkmış. Bunu bir şekilde keşfeden bir başka blogger da bir zehir hafiye misali, ona mail atmış, buna mail atmış olayın içyüzünü ortaya çıkarmıştır. O sırada da ana feed’i konu ile ilgili feedlerle baya yormuştur. Sonucunda farklı kutuplaşmalar doğmuştur: Hafiyenin ekürisi, tasarımı “alan” arkadaşın ekürisi ve “bırakın bu işleri size ne yarram”cılar. Uzunca bir süre ff’de başka bir şey konuşulmamış, konuşulamamıştır.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1345" title="tasarim" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/tasarim-300x136.jpg" alt="tasarim" width="300" height="136" /></p>
<p>Olay tasarımın sahibinin de devreye girmesi ve nihayetinde asabi blogger’ın başka bir tasarıma geçmesiyle sonuçlanmış, lakin bu olana kadar herkes herkese bol keseden sırasıyla ingilizce, türkçe ve almanca küfürler sıralamıştır.</p>
<p>Detaylar <a href="http://ff.im/3AKjS">yaz köşesinde</a>, <a href="http://ff.im/3viBp">kış köşesinde</a>, <a href="http://ff.im/3zQM9">ortada </a>, <a href="http://ff.im/3BbRk ">su şişesinde</a> ve bi de mesela <a href="http://ff.im/3BgBA">burda</a>&#8230; Daha da vardır, ama bu kadarı yeterli bence. Taraflardan birinin blog yazısı <a href="http://wolkanca.com/blogun-tasarimi-chriskjennings/">bu</a>.</p>
<p><em>Aftermath: Asabi blogger’ımız ve zehir hafiye karşılıklı dava tehditleri savurduktan sonra, asabi şirin bir süre ortalardan kaybolmuştur. Şimdilerde yine ff sularında daha durgun bir şekilde seyretmektedir. Hafiye ile pek bi alakaları var gibi görünmemektedir. Asayiş berkemal midir sanki?</em></p>
<p><strong>10. Türban davası, Ekim, 1949</strong><br />
Emeeen, sıkıcı bi savaştı bu ama kan gövdeyi götürdü&#8230; Şimdi bir arkadaşımız ff’deki türbanlı kızların anime avatarlar seçmeleri üzerine bir feed açıyor, sonra türbanlı olduğunu söyleyen bir kızımız genellemeye karşı çıkıyor. Hele ki postu açan eşcinselliğini açıkça ifade eden biri olunca belden aşağı vuruşlar başlıyor, usluplar bozuluyor, kalpler kırılıyor, facia çıkıyor. 94 ölü, 123 yaralı ile konu kapanıyor. Tabii ki ana feed’de haşin türban tartışmaları alıyor yürüyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1338" title="75378431" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/75378431-300x200.jpg" alt="75378431" width="300" height="200" /></p>
<p>Buyrun efenim, kavgayı başlatan <a href="http://ff.im/99zFF">feed </a>, sonrasında olanlara dair bi <a href="http://ff.im/9c484">feed</a>&#8230;</p>
<p><em>Aftermath: Bilemiyorum. İki cephenin önderleri barış sağladı mı sağlamadı mı bilemiyorum. En son bildiğim, sağlayamadıkları yönündeydi. Türban karşıtları türbanlılarla, türbanlı olmayıp türbana karşı olmayanlarlar türban karşıtlarıyla, türbanlılar eşcinsellerle, sonrasında türbanlı olmayan bir takım homofobikler bunu bahane edip eşcinsellerle şeklinde çeşitli kombinasyonlarla kavgalar ediliyordu hala, ben bıraktığımda.</em></p>
<p><strong>09. Anonimler cephesi, Eylül, 1905 &#8211; ?<br />
</strong>Anonimler her zaman için FF’de pek sevilmeyen bir azınlık olmuşlardır ve yıllar yılı kendilerine kötü davranılmış, hor görülmüşlerdir. Zaten genel olarak sık sık tartışılan mahlas konusu, bir gün bir arkadaşımızın ana avrat saydırmasıyla büyümüş, bütün mahlaslıların kendisine ana feed üzerinden cevap veren postlar açmaları ve altında çeşitli tartışmaların yaşanmasıyla sonuçlanmıştır. Lakin burada benim görüşüme göre, anonimlere saldıran arkadaşımızın attığı bomba yanlış hedefe gitmiştir. Üzerine alınmaması gerekenler alınmış, alınması gerekenler alınmamış, durum pek saçmalaşmış, çığrından çıkmış, küfürler havada uçuşmuştur. Olayın ilk etkileri geçse de</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1347" title="2006_v_for_vendetta_044-1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/2006_v_for_vendetta_044-1-300x127.jpg" alt="2006_v_for_vendetta_044-1" width="300" height="127" /></p>
<p>FF’nin anonimlerle imtihanı küçük çatışmalarla devam etmektedir.</p>
<p>Buyrunuz, meydan muharebesini başlatan ana feede <a href="http://ff.im/7YyR3">cevap </a>, sonrasındaki çatışmalara <a href="http://ff.im/9HCDp ">bir örnek </a>ve bir <a href="http://ff.im/9G9aN">diğer örnek</a>.</p>
<p><em>Aftermath: Bombacı arkadaş anonimlerce sevilmeyen kişi ilan edilmiştir. Barış sağlanmamıştır. Anonimlerle yapılan gerilla savaşları hala çeşitli feedler altında sürmektedir.</em></p>
<p><strong>08. Temizff muharebesi, Ekim, 2009</strong><br />
Yeni dönem FF savaşı, benim de jübilem. FF muhafazakarları paylaşılan pornografik ya da seksi görüntülere ve seksi içeriklere kızınca, bir post açmış ve nedense özellikle kadınların bu feed’lere girmelerine çemkirmiştir. Bunun üzerine sinirlenen FF kadınları, önce bu feedler altında çarpışmı, sonrasında temizff isimli bir gerilla hareketiyle, ortamı pembe çiçek böcek ve kelebeğe boğmuşlardır. Ana feed bir süre, ya bu pembe feedlerle ya da konuyla ilgili tartışmalarla dolmuştur.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1324" title="1215434067normal_pembe-cicek" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/1215434067normal_pembe-cicek-300x225.jpg" alt="1215434067normal_pembe-cicek" width="300" height="225" /></p>
<p>Konuyla ilgili <a href=" http://ff.im/9CnGx">ana feed</a>, bir <a href="http://ff.im/9FNVW">diğer feed </a>, <a href="http://ff.im/9GwTl ">karşı görüşten bir feed </a>ve <a href="http://friendfeed.com/search?q=%23temizff">temizff hareketi</a>&#8230;</p>
<p><em>Aftermath: Savaş hala hafiften de olsa sürüyor. Barış ve uzlaşma ihtimali yok gibi.</em></p>
<p><em>DENİZ&#8217;İN NOTU: EVET SEVGİLİ OKUYUCULAR, YAZIYA BU NOKTADAN SONRA NE OLDU BİLEMİYORUM. BİR ŞEKİLDE BUNDAN SONRASI SİLİNMİŞ VE HİÇBİR YERDE KAYITLI OLMADIĞINDAN TAMAMLAYAMIYORDUM NE ZAMANDIR. NEYSE Kİ FF&#8217;DEN <a href="http://friendfeed.com/ilkerserdar">İLKER SERDAR</a>, İMDADIMIZA YETİŞTİ VE YAZIYI ÇIKIŞ ALMIŞ OLDUĞU İÇİN HAYAT KURTARDI. SCAN EDİP GÖNDERDİĞİ DOKÜMAN AŞAĞIDA JPEG OLARAK MEVCUT. VAKİT BULDUĞUM İLK FIRSATTA ONLARI YAZIYA GEÇİRECEĞİM. ŞİMDİLİK BÖYLE İDARE EDİNİZ, TENK YU. HA Bİ DE TIKLAYINCA BÜYÜT OLAYINI BECEREMEDİĞİMDEN AHAN DA BÖYLE DANA GİBİ EKLEDİM JPEGLERİ, İĞRENÇ ÇİRKİN OLDU, FARKINDAYIM. AMA DEDİĞİM GİBİ, İDARE EDİCEKSİNİZ ARTIK <img src='http://www.maddebagimlisi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/ff11-1023x942.jpg" alt="ff1" title="ff1" width="1023" height="942" class="aligncenter size-large wp-image-1457" /></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/ff2-776x1024.jpg" alt="ff2" title="ff2" width="776" height="1024" class="aligncenter size-large wp-image-1458" /></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/ff3-802x1024.jpg" alt="ff3" title="ff3" width="802" height="1024" class="aligncenter size-large wp-image-1459" /></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/ff4-858x1024.jpg" alt="ff4" title="ff4" width="858" height="1024" class="aligncenter size-large wp-image-1460" /></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/ff5-790x1024.jpg" alt="ff5" title="ff5" width="790" height="1024" class="aligncenter size-large wp-image-1461" /></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/ff6-1024x614.jpg" alt="ff6" title="ff6" width="1024" height="614" class="aligncenter size-large wp-image-1462" /></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1318&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-altin-10-feed-konusu-ile-friendfeedde-takipcilerini-artirmak/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En altın 10 feed konusu ile Friendfeed&#8217;de takipçilerini artırmak&#8230;'>En altın 10 feed konusu ile Friendfeed&#8217;de takipçilerini artırmak&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Alev Ey güzel FF insanı! Bin oldu, binbeşyüz oldu...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-yaygin-20-ff-trendi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En yaygın 20 FF trendi&#8230;'>En yaygın 20 FF trendi&#8230;</a> <small>Efendim, şimdi adına friendfeed derler bir ortamımız var. Böyle çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-etkili-8-sosyal-medya-abazasi-teknigi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En etkili 8 sosyal medya abazası tekniği&#8230;'>En etkili 8 sosyal medya abazası tekniği&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Davut Topcan Deniz&#8217;in notu: Davut dedi şurada yazdığım şeyleri...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-buyuk-20-ff-meydan-muharbesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/Ida-missing-link-fossil-I-004-150x150.jpg' length='9254'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/10/Ida-missing-link-fossil-I-004-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En Madde Bağımlısı 10 Chicago Maddesi</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-madde-bagimlisi-10-chicago-maddesi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-madde-bagimlisi-10-chicago-maddesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 07:50:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>miocaro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil - Destinasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[chicago]]></category>
		<category><![CDATA[usa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1157</guid>
		<description><![CDATA[Evet evet biliyorum sayın okuyucu, uzun bir ara oldu ancak bir yandan yaz rehaveti, bir yandan maddenin taşınma işleri derken işte koskoca Temmuz ayı da kaynadı gitti arada. Ve zaman ne kadar hızlı geçiyor farkettiniz mi? (ehehehe) Maddedeki ilk yazımı (ilk ve son olacaktı hesapta. plan yapmayın boşyere, hayat süprizlerle dolu) hatırladım. O yazıdan beri [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-birinci-sampiyon-madde-bagimlisi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En birinci şampiyon Madde Bağımlısı'>En birinci şampiyon Madde Bağımlısı</a> <small>Eveeet pek sevgili okurlarımız, kar demedik, kış demedik, sabahın körü,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-madde-bagimlisi-maddeleri/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel Madde Bağımlısı maddeleri'>En güzel Madde Bağımlısı maddeleri</a> <small>Efenim, kasım ayı blogumuzun yıldönümüydü. Eh böyle önemli bir günde...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-yenilesi-40-turk-tatlisi-9-1-4-ve-son-bolum/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (9-1) 4. ve Son Bölüm&#8230;'>En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (9-1) 4. ve Son Bölüm&#8230;</a> <small>9. Aşure Evet efendim tatlı yiyelim tatlı konuşalım konseptli yazı...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-madde-bagimlisi-10-chicago-maddesi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-madde-bagimlisi-10-chicago-maddesi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Evet evet biliyorum sayın okuyucu, uzun bir ara oldu ancak bir yandan yaz rehaveti, bir yandan maddenin taşınma işleri derken işte koskoca Temmuz ayı da kaynadı gitti arada. Ve zaman ne kadar hızlı geçiyor farkettiniz mi? (ehehehe) Maddedeki ilk <a href="http://www.maddebagimlisi.com/en-garantili-10-taktikle-bir-kadini-kaybetmek/" target="_self">yazımı</a> (ilk ve son olacaktı hesapta. plan yapmayın boşyere, hayat süprizlerle dolu) hatırladım. O yazıdan beri böyle bir maddeleme, madde yazma baskısı var üzerimde inanın, hayırlara vesile olsun. Neyse efendim yazımızın konusu Chicago. En yaşanılası şehirler <a href="http://www.maddebagimlisi.com/en-yasanilasi-10-kent-istek/" target="_blank">isteğini</a> maddelerken Chicago&#8217;yu eklememiştim. Yaşanılası bir şehir olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim artık. Buyrun bir madde yazarının objektifinden Amerika&#8217;nın rüzgarlı şehri Chicago.<br />
</em></p>
<p><em>Not. İstekleri unutmadım elbette sevgili Devletşah&#8217;ın Chicago&#8217;da çekilmiş filmler isteği ve Burak Bayburt&#8217;ludan gelen Amerikalıların en sevdiği 10 şey isteği peşisıra geliyor. </em></p>
<p><strong>10. Sears Towers</strong></p>
<p style="text-align: center;"><em><img class="size-full wp-image-1162 aligncenter" title="3599287652_532d0b9e70_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599287652_532d0b9e70_o.jpg" alt="3599287652_532d0b9e70_o" width="452" height="339" /></em></p>
<p style="text-align: left;">Efenim, gökdelenler şehri güzel Chicagomuzun en yüksek binası olan Sears Towers 110 katlı. Sears şirketinin isim hakkı 2003&#8242;te bittiğinden bina artık Willis kulesi olarak anılıyorsa da ben hörmetten Sears Towers diyorum. Uzun bir sıranın (beklerken size komiklikler yapan sempatik görevlileri de analım buradan) ardından asansörlerle çıktığınız en üst kattan bütün Chicagoyu görüyorsunuz hava açıksa şayet.<em> </em>Chicago gördüğünüz gibi dümdüz bir alana uzanmış yatıyor Michigan gölünün güney batı kıyısında, o kadar düzenli bir şehir ki kaybolmak için özel çaba harcamanız gerek. Ben bile kaybolamadım ki kendi etrafımda döndüğümde yüksek potansiyel arzediyorum esasen. Bu düzenin bir nedeni büyük Chicago yangını, bu büyük yangında bütün binalar yandığından State ve Michigan bulvarlarının kesistiği noktayı başlangıç alıp bütün şehri yeniden planlayarak kurmuşlar. Bir felaketten şehircilik harikasına yolculuk. Biz de bir gün felaketlerimizden harikalar yaratırız umarım.</p>
<p style="text-align: left;"><em>(uzun cümlelerimden kurtulmak için nasıl bir çaba içindeyim bilseniz hayretler içinde kalırsınız sayın okuyucu. sırf sizin gül hatrınız için yapıyorum bunu. yok uzun yazılar okunmuyor aman vakit harcamayalım. hayır hızlı iletişim çağındayız diye bloglarda neden kısa yazmamız gerek onu anlamış değilim. neyse okuyucu velinimetimizdir tabi. çemkirmeyeceğim)</em>.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>9. Havası, suyu</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1163" title="3598245227_dd019529eb_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3598245227_dd019529eb_o.jpg" alt="3598245227_dd019529eb_o" width="450" height="337" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Chicago pek çoğunuzun da bildiği gibi rüzgarlı şehir olarak anılıyor. Bu ismi almasının nedeni gökdelenlerin oluşturduğu hava koridorları desek yok canım New York daha rüzgarlıydı derim size. Peki neden rüzgarlı şehir diyorlar sayın okuyucu? Chicago diyince ilk aklınıza gelenler neler mesela? Chicago filmi, Chicago grubu (caz-rock grubu, hala dinliyorum tavsiye ederim), Gansterler, Caz, Michael Jordan (ve Chicago Bulls), gökdelenler, Obama? Ne alaka demeyin rica ederim, Amerika&#8217;nın bu 3. büyük şehri politik olarak oldukça hareketli bir şehir. Rüzgarlı şehir buradan geliyor. Bu gerçeği de açıkladıktan, detayları sizin internet dedektifi kişiliğinize bırakarak turumuza geri dönüyoruz efendim.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>8. Michigan Gölü</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1164" title="3599015214_ea568bb104_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599015214_ea568bb104_o.jpg" alt="3599015214_ea568bb104_o" width="450" height="338" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu harika göl ve gökdelenlerin birlikteliği bence şehrin en güzel manzarasını oluşturuyor sayın okuyucu. Gölün adının Kızılderili dilinde büyük su anlamına gelen <em>Mishi-gami&#8217;den </em>geldiğine inanılıyor. Bana mantıklı geldi sizi bilemeceğim. Göl, aynı zamanda Michigan eyaletine ve Chicago&#8217;nun en ilgi çekici, güzel markalarının, mağazalarının bulduğu bulvara da adını vermiş. Michigan gölü, Amerika&#8217;daki 5 büyük gölden biri ve tamamı Amerika sınırları içinde. Bu gereksiz ve sıkıcıyı bilgiyi de verdikten sonra sıradaki maddemize geçiyoruz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>7. Hyde Park</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1165" title="3598508521_ab593263b3_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3598508521_ab593263b3_o.jpg" alt="3598508521_ab593263b3_o" width="450" height="337" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Her heyecanlı yolcu gibi ben de Amerika seyehati öncesi güzergahla ilgili araştırma yapıp, görülmesi gereken yerleri listelemiştim. Google mapsten yerlerini bulup ulaşım olanaklarını araştırmıştım. İşte bu listede, şehir merkezine en uzak görünen hedef Hyde parktaki Art Center idi. Adı sizi yanıltmasın Hyde park bir parkın değil bir bölgenin adı. Uzun otobüs yolculuğu sırasında hangi durakta ineceğimizi sorduğum sevimli kadın &#8220;benimle gelin, orada çalışıyorum üstelik bir serginin açılışı var birazdan&#8221; cevabını verince günümüz daha da renklendi tabi. Art Center küçük ama çok keyifli bir yer. Sergi de, açılıştaki deneysel (Afrikadan gelen özel bir baharatla pişirilen) pancake&#8217;ler de nefisti.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>6. </strong><strong>Mimari</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1166" title="3599293848_ccca2e75af_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599293848_ccca2e75af_o.jpg" alt="3599293848_ccca2e75af_o" width="373" height="492" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Düzenli şehrimiz Chicago&#8217;da gökdelenler harika bir uyum içinde yanyana şehri süslerken Frank Lloyd Wright gibi ünlü mimarların önemli eserleri de bulunmakta. Frank&#8217;in Robie evini Chicago&#8217;da görme fırsatım olmadı ancak şans işte New York&#8217;ta Guggenheim&#8217;ın 50. yılı nedeniyle açılmış olan Frank Lloyd Wright sergisiyle tüm eserlerini görme fırsatım oldu. Hatta müzedeki medya salonunda gösterimde olan ropörtajını da izleyip bir mimarın, günlük hayattan politikaya kadar pek çok konudaki fikirlerini kendi ağzından öğrenmiş oldum.</p>
<p style="text-align: left;">Chicago&#8217;ya geri dönecek olursak Hyde park civarındaki evleri çok sevdim doğrusu. Lakin şehir merkezine kıyasla daha mütevazi hayatlara ev sahipliği eden bu evlerin büyük çoğunluğu bakımsızdı.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1168" title="3598501195_4b351af3a8_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3598501195_4b351af3a8_o.jpg" alt="3598501195_4b351af3a8_o" width="373" height="494" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>5. </strong><strong> Müzeler</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1167" title="3599049094_f6778b59e2_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599049094_f6778b59e2_o.jpg" alt="3599049094_f6778b59e2_o" width="374" height="496" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Sayın okuyucu bir gün Chicago&#8217;ya yolunuz düşerse ve şehrin sokaklarını, göl kenarını, caz barlarını, bulvarlarını yeterince tavaf ettiğinize kaanat getirdiğiniz bir anda şeytan doldurup da hadi müze göreyim derseniz size öncellikle Shedd akvaryumu tavsiye ederim. Daha sonra Hyde parktaki Science and Industry müzesi geliyor (Harry Potter&#8217;daki arabayı bile görebilirsiniz yeminle). Ve tabi ki &#8220;sevimli&#8221; dinazorumuz Sue&#8217;nun evi Field Museum. Dürüst olmak gerekirse Chicago&#8217;da bu müzeler dışındaki müzeler biraz hayal kırıklığı oldu benim için. Ama tabi ne de olsa yeni bir kıtadayız, Avrupa&#8217;daki müzelerin muhteviyatıyla kıyaslayacak kadar gaddar değiliz di mi?</p>
<p style="text-align: left;"><strong>4. The Magnificent Mile</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1175" title="3598495799_a7cd68a995_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3598495799_a7cd68a995_o.jpg" alt="3598495799_a7cd68a995_o" width="473" height="628" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu maddemiz isminden de anlaşılacağı gibi öyle bir mil (uzaklık ölçü birimi) hayal ediniz ki; birbirinden lüks markaların mağazaları, alışveriş merkezleri, iddialı restoranları, iş ve ticaret merkezleri ve tabi ki rengarenk gece hayatından ibaret olsun. İşte karşınızda ihtişamlı, görkemli muhteşem The Magnificent Mile; Michigan bulvarının, Chicago nehrinden Oak sokağına kadar olan en kalabalık ve renkli bölümü.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>3. Şehir Hayatı</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1171" title="3598075067_72e9c22905_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3598075067_72e9c22905_o.jpg" alt="3598075067_72e9c22905_o" width="477" height="356" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Şehrin düzeni şehir hayatına da yansımış efenim. Chicago çok güvenli bir şehir, gecenin bir körü sokaklarda istediğiniz kadar yürüyün hiç kimse sizi rahatsız etmiyor. Her büyük şehir gibi Chicago&#8217;nun da kozmopolit bir yapısı var. Greek town, Little Italy ve China town aynı zamanda gezilip görülesi turistik mekanlar. Motorola, Boeing, McDonalds gibi önemli markaların merkezleri de Chicago&#8217;da ekonomik anlamda da söz sahibi dolayısıyla bu güzel şehrimiz. Ulaşım çok rahat ve elbette gelişmiş bir toplu taşıma ağına sahip. Blue line favori tren hattım mesela. Trenlerin şehir içinde yolların üstünden geçiyor olması çok gürültülü de olsa mimariye farklı bir duygu katıyor. Nasıl anlatsam bilemedim. Gotham City desem, Batman desem belki biraz hissettirmiş olurum sizlere.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1172" title="3598492067_1972982189_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3598492067_1972982189_o.jpg" alt="3598492067_1972982189_o" width="469" height="351" /></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>2. The Crown Fountain<br />
</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1173" title="3598210833_346e564459_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3598210833_346e564459_o.jpg" alt="3598210833_346e564459_o" width="460" height="343" /></strong></p>
<p style="text-align: left;">Aşağıda millenum park var bunu neden ayrı madde yaptın diye sakın ukalalık yapmayın sayın okuyucu zira interaktif dediniz mi akan sular durur benim için.<strong> </strong>İspanyol Jaume Plensa tarafından tasarlanmış olan bu harika etkileşimli oyuncak cam bloklardan, LED ekranlardan yapılmış.  Bu yüzeyde Chicago şehir halkının portreleri video olarak görüntülenmekte (1000 Chicagolunun portresi). Portreler hareketli ve zaman zaman ağızlarından su akmakta. Su gerçekten akıyor gördüğünüz gibi. Bu da akan hayatı simgelemekte.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-large wp-image-1174" title="P1050115" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/P1050115-1024x768.jpg" alt="P1050115" width="479" height="357" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>1. Millenium Park<br />
</strong></p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1169" title="3599021478_7dbecfc906_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599021478_7dbecfc906_o.jpg" alt="3599021478_7dbecfc906_o" width="489" height="366" /></p>
<p style="text-align: left;">Chicago&#8217;da görmeyi en çok istediğim yerlerden biri belediye başkanı Richard M. Daley tarafından şehre armağan edilen millenium parktı. Beklediğim kadar güzel bir yer pek sevgili okuyucu. Metalle yeşil, konser alanından (Jey Pritzker Pavyonu), köprülere, aydınlatma elemanlarına kadar her detayda ancak bu kadar uyum içinde olabilir. Parktaki her alan, her detay ziyaretçileri için tasarlanmış.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1170" title="3599008064_9d58f0ecd4_o" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599008064_9d58f0ecd4_o.jpg" alt="3599008064_9d58f0ecd4_o" width="377" height="499" /></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1157&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-birinci-sampiyon-madde-bagimlisi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En birinci şampiyon Madde Bağımlısı'>En birinci şampiyon Madde Bağımlısı</a> <small>Eveeet pek sevgili okurlarımız, kar demedik, kış demedik, sabahın körü,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-madde-bagimlisi-maddeleri/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel Madde Bağımlısı maddeleri'>En güzel Madde Bağımlısı maddeleri</a> <small>Efenim, kasım ayı blogumuzun yıldönümüydü. Eh böyle önemli bir günde...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-yenilesi-40-turk-tatlisi-9-1-4-ve-son-bolum/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (9-1) 4. ve Son Bölüm&#8230;'>En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (9-1) 4. ve Son Bölüm&#8230;</a> <small>9. Aşure Evet efendim tatlı yiyelim tatlı konuşalım konseptli yazı...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-madde-bagimlisi-10-chicago-maddesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599287652_532d0b9e70_o-150x150.jpg' length='9331'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/3599287652_532d0b9e70_o-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En hatalı 10 tahmin…</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/enhatali10tahmin/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/enhatali10tahmin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 21:03:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Karga Mecmua]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[bilimadamı]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1109</guid>
		<description><![CDATA[Sanatçısından politikacısına, bilim adamından iş adamına… Herkes arada geleceğe yönelik tahminler yapar, öngörülerde bulunur. Gelin görün ki, insan bu tahminlerinde bazen yanılabiliyor. Zira dünyanın en zeki adamı da olsanız, öngörü bir noktada tıkanabiliyor. Gelin, tarih boyunca yapılmış bu tahminlerden kafayı en dağlara, taşlara vurdurmuş, en yanlış çıkmış olanlarına bir bakalım… Sıralamamız “olabilir canım, zamanın koşullarında, [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-heyecanli-15-agatha-christie/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En heyecanlı 15 Agatha Christie&#8230;'>En heyecanlı 15 Agatha Christie&#8230;</a> <small>Çocukluğumdan beri Agatha Christie&#8217;yi çok severim. Bazıları ona ikinci sınıf...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small>Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli formüller,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-amerikan-15-soylem/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Amerikan 15 söylem&#8230;'>En Amerikan 15 söylem&#8230;</a> <small>İşte ingilizcem var ama konuşma dilini kıvıramıyom&#8217;cular için eşsiz bir...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fenhatali10tahmin%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fenhatali10tahmin%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Sanatçısından politikacısına, bilim adamından iş adamına… Herkes arada geleceğe yönelik tahminler yapar, öngörülerde bulunur. Gelin görün ki, insan bu tahminlerinde bazen yanılabiliyor. Zira dünyanın en zeki adamı da olsanız, öngörü bir noktada tıkanabiliyor. Gelin, tarih boyunca yapılmış bu tahminlerden kafayı en dağlara, taşlara vurdurmuş, en yanlış çıkmış olanlarına bir bakalım… Sıralamamız “olabilir canım, zamanın koşullarında, bu kadarcık yanlış tahmin”den, “yok artık bunu da nasıl öngörememiş”e doğru gitmekte efenim. Buyrunuz…</em></p>
<p><strong>10. Bir kaşif</strong><br />
Sevgili Edison’umuz, neler neler bulup, bizi ihya eden Edison’cuğumuz iş rekabete geldiğinde biraz hassaslaşıyor olmalı. Zira kendisi alternatif akım üzerinde çalışmalar yürüten rakibi George Westinghouse efendiyi mütemadiyen aşağılamakta ve dalga geçmekteymiş. 1889’da konuyla ilgili verdiği demeçte şöyle demiş Edison Bey:</p>
<p>“<em>Alternatif akımla bir şeyler yapmak tamamen bir zaman kaybı. Hiç kimse bunu kullanmaz ki. Asla. (Fooling around with alternating current is just a waste of time. Nobody will use it, ever.)</em>”</p>
<p>Lakin kazın ayağı öyle değil çünkü kimse kullanmaz diye hakir görülen fakir ama gururlu AC, sonradan önemli bir yer ediniyor kendisine hayatta. Yine de mazur görüyoruz Edison’u, bir kere elektrik olayı o zaman için yeni bi konsept sayılır, AC/DC olayı ise zaten karmaşık, normal bence.</p>
<p><img alt="" src="http://www.archives.gov/exhibits/american_originals_iv/images/thomas_edison/thomas_edison.jpg" title="edison" class="aligncenter" width="275" height="379" /></p>
<p><strong>09. Bir politikacı</strong><br />
Kadından başbakan olduğunu biz hepimiz ülkecek biliyoruz da bu konuya değinen kişi bunun mümkün olduğunu pek düşünmemiş olmalı. Zira şu lafı etmiş kendisi:</p>
<p> “<em>Bir kadının başbakan olarak görmemiz yıllar alacak, bu benim zamanımda olacak bir şey değil. (It will be years &#8211; not in my time &#8211; before a woman will become Prime Minister)” </em></p>
<p>Lakin işin garip noktası şu ki, sözün sahibi, 1969’da bu sözü ettikten bir süre sonra ülkesinin başbakanı olan bir kadın, Margaret Thatcher. Gayet de tükürdüğünü yalatmış bir laf olmuş olmalı ya da kendi de şaşırdı olan bitene, bilemeyeceğim.</p>
<p><img alt="" src="http://nomad-web.com/wp-content/uploads/2009/02/thatcher-margaret-photo-margaret-thatcher-62302071.jpg" title="thatcher" class="aligncenter" width="200" height="250" /></p>
<p><strong>08. Bir bilim adamı </strong><br />
Charles Darwin 1869’da “The Origin of Species” kitabını yazdığında, önüne de bir önsöz koyuyor ve diyor ki:</p>
<p>“<em>Bu kitapta sunulan fikirlerin, herhangi birinin dini duyarlılıklarını zedelemesi için hiçbir sebep göremiyorum. (I see no good reasons why the views given in this volume should shock the religious sensibilities of anyone.)” </em></p>
<p>Ah be Darwin, keşke haklı çıksaydın. Ama maalesef, fazlasıyla iyi niyetliymişsin. Gel de bugün gör bizi, senin evrim teorin bazılarını nasıl da zıvanadan çıkarıyor, nasıl da sinirlendiriyor, site kapattırıyor, dergi kapağı değiştirtiyor.</p>
<p><img alt="" src="http://boingboing.net/images/originofspeciesdawadkjfn.jpg" title="origin of species" class="aligncenter" width="250" height="200" /></p>
<p><strong>07. Bir başbakan</strong><br />
<em>“Bana inanın, Almanya savaş açacak durumda değil. (Believe me, Germany is unable to wage war.)”<br />
</em></p>
<p>Söz, eski İngiliz başbakanı David Lloyd George’a ait, tarih ise 1934. Çok değil 5 sene kadar sonra, Almanya öyle alelade bir savaş açmayı geçiniz, dünyayı birbirine katacak bir savaş başlatıyor. Sanırım Deyvid de şapkasını falan yiyor o sırada.  Neye dayanarak bu laf ortaya atılmış bilemiyorum, sanırım politikacıların halkı yatıştırma/uyutma tekniklerinden biri olsa gerek diyeceğim ama bu sefer fena şekilde patlamış tabii, o ayrı.</p>
<p><img alt="" src="http://www.york.ac.uk/depts/poli/images/David_Lloyd_George.jpg" title="david lloyd george" class="aligncenter" width="189" height="300" /></p>
<p><strong>06. Bir öğretmen</strong><br />
Bu maddedeki öğretmenimiz, öğrencilerinden biri hakkında bu çocuktan bi nane diye düşünüyor ve durumu 1895’te öğrencinin babasına şöyle açıklıyor:</p>
<p>“<em>Ne yaparsa yapsın, ileride hiçbir şey olamayacak. (It doesn&#8217;t matter what he does, he will never amount to anything.)”  </em></p>
<p>Lakin bilmekte fayda var ki bahsettiği kişi Albert Einstein. Evet evet, bildiğimiz meşhur fizikçi, dahi Einstein. Tahmin ediyorum ki, gözlerinin önünde duran bir dehayı farkedemeyen bu örtmen, sonradan öğretmenliğini bayağı sorgulamış, kafasını da bayağı bir taşlara vurmuş olmalı.</p>
<p><img alt="" src="http://mechanicsnationalbank.com/images/timeline/History_Albert_Einstein_Young.jpg" title="einstein" class="aligncenter" width="271" height="300" /></p>
<p><strong>05. Bir iş adamı</strong><br />
Olay şöyle gelişiyor, David Sarnoff isimli girişimci/yatırımcı arkadaşımız, 1921 yılında, yeni bir aygıt hakkında ortaklarının görüşünü alıyor. Kendilerinden ise şöyle bir cevap geliyor:</p>
<p>“<em>Kablosuz müzik kutusunun ticari bir değeri olamaz. Kim özellikle birine gönderilmemiş bir mesaj için para ödesin ki? (The wireless music box has no imaginable commercial value. Who would pay for a message sent to no one in particular?)” </em></p>
<p>Bahsedilen şey, tahmin edeceğiniz üzere, radyo. Ve fakat David Sarnoff ortaklarının öngörüsüne pek tamah etmemiş olacak ki, sonradan RCA ve NBC gibi medya kuruluşlarını kuruyor, böyük adam oluyor, böyük paralar kazanıyor. Ne diyelim, adamceğizler anlayamamış herhalde teknolojiyi bu talihsiz açıklamayı yaptıkları sırada.</p>
<p><img alt="" src="http://www.bbc.co.uk/blogs/bbcinternet/img/radio_picture_king.jpg" title="first radio transmission" class="aligncenter" width="430" height="372" /></p>
<p><strong>04. Bir müzik prodüktörü</strong><br />
Efenim 1962’de Decca Recording Co. adlı müzik şirketi kendilerine gelen bir grubu reddediyor. Gerekçe ise şöyle açıklanıyor:</p>
<p>“<em>Sound&#8217;larını beğenmedik. Ayrıca gitarlı müzik olayı da bitmek üzere! (We don&#8217;t like their sound, and guitar music is on the way out!)</em>”</p>
<p>Tabii olabilir, neden olmasın da reddedilen grup Beatles olunca, durum değişiyor haliyle. Zannederiz ki Decca çalışanları birkaç sene sonra daha önce hiçbir müzisyenin patlamadığı gibi patlayan Beatles’ı görünce, kalp krizi geçirmiş olsalar gerek.</p>
<p><img alt="" src="http://www.rabayjr.com/photogallery/The%20Beatles.jpg" title="Beatles" class="aligncenter" width="336" height="425" /></p>
<p><strong>03. Bir film prodüktörü</strong><br />
20th Century Fox’ta bir prodüktör olan Darryl Zanuck, “herhalde sinemanın kafi olacağını düşünmüş olmalı ki, 1946’da televizyonu bayağı bir küçümseyerek şöyle bir laf ediyor:</p>
<p>“<em>Televizyon olayı uzun sürmez çünkü insanlar her gece bir kutuya bakmaktan sıkılacaklardır. (Television won&#8217;t last because people will soon get tired of staring at a plywood box every night.)</em>”</p>
<p>Aynen de öyle oldu, değil mi sayın seyirciler? Hıhı, evet.</p>
<p><img alt="" src="http://weblogs.newsday.com/sports/watchdog/blog/first-tv-set.jpg" title="first tv set" class="aligncenter" width="256" height="320" /></p>
<p><strong>02. Bir stüdyo sahibi </strong><br />
1927’de bir gün filmlerin artık sesli olabileceği söylendiğinde Warner biraderlerden biri olan Harry buna şiddetle karşı çıkar ve şöyle der:</p>
<p>“<em>Kim oyuncuların konuştuğunu duymak ister ki! (Who the hell wants to hear actors talk?)</em>&#8221;</p>
<p>Pardon, buyur canım ne dedin? Tabii ki büyük hata ve tabii ki sadece 3 yılın sonunda stüdyo bu hatalı tahmin yüzünden büyük paralar kaybeder. Neyse ki sonunda, gerçek hayatta konuşan insanların filmlerde de konuşabilmesinin insanlara ilginç geleceği kabul edilir, Harry hatasını kabullenir ve Warner Brothers da oyuncularını konuşturmaya başlar.</p>
<p><img alt="" src="http://reporter.blogs.com/photos/uncategorized/2008/09/25/warnerbrothersshield.jpg" title="Warner Bros" class="aligncenter" width="360" height="240" /></p>
<p><strong>01. Bir bankacı</strong><br />
1903 yılında sevgili Henry Ford Michigan Savings Bank’e gider, amacı Ford Motor Company için kredi istemektir. Banka da uzmanlarını devreye sokar ve otomotivin geleceği üzerine şöyle bir ekspertiz verir:</p>
<p>&#8220;<em>Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir. (“The horse is here to stay, but the auto is only a novelty &#8212; a fad.)</em>&#8221;</p>
<p>Hatta bununla da yetinmez, Ford’un avukatı Horace Rackham’a “sakın yatırım yapma” telkininde bulunur. Lakin Rackham bankacımızdan daha ileri görüşlü bir adam olduğundan, yatırımını yapar. O zaman aldığı 5000 dolarlık hisselerini, sadece birkaç sene sonra 12.5 milyon dolara satar. Eh be banka, neettin sen, cillop müşteriyi kaybettin bak! Şimdi mesela bize deseler ki uçan araba gelecek, kimse de demez “yoo yooo uçanları geçici olur, 4 teker kalıcı” diye. Yani neymiş? Biraz açık fikirli olmakta fayda varmış, evet.</p>
<p><img alt="" src="http://www.oldcarandtruckpictures.com/Ford/1896HenryFordsFirstCar.jpg" title="Henry fords first car" class="aligncenter" width="400" height="301" /></p>
<p><em>İşte böyle, tarih bu tip ilginç ve hatalı tahminlerle, kaçan fırsatlarla dolu. Biz burada, 10 tanesini sergilemeye çalıştık. Tabii zamanlarının koşulları düşünüldüğünde belki de bazıları normal… Yine de Jules Verne gibi, Leonardo da Vinci gibi, “şurdan bi ev alsak, değerlenir bak” diyen babaannelerimiz gibi, bazı insanların doğuştan bir öngörü yeteneğine sahip oldukları da inkar edilemez bir gerçek.</em></p>
<p><strong><a href="http://www.kargamecmua.org">kargamecmua</a>, Haziran &#8217;09.</strong></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1109&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-heyecanli-15-agatha-christie/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En heyecanlı 15 Agatha Christie&#8230;'>En heyecanlı 15 Agatha Christie&#8230;</a> <small>Çocukluğumdan beri Agatha Christie&#8217;yi çok severim. Bazıları ona ikinci sınıf...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small>Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli formüller,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-amerikan-15-soylem/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Amerikan 15 söylem&#8230;'>En Amerikan 15 söylem&#8230;</a> <small>İşte ingilizcem var ama konuşma dilini kıvıramıyom&#8217;cular için eşsiz bir...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/enhatali10tahmin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En kanlı 10 diktatör&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-kanli-10-diktator/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-kanli-10-diktator/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 01:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elmaaltshift</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[diktatör]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Diktatörlük garip bir şey. Tek bir adam oluyor genelde ve bu tek adam milyonlarca insanı etkileyen kararlar veriyor. Veya bu tek adam yüzünden milyonlarca insan ölüyor. İşte tek adamdan oluşmuş toplam 10 adet kanlı mı kanlı diktatör var maddelediğimiz. Hepsi birbirinden ilginç kişilikler. Buyrunuz. 10. Ömer El Beşir &#8211; Sudan Bu adam da asker kökenli, [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-gerekli-10-issiz-ada-esyasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En gerekli 10 ıssız ada eşyası&#8230;'>En gerekli 10 ıssız ada eşyası&#8230;</a> <small>Dünyanın en klişe sorusu: Issız adaya düşseniz yanınıza ne alırdınız?...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-kahraman-10-kahraman/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En kahraman 10 kahraman&#8230;'>En kahraman 10 kahraman&#8230;</a> <small>Uçan, gözlerinden ışın çıkaranlar, veya sinirlenip yeşile dönüşen, ağlarıyla kötüleri...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/enhatali10tahmin/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En hatalı 10 tahmin…'>En hatalı 10 tahmin…</a> <small>Sanatçısından politikacısına, bilim adamından iş adamına… Herkes arada geleceğe yönelik...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-kanli-10-diktator%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-kanli-10-diktator%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Diktatörlük garip bir şey. Tek bir adam oluyor genelde ve bu tek adam milyonlarca insanı etkileyen kararlar veriyor. Veya bu tek adam yüzünden milyonlarca insan ölüyor. İşte tek adamdan oluşmuş toplam 10 adet kanlı mı kanlı diktatör var maddelediğimiz. Hepsi birbirinden ilginç kişilikler. Buyrunuz.</em><br />
<span id="more-289"></span><br />
<strong>10. Ömer El Beşir &#8211; Sudan</strong><br />
Bu adam da asker kökenli, general falan. İsrail-Mısır savaşı sırasında göz dolduran Basir, ülkesi Sudan&#8217;a döndükten sonra Sudan Özgürlük Ordusu&#8217;yla mücadele etmeye adar kendini. General olur, sonra 1989&#8242;da bittabi başbakanı devirir, e tabii ki ülkedeki partileri yasaklar ve velev ki ülkeyi İslamlaştırmaya başlar, ne olmuş yani? 1991 yılında ise şeriatı ilan eder hamdolsun. Sudan&#8217;da 1953&#8242;te başlayan Hristiyan ve Müslümanlar arasındaki savaş bu adamın iktidarda olduğu dönemde daha da şiddetlenir. 2003-2007 yılları arasında toplam 350 bin kişi ölür ve 2 buçuk milyon kişi evsiz kalır. Yuh! Nazi soykırımından sonra en büyük etnik temizlik olarak görülen bu soykırımı Beşir ise &#8220;saçmalamayın ayol ne soykırımı&#8221; diyerek reddeder.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/288578.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-399" title="288578" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/288578-352x300.jpg" alt="288578" width="352" height="300" /></a><br />
Darfur&#8217;daki çatışmalarda Arapları destekler ve sonuçta siyahlara ait köyler bir haftada ateşe verilir, on binlerce insan ölür ve binlerce kadına tecavüz edilir. Ve bu manyak herif diğerleri gibi yaparak bu yaptıklarını inkar eder ve güle oynaya evinin yolunu tutar. (He bu arada küçük bir hatırlatma. Bu şeriatçı soykırımcı mahluk, bizim cumhurbaşkanı tarafından Çankaya Köşkü&#8217;nde resmi bir şekilde karşılanıp, ardından kafasındaki <a href="http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/210120081737470948865.jpg">kapüşonunu çıkarmadan Anitkabir defterine yazı yazmıştır.</a> İşte böyle bir adamı Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin cumhurbaşkanı kabul etmiştir.)</p>
<p><strong>9. Francisco Franco &#8211; İspanya</strong><br />
Bu faşo ağa II. Dünya Savaşı ve öncesinde İspanya İç Savaşı&#8217;nda bir hayli çalışmış ve çabalamış olarak diktatörlüğünün keyfini sürdü. Bu adam İspanya İç Savaşı&#8217;nın başında Fas&#8217;taki askerleri cumhuriyete karşı ayaklandırırkene, cumhuriyete sadık kalan kendi askerlerini bile öldürttü inanabiliyor musunuz sayın okuyucular? Hitler ve Mussollini&#8217;nin destekçisi olan Franco köylüyü öldürten, kendisine destek vermeyen kim olursa olsan katleden hastalıklı diktatörlerden biri. Amerika&#8217;nın da destek çıktığı (çünkü komünistleri de öldürtüyor kendileri) ama Avrupa&#8217;dan pek yüz bulamayan bu kişilik, Amerika sayesinde iktidarda kalmayı başarmış.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/francisco-franco.gif"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-396" title="francisco-franco" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/francisco-franco-180x135.gif" alt="francisco-franco" width="180" height="135" /></a><br />
Ayrıcana, diktatörlüğü sırasında ordu, kilise ve büyük toprak sahiplerinin desteğiyle her türlü muhalefeti susturan Franco, Bask bölgesinde ve Katalonya&#8217;da bölgesel özerkliğe tümüyle son verdi. Ayrıca iç savaşta büyük toprak sahiplerinden ve burjuvadan destek almıştır. Bu da bayağı bir insanı katlettiğinden 9. maddedeki yerini alıyor.</p>
<p><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/alfredo_pho_111.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-400" title="alfredo_pho_111" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/alfredo_pho_111-400x172.jpg" alt="alfredo_pho_111" width="400" height="172" /></a></p>
<p><strong>8. Auguste Ugarte Pinochet &#8211; Şili</strong><br />
Genelde darbeler veya diktatörler sağcılardan oluşur ya, işte bu adam da 1973 yılında Şili&#8217;de sosyalist sivil yönetime son verip, tabii kanlı olarak. askerì bir cunta oluşturdu ve bu geleneği de bozmadı böylelikle. Sol güçlere karşı tabii ki boş durmadı ve şiddetli bir sindirme kampanyasına girişti. Tabii kırdı geçirdi ortalığı. Solcuları sinek avlar gibi avlamaya başladı. Bu arada bu adamın geçmişini anlatmak lazım ki, birilerine benzetebilelim değil mi?<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pinochet_wideweb__470x3220.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-394" title="pinochet_wideweb__470x3220" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pinochet_wideweb__470x3220-400x274.jpg" alt="pinochet_wideweb__470x3220" width="400" height="274" /></a><br />
ABD&#8217;de askeri eğitim gördü, tümen komutanlığı, genelkurmay başkanlığı görevinde bulunduktan sonra bunları yapmaya başladı bizimki. Bir kararnameyle 1974 yılında cumhurbaşkanlığını ilan ettirdi (şimdi kime benzedi fark ettiniz değil mi?). İktidar manyağı bununla da kalmadı tabii. 1981&#8242;de yürürlüğe giren cunta anayasasıyla sekiz yıllığına yeniden cumhurbaşkanı oldu. Neyse ki adama karşı güçlenmeye başlayan muhalefet büyük protesto eylemlerindu bulunmaya başladı. 1986&#8242;da bir suikast girişiminden kurtuldu, Ocak 1987&#8242;de sıkıyönetimi kaldırıp siyasi partilerin kurulmasına izin vermedi. E tabi kıçı yemedi adamın. Sonuçta 1989&#8242;da bir başkası başkan oldu falan. Ama yine de 1998 yılına kadar başkomutanlık görevini sürdürdü. Ne hırsmış be arkadaş! Sonra tutuklandı, sağlığı yüzünden serbest kaldı. Ardından da öldü bu. Bu kadar.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pinochet.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-395" title="pinochet" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pinochet-400x254.jpg" alt="pinochet" width="400" height="254" /></a></p>
<p><strong>7. Saddam Hüseyin &#8211; Irak</strong><br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/saddam5oo0eh8.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-392" title="saddam5oo0eh8" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/saddam5oo0eh8-320x300.jpg" alt="saddam5oo0eh8" width="320" height="300" /></a><br />
Bu da yine halkını fena halde kandırıp iktidara geçen elemanlardan biri. 1979 yılında iktidar olup, hiç zaman kaybetmeyip 1980&#8242;de tam 8 yıl sürecek İran-Irak Savaşı&#8217;nı başlatır. 1988 yılında Halepçe Katliamı olarak tarihin kirli sayfalarına giren katliamı yaparak, 5000 kadar Kürt&#8217;ü (bazı kaynakyar 70 bin diyor) kimyasal silah kullanarak katleder.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/saddam-fam-large.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-393" title="saddam-fam-large" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/saddam-fam-large-301x300.jpg" alt="saddam-fam-large" width="301" height="300" /></a><br />
Baas hükümetine karşı kim var kim yoksa idam eder. Kardeşlerinin tecavüz ve işkence haberleri ovalara yayılır. Adamımız 1990 Ağustos&#8217;unda  Kuveyt&#8217;e gıcık olur ve işgal eder burayı. ABD de rahat durur mu? Sonuçta petrol zenginlerinin Monte Carlo&#8217;sudur orası. Hemen baba Busht 1991 yılında Birinci Körfez Savaşı&#8217;nı başlatır. Ama pek başarılı olamaz, yani Irak&#8217;ı işgal edemez şimdiki gibi. Sonra oğul Busht babasına dönerek &#8220;intikamını alacam babo&#8221; diyerekten New York&#8217;taki İkiz Kuleler&#8217;i uçaklarla vurdurtur ve akabinde 11 Eylül saldırısı adı altında kendini haklı göstererek 2003 yılında &#8220;Irak&#8217;ta kimyasal silah var olm&#8221; diyerek burayı işgal eder. Tabii adamımız da bu süre içerisinde devrilir sonra da idam edilir. Bu arada Saddam her zaman düblörlerini ortalığa saçtığı için aslında kim olduğu bilinmemektedir. Yani sonuçta idam edilen Saddam olmayabilir sevgili izleyiciler. Saddam&#8217;dan önce Irak kötüydü, peki ya şimdi? Tabir-i caizse, her ülkeye yaptığı gibi bu ülkeyi de skti attı Amerika. İçim daraldı yine.</p>
<p><strong>6. Pol Pot &#8211; Kamboçya</strong><br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pol-pot2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-391" title="pol-pot2" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pol-pot2-400x264.jpg" alt="pol-pot2" width="400" height="264" /></a><br />
1975 ila 1979 yıllarında Kamboçya başbakanlığı yapan Pol Pot, Kızıl Kmerler adlı gerilla teşkilatının kurucusuydu. İktidarda olduğu süre içerisinde Kamboçya kaynaklarına göre yaklaşık 7 milyonluk nüfusun 3 milyon 300 binini katletti. (Ohannes dedirtecek kadar fazla olan bu sayı gerçekten de inanılmaz. İnsan nasıl bu kadar manyak olur anlamıyorum ya neyse.) 1979&#8242;dan 1997 Temmuzuna kadar Kamboçya&#8217;nın Çin ve Tayland sınırındaki ormanlık bölgede gerilla hareketine devam eden Pol Pot&#8217;un bu ülkeler tarafından desteklendiği iddia edildi. Ayrıca Pol Pot ölümünden birkaç ay önce kendisiyle yapılan bir röportajda, milyonlarca insanın oldürülmesiyle alakalı vicdanen rahat olduğunu, bunları kendi başına yapmadığını açıklamıştı. Ne diyebilirim ki ben buna şimdi??<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pnh_phnom_penh_killing_fields_of_choeung_ek.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-388" title="pnh_phnom_penh_killing_fields_of_choeung_ek" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pnh_phnom_penh_killing_fields_of_choeung_ek-400x273.jpg" alt="pnh_phnom_penh_killing_fields_of_choeung_ek" width="400" height="273" /></a></p>
<p><strong>5. Benito Mussolini &#8211; İtalya</strong><br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/mussolini1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-384" title="mussolini1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/mussolini1-180x135.jpg" alt="mussolini1" width="180" height="135" /></a>Hitler kopyası bu arkadaş II. Dünya Savaşı sırasında İtalya&#8217;nın başbakanı idi. 1902&#8242;de zorunlu askerlik görevinden kaçıp, sonra 1904&#8242;te İtalya&#8217;ya dönüp İtalyan Sosyalist Partisi&#8217;ne katılan Muzo, I. Dünya Savaşı&#8217;nın başlaması üzerine orduya yazıldı ve orada yaralandı. Sonra Milano&#8217;yu dönerek burada sağ görüşlü İl Popolo d&#8217;İtalia gazetesinin editörü oldu&#8230; Neyse, bunları geçip konuya gelirsek, bu adam diğer tüm diktatörlerin yaptığı gibi, büyük bir kurnazlıkla, ekonomi ve siyasi kargaşa içindeki İtalyanlara problemlerinin çözüleceği vaadini veriyordu ve tabii ki saftorikler Muzo&#8217;ya fena halde inanıyordu.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/ita-cv33-mussolini.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-386" title="ita-cv33-mussolini" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/ita-cv33-mussolini-378x300.jpg" alt="ita-cv33-mussolini" width="378" height="300" /></a><br />
Muzo, sonraki dönemlerde atağa geçerek kendi faşist partisi dışındaki tüm partileri kapattı. Sendika hareketlerini yasaklattı, kitap ve gazetelere sansür getirtti (aa birini çağrıştırdı bu, ismi de dilimin ucunda!), eğitimi sıkı kontrol altına aldı vs vs. Sonrasında 1935&#8242;de Habeşistan&#8217;a saldıran manyağımız, 1936 yılında Nazi Almanyası ile Roma-Berlin mihverini kurdu. Hitler&#8217;i taklit eden faşomuz 10 Temmuz 1940&#8242;da müttefiklere savaş ilan etti. Ama yenildi.İtalya&#8217;da kendine bağlı birliklerle mücadeleyi sürdüren Mussolini, Nisan 1945&#8242;de yani savaşın son günlerinde kaçmaya çalışırken İtalyan direnişine mensup partizanlar tarafından öldürüldü. Ertesi gün Mussolini&#8217;nin, sevgilisinin ve birkaç yandaşının cesedi Milano&#8217;da Loreto Meydanı&#8217;nda başaşağı sallandırıldı. Mutluuu sooon&#8230; (Herifin tipe bak ya.)<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/hitmus.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-387" title="hitmus" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/hitmus-400x296.jpg" alt="hitmus" width="400" height="296" /></a></p>
<p><strong>4. İdi Amin &#8211; Uganda</strong><br />
Ülkedeki bazı kabilelerinin yok edilmesi için emir veren bu zat &#8216;Afrika&#8217;nın saf çocuğu&#8217; demiş kendisi için. Şaka gibi. 1971-1979 yılları arasındaki diktatoryal yönetimi boyunca bu saf çocuk 80.000 ile 300.000 arasındaki Ugandalının ölmesine sebep olmuş. Böyle karınca öldürür gibi insan öldüren İdoş, bu katliamların gerekçesini ise şöyle açıklamış:  &#8220;Her ülkede, ölmesi gereken insanlar olmalı. Onlar düzen ve hukuka ulaşmak için her ulusun vermesi gereken kurbanlardır.&#8221; Kendi kendine gelin güvey olup &#8220;Victoria Nişanı&#8221; veren Amin, 1976&#8242;da arabulucu olarak gittiği (nasıl kabul etmişler anlamadım ya) Kuzey İrlanda&#8217;da &#8220;İskoç bağımsızlığı&#8217; için mücadele ettiğini belirttikten sonra kendini &#8220;İskoçya Kralı&#8221; ilan etmiş.  Böyle de manyak bir arkadaş kendisi. Ülkede hippilere ve mini eteklere yasak koymuş (neyse ki bunları öldürtmemiş.) Sonra da eski eşlerinden birini yediği dedikodusu yayılmış. 1981&#8242;de ise (iktidarının devrillmesinden 2 yıl sonra) ise şu muhteşem cümleyi kurmuş: &#8220;Terk ettiğimden beri, Uganda&#8217;da insan haklarına saygı gösterilmiyor&#8221;&#8230; Ayrıca adamımızın konu edildiği bir de film çekildi. Forest Whitaker&#8217;ın İdi Amin&#8217;i oynadığı <a href="http://www.imdb.com/title/tt0455590">The Last King of Scotland.</a></p>
<p><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/ug01_05a.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-294" title="ug01_05a" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/ug01_05a-399x244.jpg" alt="ug01_05a" width="399" height="244" /></a></p>
<p><strong>3. Ayetullah Hümeyni &#8211; İran</strong><br />
Şah&#8217;ın ve etrafındaki insanların zenginleşmesi ve halkın bu süreçte daha fakir olması bu devrimi ateşleyen en önemli etkenlerden biri oldu. Sonrasında Humeyni adındaki bu sakallı zat, vakti zamanında, insanların aşağıdaki fotoğraflarda da görüldüğü üzere, rahat ve çağdaş kıyafetler giydiği, normal işte çalıştıkları hatta pilot oldukları bir dönemi tamamen yok ederek; küçük yaşta kız çocuklarının başlarının kapatıldığı, başı açık olan kadınların işkence gördüğü, cezalandırıldığı, sokaklarda dövüldüğü, dine karşı geldikleri anlarda ise recm bile edildiği, erkek cinsinin tek cins olarak kabul edildiği (bu yüzden de saygı duyulduğu), herkesin sakallı, öfkeli, kendi dinini tek din görerek, başka dinlerde olanları kafir ilan ettikleri bir cumhuriyeti, halkına dikte ederek kurduğu için 3 numaradaki yerini alıyor. <em>(Buyuk kesimi fakirlesen halk dincilerin pencesine dustu. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardimlarla onlarin safina cekildi. Beyinleri yikandi ve fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim oldugu benliklerine yazildi. Aclikla bogusan halk bu cehaletin pencesine kolaylikla dustu ve rejime dusmanlasti.)</em> Bu sözler İran İslam Devrimi sürecini yaşayan İranlı bir felsefe öğretmeninin yaşadıklarını anlattığı bir yazıdan. Pek bir tanıdık geldi değil mi? <a href="http://ticaretliseliyiz.blogcu.com/iranli-felsefe-ogretmeninin-turk-halkina-mektubu_11942531.html">Devamı şurada.</a></p>
<p><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/imam_humeyni-100.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-293" title="imam_humeyni-100" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/imam_humeyni-100-335x300.jpg" alt="imam_humeyni-100" width="335" height="300" /></a><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/66925217fd3.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-291" title="66925217fd3" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/66925217fd3-400x153.jpg" alt="66925217fd3" width="400" height="153" /></a><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/12jb2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-292" title="12jb2" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/12jb2-400x102.jpg" alt="12jb2" width="400" height="102" /></a><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/17fq7.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-290" title="17fq7" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/17fq7-400x147.jpg" alt="17fq7" width="400" height="147" /></a></p>
<p><strong>2. George W. Bush (veya tüm Amerika başkanları) &#8211; ABD</strong><br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/bush_monkey.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-379" title="bush_monkey" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/bush_monkey-180x135.jpg" alt="bush_monkey" width="180" height="135" /></a>Şimdi bu adam aslında diktatör değil. Yani kendi halkına bir şey yaptığı yok. Aslında yapıyor da, salak halkı bunu anlamıyor haliyle. Bu, bundan öncekiler ve bundan sonrakiler de aslında hepsi aynı. Amerika&#8217;nın başına kim gelirse gelsin, başka halklara karşı yoğun bir diktatörlük gösterdiler aslında. Ama bu beyinsiz içlerinden en öne çıkanı oldu. Piyon olarak görevini sonuna kadar büyük bir başarıyla yaptı ve başta Irak olmak üzere, nerede petrol veya enerjiyle ilgili bir yer varsa, daha dogrusu neresi Amerika&#8217;nın çıkarları için uygunsa orayı işgal etti veya karıştırdı. (Uygun olmayanların da fena içine etti.) Aslında gelmiş geçmiş en büyük soykırımlara imza atan bir ülkeye de böyle bir başkan yakışırdı. (Obama da başlar yakında.) Irak&#8217;ta milyonlarca insanın yok edilmesini, sakat veya aç kalmasını sağladı. Metresi İsrail&#8217;in yaptığı soykırımlara göz yumdu, destek verdi. Dünyanın bu en büyük virüsünün başkanı bu şekilde 2 numara oldu. Tebrikler Corç Dabılyu Buş.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/iraq1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-380" title="iraq1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/iraq1-400x265.jpg" alt="iraq1" width="400" height="265" /></a></p>
<p><strong>1. Adolf Hitler &#8211; Almanya</strong><br />
Her diktatörün yaptığı gibi Hitler de alt ve orta tabakanın ekonomik istemlerine karşılık veren bir dille halkı kendi saflarına çekmeyi başarmıştı. İçine de bir miktar nasyonalizm, anti-semitizm ve anti-komünizm de ekleyince tadından yenmez haline geliyordu. 1924 yılında hükümeti devirmeye çalıştı ama çuvalladı 5 yıl hapis cezası yedi, ardından yazar olup Kavgam kitabını yazdı. &#8216;Halk için tehlike&#8217; oluşturmadığı gerekçesiyle tahliye oldu. 23 Mart 1933&#8242;de  &#8220;Halkta ve Almanya’daki Sıkıntının Kaldırılmasına Dair Kanun&#8221; adı altında bir yetki tasarısını kabul ettirmeyi başardı ve yürütme/yasama erklerini eline aldı. Diğer partileri de yasaklatarak, tek parti olup yaptığı propaganda ve ikna kabiliyeti sayesinde bütün Alman halkını Nazi bayrağı altında birleştirdi ve kendisini Almanyanın büyük lideri ilan etti.</p>
<p><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/nazi_parade_23_03_05.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-381" title="nazi_parade_23_03_05" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/nazi_parade_23_03_05-304x300.jpg" alt="nazi_parade_23_03_05" width="304" height="300" /></a><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pic6.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-382" title="pic6" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/pic6-400x230.jpg" alt="pic6" width="400" height="230" /></a></p>
<p>O dönemdeki Alman halkının salaklığından yararlanan Hitler, bunlara Alman ırkının üstün olduğuna inandırıp fena bir şekilde kandırır ve akabinde ülkedeki Yahudileri ve diğer azınlıkları hedef olarak gösterir. Saflar bunun üzerine Nazi saflarına katılarak başta ülke genelinde sonra da savaş esnasında 5.5 milyon Yahudi ve yarım milyon çingeneyi öldürür. Ayrıca Hitler bununla kalmayıp, ırkını iyileştirmek adına binlerce zihinsel engelli insanı da öldürtür.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/adolf-hitler-404_678941c.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-298" title="adolf-hitler-404_678941c" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/adolf-hitler-404_678941c-400x297.jpg" alt="adolf-hitler-404_678941c" width="400" height="297" /></a><br />
Bu arada adamımızın bir ressam olduğunu biliyor muydunuz? Ama okullu bir ressam değil. Mamafih, 1907 yılında başvurduğu Viyana Güzel Sanatlar Akademisi tarafından ressamlığa uygun olmadığı gerekçesiyle uygun görünmediği için okuyamamış zavallı. Sonrasında da üzüntüden kendini diktatörlüğe verdi zaten. Bu arada komplo teorisiyenlerinin de bir notunu belirtmeden geçemeyeceğim. O da şöyle bir şey: Hitler İsrail devletinin kurulması ve dünya Yahudilerinin bu topraklara göçünü hızlandırmak için gerçek Yahudiler tarafından finanse edilen bir paravandı. Sadece o kamplarda İsrailoğulları&#8217;ndan olmayan sonradan Yahudi olan topluluklara uygulamıştır.. En yakınındaki yaverinden tutun da emrinde ona hizmet eden bilim adamlarının çoğu Yahudi idi. Yahudiler bu organizasyonu başarıyla bitirdiler, şu anda Hitler sayesinde bir İsrail devleti var.<br />
<a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/15lh8.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-299" title="15lh8" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/15lh8-400x201.jpg" alt="15lh8" width="400" height="201" /></a><a href="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/92277210pe8.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-300" title="92277210pe8" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/02/92277210pe8-400x128.jpg" alt="92277210pe8" width="400" height="128" /></a></p>
<p><strong>Kıssadan hisse;</strong><em><br />
<em>Diğer tüm diktatörler gibi ekonomik sıkıntılar yüzünden başka bir şey düşünemeyen halkları bir takım vaadlerle kandırarak kendi saflarına çekip, halkın değerlerinin dışında değerler taşıyan insanları ise düşman belletip onlara karşı büyük öfke duymalarına sebep olan ve bu yüzden de büyük bir kitleyi arkalarına almaya çalışan liderler bunlar sadece. Ama artık diktatörlüğün de tanımı değişti zaman içerisinde. Tek adam iktidarları artık farklı ve sinsi bir şekilde oluşturuluyor. Bunun da en iyi örneğini kendi ülkemizde görüyoruz ve sonuçlarını da en kısa zamanda hissedeceğiz zaten.</em></em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=289&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-gerekli-10-issiz-ada-esyasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En gerekli 10 ıssız ada eşyası&#8230;'>En gerekli 10 ıssız ada eşyası&#8230;</a> <small>Dünyanın en klişe sorusu: Issız adaya düşseniz yanınıza ne alırdınız?...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-kahraman-10-kahraman/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En kahraman 10 kahraman&#8230;'>En kahraman 10 kahraman&#8230;</a> <small>Uçan, gözlerinden ışın çıkaranlar, veya sinirlenip yeşile dönüşen, ağlarıyla kötüleri...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/enhatali10tahmin/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En hatalı 10 tahmin…'>En hatalı 10 tahmin…</a> <small>Sanatçısından politikacısına, bilim adamından iş adamına… Herkes arada geleceğe yönelik...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-kanli-10-diktator/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

