<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Madde Bağımlısı &#187; Felsefe</title>
	<atom:link href="http://www.maddebagimlisi.com/liste/felsefe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.maddebagimlisi.com</link>
	<description>Madde madde listeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 15:31:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 15:42:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>konuk maddeciler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[post modern]]></category>
		<category><![CDATA[post modernist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1597</guid>
		<description><![CDATA[MADDELEYEN: Fatih Güner Her ne kadar başlıkta post-modernist demiş olsam da, bahsi geçen teorilerin kimi post-modernist, kimi ise post-modern düşünceden sonra daha da ivmelenmiş teorilerdir. O yüzden eksik bilgi vermiş olmayalım. Post-modernizm, moderne karşı ya da onunla birlikte ancak anti-tezlerle oluşturulmuş bir düşünce biçimidir. Çoğu insan, güzel sanatlardaki post-modernist aksiyonların daha duyulur olması sebebiyle, post-modernizmi [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-ciddi-10-potansiyel-sosyal-medya-tehlikesi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En ciddi 10 potansiyel sosyal medya tehlikesi&#8230;'>En ciddi 10 potansiyel sosyal medya tehlikesi&#8230;</a> <small>Yazıyı buraya alamayacağım&#8230; Ama sizi de eli boş göndermeyeceğim ve...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 Antik Çağ Filozofu'>En iyi 10 Antik Çağ Filozofu</a> <small>Oi Antropoi (Ey insanlar), Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-ilginc-10-fetis/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En ilginç 10 fetiş'>En ilginç 10 fetiş</a> <small>Biraz zor bir konu olacak gibi ama du bakalım.. Şimdi...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><strong>MADDELEYEN: <a href="http://www.mesgulsinyali.com/">Fatih Güner</a></strong></p>
<p><em>Her ne kadar başlıkta post-modernist demiş olsam da, bahsi geçen teorilerin kimi post-modernist, kimi ise post-modern düşünceden sonra daha da ivmelenmiş teorilerdir. O yüzden eksik bilgi vermiş olmayalım.</p>
<p>Post-modernizm, moderne karşı ya da onunla birlikte ancak anti-tezlerle oluşturulmuş bir düşünce biçimidir. Çoğu insan, güzel sanatlardaki post-modernist aksiyonların daha duyulur olması sebebiyle, post-modernizmi güzel sanatlara bağlıyor olsa da, aslında post-modernizm, analitik felsefe ve Wittgenstein ile ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Daha geriye gidersek Nietzche sonucuna bile ulaşabiliriz.</p>
<p>Bilgisayar çağının ilerlediği  “daha modern” çağda ise post-modernizmi teorik anlamda kitlelere sevdiren kişi ise, benim de fikirlerini çok sevdiğim ve canlı canlı dinleme fırsatına sahip olduğum Jean Baudrillard’dır.</p>
<p>Madde Bağımlısı’ndaki bu konuk yazarlığımda, Meşgul Sinyali’nde yazdığım dijital pazarlama ve sosyal medya konularından ayrılıp, bu konuların en özüne ilişkin bir “maddeleme” yapmayı daha doğru buluyorum. Antropolojik gelişmelerin bu seviyeye gelmesini sağlayan post-modern düşünürlere de şapka çıkarmayı borç bilirim.</em></p>
<p><strong>5 – Yapısalcı Antropoloji</strong><br />
Descartes ve Sartre’a şiddetle karşı çıkan bu düşünce sistemi, fikir babası olarak Claude Levi-Strauss ismiyle anılır. Descartes ve Sartre’ın savunduğu şüphecilik ve insanın “bilinç”ten varolduğu fikrini reddederek, insanların dinin, kültürün, eğitimin ürünü olduğunu savunur.</p>
<p>Yapısalcı antropoloji düşüncesine göre, eğer sosyal sistem ya da “yapı” izah edilecekse, hangi parçaların daha ağır olduğunun ölçülmesi gerekmektedir. Yapısalcı antropoloji, bu anlamda Freud’a da gönderme yapar. Çünkü antropolojinin kendisinin ayrılmaz işbirliği yaptığı iki kurum varsa, onlar da sosyoloji ve psikolojidir.</p>
<p>Bu sayede, modern antropolojiyi “ilkel-barbar”  / “modern-uygar” algısının yetersizliğinden kurtararak modern antropoloji ve genel sosyal bilimlere yeni açılımlar getirmiştir.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/levistrauss.jpg" alt="levistrauss" title="levistrauss" width="300" height="395" class="aligncenter size-full wp-image-1598" /></p>
<p>4. Dunning-Kruger Etkisi<br />
Justin Kruger ve David Dunning’in anlayış getiren bu çalışması, herhalde 2000’li yılların en önemli sosyal teorilerinden biridir. Türkçe’ye direk “cahil cesareti” olarak çevrilebilecek olan bu teori, genel olarak, bilgi düzeyi düşük olan insanların, bilgi düzeyi yüksek insanlara göre daha cesur oldukları görüşünü savunur.</p>
<p>Dunning ve Kruger, Cornell Üniversitesi’nde okuyan lisans öğrencilerini kullaranarak yaptıkları deneyde, “cehaletin, gerçek olan bilgilerin aksine, bireyin kendine duyduğu güveni artırıcı bir olgu olduğunu” bulmuşlardır. Deneyin sonucu olarak da aşağıdaki önermeyi göstermişlerdir:</p>
<p>Niteliksiz insanlar, ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark etmezler. Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedirler. Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamakta da acizdirler.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/302698380.jpeg" alt="302698380" title="302698380" width="320" height="240" class="aligncenter size-full wp-image-1599" /></p>
<p><strong>3. Nesneler Sistemi</strong><br />
Günümüzde şehir insanının hızlı  yaşamlarına tanık olduğu ürün, araç ve gadget kuşakları  karşısında, insan sanki hiç değişmeyen dengeli bir türü  andırmaktadır. Bu karmaşanın birçok doğal türde karşılaşılan karmaşıklıktan daha tuhaf olmadığı söylenebilir. Ancak bu arada insan denilen varlığın tüm doğal türleri sınıflandırmak gibi bir alışkanlık kazandığını biliyoruz. Bu işi sistemli bir şekilde yapmaya başladığı gün, çevresindeki teknik ve işe yarar nesnelerin ansiklopedik boyutlara ulaşan bir de listesini yayınlamıştır.</p>
<p>Nesneler sistemini açıklayan ünlü  post-modernist düşünür Jean Baudrillard, günlük nesnelerin sayısında inanılmaz bir artış görüldüğünü, insanların gereksinim duyduğu nesnelerin sayısının arttığını ve üretim sayesinde de bu nesnelerin doğum ve ölümlerinin hızlandığını anlatır.</p>
<p>Nesneler sistemi fikri, renklerden, malzemelerden, nesnelerin ortamla olan ilişkilerinden, boyutlardan, basitlikten, simgesel boyutlardan, nesnelerin tarihselliklerinden ve değerlerinden, ilkel insan-modern insan ayrımından, ev hayvanlarından, koleksiyonculuktan, saatlerden, nesnelerin güdümleme gücünden, otomatikleşmeden, robotlaşmadan, gadgetlardan, widgetlardan, kişiselleştirilmeden, model-seri ayrımından, teknikten, üretimden, tüketimden satın almadan, reklamlardan, annelikten, ödüllendirmeden ve daha birçok konudan bahsederek kendisini açıklar.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/20070308elpepicul_4.jpg" alt="20070308elpepicul_4" title="20070308elpepicul_4" width="342" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-1600" /></p>
<p><strong>2. 6 Degrees of Separation</strong><br />
“İnsan Ağı” olarak da anılan bu sosyal teori, her bir insanın başka bir insanlar olan bağından hareketle, dünya üzerindeki iki uzak insanın birbirinin “en fazla” 6 kişi aracılığıyla tanıdığını anlatır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/sixdegrees.jpg" alt="sixdegrees" title="sixdegrees" width="450" height="308" class="aligncenter size-full wp-image-1601" /></p>
<p>Kendi blogumda örneklediğim şekliyle anlatayım daha rahat açıklayabilmek için&#8230;</p>
<p>Ben Obama’yı tanıyorum.</p>
<p>Ben babamı tanıyorum. Babam da ilçemizin belediye başkanını, belediye başkanı da büyükşehir belediye başkanını tanıyor. Büyükşehir belediye başkanı ise başbakanı ve başbakan da doğal olarak Obama’yı. Eğer bu insanların her biri birbirlerine benden bahsetse, Obama’nın benimle ilgili bir fikri olacaktır.</p>
<p>“Küçülen Dünya” (Shrinking World) düşüncesi ile ortaya çıkan ve Kevin Bacon örneği ile de kitlelere yayılan bu teori, dünyanın, herkesin birbirini tanıyabilmesi için yeterince küçük olduğunu anlatır.</p>
<p>Kevin Bacon’ın (aktör) bu teoride ne işi var diyeceksiniz. Anlatalım. Bacon’ın fanlarının hazırladığı bir oyun var, ismi de “Six Degrees of Kevin Bacon”. Bu oyun, IMDB’in veritabanını kullanarak çalışıyor ve mantığı da, dünya üstündeki her aktörün ya da aktrisin yollarının “en az” bir kere Kevin Bacon ile kesiştiğini ıspatlamaya çalışıyor. Şimdiye kadar bu oyunun mantığını çürütebilen bir örnek olamadı, hatta 6’yı zorlayan bir örnek bile henüz yok. Mesela ünlü Türk aktör Danyal Topatan, Kevin Bacon ile sadece 2 dereceden yakın. Türkan Şoray’ı ise 3 dereceden. (oyun için <a href="http://oracleofbacon.org">tıklayınız</a>.)</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/kevin_bacon.jpg" alt="kevin_bacon" title="kevin_bacon" width="376" height="512" class="aligncenter size-full wp-image-1602" /></p>
<p><strong>1 – Simülasyon Teorisi</strong><br />
Oğuz Adanır’ın sözleriyle, insan bilimleri alanında 20. yüzyılda ortaya atılmış en önemli kuramlardan biri Simülasyon Kuramı’dır. Simülasyon Teorisi’nin bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde ortaya koyduğu en önemli gerçeklerden biri modern toplumlarla dünyanın geri kalan ülkeleri arasındaki tarihsel süreç farklılığıdır.</p>
<p>Ayrıca kuramı bu kadar önemli yapan özelliklerinden biri de, kuramı ortaya atmış olan Baudrillard’ın, bu kuramdan nasıl yararlanılabileceğine dair hiçbir bilgiye ya da fikre sahip olmamasıdır.</p>
<p>Ben kendimce bunu Mona Lisa ile özdeşleştiriyorum. Bugün Mona Lisa isimli tablonun bu kadar değerli (paha biçilemez) olmasının sebebi, post-modern düşüncenin de savunduğu şekliyle, da Vinci’nin “bu benim en değerli tablomdur” demesi olabilir. Oysaki Mona Lisa ne yeni bir boyama tekniği getirmiştir, ne renkleri genelgeçer akımların dışında kalmıştır ne de farklı bir tarza sahiptir. Portredir, zamanın renkleri kullanılmıştır ve o zamanlar moda olan boyama tekniklerinden biri ile yapılmıştır. Peki, onu bu derece değerli yapan nedir? İşte benim bu soruya olan cevabım nasıl ki “toplumsal değerler Mona Lisa’yı değerli yapar” ise, Baudrillard da belki bu yüzden Simülasyon Kuramı’nı nasıl uygulayacağını bilmemektedir.</p>
<p>Baudrillard teorisini açıklamak için ayrıca görece farklı bir yol seçmiştir. Örneklendirmeleri arasında Disneyland, Apocalypse Now (Coppola’nın müthiş filmi) ve modern zamana ait birçok gönderme bulunmaktadır. Her gün izlediğimiz/gördüğümüz/maruz kaldığımız imgelerin, bizi gerçeğe yaklaştırmak yerine, bizi gerçekten uzaklaştırdığını anlatır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/jean_baudrillard_13.jpg" alt="jean_baudrillard_13" title="jean_baudrillard_13" width="400" height="450" class="aligncenter size-full wp-image-1603" /></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1597&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-ciddi-10-potansiyel-sosyal-medya-tehlikesi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En ciddi 10 potansiyel sosyal medya tehlikesi&#8230;'>En ciddi 10 potansiyel sosyal medya tehlikesi&#8230;</a> <small>Yazıyı buraya alamayacağım&#8230; Ama sizi de eli boş göndermeyeceğim ve...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 Antik Çağ Filozofu'>En iyi 10 Antik Çağ Filozofu</a> <small>Oi Antropoi (Ey insanlar), Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-ilginc-10-fetis/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En ilginç 10 fetiş'>En ilginç 10 fetiş</a> <small>Biraz zor bir konu olacak gibi ama du bakalım.. Şimdi...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/levistrauss-150x150.jpg' length='12075'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/04/levistrauss-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En Kant&#8217;çı 10 kavram</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-kantci-10-kavram/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-kantci-10-kavram/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 13:17:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aslı Topçu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kant]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1245</guid>
		<description><![CDATA[İşte size Kant&#8217;ın &#8220;Saf Aklın Eleştirisi&#8221;  kitabındaki kavramları açıklamaya çalışan bir yazı. Sıkıcı bulup &#8220;aman kim okur onca yazıyı bari daha çok görsel koysaydı.&#8221; derseniz hiç üzülmem, ama ilgilenip göz gezdirirseniz çok sevinirim. 10- İnsan? Öncelikle Kant Saf Aklın Eleştirisi&#8217;nde, hepimizin zaman zaman farklı cümleler ile kendimize sorduğumuz şu üç soruyu yanıtlamaya çalışır: Neyi bilebilirim, [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi'>En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi</a> <small>MADDELEYEN: Fatih Güner Her ne kadar başlıkta post-modernist demiş olsam...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;'>En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;</a> <small>Philia (sevmek, dostluk), bilgeliği sevmek (philia sophia) bilgi (episteme) ile...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 Antik Çağ Filozofu'>En iyi 10 Antik Çağ Filozofu</a> <small>Oi Antropoi (Ey insanlar), Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-kantci-10-kavram%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-kantci-10-kavram%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>İşte size Kant&#8217;ın &#8220;Saf Aklın Eleştirisi&#8221;  kitabındaki kavramları açıklamaya çalışan bir yazı. Sıkıcı bulup &#8220;aman kim okur onca yazıyı bari daha çok görsel koysaydı.&#8221; derseniz hiç üzülmem, ama ilgilenip göz gezdirirseniz çok sevinirim.</em></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1246" title="kant1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/kant1-210x300.jpg" alt="kant1" width="210" height="300" /></p>
<p><strong>10- İnsan?</strong></p>
<p>Öncelikle Kant Saf Aklın Eleştirisi&#8217;nde, hepimizin zaman zaman farklı cümleler ile kendimize sorduğumuz şu üç soruyu yanıtlamaya çalışır: <em>Neyi bilebilirim, ne yapmalıyım</em> ve <em>ne umabilirim</em>. İnsanın kendisinin nasıl bir varlık olduğunu bilebilmesi için sorgulamaya, en yakın tanıdığı kişiden yani, &#8220;kendinden&#8221; başlaması en doğru ilk adımdır. İnsan kendi ile ilgili bütün bu sorulara cevap verebilirse, kendi varlığının sınırlarını kolaylıkla çizebilir. Varlık ile ilgili her türlü açıklamamız içinde de, aslında kendimizi açıklamaya çalışırız.</p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>Tamam hiçbirimiz kendimize soru sormuyor olabiliriz. (beni beğendi mi, arasam açar mı, şu an nerededir, önce ben mi facebook&#8217;a eklesem o mu&#8230; dışında) Ama Kant döneminde çok da fazla event olmadığı için, oturmuş kendine belli sorular sormuş. Çünkü kendi ile ilgili en doğru cevabı ona yine kendi verebilirmiş. (psikologların da olmadığını düşünelim o dönemde lütfen.) İnsanı, insan yapan da bu soruları sormakmış.</p>
<p><strong>9- Transendental?</strong></p>
<p>İnsan kendini çözümlemeye, 3 soruyu yanıtlamaya çalışırken bazı noktalarda tıkanır. Ateş yakar mı sorusuna, deneyim sayesinde kolaylıkla yanıt verebilen insan, Tanrı var mı? sorusu karşısında tıkanabilir. Yani insan aklı görmezden gelemeyeceği bazı sorular ile boğuşmak zorunda kalabilir. Bu sorular insan aklının kapasitesini aşar. Bunlar aşkın, yani transendental&#8217;dir.</p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>Alkol alınca konuşulmaya başlanan konulara Transendental diyoruz.</p>
<p><strong>8- Metafizik?</strong></p>
<p>Akıl soruları yanıtlarken düştüğü bu karışıklığa, kendi hatası yüzünden düşmez. Akıl, soru zincirlerini oluşturur ancak öyle bi yere gelir ki, tecrübede kullanımı olabilecekleri aşan bir yere gider. Tecrübeye aşkın zemine geçince artık düşündüğü şeylerin karşılığının olup olmadığı sınırlarını kolayca göremeyebilir ve aynen metafizik de bundan ibarettir. Yani  metafiziğin temel özelliği, onun tecrübeyi aşan konularla ilgili olmasıdır.</p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>&#8220;Tanrı var mı?&#8221; sorusunun cevabını biz,  ne günlük hayattaki deneyimlerimizde, ne de laboratuvarda yaptığımız deneylerden çıkarabiliriz. İşte deneyin elini kolunu bağlayan sorulara &#8220;metafizik&#8221; deyip hemencicik oradan kaçabiliriz.</p>
<p><strong>7- Nesne?</strong></p>
<p>Kant&#8217;a göre, transendental zemin tecrübe ile başlar. Bu bağlamda, duyusal olana aşkın şeylerin bigisine ulaşmak imkansızdır. Ancak,  deneyimin önkabullerine ilişkin bir araştırma olarak metafizik, bilimin güvenli yoluna sokulabilir. Metafiziğin sağlam bir bilim yoluna girmesi ise onun <em>apriori </em>olması ile paraleldir. O zamana dek kabul edilen yargı, bilginin nesnesine uygun hale gelmesiydi. Yani, benim duyusal bir nesneyi aşan, aklıma dışsal olan metafizik nesneler ile bilginin örtüşmesi. Ancak bu yaklaşım Kant için bir sonuç vermemiştir. Kant, artık nesne&#8217;nin bilgiye uyması gerektiğini savunmaktadır. Özne, nesnesini kurmak yoluyla onun bilgisine sahip olur. Bu &#8220;nesnesini kurma etkinliği&#8221;, bütün bilimler için geçerlidir. Metafizik ise aklın nesnesini tesis etmesiyle mümkündür. Akla dışsal olan metafizik söz konusu olduğunda, kendiliklerinden nesne olmayan ancak benim aklımın faliyeti sonucu kurulan metafiziksel nesneler olur. İşte bu, yeni bir akıl anlayışıdır.  Bizim bilgiye ulaşmamız için öncelikle, tikellerle ilgili tecrübemiz ve daha sonra onların belli tasvirler altına sokulması gerekliliği vardır.  Biz tikellerle ilgili olanları, <em>sezgileri</em> ancak duyular tarafından elde edebiliriz. Ancak, kavramlar olmadıkça bu sezgiler sadece kördür. Bilginin açığa çıkması için ise, anlama yetisinin etkinliği gereklidir. Bununla birlikte, anlama yetisinin kavramları da kendi başlarına ele alındıklarında eksik kalır, onlar tikellerle ilgi kurulmayı bekleyen saf formlardır.</p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>Peki, bu sorular çok zor hiç uğraşamam deyip kaçmalı mıyız? Yoksa onları akla yatkın bir hale mi getirmeliyiz? İşte bu sorulardan kaçmayan Kant demiş ki, evet ben bir nesneyi deneyim ile algılayabiliyorum. Ama benim onu aklımda kurmamı, onu kavramamı sağlayan şey yalnızca deneyimden ibaret değil. Bizim aklımızda belli formlar var. O formlar olmasa, sadece deneyim boş boş bakmaktan başka bir şey çağrıştırmaz insana demiş.</p>
<p><strong>6- Apriori?</strong></p>
<p>Bilgi deney ile başlar. Bizde hiçbir bilgi, zaman bakımından deneyden önce gelmez.   Kant için<em> </em> zihnimiz bilgi bağlamında deneyden bağımsız  değildir. Ancak, bilginin deneyden çıkıyor olması, onun tamamen deneyden oluştuğu anlamına gelmemektedir.  Şöyle ki, biz maddeye bilgisine deney ile ulaşabilmemize rağmen forma deney yolu ile ulaşamayız. Bir nesnenin zihin mekanına taşınması için forma ihtiyaç vardır ve bu tür bir bilgi deney yoluyla gelmez. Bilgiye ulaşmak için, deneyimden gelenin dışında, anlama yetisine de sahip olmamız gereklidir. Buna sahip olmadan herhangi bir bilgi çözümlemesi yapılamaz. İşte bununla bağlantılı olarak Kant, deneyden bağımsız  olan bilgiye <em>apriori</em> demektedir.</p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>Formlara bu kadar önem verdik de bu deneyimin hiç mi rolü yok canım, deneyciyiz biz ama diyenlere iyi haber: bilmek deneyimden bağımsız zaten olamaz. Ama Kant deneyden bağımsız olan bilgiye de apriori der.</p>
<p><strong>5- Apriori Sentetik?</strong></p>
<p><em>Apriori </em>bilgiler, deneyden gelen empirik bilgilerden, <em>aposteriori </em>bilgiden  ayrılır. Ancak bu ayırt ediş, ortaya konulan sorunun anlamını yeterince açıklamamaktadır. Deneyimden çıkarılmış bir takım bilgilerin ya da deneyden  çıkmış olmayan ancak daha önce kendisinin de deney ile elde edildiği genel bir kuraldan çıkan bilgileri, apriori olarak adlandırmak bu sorunu oluşturur. Çünkü <em>apriori </em>bilgiler yalnızca deneyden çıkamayan bağlamında değil  her türlü deneyden bağımsız olan şeklinde tanımlanmalıdır. İşte bu <em>apriori </em>bilgiler içinde, empirik olanla hiç karşılaşmamış olanlarına saf (<em>pure</em>) bilgi denir.  Kant, bunu açıklamak için &#8220;Bütün olup bitenlerin bir nedeni vardır.&#8221; önermesini örnek olarak göstermektedir. Bu önerme ona göre <em>apriori </em>bir önermedir ancak saf değildir çünkü, olup bitenlerin içinde olan değişim, ancak deneyden çıkarılabilir. Dolayısıyla bu önerme <em>apriori sentetiktir. </em></p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>Şimdi bu apriori bilginin bir de sentetik cinsi var. Bu apriori sentetik bilgilerin içine çaktırmadan deneyim karıştırılmıştır. Tamam evelallah apriodir bunlar, ondan şüphe yoktur ancak hani çok zorlarsan da içinde deneyim bulabilirsin.</p>
<p><strong>4- Analitik?</strong></p>
<p>Yargıların tümünde özne ve yüklem bağlantısı iki türlü olabilir. Ya B yüklemi A öznesine ilişkindir, veya başka bir deyişle B, A&#8217;nın içinde zaten vardır ya da A ile bağlantısı olmasına karşın, onun büsbütün dışındadır. Kant için birinci durum &#8220;analitik&#8221;, ikinci durum ise &#8220;sentetik&#8221; &#8216;tir. Örnek  olarak, &#8220;Bütün eşkenar üçgenler üçgendir.&#8221; yargısında, üçgen olma durumu zaten öznenin içinde vardır. İşte böylesi bir durum bu yargının analitik olduğunu gösterir. Analitik yargılara ayrıca açıklayıcı, sentetik yargılara ise genişletici denilebilir. Bunun nedeni, analitik yargılarda özne kavramına hiçbir şey katma yoktur  ancak sentetik yargılar özne kavramına bir yüklem katarlar. Sentetik yargılarla katılan yüklemlerde, özne konusunda düşünüş ya da onun çözümlenmesi gibi etmenler yoktur. İkinci örnek olarak, &#8220;Bütün cisimler yer kaplar&#8221; yargısı verilebilir. Burada görülen yine,  yer kaplamanın cisim olmanın içinde olmasından ötürü  bunun bir analitik yargı olduğudur  ve bu nedenle biz ona yüklem yüklemeyiz, yalnızca onun çözümlemesini yapabiliriz.</p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>Şimdi ben &#8220;Patlıcan mordur&#8221; desem, biri çıkıp bana bu ne saçma cümle, ne diye söylüyorsun be hiç mi patlıcan görmedik der. E haklı. Çünkü morluk zaten patlıcanın içinde olan bir şey. Bu içinde olma durumu, bilgiyi zaten taşıma olayı analitik. Ama tabi öyle dedim diye gözümü morartmasına da gerek yok yani.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>3- Sentetik?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Ancak &#8220;Bütün cisimler ağırdır.&#8221; gibi bir yargıda, yüklem, bir cismin yalın kavramında genellikle düşündüğüm büsbütün başka bir şey olarak karşımıza çıkar. Sentetik bir yargı, böyle bir yüklemi kendisine kattığımız bir yargıdır. Bütün bunlarla bağlantılı olarak, deneyimle elde ettiğimiz yargılar sadece sentetik olabilir. Ve biz  bu deneyimle elde ettiğimiz yargıları asla analitik yargıların temeli olarak alamayız. Bu noktada &#8220;Bir cisim yer kaplar&#8221; önermesi, <em>apriori </em>bir önermedir ve asla bir deney yargısı olamaz. Bunun nedeni, deneye başvurmadan önce, bu yargının koşullarını bilmemizdir. Buradaki zorunluluğa deney de rastlanmaz. Buna karşılık olarak, biz ağırlık yüklemini asla bir cisim kavramı içine sokamayız. Cisim kavramını; uzam, içine girilmezlik ya da biçim vb. belirtileri ve kavramda düşünülen bütün şeyleri, önceden analitik olarak bilebilirim. Ben bu apriori olarak bildiğim şeyler ile bağlantılı olarak da deneyim ile o cismin ağır olduğunu söyeleyebilirim. Demek ki, ağırlık yükleminin, cisim kavramıyla birleşmesinin olanağı deneye dayanıyor.  Bu iki kavramın (cisim, ağırlık) , biri öbürü içinde bulunmaz ama birbirleriyle rastlantısal olsa da bağları şundandır:ikisi de görülerin bir birleşimi olan deneyin sağladığı bir tamlığın parçasıdır.</p>
<p style="text-align: left;">Türkçe Meali:</p>
<p style="text-align: left;">Ama şimdi &#8220;Bütün patlıcanlar yamuktur.&#8221; dersek bu farklı bir boyuta taşınır. Çünkü patlıcan dediğin insan misali, uzunu var kısası var, dümdüzü var, yamuğu var. Bu bütün patlıcanlara ait bir özellik değil. O yüzden bu önermelerimize biz Kant dilinde sentetik diyoruz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>2- Nedensellik?</strong></p>
<p>Kant&#8217;ın sentetik ve analitik önermelerle  ilgili olarak başka bir belirlenimini de, şu yargı üzerinden düşünebiliriz. &#8220;Bütün olup bitenlerin bir nedeni vardır.&#8221; Yani olup biten bir şeyin kavramında bir varlığı düşünürüz. Bu varlıktan önce bir zaman geçmiştir  ve bundan da analitik bir yargı çıkabilir. Ama bir neden kavramı olup-biten kavramının tümüyle dışındadır. Burada Kant, neden kavramının olup biten kavramının içinde bulunmadığı halde zorunlu olarak onların ilişkide olduğunu nasıl bildiğini araştırır. Bunu bilme nedenimiz deneyim olamaz. Çünkü, sözü edilen ilke, yalnızca daha büyük bir genellikle değil, aynı zamanda tümele zorunlulukla, apriori olarak sadece bu ikinci tasarımı birincisine ekler. Bu genişletici ilkelere dayanan son erek de apriori sentetiktir.</p>
<p>Türkçe Meali:</p>
<p>Şimdi Kant analitik ve sentetik kavramlarının içine nedenselliği ekleyince işler biraz karışır. Sonunda, nedenselliğin de apriori sentetik olarak incelenmesine karar verir. Neden karar verir? derseniz. İşte nedenselliğin incelenmesi biraz zor, Kant&#8217;ın kendisi de öyle demiş ama.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>1- Transendental Felsefe?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Transendental felsefe, saf aklın bütün ilkelerinin  sistemidir. Transendental felsefeyi kuran her şey, saf aklın eleştirisini ilgilendirir. Ancak bu henüz bilimin kendisi değildir çünkü eleştiri <em>sentetik apriori</em> bilgi üzerine eksiksiz yargıda bulunmak gerektiği kadarıyla çözümlemede ileri gider. Sonuç olarak, transendental felsefe yalnız saf aklın bir felsefesidir. Çünkü pratik ile ilgili olan her şey içinde dürtüler  bulunduğuna göre, duygular ile ilişkilidir. Duygular ise empirik bilgi kaynaklarına bağlıdır.</p>
<p style="text-align: left;">Türkçe Meali:</p>
<p style="text-align: left;">Şimdi bu kadar kavramı biz neden açıkladık? Kant&#8217;ın Transendental Felsefesi&#8217;ni anlayabilmek için. Bu felsefe gerçekten akıl işidir. Akıl olmadan, daha doğrusu akıl yürütülmeden de hiç anlaşılmaz. Oh be!</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1245&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi'>En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi</a> <small>MADDELEYEN: Fatih Güner Her ne kadar başlıkta post-modernist demiş olsam...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;'>En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;</a> <small>Philia (sevmek, dostluk), bilgeliği sevmek (philia sophia) bilgi (episteme) ile...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 Antik Çağ Filozofu'>En iyi 10 Antik Çağ Filozofu</a> <small>Oi Antropoi (Ey insanlar), Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-kantci-10-kavram/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/kant1-150x150.jpg' length='7081'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/08/kant1-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En iyi 10 Antik Çağ Filozofu</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 16:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aslı Topçu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[antik çağ]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=960</guid>
		<description><![CDATA[Oi Antropoi (Ey insanlar), Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli çok az değmiş, insan zihinleri bilgi birikimi ile bulanmamış. Her şey saf, temiz… İlk öpüşme gibi heyecanlı… Dünya ile yeni yeni tanımaya başlıyorsunuz birbirnizi. Her uyandığınızda bambaşka bir sürpriz ile geliyor size dünya ve kendi ile ilgili minik minik ipuçları veriyor. Ve siz katkısız şarabınızı [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;'>En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;</a> <small>Philia (sevmek, dostluk), bilgeliği sevmek (philia sophia) bilgi (episteme) ile...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-kantci-10-kavram/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Kant&#8217;çı 10 kavram'>En Kant&#8217;çı 10 kavram</a> <small>İşte size Kant&#8217;ın &#8220;Saf Aklın Eleştirisi&#8221;  kitabındaki kavramları açıklamaya çalışan...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-facebook-platformu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 facebook platformu&#8230;'>En iyi 10 facebook platformu&#8230;</a> <small>Öncelikle bu bireysel bir analiz. Yani şöyle: Ben waffle’ı iki...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-iyi-10-antik-cag-filozofu%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-iyi-10-antik-cag-filozofu%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Oi Antropoi (Ey insanlar),</em></p>
<p><em>Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli çok az değmiş, insan zihinleri bilgi birikimi ile bulanmamış. Her şey saf, temiz… İlk öpüşme gibi heyecanlı… Dünya ile yeni yeni tanımaya başlıyorsunuz birbirnizi. Her uyandığınızda bambaşka bir sürpriz ile geliyor size dünya ve kendi ile ilgili minik minik ipuçları veriyor. Ve siz katkısız şarabınızı yudumlayarak dünyayı keşfediyorsunuz. İşte Antik Çağ filozoflarının hayatı tam olarak böyleydi. Kendilerini daha yakından tanımak ve “felsefe yapma” gibi saçma bir tabudan kurtulmak için sizi büyülü Antik Çağ Filozofları’nın dünyasına alalım.</em></p>
<p><strong>10. Empedokles</strong></p>
<p>Empedokles’e göre arkhe (temel, ilk öğe) tek bir şey değildir. Su, toprak, ateş ve hava evrenin başlangıcından beri vardır. Bunlar değişmeyen öğelerdir. Başlangıçları ve sonları yoktur. Miktarları hep aynıdır. Evrende olan her şey de bu dört öğenin birleşiminden ya da etkileşiminden meydana gelir. Öğelerin birleşmesini ya da etkileşmesini sağlayacak olan hareket ettiriciler de sevgi ve nefrettir. Sevgi öğeleri birleştirir, nefret de öğeleri birbirinden ayırır.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-964" title="empedokles_1821293propertyzoom" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/05/empedokles_1821293propertyzoom-238x300.jpg" alt="empedokles_1821293propertyzoom" width="238" height="300" /></p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Sevgili Empedokles, işte tam senin sevgi ve nefreti hareket ettirici olarak tanımlaman, şu an hepimize kafayı sıyırtan karma felsefesinden başka bir şey değil. Madonna da karma felsefesine geçti geçeli, hepimiz kırmızı yün bileklik takmaya başladık. Tüm nefretler, sevgiye dönüşür umarım.</p>
<p><strong>9. Thales</strong></p>
<p>Thales yedi bilgelerin ilkidir. İlk filozoftur. Arkhe’nin su olduğunu ileri sürmüştür. Suyun dünyayı taşıdığını düşünmüştür. Depremleri de suyun hareketi olarak görmüştür.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-963" title="thales" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/05/thales.jpg" alt="thales" width="257" height="225" /></p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Eh, evren ile ilgili ilk yargıyı ortaya koymak her baba yiğidin harcı değil Thales. Senin çok bulduğun ve bu yüzden evrenin özü &#8220;su&#8221; dediğin kaynakları da biz çok güzel tükettik. Ortada su falan kalmadı.</p>
<p><strong>8. Anaksimandros</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Anaksimandros da, her erkeğin saç dökülmesi sorunu gibi, bütün Antik Çağ filozoflarının temel sorunu olan arkhe’ye bir açıklık getirmeye çalışmıştır. Anaksimandros için arkhe aperion yani sonsuzluktur. Anaksimandros arkhe için sonsuz bir maddeyi seçtiğinde, sonsuzun asla bir sonu olmayacağını düşünmüştür. Bununla da sonu olmayan döngüsel hareketi desteklemiş olmuştur.</p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Anaksimandros, bu karmaşık arkhe açıklamanız,  bana günlük hayatımında sonsuzluğu açıklamak, uzayın nereye kadar olduğu ya da nereden geldiğimiz olaylarına hiç bulaşmadan yargıyı askıya almak hevesini uyandırıyor.<em><br />
</em></p>
<p><strong>7. Anaksimenes</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Milet’li üç filozofun sonuncusu olan Anaksimenes, arkhe’nin hava olduğunu idda etmiştir. Hava, air Antik Yunanca “aer”dir. Her şey bu aer’den çıkar. Taş, toprak gibi katı maddeler de havanın farklı yoğunlaşmasından oluşur. Ayrıca Anaksimenes, arkhe olarak havayı, Tanrı gücü olarak da düşünür. Nefes, havanın işlevini tanımlamak için çok doğru bir metafordur. Ne de olsa insan bedenine can veren hava, aynı zamanda insan ruhuna da can vermektedir. Ruh kavramını ilk tanımlayan filozof olarak karşımıza çıkan Anaksimenes, doğadaki canlı ve cansız ayrımını yapan ilk filozoftur.</p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Antik Yunan&#8217;ın en havalı arkhe&#8217;sini bulan Anaksimenes için bir alkış!</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>6. Phythagoras</strong></p>
<p>Sayıların babası olarak tanınan ve arhke olarak da sayıyı kabul eden Phythagoras’ın (Pisagor) , yola çıkış noktası uyumdur. Nasıl ki müzikteki uyum sayılar ile (ritim) anlatılabiliyor ise, doğa da bu sayılar ile çözümlenebilir. Sayılar her birinde bir ruh, bir akıl ya da bir erdem vardır.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-965" title="pi" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/05/pi-295x300.jpg" alt="pi" width="295" height="300" /></p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Ah Pisagor, Öss’de;  şurdan 3, 5, 8 üçgeni çıksa da hemen soruyu çözsem söylemlerim ya da 3 varsa burda kesin bir Pisagor olayı vardır demelerim geliyor aklıma.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>5. Herakleitos</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Herakleitos arkhe olarak ateşi belirlemiştir. Ona göre her şey ateşten çıkmıştır ve yine ateşe dönecektir. Bu bağlamda ateş varlık ve yokluktuk. Ateş her şeyi kendisinden meydana getirir, ama kendisi asla değişmez. Varlıklar bir şekilde ateşten çıkar ve kendi formlarını alır ve bu dönüşüm de kozmik düzeni meydana getirir.</p>
<p>Herakleitos’un felsefesinin kilit noktalarından bir diğeri ise karşıtların savaşıdır. Karşıtlar arasındaki savaş olmasaydı, uyum da ortaya çıkamazdı. Bu bağlamda kozmosdaki düzeni meydana getiren ve koruyan karşıtlar arasındaki savaştır. Yani, iyilik için kötülük, varlık için yokluk, beyaz için siyaha ihtiyaç vardır. Herakleitos’un bu kuramı daha sonra Nietzsche ve Hegel tarafından işlenecektir.</p>
<p>Bir de tabi unutmadan;</p>
<p><strong>&#8220;ποταμο</strong><strong>ῖσι το</strong><strong>ῖσιν α</strong><strong>ὐτο</strong><strong>ῖσιν </strong><strong>ἐμ</strong><strong>ϐαίνουσιν, </strong><strong>ἕτερα κα</strong><strong>ὶ </strong><strong>ἕτερα </strong><strong>ὕδατα </strong><strong>ἐπιρρε</strong><strong>ῖ.&#8221;</strong></p>
<p>(potamoisi toisin autoisin embainousin, hetera kai hetera hüdata epirrei)</p>
<p>&#8220;Aynı nehire iki defa girilmez.”</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-962" title="herakleitos" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/05/herakleitos-308x300.jpg" alt="herakleitos" width="308" height="300" /></p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p><em> </em>Herakleitos, karşıtların birarada yaşayabileceği teoremini çürütecek bir sürü devlet oluşcağını nereden bilebilirdin ki?</p>
<p><strong>4.</strong> <strong>Parmenides</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Parmenides harekete karşılık durağanlığı savunur. Evreni açıklamak için (arhke) Bir’den yola çıkar. Bir yaratılmamıştır ve yok edilemez, Bir’i tanımlamak için ondan başka bir şey yoktur. Bir kalıcı olandır. Bir parçalardan oluşmayan bir bütündür. Bir için hareket ve değişimden söz edilemez. Parmenides “Bir” kuramını ontolojisine (varlık bilimi) de bağlamıştır. Varlıkta da hareket ve değişim söz konusu değildir.  Varolan vardır. Yalnızca varolan düşünebilir. Bu yüzden  bizim yaşadığımız dünya da “görünenler dünyasıdır.”</p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Parmenides hareketlilikten durağanlığa geçmek ne kadar doğru tartışılır. Ama sana bir özür borçluyum.  Platon&#8217;un Parmenides kitabını okurken, ve senin Bir kavramın ile yeni yeni tanışmışken kafamda dönen &#8220;Bir, bir, birbirlerine.. trallalala&#8221; şarkısını susturmak için çok uğraştım. Ama bir türlü susmadı.</p>
<p><strong>3. Sokrates</strong></p>
<p>Diyalektiğin babası olan Sokrates, ahlak felsefesinin kurucusudur. Sokrates ölüme mahkum edilmiştir. Hücresinde ölmeyi beklerken, lir çalan bir çocuk görür. Çocuğa, &#8220;bana da çalmayı öğretir misin?&#8221; der. Çocuk da, &#8220;ama çalmayı tam olarak kavrayabilecek kadar zamanınız olduğunu düşünmüyorum.&#8221; der. Sokrates de çocuğa gülüp, &#8220;önemli olan yalnızca liri çalmak değil, keyifli olan onu öğrenmek.&#8221; der.</p>
<p>Platon&#8217;un kaleme aldığı Sokrates&#8217;in Savunması kitabında, Sokrates&#8217;in insanların cahilliklerini ortaya çıkarmak için onlarla kurduğu diyalektiklere rastlanır. Hepsi Sokrates&#8217;ten daha bilge olduklarını idda edip, sonunda kendi ağızlarından cehaletlerini itiraf ederler. Sokrates&#8217;e göre cehaletini bilmeyenlerden daha kötüsü yoktur. Ya da cahil olup da insanların kendilerini bilgin zannetmesinden.  Sokrates&#8217;in duruşu da kendisinin bilgin olduğunu ispatlamak olarak algılanmamalıdır. Sokrates için bir insan cahil de olsa en önemli şey, cehaletinin farkında olmasıdır. Yani Sokrates kendinin farkındadır ve insan için en büyük bilgelik kendinin farkında olmaktır.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-67" title="sokrates1" src="http://maddebagimlisi.wordpress.com/files/2009/05/sokrates1.jpg?w=204" alt="sokrates1" width="204" height="300" /></p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Pardon çok erdemlisiniz, size baba diyebilir miyim?</p>
<p><strong>2. Platon</strong></p>
<p>İmdi dedim, insan denen yaratığı eğitim ile aydınlanmış ve aydınlanmamış olarak düşün. Bunu şöyle bir benzetme ile anlatayım: Yer altında mağaramsı bir yer, içinde insanlar. Önde boydan boya ışığa açılan bir giriş… İnsanlar çocukluklarından beri ayaklarından boyunlarından zincire vurulmuş bu mağarada yaşıyorlar. Ne kımıldayabiliyorlar, ne de burunlarının ucundan başka bir yeri görebiliyorlar. Öyle sıkı sıkıya bağlanmışlar ki kafalarını bile oynatamıyorlar. Yüksek bir yerde yakılmış bir ateş parıldıyor arkalarında. Mahpuslarla ateş arasında dimdik bir yol var. Bu yol boyunca alçak bir duvar, hani şu kukla oynatanların seyircilerle kendileri arasına koydukları ve üstünde marifetlerini gösterdikleri bölme var ya, onun gibi bir duvar, Böyle bir yeri getirebiliyor musun gözünün önüne?</p>
<p>-Getiriyorum.</p>
<p>-Bu alçak duvar arkasında insanlar düşün. Ellerinde türlü türlü araçlar, taştan, tahtadan yapılmış, insana, hayvana ve daha başka şeylere benzer kuklalar taşıyorlar. Bu taşıdıkları şeyler, bölmenin üstünde görülüyor. Gelip geçen insanların kimi konuşuyor, kimi susuyor.</p>
<p>-Garip bir sahne doğrusu ve garip mahpusla!</p>
<p>-Ama tıpkı bizler gibi! Bu durumdaki insanlar kendilerini ve yanlarındakileri nasıl görürler? Ancak arkalarındaki ateşin aydınlığı ile mağarada karşılarına vuran gölgeleri görebilirler değil mi?</p>
<p>-Ömürleri boyunca başlarını oynatamadıklarına göre, başka türlü olamaz.</p>
<p>-Bölmenin üstünden gelip geçen bütün nesneleri de öyle görürler.</p>
<p>-Şüphesiz.</p>
<p>-Şimdi bu adamlar aralarında konuşacak olurlarsa, gölgelere verdikleri adlarla gerçek nesneleri anlattıklarını sanırlar değil mi?</p>
<p>-Öyle ya.</p>
<p>-Bu zindanın içinde bir de yankı düşün. Geçenlerden biri konuştukça, mahpuslar bu sesi karşılarındaki gölgenin sesi sanmazlar mı?</p>
<p>-Sanırlar tabii</p>
<p>-Bu adamların gözünde gerçek, yapma nesnelerin gölgelerinden başka bir şey olamaz ister istemez değil mi?</p>
<p>-İster istemez.</p>
<p>-Şimdi düşün: Bu adamların zincirlerini çözer, bilgisizliklerine son verirsen; her şeyi olduğu gibi görürlerse ne yaparlar? Mahpuslardan birini kurtaralım; zorla ayağa kaldıralım; başını çevirelim, yürütelim onu; gözlerini ışığa kaldırsın. Bütün bu hareketler ona acı verecek. Gölgelerini gördüğü nesnelere gözü kamaşarak bakacak. Ona; “Demin gördüğün şeyler sadece boş gölgelerdi. Şimdi ise gerçeğe daha yakınsın, gerçek nesnelere daha yöneliksin, daha doğru görüyorsun” dersek; önünden geçen her şeyi birer birer ona gösterir, bunların ne olduğunu sorarsak ne der? Şaşakalmaz mı? Demin gördüğü şeyler, ona şimdikinden daha gerçek gibi gelmez mi?</p>
<p>-Daha gerçek gelir.</p>
<p>-Ya onu aydınlığın ta kendisine bakmaya zorlasak? Gözlerine ağrı girmez mi? Boyuna başını bulabildiği şeylere çevirmez mi? Kendi gördüğü şeyleri, sizin gösterdiklerinizden daha açık, daha seçik bulmaz mı?</p>
<p>-Öyle sanırım.</p>
<p>-Onu zorla alıp götürsek, dik ve sarp yokuştan çıkarıp, dışarıya gün ışığına sürüklesek, canı yanmaz, karşı koymaz mı bize? Gün ışığında gözleri kamaşıp bizim şimdi gerçek dediğimiz nesnelerin hiçbirini göremeyecek hale gelmez mi?</p>
<p>-İlkin bir şey göremez her hâlde.</p>
<p>-Yukarı dünyayı görmek isterse, buna alışması gerekir. Rahatça görebildiği ilk şey gölgeler olacak. Sonra, insanların ve nesnelerin sudaki yansımaları, sonra da kendileri. Daha sonra da gözlerini yukarı kaldırıp güneşten önce yıldızları, ayı, gökyüzünü seyredecek.</p>
<p>-Her hâlde</p>
<p>-En sonunda da güneşi, ama artık sularda ya da başka şeylerdeki yansılarıyla değil, olduğu yerde, olduğu gibi.</p>
<p>-Öyle olsa gerek.</p>
<p>-İşte ancak o zaman anlayabilir ki, mevsimleri, yılları yapan güneştir. Bütün görünen dünyayı güneş düzenler. Mağaralarda onun ve arkadaşlarının gördükleri her şeyin asıl kaynağı güneştir.</p>
<p>-Bu değişik görgülerden sonra, varacağı sonuç bu olur elbet.</p>
<p>-O zaman ilk yaşadığı yeri, orada bildiklerini, zindan arkadaşlarını hatırlayınca, hâline şükretmez, orada kalanlara acımaz mıyız?</p>
<p>-Elbette</p>
<p>-Ya orada birbirlerine verdikleri şerefler ünler? Gelip geçen şeyleri en iyi gören, ilk veya son geçenleri ya da hepsini en iyi aklında tutup gelecek şeylerin ne olabileceğini en doğru kestirenin elde ettiği kazançlar? Mağaralardan kurtulan adam artık onlara imrenir mi? O ünleri kazançları sağlayanları kıskanır mı? O boş hayallere dönmekten, eskiden yaşadığı gibi yaşamaktansa, Homeros’taki Akhilleus gibi, “fakir bir çiftçinin hizmetinde uşak olmayı” dünyanın bütün dertlerine katlanmayı bin kere daha iyi bulmaz mı?</p>
<p>-Bence bulur; her mihneti kabul eder de bir daha dönmez o hayata.</p>
<p>-Bir de şunu düşün: Bu dediğimiz adam yeniden mağaraya dönüp eski yerini alsa; gün işiğindan ayrılan gözleri karanlıklara dayanabilir mi?</p>
<p>-Dayanamaz.</p>
<p>-Daha gözleri karanlıklara alışmadan, ki kolay kolay da alışamaz, yeniden bu karanlıklar içinde düşünmek, zincirlerinden hiç kurtulmamış mahpuslarla gördükleri üzerinde tartışmak zorunda kalsa herkes gülmez mi ona? Yukarıya boşu boşuna çıkmış, üstelik de gözlerini bozup dönmüş demezler mi? Bu adam onları çözmeye, yukarıya götürmeye kalkışınca ellerinden gelse öldürmezler mi onu?</p>
<p>-Hiç şaşmaz öldürürler.</p>
<p>-Şimdi, sevgili Glaukon, bu benzetmeyi demin söylediklerimize uyduralım. Görünen dünya mağara zindanı olsun. Mağarayı aydınlatan ateş de güneşin yeryüzüne vuran ışığı. Üst dünyaya çıkan yokuş ve yukarıda seyredilen güzellikler de, ruhun düşünceler dünyasına yükselişi olsun. Benin nereye varmak istediğimi merak ediyordun ya, işte bu benzetme ile onu iyice anlamış olursun. Doğru mu yanlış mı orasını Tanrı bilir. Her hâlde benim düşünceme göre kavranan dünyanın sınırlarında iyi ideası vardır. İnsan onu kolay kolay göremez. Görebilmek için de dünyada iyi ve güzel ne varsa, hepsinin ondan geldiğini anlamış olması gerekir. Görülen dünyada ışığı yaradan ve dağıtan odur. Kavranan dünyada da doğruluk ve kavrayış ondan gelir. İnsan ancak onu gördükten sonra iç ve dış hayatında bilgece davranabilir.</p>
<p><em>Platon &#8211; Devlet VII. Kitap 516a-517c<br />
Çeviri: S. Eyüboğlu &#8211; M.A. Cimcoz</em></p>
<p><em><img class="aligncenter size-medium wp-image-68" title="platon20aristote" src="http://maddebagimlisi.wordpress.com/files/2009/05/platon20aristote.jpg?w=229" alt="platon20aristote" width="229" height="300" /><br />
</em></p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Sevgili Platon, varolan her bireyin &#8220;mağara alegorisi&#8221;ni okuması lazım değil mi?</p>
<p><strong>1. Aristoteles</strong></p>
<p>Aristoteles, fizikten matematiğe, politikadan, ontolojiye, etikten astronomiye kadar her bilim ile uğraşmış ve hepsinin birbiri ile bağlantısını kurmuştur. Aristoteles&#8217;in etiğini anlamak için bilgi felsefesini, varlığını anlamak için de fiziğini bilmek gerekir. Çünkü ele aldığı her doğruyu sistematik olarak inceler.</p>
<p>Aristoteles Antik Yunan&#8217;ın arkhe sorununa da &#8220;görünenlerin ardında birliği olan bir varlık olmalı&#8221; şeklinde yaklaşmıştır. Aristoteles için gerçek varlık, fenomenlerin içinden gelen öz, yani ousia&#8217;dır. Ousia&#8217;nın ötesinde başka bir varlık yoktur. Gerçek olan ancak ousia&#8217;dır.</p>
<p><em>Aslıtoteles</em></p>
<p>Merhaba Aristoteles, ben Aslıtoteles.  Ben en büyük hayranınızım.</p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=960&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;'>En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;</a> <small>Philia (sevmek, dostluk), bilgeliği sevmek (philia sophia) bilgi (episteme) ile...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-kantci-10-kavram/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Kant&#8217;çı 10 kavram'>En Kant&#8217;çı 10 kavram</a> <small>İşte size Kant&#8217;ın &#8220;Saf Aklın Eleştirisi&#8221;  kitabındaki kavramları açıklamaya çalışan...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-facebook-platformu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 facebook platformu&#8230;'>En iyi 10 facebook platformu&#8230;</a> <small>Öncelikle bu bireysel bir analiz. Yani şöyle: Ben waffle’ı iki...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En iyi 20 filozoftan, 20 alıntı&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2009 20:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aslı Topçu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/liste/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/</guid>
		<description><![CDATA[Philia (sevmek, dostluk), bilgeliği sevmek (philia sophia) bilgi (episteme) ile olur. Bence bir filozof ile ilgili doyuma ulaşamıyorsan ve daha fazla bilmek istiyorsan, onu gerçekten seviyorsun demektir. Alıntı yaptığım yirmi filozof da benim okumaya doyamadıklarım. Hepsinin görüşlerini anlatmak için başka bir bloga ihtiyaç olur sanırım. Hegel&#8217;in felsefe tarihinde nasıl bir dönüş noktası yarattığından, Platon&#8217;un Devlet&#8217;teki [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 Antik Çağ Filozofu'>En iyi 10 Antik Çağ Filozofu</a> <small>Oi Antropoi (Ey insanlar), Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi'>En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi</a> <small>MADDELEYEN: Fatih Güner Her ne kadar başlıkta post-modernist demiş olsam...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/10-yil-asik-kalmak-icin-en-olmazsa-olmaz-10-neden/' rel='bookmark' title='Permanent Link: 10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden'>10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden</a> <small>Başlık sizi yanıltmasın. Bu yazı 10 yılını bugün doldurmuş iki...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-iyi-20-filozoftan-20-alinti%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-iyi-20-filozoftan-20-alinti%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><span class="Apple-style-span" style="FONT-STYLE: italic">Philia (sevmek, dostluk), bilgeliği sevmek (philia sophia) bilgi (episteme) ile olur. Bence bir filozof ile ilgili doyuma ulaşamıyorsan ve daha fazla bilmek istiyorsan, onu gerçekten seviyorsun demektir. Alıntı yaptığım yirmi filozof da benim okumaya doyamadıklarım. Hepsinin görüşlerini anlatmak için başka bir bloga ihtiyaç olur sanırım. Hegel&#8217;in felsefe tarihinde nasıl bir dönüş noktası yarattığından, Platon&#8217;un Devlet&#8217;teki yönetim biçiminin şu an ülkemizdeki yönetimin biçiminden nasıl daha üstün olduğundan ya da totaliter rejime doğru sürüklendiğimiz şu günlerde Hannah Arendt&#8217;in İnsanlık Durumu&#8217;ndan&#8230; Evet bunları anlatmak çok sürer. O yüzden biraz da phenomonolojilere, ontolojilere girmeden, bir kaç alıntı en sevdiğim filozoflardan&#8230;(Bazıları Türkçe olunca anlamlarını tamamen yitirdiği için İngilizce bıraktım.)</p>
<p><strong>20. Thomas Hobbes</strong><br />
“Bir insanın durumu…kendi dışında herkese karşı olan savaşının durumudur.”</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">19. Leo Tolstoy</span><br />&#8220;Sanat el işçiliği değildir, sanat sanatçının eserini yaparken duyduğu hissi, o esere bakana transfer etmesidir.&#8221;</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">18. George Berkeley</span><br />“What is mind? No matter. What is matter? Never mind.”</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">17. Gilles Deleuze</span><br />&#8220;Tikler, yüz kaslarının özgürleşmesinden gelir.&#8221;<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHc-xUjscI/AAAAAAAAAIM/0v13TtC5voE/s1600-h/19_deleuze.gif"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287750408459235778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 307px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHc-xUjscI/AAAAAAAAAIM/0v13TtC5voE/s320/19_deleuze.gif" border="0" /></a><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />16. Jacques Lacan</span><br />&#8220;Daima doğruyu söylerim. Ama doğrunun tamamını değil. Çünkü doğrunun tamamını kimse söyleyemez. Her şeyi söylemek imkânsızdır. Yeterince kelime yoktur. Doğruyu, gerçek olana yaklaştıran da bu imkânsızlıktır.&#8221;<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />15. Goethe</span><br />“Etkinliğimi artırmadan ya da doğrudan doğruya canlandırıp (yaşamıma) bir şey katmadan bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum.”</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">14. Gottfried Leibniz</span><br />“Müzik insan zihninine ritim tutturmasına rağmen, bu durumu fark ettirmeyen bir zevktir.”</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">13. John Locke</span><br />“Biz insanlar bukalemun gibiyiz. Ahlaki değerlerimizin rengini, çevremizdekilerinkine bakarak seçiyoruz.”<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />12. Martin Heidegger</span><br />&#8220;Dil varlığın evidir.&#8221;<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />11. Georg Wilhelm Friedrich Hegel</span><br />&#8220;I&#8217;m not ugly, but my beauty is a total creation.&#8221;</p>
<p>&#8220;Only one man ever understood me, and he didn&#8217;t understand me.&#8221;</p>
<p>&#8220;Too fair to worship, too divine to love.&#8221;<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />10. Rene Descartes</span><br />&#8220;You just keep pushing. You just keep pushing. I made every mistake that could be made. But I just kept pushing.&#8221;</p>
<p>&#8220;Perfect numbers like perfect men are very rare.&#8221;<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />9. Gottlob Frege</span><br />&#8220;Your discovery of the contradiction caused me the greatest surprise and, I would almost say, consternation, since it has shaken the basis on which I intended to build my arithmetic&#8230;. It is all the more serious since, with the loss of my rule V, not only the foundations of my arithmetic, but also the sole possible foundations of arithmetic seem to vanish.&#8221;<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />8. David Hume </span><br />“Filozof ol ama, ortaya koyduğun bütün felsefenin ortasında hala bir insan olarak kalabil.”<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />7. Baruch Spinoza</span><br />“İnsanın duyguları denetleme ve kısıtlama güçsüzlüğüne kölelik diyorum; çünkü duygulara tabi olan insan, kendisinin değil, ama kaderinin hükmündedir; öylesine onun hakimiyetindedir ki, kendisi için daha iyi olana bakmasına rağmen, yine de kötü olana akmaya zorlanır.”<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHcFXvxwaI/AAAAAAAAAH0/-bBU6GnVhKw/s1600-h/200px-Spinoza.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287749422341538210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHcFXvxwaI/AAAAAAAAAH0/-bBU6GnVhKw/s320/200px-Spinoza.jpg" border="0" /></a><br /></span>
<div><span style="FONT-WEIGHT: bold">6. Platon</span><br />“Ruhu karanlıktan aydınlığa çevirme,yani gerçek varlığa yükseltme işine felsefe denir.”</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">5. Herakleitos</span><br />“İnsanların karakterleri, onların kaderlerinden bağımsız değildir. Bu yüzden insanlar layık oldukları hayatları yaşarlar.”<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />4. Friedrich Nietzsche</span><br />“İnsan unutmayı bir türlü öğrenemeyip de hep geçmişe bağlı kaldığı için şaşar durur kendi kendine de: İstediği kadar ileri ve çabuk yürüsün, zinciri ile birlikte yürür, hızla akıp geçen olaylara bağlıdır gene de.”<br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />3. İmmanuel Kant</span><br />&#8220;Ahlak bize kendimizi nasıl mutlu hissedeceğimizi anlatmaz,nasıl kendimizi mutlu olacak kadar değerli yapacağımızı gösterir.&#8221;</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />2. Hannah Arendt</span><br />“Gerek eylemin gerekse konuşmanın temel koşulu olan insani çoğulluğun, eşitlik ve farklılık gibi ikili bir niteliği vardır. Eğer insanlar eşit olmasalardı ne birbirlerini ne de kendilerinden öncekileri anlayabilir ne de geleceği planlayabilir ve kendinden sonrakilerin ihtiyaçlarını öngörebilirlerdi.”<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHcmluw3mI/AAAAAAAAAIE/CZpdnXcx7FM/s1600-h/ArendtHannah.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287749993031065186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 234px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHcmluw3mI/AAAAAAAAAIE/CZpdnXcx7FM/s320/ArendtHannah.jpg" border="0" /></a><br /><span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />1. Aristoteles</span><br />&#8220;Mutluluk bir huy değil, bunu söyledik. Çünkü bu durumda, yaşam boyu uyuyan, bitki gibi yaşam süren, en büyük felaketlere uğrayan bir kişide bulunabilirdi.Mutluluk ruhun erdeme uygun etkinliğidir.”</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHcWzNQNVI/AAAAAAAAAH8/lgGXTq1M5fg/s1600-h/aristoteles.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287749721770702162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 263px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BGmY0UVWi-g/SWHcWzNQNVI/AAAAAAAAAH8/lgGXTq1M5fg/s320/aristoteles.jpg" border="0" /></a> </div>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=16&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-10-antik-cag-filozofu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En iyi 10 Antik Çağ Filozofu'>En iyi 10 Antik Çağ Filozofu</a> <small>Oi Antropoi (Ey insanlar), Yemyeşil bir dünya düşünün. İnsan eli...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-5-post-modernist-dusunce-sistemi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi'>En Sağlam 5 Post-Modernist Düşünce Sistemi</a> <small>MADDELEYEN: Fatih Güner Her ne kadar başlıkta post-modernist demiş olsam...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/10-yil-asik-kalmak-icin-en-olmazsa-olmaz-10-neden/' rel='bookmark' title='Permanent Link: 10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden'>10 yıl aşık kalmak için en olmazsa olmaz 10 neden</a> <small>Başlık sizi yanıltmasın. Bu yazı 10 yılını bugün doldurmuş iki...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-filozoftan-20-alinti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

