<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Madde Bağımlısı &#187; hollywood</title>
	<atom:link href="http://www.maddebagimlisi.com/etiket/hollywood/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.maddebagimlisi.com</link>
	<description>Madde madde listeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 15:31:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>En karizmatik 20 J&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 21:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>konuk maddeciler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[aktör]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[j]]></category>
		<category><![CDATA[karizma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1519</guid>
		<description><![CDATA[MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir iki üç dört derken, saydığım bütün isimlerin adının J ile başladığını farkettim. İşte o an karizma ile J harfi arasında garip bir çekim olduğuna karar verdim. Friendfeed&#8217;de bu konuyu paylaşmamın ardından, liste kafamda kısa sürede tamamlandı, bana da maddelemek kaldı. Maddelememizde ülkemizin karizmatik aktörlerine yer [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-az-bilinen-11-james-cameron-ozelligi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En az bilinen 11 James Cameron özelliği&#8230;'>En az bilinen 11 James Cameron özelliği&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Cagdas Seichter James Cameron&#8217;ın yenı sıfatı: Hollywood tarihinde, gişede,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-10-erkek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 10 erkek&#8230;'>En karizmatik 10 erkek&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Yağmur Erengül Kimin veya neyin karizmatik olduğu kişiden kişiye...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cekici-ve-yakisikli-10-vampir/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En çekici ve yakışıklı 10 vampir&#8230;'>En çekici ve yakışıklı 10 vampir&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Müge Çerman Ekranda gördüğüm ağlamış suratlı genç adam, hiç...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-karizmatik-20-j%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-karizmatik-20-j%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><a href="http://www.flickr.com/photos/lwr/2252418744/"><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/2252418744_726fc66392.jpg" alt="2252418744_726fc66392" title="2252418744_726fc66392" width="350" height="350" class="aligncenter size-full wp-image-1520" /></a></p>
<p><strong>MADDELEYEN: <a href="http://izledim.tumblr.com/">s1m0ne</a></strong></p>
<p><em>Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir iki üç dört derken, saydığım bütün isimlerin adının J ile başladığını farkettim. İşte o an karizma ile J harfi arasında garip bir çekim olduğuna karar verdim. Friendfeed&#8217;de bu konuyu paylaşmamın ardından, liste kafamda kısa sürede tamamlandı, bana da maddelemek kaldı. </p>
<p>Maddelememizde ülkemizin karizmatik aktörlerine yer veremedik, malum; harf J. Ve son olarak diyorum ki; unutulanlar olabilir, benim hiç tanımadığım aktörler olabilir, artık affola&#8230; (; </p>
<p>İşte J&#8217;nin birleştirdiği en karizmatik 20 aktör: </em></p>
<p><strong>20. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0005045/">Joshua Jackson</a> </strong><br />
Şahsen kendisini pek karizmatik bulmuyorum, hatta bana kalsa antipatik bile derim. Ama bulanlar varmış öyle duydum. Joshua Jackson Dawson&#8217;s Creek ile bir dönem genç kızlarının sevdiği bir isim olmuş. Şimdilerde Fringe ile ekranlarda arz-ı endam ediyor. Harfimiz J olmasaydı bu listede işin yoktu valla senin, o kadar diyorum.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/20.jpg" alt="20" title="20" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1521" /></p>
<p><strong>19. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0836343/">Jim Sturgess</a> </strong><br />
Yine J kontenjanından listeye giren bir isim. Nerden tanıyorum ben bunu derseniz; Across the Universe deriz, 21 deriz, The Other Boleyn Girl deriz. Kendisi 32 yaşında, 2008&#8242;de EW tarafından &#8220;30&#8242;un altındaki 30 aktör&#8221; listesinde yer aldı.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/19.jpg" alt="19" title="19" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1522" /></p>
<p><strong>18. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0582257/">Johnny Messner</a> </strong><br />
1970 New York doğumlu aktör genelde televizyon yapımlarında yer alıyor. Kariyerinde henüz, işte bu diyebileceğimiz bir film yok. Ama karizmatikliğine laf yok&#8230;</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/18.jpg" alt="18" title="18" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1523" /></p>
<p><strong>17. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0219835/">James Denton</a></strong><br />
Listemizin en yaşını başını almışlarından biri Denton. 47 yaşında, Erin O&#8217;Brien ile evli, 2 çocuğu var. 2004&#8242;den beri &#8220;Desperate Housewives&#8221; dizisinde Mike Delfino&#8217;yu canlandırıyor. Bu diziyi de bir kere bile izlemedim, her an başlayabilirim.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/17.jpg" alt="17" title="17" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1524" /></p>
<p><strong>16. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001029/">James Caviezel</a></strong><br />
1991&#8242;den beri beyazperdede. Adını duyunca aklıma gelen ilk filmi ise Dennis Quaid ile başrolü paylaştığı Frequency. 96&#8242;dan beri Kerri Browitt ile evli ve iki çocuk babası. Son zamanlarda adını 6 bölümlük mini dizi The Prisoner ile duyduk.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/16.jpg" alt="16" title="16" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1525" /></p>
<p><strong>15. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001212/">Joseph Fiennes</a></strong><br />
Joseph Fiennes tam kırk yaşında, yani tam tadında (; Kariyerindeki en parlak film;  Shakespeare in Love. Şu sıralar ise Flash Forward ile ekranlarımıza konuk oluyor. 1999&#8242;da People Magazine&#8217;in en seksi 50 erkek sıralamasına girmiş, yıl 2010 hala listelerde; tabi J&#8217;nin kıyağını unutmasın.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/15.jpg" alt="15" title="15" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1526" /></p>
<p><strong>14. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0005095/">Justin Kirk</a> </strong><br />
Justin için Weeds izleme sebebim diyebiliriz. Oyunculuğunu beğenmemin yanısıra, yakışıklı olmadan da karizmatik olunabileceğinin en güzel örneklerinden birini onunla verebiliyorum. Weeds&#8217;deki rolüyle Altın Küre, Angel in America ile ise Emmy&#8217;e aday oldu ama ne yazık ki; ikisini de alamadı. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/14.jpg" alt="14" title="14" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1527" /></p>
<p><strong>13. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0290556/">James Franco</a> </strong><br />
1978 doğumlu Franco beyazperdenin sadece önüyle değil arkasıyla da ilgileniyor. Yazıp yönettiği  The Feast of Stephen adlı kısa film, bu yıl Berlin Film Festivali&#8217;nde Altın Ayı aldı. 2001&#8242;de oynadığı televizyon filmindeki James Dean karakteri de ona bir altın küre getirdi. Şimdiye kadar oynadığı karakterler arasında en unutulmazı, bence Milk&#8217;de canlandırdığı Scott Smith.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/13.jpg" alt="13" title="13" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1528" /></p>
<p><strong>12. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0542133/">Joe Magnellio</a> </strong><br />
1976 Pennsylvania doğumlu Magnellio şimdilik çok parlak bir kariyere sahip değil. Sinema filmlerinden çok, dizilerde boy gösteriyor. One Tree Hill, How I Met Your Mother, Er, Medium, Csi gibi sevdiğimiz bir çok yapımda rol almış. Şimdi güzel haberi veriyorum; Joe Magnellio True Blood&#8217;ın üçüncü sezonunda kurt adam olarak karşımıza çıkacak.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/12.jpg" alt="12" title="12" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1529" /></p>
<p><strong>11. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0010075/">Jensen Ackles</a></strong><br />
1978 Texas doğumlu Ackles bugüne kadar Dawson&#8217;s Creek, Smallville gibi dizilerde rol aldı. 2005&#8242;ten beri, 5 sezondur Supernatural&#8217;da Dean Winchester&#8217;ı canlandırıyor. 2009&#8242;da uzun zamandır beraber olduğu, One Tree Hill&#8217;den Rachel olarak hatırlayacağımız Danneel Harris ile nişanlanmış.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/11.jpg" alt="11" title="11" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1530" /></p>
<p><strong>10. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000179/">Jude Law</a> </strong><br />
Efendim gönül bu isimin daha üst sıralarda yer almasını isterdi ama; malum saçlar gitti kel göründü. Saçların dökülmesine lafım yok, saç bu dökülür dökülür, ama ibibik gibi kalmış o öndekiler hiç hoş değil. Kazıt gitsin di mi ama? Neyse karizma yine de yerinde&#8230; İki Oscar adaylığı bulunan aktör hala başarılı yapımlarda rol almaya devam ediyor.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/10.jpg" alt="10" title="10" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1531" /></p>
<p><strong>9. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0604747/">Jeffrey Dean Morgan </a></strong><br />
Jeffrey Dean Morgan deyince aklıma ilk olarak Weeds geliyor. Ailenin babası; Judah Botwin. Sonra Supernatural yine bir aile babası; John Winchester, tabi Grey&#8217;s Anatomy&#8217;deki Denny Duquette karakterini de unutmayalım. Aslında şimdi farkettim de Jeffrey Dean Morgan deyince aklıma bir de Vicky Cristina Barcelona geliyor, ne alaka derseniz; afiştekinin o olduğunu zannedip filmi izlemeye başlamış sonra Javier Bardem olduğunu farkedince hayal kırıklığı yaşamıştım. Ha bu arada Javier niye listede yok derseniz; e gerek yok, onun yerine Jeffrey var hem daha güzel gülüyor (;</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/9.jpg" alt="9" title="9" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1532" /></p>
<p><strong>8. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001667/">Jonathan Rhys Meyers</a> </strong><br />
İrlanda asıllı ve 77 doğumlu olan Meyers &#8220;The Tudors&#8221; ile gönüllere taht kurmuş durumda. Yani 8. Henry ile. Bunun dışında aklımızda kalan filmleri Match Point, August Rush ve geçtiğimiz aylarda ülkemizde vizyona giren, başrolünü John Travolta ile paylaştığı From Paris with Love. Bob Marley hayranı ve idolü Johnny Depp. Doğru yoldasın Jonathan hiç bozma.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/8.jpg" alt="8" title="8" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1533" /></p>
<p><strong>7. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001326/">Josh Hartnett</a> </strong><br />
Listemizin en gençlerinden biri Josh; 1978 California doğumlu. People Magazine 2002&#8242;de dünyanın en yakışıklı 50 erkeği arasında göstermiş onu da. 2004-2006 yılları arasında Scarlet Johansson ile birlikte olmuş. Filmografisinde çok başarılı filmler olmasa da; onda o ses ve karizma oldukça izleriz her türlü.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/7.jpg" alt="7" title="7" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1534" /></p>
<p><strong>6. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001467/">Jared Leto</a> </strong><br />
1971 Louisiana doğumlu olan aktörü bir çoğumuz Requiem For a Dream ile tanımış olabiliriz. Ama onun öncesinde American Psycho, Girl Interrupted, Fight Club gibi yapımlarda rol almış. 2000&#8242;de Cameron Diaz ile nişanlanmış ve iki sene sonra ayrılmışlar. Joseph Fiennes gibi 96 ve 97&#8242;de dünyanın en yakışıklı 50 erkeği listesinde yer almış. Aynı zamanda müzisyen. 30 Seconds to Mars grubunun kurucusu ve solisti!</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/6.jpg" alt="6" title="6" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1535" /></p>
<p><strong>5. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001326/">James Dean </a></strong><br />
Listenin tek hayatta olmayan ismi James Dean. 24 yıllık yaşamına bir çok klasik film ve iki oscar adaylığı sığdırmış. Bugün yaşasaydı 79 yaşında olacaktı. 1955&#8242;de arabasıyla yaptığı kaza sonucu hayatını kaybetmiş. 1956&#8242;da gösterime giren Giant ile ölümünden sonra Oscar&#8217;a aday gösterilen ilk oyuncu olmuş.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/5.jpg" alt="5" title="5" width="438" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1536" /></p>
<p><strong>4. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000136/">Johnny Deep </a></strong><br />
İnsanın 47 yaşında olduğuna inanası gelmiyor. Mükemmel bir kariyere sahip oyuncunun tam adı John Christopher Depp. Winona Ryder ve Kate Moss gibi isimlerle birlikte olan oyuncu halen Vanessa Paradis ile birlikte ve iki çocuk babası. 2009&#8242;da People Magazine yaşayan en seksi erkek ünvanını Johhny&#8217;ye vermiş.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/4.jpg" alt="4" title="4" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1537" /></p>
<p><strong>3. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0358316/">John Hamm</a> </strong><br />
39 yaşındaki John Hamm Mad Men&#8217;e kadar pek de dişe dokunur yapımlarda rol almamış. Ama ekranlara bir gelmiş pir gelmiş. 9 yıldır Jennifer Westfeldt ile beraber. 2008&#8242;de Mad Men&#8217;deki rolüyle Altın Küre aldı ve düzenli olarak aday olmaya devam ediyor.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/3.jpg" alt="3" title="3" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1538" /></p>
<p><strong>2. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0573037/">Julian Mcmahon</a> </strong><br />
1968 Avustralya doğumlu aktör hafızalarımıza &#8220;Tell me what you don&#8217;t like about yourself&#8230;? &#8221; diyerek kazındı. Nip/Tuck ile 2003&#8242;den bu yana tam 6 sezondur canlandırdığı Dr. Christian Troy karakteri tv tarihinin en unutulmaz karakterleri arasına girdi bile. Dannii Minogue ile bir yıllık evliliğin ardından evlendiği ve 2002&#8242;de ayrıldığı Brooke Burns&#8217;den bir çocuğu var. 2005&#8242;de Nip/Tuck&#8217;daki rolüyle Altın Küre&#8217;ye aday oldu ama ödülü Ian McShane&#8217;e kaptırdı. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/2.jpg" alt="2" title="2" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1539" /></p>
<p><strong>1. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0391326/">Josh Holloway</a> </strong><br />
41 yaşındaki aktörün Lost&#8217;a kadar şansı pek de yaver gitmemiş, büyük yapımlarda rol almamış ama 6 yıldır Lost&#8217;ta başarıyla canlandırdığı Sawyer ya da James Ford karakteriyle yılların acısını çıkartıyor. 2005 yılında People dergisinin &#8220;Dünyanın En Güzel 50 İnsanı&#8221; listesinde yer aldı. 2006 yılında İngiltere&#8217;deki &#8220;OK!&#8221; dergisinde dünyanın en seksi adamları arasında 17. sırada yer aldı. 2007 yılında Davidoff&#8217;un &#8220;Cool Water&#8221; isimli kokusunun yeni yüzü olarak seçildi. Maalesef evli ve Java adında bir kızı var. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/1.jpg" alt="1" title="1" width="437" height="138" class="aligncenter size-full wp-image-1540" /></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1519&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-az-bilinen-11-james-cameron-ozelligi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En az bilinen 11 James Cameron özelliği&#8230;'>En az bilinen 11 James Cameron özelliği&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Cagdas Seichter James Cameron&#8217;ın yenı sıfatı: Hollywood tarihinde, gişede,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-10-erkek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 10 erkek&#8230;'>En karizmatik 10 erkek&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Yağmur Erengül Kimin veya neyin karizmatik olduğu kişiden kişiye...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cekici-ve-yakisikli-10-vampir/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En çekici ve yakışıklı 10 vampir&#8230;'>En çekici ve yakışıklı 10 vampir&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: Müge Çerman Ekranda gördüğüm ağlamış suratlı genç adam, hiç...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/2252418744_726fc66392-150x150.jpg' length='11439'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/2252418744_726fc66392-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 00:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[1950'ler]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[star]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1502</guid>
		<description><![CDATA[Evet sevgili okuyucular, bir zaman önce söz verdiğim üzere, eski zaman yıldızlarının ikinci bölümü nihayet huzurlarınızda. Ayrımı, ilk parladıkları yıllara göre almaya çalışsam da tabii ki aslında bu biraz karışık bir kronoloji, zira 1940&#8242;ların yıldızları 1950&#8242;lerde de var veya tam tersi falan filan. Gerçi ben yine de öbür 40&#8242;lar listesindeki kadınları daha bir seviyorum sanırım [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel 10 eski zaman yıldızı (1940&#8242;lar)&#8230;'>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1940&#8242;lar)&#8230;</a> <small>1930- 1950&#8242;li yıllar arasında parlamış Hollywoood yıldızlarının ışığına, havasına, nasıl...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Evet sevgili okuyucular, bir zaman önce <a href="http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/">söz verdiğim</a> üzere, eski zaman yıldızlarının ikinci bölümü nihayet huzurlarınızda. Ayrımı, ilk parladıkları yıllara göre almaya çalışsam da tabii ki aslında bu biraz karışık bir kronoloji, zira 1940&#8242;ların yıldızları 1950&#8242;lerde de var veya tam tersi falan filan. Gerçi ben yine de öbür 40&#8242;lar listesindeki kadınları daha bir seviyorum sanırım ama olsun&#8230; Neyse, işte böyle&#8230; Buyrun bakalım.</em></p>
<p><strong>10. Joan Collins (1933 &#8211; )</strong><br />
<em>&#8220;The problem with beauty is that it&#8217;s like being born rich and getting poorer. &#8220;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/bwnudephotographyvintage-52b109d259f619876fc41dcb3b865899_h.jpg" alt="bw,nude,photography,vintage-52b109d259f619876fc41dcb3b865899_h" title="bw,nude,photography,vintage-52b109d259f619876fc41dcb3b865899_h" width="383" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-1510" /></p>
<p>Bugün kaç yaşında, hala filmlerde oynayan, hala bakımlı, hala hoş bir kadın olarak zaten bilirsiniz Joan Collins&#8217;i. Londra doğumlu bu yıldızımız sinema hayatına 17 yaşında atılıyor. Birkaç filmden sonra 1954&#8242;te 20th Century Fox kızımıza &#8220;sen gel bakayım yamacıma&#8221; diyor ve anlaşma imzalanıyor.</p>
<p>Daha çok bir pin-up kızı olarak, zamanın Londra&#8217;sını domine ediyor. 1970&#8242;lerde ise softcore olaylarına giriyor. Sonra işte James Bond&#8217;du, hepimizin bildiği pembe dizilerden Hanedan&#8217;dı filan derken, gündemden hiç düşmemeyi de başarıyor. Bugünlerde ise sit-com&#8217;larda misafir oyuncu olarak sık sık karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Kendisi ayrıca Warren Beatty abimizin de eski nişanlısı olur. Yengeniz olur yani, evet!! Gerçi sanırım Warren Beatty ile nişanı attıktan sonra 4 kez filan evlenip, boşanmış.</p>
<p>Politik molitik de bi abla, biraz daha muhafazakar kanattan. Enteresan aslında.</p>
<p><strong>09. Kim Novak (1933 &#8211; )</strong><br />
<em>&#8220;I had a lot of resentment for a while toward Kim Novak. But I don&#8217;t mind her anymore. She&#8217;s okay. We&#8217;ve become friends. I even asked her before this trip for some beauty tips.&#8221;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/Kim_Novak.jpg" alt="Kim_Novak" title="Kim_Novak" width="388" height="470" class="aligncenter size-full wp-image-1509" /></p>
<p>Eh zamanın Grace Kelly&#8217;si varsa, bir de diğer soğuk sarışınımız Kim Novak var tabii. En çok Hitchcock&#8217;un <a href="http://www.imdb.com/title/tt0052357/">Vertigo</a>&#8216;sundan hatırlayacağınız 1933 doğumlu Novak, Çek asıllı bir ailenin kızı. Liseyi bitirince modellik yapmaya başlıyor ve çeşitli işlerin ardından, 21 yaşında sinemaya adım atıyor. Enteresan bir tesadüf olarak, Kim Novak&#8217;ın da gerçek ismi Marilyn ama aynı anda iki Marilyn olmaz denince, &#8220;Kim&#8221; adını alıyor.</p>
<p>Sinemada çok çok parlak bir kariyeri olmasa da, Vertigo&#8217;da Hitchcock&#8217;un çok da beğenmediği performansı ile unutulmazlar arasına giriyor. Daha sonrasında ise bir düşüş yaşıyor. Bu dönemde Breakfast at Tiffany&#8217;s gibi filmler için kendisine gelen teklifleri reddediyor. Sonradan pişman olmuş mudur bilinmez.</p>
<p>Kendisi hala hayatta ve sanırım Kaliforniya&#8217;da at ve lama yetiştirmekte.</p>
<p><strong>08. Jayne Mansfield (1933 &#8211; 1967)</strong><br />
<em>&#8220;A 41-inch bust and a lot of perseverance will get you more than a cup of coffee &#8211; a lot more.&#8221; </em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/beautyerotichighheelsjaynemansfieldlegswoman-daef34af69b0f56b060e6646d5788503_h.jpg" alt="beauty,erotic,high,heels,jayne,mansfield,legs,woman-daef34af69b0f56b060e6646d5788503_h" title="beauty,erotic,high,heels,jayne,mansfield,legs,woman-daef34af69b0f56b060e6646d5788503_h" width="363" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-1508" /></p>
<p>1933 doğumlu bu sarışın yıldız, büyük göğüsleri ve seksi duruşuyla parladığı yılların en büyük seks bombalarından biri oldu. Kimilerine göre Marilyn&#8217;in daha seksi ve incelikten yoksun alternatifi olarak sunulan Mansfield, bu aşırı yüklü seksapeli yüzünden oyuncu olarak çok da fazla ciddiye alınamadı. Bunun sonucunda da kariyeri giderek kötü ve ucuz filmlere doğru ilerledi. Oysaki kendisinin oldukça zeki (163 IQ) bir kadın olduğu da bilinmekte&#8230; Ah bu film endüstrisi, az mı güzel ve yetenekli kadının hakkını yemiş! Peh.</p>
<p>17 yaşındayken evlenen ve bir bebek sahibi olan yıldızın toplam 5 çocuğu oldu. Kendisi 1967 yılında bir trafik kazasında, henüz 34 yaşındayken hayatını kaybetti. Kaza o kadar vahşi bir kazaydı ki, uzunca bir süre, Jayne&#8217;in sarı peruklarından birini ön konsolda gösteren bir olay yeri fotoğrafı nedeniyle Mansfield&#8217;in kazada kafasının koptuğu yönünde şehir efsaneleri aldı yürüdü.</p>
<p><strong>07. Sophia Loren (1934 &#8211; )</strong><br />
<em>&#8220;Sex appeal is 50% what you&#8217;ve got and 50% what people think you&#8217;ve got.&#8221;</p>
<p></em><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/80db000e805b3270627d3cae2fca37bf_h.jpg" alt="80db000e805b3270627d3cae2fca37bf_h" title="80db000e805b3270627d3cae2fca37bf_h" width="400" height="400" class="aligncenter size-full wp-image-1511" /></p>
<p>Eveeet, huzurlarınızda İtalyan ateşisi Sofia&#8230; Benim zevkime göre fazla kaba saba, fazla kocaman bir seksapeli var esasında bu kadının ama var, inkar edemem. Kocaman derken de ne bileyim, 2 metreymiş bu kadın gibi hissediyorum gördüğümde, aslında 1.74 kendisi. Kısa değil ama zannettiğim kadar da godzilla değil yani.</p>
<p>Neyse efendim, kendisi gayrı meşru bir çocuk olarak dünyaya geliyor ve Napoli&#8217;nin gecekondu mahallerinde cılız bir kız çocuğu olarak (evet evet, cılız dedim, doğru duydunuz) büyüyor. Sonra, birkaç önemsiz rolden sonra kendisinden hayli büyük yönetmen <a href="http://www.imdb.com/name/nm0690638/">Carlo Ponti</a> ile tanışıyor ve nihayetinde evleniyor. İşte böylece sinema kariyeri de atağa kalktı.</p>
<p>Kendisi dolgun vücudu ve seksi hatlarını filmlerde göstermekten ve çıplak rollerden kaçınmamakla birlikte, kamera önünde çıplak olmaya çok da bayılmadığını ifade etmiş, ve netekim bir süre sonra soyunma işine paydos demiştir. Yine de tabii seks bombası olmaktan kurtarmamıştır bu kendisini. Ama Mansfield&#8217;in aksine, Loren, oyunculuk yeteneğiyle de beğeni toplayabilmiştir. 1960&#8242;da <a href="http://www.imdb.com/title/tt0054749/">La Ciociara</a> filmindeki rolü ile Oscar&#8217;ı da kapmıştır.</p>
<p>Sophia Loren de tıpkı Joan Collins gibi, bugün 70 küsür yaşlarında, hala pek hoş bir kadın olarak, filmlerde rol almaya devam etmektedir. Kendisi, 2007 yılında 72 yaşındayken Pirelli takvimi için poz bile vermiştir! Hatta hemen gösterelim:</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/sophia-loren-pirelli-photo1.jpg" alt="sophia-loren-pirelli-photo1" title="sophia-loren-pirelli-photo1" width="400" height="266" class="aligncenter size-full wp-image-1512" /></p>
<p><strong>06. Elizabeth Taylor (1932 &#8211; )</strong><br />
<em>&#8220;Success is a great deodorant. It takes away all your past smells.&#8221;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/elizabeth-taylor.jpg" alt="elizabeth-taylor" title="elizabeth-taylor" width="360" height="450" class="aligncenter size-full wp-image-1513" /></p>
<p>Ay açık konuşmak gerekirse, hiç de sevmem bu kadını ben. E niye koydun listeye, hem de 6 numaraya derseniz, cevabım basit: Hak yememek için. Sonuçta sevilen, beğenilen, oyuncu olarak takdir edilen bi kadın kendisi ne de olsa.</p>
<p>Neyse efendim, menekşe gözleriyle tanınan bu yıldızımız, listedeki formunu korumuş Sofia ve Joan&#8217;ın aksine huysuz ve çökmüş, film dünyasından elini eteğini çekmiş, zengin bir ihtiyar teyze olarak hayatını sürdürmektedir.  12 yaşında atıldığı film piyasasında sayısız rol oynamış, sayısız da kocaya imza atmıştır. 7&#8242;diydi galiba.</p>
<p>Ahahah sevmiyorum ya bu kadını, nasıl uyuz anlatıyorum bak, çok fena bi insanım galiba&#8230; Neyse efendim, bu ablamızın en bilinen filmlerinden biri tabii ki <a href="http://www.imdb.com/title/tt0056937/">Cleopatra</a>&#8216;dır. Kendisinin 2 oscar&#8217;ı bulunmaktadır. Rahmetli Michael Jackson&#8217;la da hayli kanka oldukları bilinmektedir. Ayrıca alkolizmle boğuşmaktadır. Ve bana hep çok antipatik gelmiştir. Keşke 6 numaraya koymasaydım ama koymuş bulundum bi kere. Napalım.</p>
<p><strong>05. Natalie Wood (1938 &#8211; 1981)</strong><br />
<em>&#8220;You get tough in this business, until you get big enough to hire people to get tough for you. Then you can sit back and be a lady.&#8221;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/Natalie-Wood.jpeg" alt="Natalie Wood" title="Natalie Wood" width="400" height="320" class="aligncenter size-full wp-image-1514" /></p>
<p>6 numaramızın aksine, 5 numaradaki yıldızımızı çok severim mesela. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0055614/">West side story</a> ve <a href="http://www.imdb.com/title/tt0048545/">Rebel without a cause</a> filmlerinden en güzel hallerini hatırlayacağınız Natalie Wood, sadece sempatikliği ve güzelliğiyle değil, oyunculuk yeteneğiyle de takdir toplamış bir insandır. </p>
<p>İki Rus göçmenin kızı olan Wood, çocuk oyuncu olarak, henüz küçücük bir kızken film kariyerine başlamış ve  43 yaşında hayatını kaybedene kadar da aktif olarak filmlerde rol almıştır. Ölüm hikayesi ise hayli hazin ve spekülatif bir hikayedir.</p>
<p>Kocası ve bir arkadaşlarıyla denize açılan Wood, okyanusa düşmüş ve boğularak can vermiştir. İyi bir yüzücü olmasına rağmen olay sırasında aşırı alkollü olmasının boğulmaya sebep olduğu söylenir. Enteresan bir dipnot ise şu: Annesinin anlattığına göre, Natalie&#8217;nin çocukluğunda bir falcı ona boğularak öleceğini söylediğinden, tüm hayatı boyunca bu konuyla ilgili kabuslar görmüştür. Ve hatta bakınız 1981&#8242;de ne demiş: &#8220;I&#8217;ve always been terrified, still am, of water &#8212; dark water or sea water, or river water or whatever.&#8221; İroni dedikleri bu olmalı&#8230;</p>
<p>Kendisi ayrıca bir dönem Elvis ile çıkmıştır.</p>
<p><strong>04. Grace Kelly ( 1929  &#8211; 1982) </strong>)<br />
<em>&#8220;Hollywood amuses me. Holier-than-thou for the public and unholier-than-the-devil in reality.&#8221;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/The-Things-That-Excite-Me.jpeg" alt="The Things That Excite Me" title="The Things That Excite Me" width="333" height="327" class="aligncenter size-full wp-image-1515" /></p>
<p>Zengin bir ailenin kızı olan Grace Kelly, genç yaşta oyuncu olmayı kafasına koymuş ve okulu bitirir bitirmez Broadway&#8217;in yolunu tutmuş. Modellik yaptığı bu günlerde, Broadway&#8217;de sahneye çıkarak oyunculuk konusunda ilk adımları da böylece atmış. 22 yaşındayken ise keşfedilmiş ve film dünyasına girmiş.</p>
<p>En bilinen ve kendisini yıldızlığa taşıyan filmleri arasında <a href="http://www.imdb.com/title/tt0046085/">Mogambo </a> ve tabii ki <a href="http://www.imdb.com/title/tt0047396/">Rear Window</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0046912/">Dial M for Murder</a> gibi Hitchcock klasikleri yer almakta. Kendisi 1956&#8242;da son filmini çektikten sonra Monako prensi Rainier ile evlenerek oyunculuğu bırakıyor. Ondan sonrası ise saray hayatı, aristokrasi ve çocukları&#8230; Hatta o çocuklardan Stephanie&#8217;yi bir dönemin çocukları gayet iyi tanır.</p>
<p>Neyse efendim, bu güzeller güzeli, sarışın soğuk prenses, 1982 yılında, henüz 52 yaşındayken bir trafik kazasında hayatını kaybediyor. Peri masalının sonu hayli hazin oluyor.</p>
<p><strong>03. Brigitte Bardot (1934 &#8211; )</strong><br />
<em>&#8220;I have always adored beautiful young men. Just because I grow older, my taste doesn&#8217;t change. So if I can still have them, why not?&#8221;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/Brigitte-Bardot-1.jpeg" alt="Brigitte Bardot-1" title="Brigitte Bardot-1" width="356" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-1516" /></p>
<p>Ve tanrı kadını yarattı: Huzurlarınızda Brigitte Bardot. Henüz 15 yaşındayken, dillere destan güzelliği dikkatleri çekince, modellik yapmaya başlayan Bardot, buradan da film piyasasına giriş yapıyor. Yönetmen <a href="http://www.imdb.com/name/nm0671862/">Roger Vadim</a>&#8216;in de dikkatini çekiyor tabii ve 18 yaşına basar basmaz, kendisiyle evleniyor.</p>
<p>Amerika bu seksi, Fransız güzelinin büyüsüne kapılmıyor mu? kapılıyor elbette. Kendisine &#8220;gel burda da film çek&#8221; filan deniyor, ki çekiyor da ama esas olayı Fransa&#8217;da kalıyor. Tabii ki en bilinen, en meşhur filmi &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0049189/">Et Dieu crea la femme</a> &#8211; And god created woman.&#8221; </p>
<p>4 kere evlenen Bardot, ayrıca Serge Gainsbourg ile yaşadığı büyük aşkla da biliniyor. Hatta meşhur &#8220;je t&#8217;aime moi non plus&#8221; şarkısındaki iç gıcıklayıcı vokaller kendisinin. Lakin şarkı kaydedildikten sonra Bardot, vazgeçiyor ve Gainsbourg aynı şarkıyı, farklı iç çekişlerle Jane Birkin ile bir daha kaydediyor. Dinlemek için <a href="http://video.google.com/videoplay?docid=7137638519907376653#">tıktık</a>.</p>
<p>Kendisi hala hayatta. Lakin o da hayli çökmüş durumda. Her şeyden elini eteğini çekti, hayvan haklarına adadı kendisini. Biraz kafayı üşütmüş gibi bir hali yok değil açıkçası uzunca bir süredir.</p>
<p><strong>02. Audrey Hepburn (1929 &#8211; 1993)</strong><br />
<em>&#8220;My look is attainable. Women can look like Audrey Hepburn by flipping out their hair, buying the large sunglasses, and the little sleeveless dresses.&#8221;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/Bob-Willoughby.jpeg" alt="Bob Willoughby" title="Bob Willoughby" width="345" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-1517" /></p>
<p>Gerisayımda sona gelirken, listede hiç de şaşırtıcı isimler yok. Gerçi bir ve iki numara arasında çok kaldım ama sonunda %51-49 oy oranıyla, böyle olması gerektiğine karar verdim. Yarın yapsam listeyi belki de Audrey bir numarada olur, bilemiyorum. Neyse&#8230; Konuya geçelim.</p>
<p>Günümüzde bile bir stil ikonu olarak anılan Audrey, esasında zengin bir bankacı ile bir baronesin kızı. Yani hafiften bir aristokrat durumları var. Kendisi anne ve babasının boşanmalarının akabinde, annesinin peşinden Londra senin, Hollanda benim  gezerken, modellik yapmaya başlıyor. Zerafeti ve ince güzelliği, 1948 yılında yapımcılar tarafından fark edilince de film piyasasına giriyor. Avrupa&#8217;da ufak tefek filmlerden sonra kapağı Amerika&#8217;ya atıyor ve Audrey efsanesi böylece doğuyor.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0058385/">My Fair Lady</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0054698/">Brakfast at Tiffany&#8217;s</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0046250/">Roman Holiday</a> gibi pek çok sevilen film&#8230; Bir sürü ödül&#8230; ve ölümünden sonra bile stiliyle, duruşuyla takip edilen bir kadın&#8230;</p>
<p>1980&#8242;lere gelindiğinde film işlerini yavaşlatıp, Unicef&#8217;in gönüllü barış elçisi oluyor ve 1993 yılına kadar Güney Amerika ve Afrika&#8217;daki çocuklara yardım etmek için çalışıyor. 1993 yılında kanser nedeniyle hayatını kaybediyor.</p>
<p><strong>01. Marilyn Monroe (1926 &#8211; 1962)</strong><br />
<em>&#8220;A career is wonderful, but you can&#8217;t curl up with it on a cold night.&#8221;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/Marilyn-Monroe-by-Cecil-Beaton.jpeg" alt="Marilyn Monroe by Cecil Beaton" title="Marilyn Monroe by Cecil Beaton" width="448" height="500" class="aligncenter size-full wp-image-1518" /></p>
<p>Ve eveeeet&#8230;. bir numaramız! Marilyn Monroe. Şaşırdınız mı? Bence şaşırmadınız? Sonuçta başka kim olabilirdi ki? </p>
<p>Hakkında yapılan dedikodular hala bitmeyen, taklitleri bitip tükenmeyen, genç yaşta ölmüş bir efsane: MM. Chanel no. 5, Kennedy, kısık sesi, beyaz elbisesi, sarı saçları, aşkları, miyop olması&#8230; Bitmeyen bir hikayeler ve anektodlar yumağı.</p>
<p>Norma Jean ismiyle dünyaya gelen Marilyn, biraz bozuk bir aile düzeninin ürünü esasında. Ruhsal sorunları olan annesinin sürekli hastaneye girip çıkması nedeniyle, Norma Jean yetimhanelerde ya da koruyucu ailelerin yanında büyüyor. Henüz 16 yaşındayken de 21 yaşındaki bir genç ile ilk evliliğini yapıyor. 4 yıl sonra boşandıklarında, Marilyn modellik kariyerine başlamış bile.</p>
<p>Marilyn, nihayet 1947 yılında ilk filminde rol alıyor. Ancak 1951&#8242;e kadar pek de öyle adamakıllı bir başrol yok, daha çok yan rollerde güzelliğiyle dikkati çeken bir oyuncu&#8230; <a href="http://www.imdb.com/title/tt0044916/">Monkey Business</a> ve <a href="http://www.imdb.com/title/tt0045810/">Gentlemen prefer blondes</a>, marilyn için kariyerindeki dönüm noktaları oluyor diyebiliriz. </p>
<p>Bu sıralarda zaten en meşhur ilişkilerinden biri de başlıyor: Beyzbolcu Joe di Maggio. 8 aylık bir evlilikten sonra 1955&#8242;te Joe di Maggio ile ayrılıyorlar, Marilyn&#8217;in kariyeri ise kendisinin içki ve hap bağımlılığına rağmen devam ediyor.  Yazar Arthur Miller&#8217;la olan beraberliği ve hatta evliliği de bundan kısa bir süre sonra başlıyor. Miller&#8217;dan da boşanınca depresyon nedeniyle, bir süre bir kliniğe yatan Monroe, 1962 yılında <a href="http://www.imdb.com/title/tt0217055/">Something&#8217;s gotta give</a> ile piyasaya geri dönüyor. Ancak sete gelmeyi ihmal etmesi, onun yerine Kennedy&#8217;nin doğum gününde şarkı söylemesi gibi sebeplerle stüdyo tarafından kovuluyor. Dean Martin&#8217;in ısrarı üzerine filme geri gelse de filmin çekimleri henüz başlamadan, Marilyn evinde yüksek dozda uyku ilacı almış olarak, henüz 36 yaşındayken ölü bulunuyor.</p>
<p>Olaya intihar dense de, delillerin yetersizliği, JFK bağlantıları filan bu zamana kadar bir soru işareti olarak akıllarda kalıyor.</p>
<p>Cenazesi eski kocası Joe diMaggio&#8217;ya teslime diliyor ve bundan sonraki 20 yıl boyunca diMaggio, Marilyn&#8217;in mezarına haftada 3 kere güller bırakıyor. Evet 20 yıl boyunca.</p>
<p>Çok hazin.</p>
<p><em>Evet efenim, bu listeyi de böylece bitirmiş bulunuyoruz. 1940&#8242;lar listemize bipolar teması hakimken bu listede daha çok trafik kazaları, evlenip-boşanmalar ve hazin aşk ilişkileri göze çarpıyor. Bu da böyle bir toplumsal değişim midir, nedir bilemedim. Neyse, bundan sonra 1960&#8242;ları yapar mıyım bilmiyorum, söz vermeyeyim ama belki bir gün diyeyim size&#8230; 60&#8242;lar bu kadar şaşalı değil sonuçta.</em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1502&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel 10 eski zaman yıldızı (1940&#8242;lar)&#8230;'>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1940&#8242;lar)&#8230;</a> <small>1930- 1950&#8242;li yıllar arasında parlamış Hollywoood yıldızlarının ışığına, havasına, nasıl...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/beautyerotichighheelsjaynemansfieldlegswoman-daef34af69b0f56b060e6646d5788503_h-150x150.jpg' length='5140'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/03/beautyerotichighheelsjaynemansfieldlegswoman-daef34af69b0f56b060e6646d5788503_h-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En az bilinen 11 James Cameron özelliği&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-az-bilinen-11-james-cameron-ozelligi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-az-bilinen-11-james-cameron-ozelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 15:07:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>konuk maddeciler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[james cameron]]></category>
		<category><![CDATA[titanic]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1463</guid>
		<description><![CDATA[MADDELEYEN: Cagdas Seichter James Cameron&#8217;ın yenı sıfatı: Hollywood tarihinde, gişede, kendisine ait rekoru kıran tek yönetmen. Hollywood&#8217;un gişe kralı! Cameron; 10 sene önce yine yönetmen koltuğuna kendisinin oturduğu ve de geçtiğimiz haftaya kadar sinema tarihinin gişede en başarılı filmi olma özelliğini elinde bulunduran Titanic&#8217;i (1.843 milyar dolar), &#8220;Ask-3D-Thriller&#8221; türündeki yeni filmi Avatar (1.858 milyar dolar) [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-karanlik-gelecek-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En İyi 20 Karanlık Gelecek Filmi'>En İyi 20 Karanlık Gelecek Filmi</a> <small>İnsanları kitlesel olarak robotlaştırma, totaliter- faşist dünya hükemetleri, insanlığı kırıp...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-az-bilinen-11-james-cameron-ozelligi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-az-bilinen-11-james-cameron-ozelligi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/3davatarjamescameron-f5178e67d37cfb32f2870cf6481f4c86_h-300x199.jpg" alt="3d,avatar,james,cameron-f5178e67d37cfb32f2870cf6481f4c86_h" title="3d,avatar,james,cameron-f5178e67d37cfb32f2870cf6481f4c86_h" width="300" height="199" class="aligncenter size-medium wp-image-1464" /></p>
<p><strong>MADDELEYEN: <a href="http://friendfeed.com/cagdasseichter">Cagdas Seichter</a></strong></p>
<p><em>James Cameron&#8217;ın yenı sıfatı: Hollywood tarihinde, gişede, kendisine ait rekoru kıran tek yönetmen. Hollywood&#8217;un gişe kralı!</p>
<p>Cameron; 10 sene önce yine yönetmen koltuğuna kendisinin oturduğu ve de geçtiğimiz haftaya kadar sinema tarihinin gişede en başarılı filmi olma özelliğini elinde bulunduran Titanic&#8217;i (1.843 milyar dolar), &#8220;Ask-3D-Thriller&#8221; türündeki yeni filmi Avatar (1.858 milyar dolar) ile tarihin derinliklerine kendi elleriyle gömdü. </p>
<p>Star Wars&#8217;tan tanıdığımız Hollywood&#8217;un efsane ismi George Lucas (65), Cameron için &#8220;O yeni bir dünya yarattı. Onun yapabildiklerini, pek az kişi yapabilir&#8221; diyor. Tüm zamanların en başarılı 3D filmi olan Avatar&#8217;ın yönetmeni Cameron hakkında, sinema dünyasında pek çok sey söylendi, yazıldı, çizildi.  Ancak, Hollywood&#8217;un kralının sırlarını pek az kişi biliyor. Siz de bu kişilerden biri olmak istemez misiniz? Öyleyse, James Cameron&#8217;un 11 sırrı için buyrun&#8230;</em></p>
<p><strong>11. Uçmak</strong><br />
Avatar&#8217;ın en heyecan veren özelliği, izleyiciye sinema salonunda uçma zevkini tattırması oldu. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/The-Toruk-avatar-2009-film-9573862-400-3001-300x225.jpg" alt="The-Toruk-avatar-2009-film-9573862-400-300" title="The-Toruk-avatar-2009-film-9573862-400-300" width="300" height="225" class="aligncenter size-medium wp-image-1466" /></p>
<p>&#8220;<em>Her çocuk uçma hayali kurar. Bunu unutan ise, sadece yetişkinlerdir. Çünkü, onlar umut etmeye inanmazlar</em>.&#8221; -James Cameron</p>
<p><strong>10. Sol farkı</strong><br />
Cameron, her ne kadar da Hollywood’un gişe kralı olsa da aslında, gerçek bir Anti-Hollywood’cu ve Hollywood’un ender solcularından biri&#8230; Aynı zamanda o, Obama ve Leonardo da Vinci gibi solak. Avatar&#8217;in mavi tenli yerlilerinin de tümü solak. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/cameron-300x239.jpg" alt="cameron" title="cameron" width="300" height="239" class="aligncenter size-medium wp-image-1481" /></p>
<p><strong>9. Tiran</strong><br />
Cameron, tam dört yıl boyunca gizli saklı bir şekilde Avatar üzerine çalıştı. Bu zaman dilimi içerisinde ser verdi, sır vermedi. O, herkesin kendisinden korktuğu kendi çapında bir diktatör. Hatta, Schwarzeneger bile ondan feci tırsmıştı.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/james-cameron-avatar-sam-300x213.jpg" alt="james-cameron-avatar-sam" title="james-cameron-avatar-sam" width="300" height="213" class="aligncenter size-medium wp-image-1472" /></p>
<p><strong>8. 3D</strong><br />
Ona göre gelecekte sinema koltuğunun yerini, savaş uçaklarının otomatik fırlatma koltuğu alacak. Beyazperde ise, yetişkin-çocuk demeksizin yüreklerimizi ağzımıza getiren lunaparklardaki eğlence trenine dönüşecek. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/6a00d8341c630a53ef01287672028f970c-800wi-300x177.jpg" alt="6a00d8341c630a53ef01287672028f970c-800wi" title="6a00d8341c630a53ef01287672028f970c-800wi" width="300" height="177" class="aligncenter size-medium wp-image-1474" /></p>
<p>&#8220;<em>Hatta ve hatta önümüzdeki beş yıl içerisinde mini dizüstü bilgisarlarımızda, tablet PC&#8217;lerimizde 3D seyredeceği</em>z&#8221; &#8211; James Cameron</p>
<p><strong>7. Çoluk çocuk</strong><br />
Cameron&#8217;un beş ayrı kadından, yaşları 2 ile 19 arasında değişen toplam beş çocuğu var. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/371_g-205x300.jpg" alt="371_g" title="371_g" width="205" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1480" /></p>
<p>&#8220;<em>Ben de macera-serüven arayan sekiz yaşındaki bir erkek çocuğunun kalbini taşıyorum.</em>&#8221; &#8211; James Cameron</p>
<p><strong>6. Hayaller</strong><br />
O, 27 yaşında parasız pulsuz iken Terminator&#8217;un hikayesinin hayali ile yanıp tutuşuyordu. Şimdi ise en büyük hayali Avatar&#8217;ı sinema tarihin en başarılı üçlemesi haline getirmek.  Aliens 2&#8242;nin (Yaratık 2) de kitabını yazıyor. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/James_Cameron_lr01_540x359-300x199.jpg" alt="James_Cameron_lr01_540x359" title="James_Cameron_lr01_540x359" width="300" height="199" class="aligncenter size-medium wp-image-1473" /></p>
<p><strong>5. Teknik</strong><br />
Eski bir kamyon-ağır vasıta şoförü olan James Cameron, aynı- zamanda dahiyane bir mucit. Mesela, mini 3D kamerayı Cameron icat etti.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/James-Cameron.jpg" alt="James-Cameron" title="James-Cameron" width="260" height="260" class="aligncenter size-full wp-image-1478" /></p>
<p><strong>4. Apokalips</strong><br />
James Cameron&#8217;un en büyük korkularından biri; dünyanın sonu. Ona göre, dünyadaki insan nüfusu-beşeriyet patladı. Petrol kaynakları kurudu. Ve dünyayı içerisinde bulunduğu bu durumdan kurtaramazsak, dünyanın sonu kaçınılmaz. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/terminator_salvation05-300x199.jpg" alt="terminator_salvation05" title="terminator_salvation05" width="300" height="199" class="aligncenter size-medium wp-image-1475" /></p>
<p>&#8220;<em>İnsanlığın yeşil enerjiye ihtiyacı var.</em>&#8221; &#8211; James Cameron</p>
<p><strong>3. Ekoloji</strong><br />
 James Cameron, çatısında solar enerji-güneş enerjisi sistemi bulunan bir villada oturuyor. Cameron’un karısı ise, bir ekoloji okulunu hayata geçirdi. Bu okulda öğrenciler, yiyecekleri gıdaları kendileri ekip yetiştiriyorlar. </p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/avatar_movie_promo_screenshot.jpg" alt="avatar_movie_promo_screenshot" title="avatar_movie_promo_screenshot" width="430" height="242" class="aligncenter size-full wp-image-1476" /></p>
<p><strong>2. Derinler</strong><br />
James Cameron, üç dakika boyunca nefesini tutup, 25 metre derinliğe dalabiliyor. Onun en büyük idolü, 87 yaşında hayata gözlerini yuman deniz araştırmacısı Jaques Yves Cousteau idi.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/titanic5.jpg" alt="titanic5" title="titanic5" width="400" height="300" class="aligncenter size-full wp-image-1477" /></p>
<p><strong>1. Mütevazilik</strong><br />
O, milyonerin de ötesinde yarım milyarder. Bira içiyor. Kot pantolon ile dolaşıyor. Koluna lüks markaların saatleri yerine mütevazi bir dalgıç saati takıyor. Ve James Cameron, Toyota marka Hybrid bir arabaya biniyor.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/ff_avatar_cameron1_f-300x224.jpg" alt="ff_avatar_cameron1_f" title="ff_avatar_cameron1_f" width="300" height="224" class="aligncenter size-medium wp-image-1479" /></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1463&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-iyi-20-karanlik-gelecek-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En İyi 20 Karanlık Gelecek Filmi'>En İyi 20 Karanlık Gelecek Filmi</a> <small>İnsanları kitlesel olarak robotlaştırma, totaliter- faşist dünya hükemetleri, insanlığı kırıp...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-az-bilinen-11-james-cameron-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/3davatarjamescameron-f5178e67d37cfb32f2870cf6481f4c86_h-150x150.jpg' length='12272'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2010/02/3davatarjamescameron-f5178e67d37cfb32f2870cf6481f4c86_h-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1940&#8242;lar)&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 23:27:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlüler]]></category>
		<category><![CDATA[1940'lar]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[film noir]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[siyah-beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[star]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1361</guid>
		<description><![CDATA[1930- 1950&#8242;li yıllar arasında parlamış Hollywoood yıldızlarının ışığına, havasına, nasıl derler aura&#8217;sına hastayım. Böyle sanki güzel olmanın dışında bu dünyadan değillermiş gibi bir zerafet, bir eda&#8230; Siyah-beyaz filmlerin etkisi midir, o zamanın kıyafetleri midir, o dönem Hollywood&#8217;unun görkemi midir nedir bilmiyorum bu etkiyi yaratan ama sanki günümüzün hiçbir güzel kadını ne kadar uğraşırsa uğraşsın, o [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;'>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;</a> <small>Evet sevgili okuyucular, bir zaman önce söz verdiğim üzere, eski...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-baba-10-yesilcam-karakteri/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;'>En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;</a> <small>Babalar günü olur da biz Madde Bağımlısı olarak hiç unutur...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>1930- 1950&#8242;li yıllar arasında parlamış Hollywoood yıldızlarının ışığına, havasına, nasıl derler aura&#8217;sına hastayım. Böyle sanki güzel olmanın dışında bu dünyadan değillermiş gibi bir zerafet, bir eda&#8230; Siyah-beyaz filmlerin etkisi midir, o zamanın kıyafetleri midir, o dönem Hollywood&#8217;unun görkemi midir nedir bilmiyorum bu etkiyi yaratan ama sanki günümüzün hiçbir güzel kadını ne kadar uğraşırsa uğraşsın, o zamanın kadınlarının ışığını yakalayamazmış gibi geliyor bana. Sanki star kelimesi, bu kadınları anlatmak için doğmuş. Ulaşılmaz, soğuk, gerçek dışı güzellikte, sözlükte &#8220;glamour&#8221; kelimesinin yanında resmi olması gereken kadınlar bunlar&#8230; Buyrun, başlıyoruzzz! Bu arada, bu maddelememizde 1940&#8242;ları inceleyeceğiz efenim, sırada 1950&#8242;ler var, yani Marilyn nerede diye paniğe kapılmayın.</em></p>
<p><strong>10. Veronica Lake (1919 &#8211; 1973)</strong><br />
<em>&#8220;I wasn&#8217;t a sex symbol, I was a sex zombie&#8221; </em></p>
<p>Jessica Rabbit karakterinde de esinlenildiği söylenen, gözün önüne düşen iri dalgalı, uzun saçlar&#8230; Soğuk, mesafeli bir duruş. Veronica Lake denince ilk akla gelen şeyler olsa gerek. Her ne kadar fotoğraflarında o zamanın tüm kadınları gibi upuzun, selvi boylu gibi dursa da, aslında boyu sadece 1.51 imiş. Beni bu kadınlarla ilgili en şaşırtan şey bu galiba çünkü ben hepsini 1.80 gibi görüyorum nedense. &#8220;Larger than life&#8221; dedikleri efekt bu olsa gerek.  Her neyse lafı dolandırmayayım, film noir&#8217;lardaki tehlikeli, soğuk kadın figürüne uygun görünümüyle bu genre&#8217;da rollerde oynamış ama sonradan komediye olan yatkınlığı da keşfedilmiş. Kendisini meşhur eden film 1941&#8242;deki <a href="http://www.imdb.com/title/tt0033741/">I Wanted Wings </a>filmi. Zaten kariyerinin en parlak dönemini de bunu izleyen 5 yıl içerisinde yaşamış. Efenim, hayatının son yıllarını alkolizmle boğuşarak geçiren yıldızımız, 54 yaşında hepatitten hayatını kaybetmiş.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1362" title="VeronicaLake" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/VeronicaLake-226x300.jpg" alt="VeronicaLake" width="226" height="300" /></p>
<p><strong>09. Ginger Rogers (1911 &#8211; 1995)</strong><br />
<em>&#8220;When you&#8217;re happy, you don&#8217;t count the years.&#8221;</em></p>
<p>Esasında rakibeleri göz önüne alındığında, onların efsanevi güzelliğine sahip bir oyuncu değil belki Ginger Rogers. Güzel değil sempatik derler ya, biraz öyle.  Ama benim,  hep Fred Astaire ile dans eden o imajı aklımda. Uçuşkan etekli, uzun bacaklı, zarif silüetiyle çok hoş bir kadın kesinlikle Ginger Rogers. Hatta bakınız Marilyn&#8217;in de en sevdiği oyunculardan biriymiş kendisi. Dönemin çoğu yıldızına göre uzun bir hayat yaşamış olan Ginger Rogers, bu uzun kariyere pek çok da film sığdırmış. En bilinen rolleri tabii ki, dediğim gibi Fred ile dans ettikleri müzikaller. Zaten yıldızlık mertebesine ulaşması da sonradan beraber 10 filmde oynayacağı Fred Astaire ile eşleştirilmesiyle oluyor ve bu sayede müzikal türünün en sevilen isimlerinden birine dönüşerek, dönemin en çok para kazanan oyuncularından biri haline geliyor. Bakınız o dönemki maaşının (sene 1938) 219 bin dolir olduğu raporlara geçmiş misela. Fred Astaire ile aralarının limoni olduğu da, yattıkları da rivayet edilenler arasında. Zannediyorum her iki dedikodu da kendisi tarafından yalanlanmış. Kendisi 83 yaşında, doğal sebeplerle hayatını kaybetmiş. Ve ayrıca Ginger da 5 metrelik bacakları varmış görünümüne rağmen, 1.63 boyunda imiş. Allah allah, TV kilo ekler derlerdi, bu kadınlarda boy uzatmış sankim?</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/ginger-218x300.jpg" alt="ginger" title="ginger" width="218" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1373" /></p>
<p><strong>08. Lauren Bacall (1924 &#8211; )</strong><br />
<em>&#8220;I never believed marriage was a lasting institution . . . I thought that to be married for five years was to be married forever.&#8221;</em></p>
<p>Ah nihayet gerçekten uzun sayılabilecek bir kadın, göz yanılsaması değil, 174 yani. Eski bir model olan Lauren Bacall, seksi, buğulu sesiyle tanınıyor. Ayrıca kendisi listemizdeki tek, hala hayatta olan yıldızımız, alla uzun ömürler virsin. 1945&#8242;te ünlü oyuncu Humphrey Bogart ile evlenen ve Bogart&#8217;ın 1957&#8242;de kanserden ölmesine kadar kendisiyle evli kalan Bacall&#8217;ın daha sonra Frank Sinatra ile beraber olduğu bilinmekte. En meşhur filmleri arasında Bogart ile kamera karşısına geçtiği<a href="http://www.imdb.com/title/tt0038355/"> The Big Sleep</a>, meşhur Agatha Christie adaptasyonu <a href="http://www.imdb.com/title/tt0071877/">Murder on the Orient Express </a>ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000002/bio">How to Marry a Millionaire </a>yer alıyor. Sayısız filmde rol almış rol almış bu önemli yıldız, halen oyunculuk yapmaya devam ediyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1366" title="lauren-bacall" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/lauren-bacall-237x300.jpg" alt="lauren-bacall" width="237" height="300" /></p>
<p><strong>07. Gene Tierney (1920 &#8211; 1991)</strong><br />
<em>&#8220;Jealousy is, I think, the worst of all faults because it makes a victim of both parties.&#8221;</em></p>
<p>Listedeki bazı isimler kadar bilinen bir isim değil belki ama zamanının önemli yıldızlarından ve tüm zamanların en güzel kadınlarından biri kesinlikle. Kendisinin en bilinen filmi meşhur bir cinayet filmi olan <a href="http://www.imdb.com/title/tt0037008/">Laura</a>. Hafiften sosyetik bir ailenin kızı olan Tierney, oyunculuğa Broadway ile başlayıp, buradan Hollywood&#8217;a transfer olmuş. 1943&#8242;te hamileliği sırasında bir kadın hayranı ile tanışmasının hayatına büyük bir etkisi olmuş. Zira Tierney ile tanışmak için hastaneden kaçan ve rubella (kızamıkçık) virüsü taşıyan bu hayran, Tierney&#8217;e hamilelikte büyük tehlike arzeden bu virüsü bulaştırmış ve oyuncunun ilk çocuğunun ileri derecede engelli olarak doğmasına sebep olmuş. Hatta bu olayın Agatha Christie&#8217;ye meşhur romanı &#8220;Ve ayna kırıldı&#8221; için ilham verdiği rivayet ediliyor. Kızının rahatsızlığı nedeniyle hayatı boyunca depresyondan depresyona giren Tierney, ileriki zamanlarda manik depresif teşhisiyle hastaneye yatmış ve elektrik şoku görmüş. Hatta bundan sonra, elektrik tedavisinin hafızasına zarar verdiğini açıkça söyleyerek, şok tedavisinin en azılı düşmanlarından biri olmuş. Yeteneğine ve güzelliğine rağmen hastane günlerinden sonra pek fazla iş yapamayan oyuncu, 71 yaşında hayata veda etmiş.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1368" title="large_tierney" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/large_tierney-240x300.jpg" alt="large_tierney" width="240" height="300" /></p>
<p><strong>06. Vivien Leigh (1913- 1967)</strong><br />
<em>&#8220;It&#8217;s much easier to make people cry than to make them laugh.&#8221;</em></p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0031381/">Rüzgar gibi geçti</a> denince akla gelen kadın, Scarlett O&#8217;Hara ya da <a href="http://www.imdb.com/title/tt0044081/">İhtiras Tramvayı </a>&#8216;ndaki meşhur Blanche DuBois&#8230; Yani Vivien Leigh. İki Oscar sahibi bu yıldızın Oscar ödüllerinden birini kapı çarpmasın diye kullandığı rivayet ediliyor. Bipolar (manik depresif) olduğu bilinen yıldızımız, rahatsızlığı nedeniyle sette zor bir oyuncu olarak ün yapmış ve  çok güzel olmasının oyunculuğunun önüne geçmesinden hep şikayet etmiş. Yine rahatsızlığı nedeniyle düzenli olarak elektrik şoku tedavisi gören Vivien, zor ama profesyonel bir oyuncu olarak, elektrik aldıktan sonra bile performansından hiçbir şey kaybetmez imiş. Hayatının uzun yıllarını manik depresif olması ve sonradan yakalandığı verem nedeniyle tedavilerle geçirmiş olan Leigh, hayatını 53 yaşında yine veremden kaybetmiş. Kendisi Oscar&#8217;lı bir Hollywood yıldızı olmasına rağmen, esasında Hollywood&#8217;a zıplamadan önce çok yetenekli bir tiyatro oyuncusu olarak addedilen bir İnciluz asilzadesi.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1364" title="Vivien_Leigh0550r" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/Vivien_Leigh0550r1-246x300.jpg" alt="Vivien_Leigh0550r" width="246" height="300" /></p>
<p><strong>05. Frances Farmer (1913 &#8211; 1970)</strong><br />
<em>&#8220;There comes a point when a dream becomes reality and reality becomes a dream.&#8221;</em></p>
<p>Çok sevdiğim bir kadın ve çok acıklı bir hikaye&#8230; Frances Farmer, Kurt Cobain&#8217;in &#8220;Frances Farmer will have her revenge on Seattle&#8221; şarkısındaki Frances, çok ama çok güzel, akıllı, yetenekli bir oyuncu ama Hollywood&#8217;un katı sisteminin, toplumun ve annesinin kurbanı olmuş bir kadın, yazık edilmiş bir kadın. Daha çocuk yaşlarda yazdığı &#8220;God dies&#8221; isimli kompozisyonuyla tanrıyı sorgulayan ve okulun kompozisyon yarışmasında birincilik kazanan Frances&#8217;in sıradışı bir kadın olacağı o zamandan belliymiş. Hollywood&#8217;un stüdyo sistemine hep direnen ama güzelliği nedeniyle sistemin hep içine çekilmek istenen Frances, açık açık stüdyoları eleştirmeye başlıyor, davetlere katılmıyor, parlak bir yıldız gibi görünmeyi reddediyor. Üstüne bir de alkoliklik derdi eklenince, Frances&#8217;in ruh sağlığı etrafta ve ailesinde soru işaretleri uyandırmaya başlıyor. </p>
<p>1942&#8242;de içkili araba kullanmaktan yakalanınca, tutuklanıyor ve kısa bir süre sonra akıl hastanesine gönderiliyor. Burada kendisine manik-depresif ve sonra paranoid-şizofren teşhisleri konuyor. Sonradan zararlı ve tehlikeli bir tadavi olduğu anlaşılsa da zamanın kabul gören çözümlerinden olan insülin şoku tedavisinin ardından hastaneden çıkıyor, sonra tekrar yatırılıyor ve bu böyle sürüp gidiyor. Frances&#8217;in hayatı elektrik şoku tedavileri ve akıl hastaneleri arasında geçiyor. En son 32 yaşındayken, Frances yine bir sebepten tutuklanınca annesi tekrar bir hastaneye yatırıyor ve Frances hayatının 5 yılını bu hastanede geçiriyor. Bu hastane giriş-çıkışları arasında Frances&#8217;in velayetini tamamen alan anne ile de büyük kavgalar ve gerginlikler yaşanıyor. Frances Farmer&#8217;in bilinen ilk lobotomi hastalarından olduğu ve kendisine lobotomi uygulandığı rivayet edilmektedir. Fakat bu iddia, yalanlanmakla birlikte, Frances Farmer&#8217;in bir dönem yattığı Western State Hospital&#8217;in içler acısı korkunçlukta bir akıl hastanesi olduğu, hastaların o dönem insanlık dışı koşullarda kaldıkları ve Frances&#8217;in yıllar boyu düzenli olarak geçirdiği şok tedavileri bir gerçek. Lobotomi ise muamma&#8230; Hayatını anlatan &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0083967/">Frances</a>&#8221; adlı filmde kendisini Jessica Lange oynuyor, seyrediniz.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1369" title="ffarmer" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/ffarmer-202x300.jpg" alt="ffarmer" width="202" height="300" /></p>
<p><strong>04. Ava Gardner (1922- 1990)</strong><br />
<em>&#8220;When I lose my temper, honey, you can&#8217;t find it any place.&#8221;</em></p>
<p>Güneyli bir kız olan Ava, güzelliği sayesinde abisinin bir fotoğraf çekimi sırasında MGM yetkilileri tarafından keşfedilir ve yıllar sürecek bir kontratın imazaları da böylece atılır. Çevirdiği pek çok filme ve sonradan Güneyli köylü kız havasını üzerinden atıp, karizmatik Ava&#8217;ya dönüşmesine rağmen kariyeri boyunca yeteneği konusunda kendine güvensizlik duymuştur.En bilinen filmi <a href="http://www.imdb.com/title/tt0046085/">Mogambo</a> ile Oscar adaylığı kazanan oyuncu, Oscar&#8217;ı kendisinden sonraki kuşaktan olan Audrey&#8217;e kaptırmıştır. Hüsranla sonuçlanan iki evlilikten sonra, meşhur Frank Sinatra ile 1951 yılında çalkantılı bir evlilik yapan Ava, bu evliliğinden de umduğunu bulamayınca; özel hayatındaki tatminsizlik ve kariyerinden duyduğu hayalkırıklığı gibi nedenlerle, 1955&#8242;te İspanya&#8217;ya, oradan da Londra&#8217;ya taşınmış, kariyerine uzaktan ve biraz da mecburen devam etmiştir. Her ne kadar kariyerinde kendini hedeflediği yere ulaşamamış gibi görse de pek çokları için Ava, çok önemli bir yıldızdır ve hala dünyanın en güzel kadınlarından biri olarak görülmektedir. </p>
<p>1986&#8242;da kısmi felç geçiren ve yatalak hale gelen Ava&#8217;nın tüm masraflarını Frank Sinatra karşılamıştır. Ava amfizem nedeniyle hayatını kaybedince, Sinatra&#8217;nın çok sarsıldığı, hatta kızlarının onu odasında gözyaşları içinde, konuşamaz bir halde bulduğu söyleniyor. Her ne kadar yürümemiş bir evlilik de olsa, Ava&#8217;nın Sinatra&#8217;nın hayatının aşkı ve pek çok şarkısının esin perisi olduğu söylenmekte&#8230;.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/ava_gardnerSM-226x300.jpg" alt="ava_gardnerSM" title="ava_gardnerSM" width="226" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1374" /></p>
<p><strong>03. Rita Hayworth (1918 &#8211; 1987)</strong><br />
<em>&#8220;Men fell in love with Gilda, but they wake up with me.&#8221;</em></p>
<p>Dansçı bir ailenin dansçı kızı olan Rita, herkesin hafızasına <a href="http://www.imdb.com/title/tt0038559/">Gilda</a> &#8216;daki uzun siyah elbisesiyle şarkı söyleyen, kızıl saçlı, seksi haliyle kazınmıştır. Bu seksi, tehlikeli imajı hem ondan sonra gelen kızıl saçlı kadınlara &#8220;kızıl saç = cazibe&#8221; etkisini sağlamış, hem de kendisinin Film Noir&#8217;lar için aranan bir oyuncu olmasını sağlamıştır. Filmlerinde yarattığı seksi aura&#8217;nın aksine, özel hayatında içine kapanık ve çekingen bir kadın olan Hayworth, bunu dile getirmekten de çekinmemiş, hatta kendisinde aşağılık kompleksi olduğunu bile beyan etmiştir. Öyle bir kadın ve aşağılık kompleksi&#8230; İnsanoğlu garip işte, napıceksınız&#8230; Hayatı boyunca mutlu bir yuva hayali kurduğu söylenen Rita&#8217;nın, biri meşhur yönetmen Orson Welles ile olmak üzere, boşanmayla sonuçlanan 5 evliliği olmuş.</p>
<p>Rita da dönemindeki pek çok yıldız gibi, hayatı boyunca alkol sorunuyla boğuşmuş, bu nedenle Alzheimer hastası olduğu bile uzunca bir süre anlaşılamamıştır. 1960&#8242;da ilk belirtileri veren Alzheimer, uzunca bir süre &#8220;aman alkolik işte&#8221; diye geçiştirilmiş, en nihayetinde 1980&#8242;de teşhis konmuş ve Rita 1981&#8242;de tamamen kızına bağımlı hale gelmiştir ve bu 1987&#8242;de ölene kadar böyle sürmüştür.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1371" title="rhayworth1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/rhayworth1-237x300.jpg" alt="rhayworth1" width="237" height="300" /></p>
<p><strong>02. Katharine Hepburn (1907 &#8211; 2003)</strong><br />
<em>&#8220;Life is hard. After all, it kills you.&#8221;</em></p>
<p>Efenim sırada, çok hoş, çok akıllı, çok cingöz, çok güzel bir yıldızımız var: büyük oyuncu Katherine Hepburn. Eğitimli bir ailenin kızı olan Hepburn (Audrey ile hiçbir akrabalığı yok), ailesi tarafından hep kendisini ifade etmesi yönünde telkin edildiğinden olsa gerek, kendisinden quote seçerken oldukça zorlandım. O kadar çok, o kadar güzel, o kadar sarkastik özlü sözler etmiş ki kendisi, hepsini almaya değer aslında buraya, buyrun mesela <a href="http://womenshistory.about.com/cs/quotes/a/qu_k_hepburn.htm">tık tık</a>.</p>
<p>Kendisinin hayatındaki en acı olaylardan biri, 14 yaşındayken çok sevdiği ve yakın olduğu erkek kardeşinin kendisini asması. Hepburn, bu olaydan sonra, yıllar boyunca kardeşinin doğum günü olan 8 kasım&#8217;ı kendi doğum günü olarak kutlamış. Hepburn&#8217;ü Hepburn yapan ise başta bahsettiğimiz zeka ve kendisi olma güdüsü. Tipik bir Hollywood yıldızı olmayı reddeden Hepburn, kalıplara sığmayan görünümü, tarzı, makyajsız yüzü, ettiği laflar ile atipik bir yıldız olarak Hollywood çevrelerinde farklılığını göstermiş, hatta bir zaman boyunca büyük tepki toplamış. Hepburn, 1942&#8242;de Spencer Tracy ile ilk kez kamera karşısına geçtikten sonra, aralarındaki kimya farkedilmiş ve tam 8 filmde ikili olarak rol almışlar ve Hepburn-Tracy efsanesi ve büyük aşkı böylece doğmuş. Koyu bir katolik olan Tracy eşinden boşanmayı reddetse de aralarındaki aşk yıllar boyunca devam etmiş. Hatta bu nedenle, yüreği kaldırmayacağından olsa gerek Hepburn, Tracy ölmeden birlikte çevirdikleri son film olan <a href="http://www.imdb.com/title/tt0061735/">Guess, Who&#8217;s Coming to Dinner</a>&#8216;ı seyretmeyi hep reddetmiş. En çok Oscar alan kadın oyuncu olarak Guinnes rekorlar kitabına geçen bu çok önemli oyuncu, 93 yaşında hayata veda etmiş.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1367" title="Katharine1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/Katharine1-223x300.jpg" alt="Katharine1" width="223" height="300" /></p>
<p><strong>01. Ingrid Bergman (1915 &#8211; 1982)<br />
</strong><em>&#8220;I&#8217;ve gone from saint to whore and back to saint again, all in one lifetime.&#8221;</em></p>
<p>En sevdiğim Hollywood yıldızının İsveçli olması komik aslında ama evet, Ingrid&#8217;ciğimiz Stockholm&#8217;de doğmuş, büyümüş, güzeller güzeli bir İskandinav dilberidir. 17 yaşında oyunculuğa başlayan Bergman, önce İsveç Kraliyet Tiyatro&#8217;sunda rol almış, sonra birkaç İsveç filminde oynamıştır. Nihayetinde Amerikalı bir yapımcı Bergman&#8217;ı faketmiş ve kaptığı gibi Ameriga&#8217;ya götürmüştür. Dönemin yıldızlarından ve Amerika&#8217;nın alıştığından farklı, egzotik güzelliği ve oyunculuk yeteneği sayesinde Ingrid hemen patlamış ve bundan sonra İsveç ve Avrupa ile ABD arasında mekik dokuyarak pek çok filmde rol almıştır. Elbette ki en bilinen filmi Humphrey Bogart ile karşılıklı döktürdükleri <a href="http://www.imdb.com/title/tt0034583/">Casablanca</a>&#8216;dır. Katharine Hepburn&#8217;den sonra en çok Oscar adaylığına sahip oyuncu da yine Ingrid&#8217;dir. Ayrıca İsveç&#8217;in de medarı iftiharıdır. Benim de en sevdiğim eski dönem yıldızıdır. Ayrıca, kendisi 175 boyunda bir İsveçli olduğundan Bogart dahil pek çok oyuncu kendisinden kısa kalmıştır. </p>
<p>Ingrid Bergman, 1949&#8242;da <a href="http://www.imdb.com/title/tt0041931/">Stromboli</a> filminde çalışmak üzere, meşhur İtalyan yönetmen Roberto Rosselini ile tanışmış, yetmemiş bi de kendisinden hamile kalmıştır. Muhafazakar Amerikan halkı bu nedenle kendisini çok kınamış ve büyük bir skandal çıkmıştır. Nihayetinde Rosselini ile evlenen Bergman, neyse ki bir daha hamile kalmış ve dünyaya kendisinden bi tane daha klonlayıp bırakmış, adını da <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000618/">Isabella Rossellini </a>koymuştur. Pek çok filmin ardından 68 yaşında, kanserden hayata gözlerini yummuştur, İsveç&#8217;te kemanla çalınan bir &#8220;As time goes by&#8221; eşliğinde, külleri denize bırakılarak vedasını etmiştir.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1372" title="IngridBergman" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/IngridBergman-241x300.jpg" alt="IngridBergman" width="241" height="300" /></p>
<p><em>Bu kadınların hayatlarına bakınca, pek çoğunun sorunlu, acı dolu hayatlar yaşadığı göze çarpıyor. Hüzün müdür bu kadınları böylesine güzelleştiren, bilemiyorum, belki de&#8230; Ama işte seviyorum o zamanların ışığını. Belki de o yüzden bana &#8220;eski kadınlara benziyosun&#8221; diyince insanlar seviniyorum, zira eğer bu kadınların taşıdıkları havanın yüzde birini taşıyabiliyorsam, daha ne isterim len. Gerçi belki de acaba ben kendim eski kadınlara benzetiliyorum diye mi seviyorum bu kadınları, el mahkum, mecburen, kendimizi sevelim kampanyası çerçevesinde yani? Yok sanmam, kendim ultra modern, bağyan fütüristik gibi bile görünsem yine de severdim bu kadınları. Neyse efenim, 1940&#8242;lar böylelikle bitti. Dediğim gibi bir dahakinde 50&#8242;lere değineceğiz. </em></p>
<p><em>Not: &#8220;Audrey Hepburn nerde layyyyn!&#8221; demeyin. elbette ki unutmadık onu da kendisi çok arada kaldı, buraya mı 50&#8242;lere mi alayım bilemedim, sonunda dönemleri oyuncuların yaşlarına göre değil, ilk filmlerini çektikleri, patlamayı yaptıkları döneme göre belirlemeye karar verip, Audrey&#8217;i 50&#8242;lere almayı seçtim. Yani o da çok yakında sinemalarda&#8230;</em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1361&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1950ler/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;'>En güzel 10 eski zaman yıldızı (1950&#8242;ler)&#8230;</a> <small>Evet sevgili okuyucular, bir zaman önce söz verdiğim üzere, eski...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-karizmatik-20-j/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En karizmatik 20 J&#8230;'>En karizmatik 20 J&#8230;</a> <small>MADDELEYEN: s1m0ne Her şey karizmatik bulduğum aktörleri düşünmemle başladı. Bir...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-baba-10-yesilcam-karakteri/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;'>En baba 10 Yeşilçam karakteri&#8230;</a> <small>Babalar günü olur da biz Madde Bağımlısı olarak hiç unutur...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-guzel-10-eski-zaman-yildizi-1940lar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/VeronicaLake-150x150.jpg' length='7803'  type='image/jpg' /><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/11/VeronicaLake-150x150.jpg' width='180' height='135'/>	</item>
		<item>
		<title>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 01:37:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[acıklı]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[melodram]]></category>
		<category><![CDATA[türk sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=978</guid>
		<description><![CDATA[Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii hep aynı, katharsis, yani duygularımızı deşarj etmek diyebiliriz. İşte Duygu arkadaşımızdan gelen istek maddelememizin konusu da bu: Salya sümük ağlatan filmler. Benim şahsi favorim bir janr olmamakla birlikte, aralarda süper şahaneleri yok mu, elbette ki var. Biz de bunlardan seçmeye çalıştık. Tabii ki her film [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small>Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-suluzirtlak-40-film%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-suluzirtlak-40-film%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii hep aynı, katharsis, yani duygularımızı deşarj etmek diyebiliriz. İşte <strong>Duygu </strong>arkadaşımızdan gelen istek maddelememizin konusu da bu: Salya sümük ağlatan filmler. Benim şahsi favorim bir janr olmamakla birlikte, aralarda süper şahaneleri yok mu, elbette ki var. Biz de bunlardan seçmeye çalıştık. Tabii ki her film maddelememde olduğu üzere, listeye şöyle bir bakınca eski film repertuarımın hayli kısıtlı olduğunu bir kez daha fark ediyorum, ben bu açığımı geliştirene kadar da eksikleri ve eski filmleri sizler yorum olarak eklersiniz artık! <img src='http://www.maddebagimlisi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Not: Sıralama beni ağlatabilmelerine, daha doğrusu ağlattıktan sonra üzerimde sürdürdükleri etkiye ve kişisel beğenime göre bittabi. Çok sevmediğim filmlerin, kasa kasa beni ağlatmaları listede üst sıralara çıkmaları için yeterli gerekçe değil! Mühim olan bugün bile düşününce, içimi sıkıştırmayı başarabilmeleri.</em></p>
<p><strong>40. Legends of the fall (1994)</strong><br />
Bu filmi ne kadar sevmem, inanamazsınız ama çevremdeki herkesi, özellikle de kadınları hüngür hüngür ağlattığını bildiğimden almamazlık da edemedim. Bana sorarsanız konumuz kadın azlığıdır. Zira ortamda bir abla vardır, herkes de kendisine aşıktır. 3 tane dağ gibi delikanlı orda sersefil olmuş, ağlamayalım da ne yapalım! Baya bildiğiniz melodramın tanımına uyan bi filmdir. Bir tek sahne dışında (o da uyuz esas kızla alakalı değil) beni ağlatmadı, hatta nerdeyse kıçımla güldürdü ama tarzı sevenleri ağlatıyo sanırım.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/t70ldj-199x300.jpg" alt="legends" title="legends" width="199" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1070" /></p>
<p><strong>39. Titanic (1997)</strong><br />
Listemin son 5’i çok bayılmadığım ama adil olmak adına aldığım filmler sanırım. Bu da vıcık vıcık bir aşk-ölüm hikayesi. Tabii fonda da batmakta olan bir gemi ve şahane görsel efektler. Prodüksiyonun hakkını yememeli, hakikaten iyidir ama tabii ağlatan produksiyon değil de konudur tabii. Neyse işte Jack ile Rose gemide, zengin-fakir, gemi batıyo, bildiğiniz şeyler işte.</p>
<p><strong>38. Lorenzo&#8217;s oil (1992)</strong><br />
Ana odağı hastalık olan filmleri hiç sevmem, içimi karartırlar ve bu yüzden genelde de seyretmem. Ama inkar edemeyeceğim ağlatır, hele ki hasta olan bir çocuk ise. Gerçek bir hikayeden esinlenmiş bu film, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuk ve onu iyileştirmek için her yolu deneyen bir aileyi konu alır&#8230;</p>
<p><strong>37. Life is beautiful (1997)</strong><br />
2. Dünya savaşında bir toplama kampına götürülen bir baba ve oğlu, babanın çocuğuna olayın ağırlığını hafifletebilmek için oynattığı türlü türlü oyunlar. Konu toplama kampları ve savaş ve çocuk olunca, ağlamamak zor bittabii. Yine de bu filmin ilk yarısı ile ikinci yarısı bana iki ayrı film gibi geldiğinden, teknik olarak bi türlü çok sevemediğim bir film olmuştur bu hep.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/lifeisbeautiful-203x300.jpg" alt="lifeisbeautiful" title="lifeisbeautiful" width="203" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1065" /></p>
<p><strong>36. Babam ve oğlum (2005)</strong><br />
Çağan Irmak Türk sinema seyircisini ağlatma yoluna baş koyar ve olaylar gelişir. Konusunu herkesin bildiği gibi, bir baba ve bir oğul temelli olan bu filmde ağlamayanı döverler. Zaten ağlatmak için de bir değil, iki değil, üç tane tokat gelir.&#8221;Burda da mı ağlamadın? Alll o zamaan!&#8221; Evet, tam atlattık derken siz, öyle bi sahne daha gelir ki, gözlerinizde bir titreme baş gösterir. Ağlamış olmam çok sevdiğim bir film olduğu anlamına ise hiç gelmez lakin.</p>
<p><strong>35. Love story (1970)</strong><br />
Bu film de bir başka klişeler silsilesi efenim, ecnebilerin tearjerker tanımına cuk diye oturur. Zengin oğlan-fakir kız, aile mevzuları, hastalık, ölüm… Ne ararsan var. Sevmem ama bir klasiktir, klişeleri başlatandır, o yüzden hakkını yememek lazım diye düşünüyorum. Bir de “love means never having to say you’re sorry” lafını literatüre kazandırmıştır kendisi.</p>
<p><strong>34. The Pianist (2002)</strong><br />
Nihayet, sevdiğim filmlere geçebildik. Bu da meşhur ağlatmalı filmlerimizden. Yine ikinci dünya savaşı. Toplama kampından kurtulan bi piyanistin yıllar yılı kaçak ve de yalnız bir şekilde, orada burda sürdürdüğü yaşamı. Hüzünlü tabii de bi türlü bitmiyor bu film de yahu.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/piyanist.jpg" alt="piyanist" title="piyanist" width="287" height="425" class="aligncenter size-full wp-image-1071" /></p>
<p><strong>33. Eşkıya (1996)</strong><br />
Yavuz Turgul- Şener Şen işbirliğinin güzel ama en güzel olmayan örneklerinden biri. Çok çok daha fazla sevdiğim filmleri var bu kombonun. Ama yine de hakkını vermek lazım eğer mevzu ağlatmaksa, bu eski eşkıyanın öyküsü elbette ki ağlatır.</p>
<p><strong>32. A beautiful mind (2001)</strong><br />
Gerçek bir hikayeye dayanan bu filmimizde, matematikçi/ekonomist John Nash’in şizofreni ile savaşını izleriz. Hiçbir şey değilse de karısına yaptığı o konuşma insanın tüylerini sarsar, ayağa diker valla billa.</p>
<p><strong>31. Leon (1994) </strong><br />
Bir kiralık katil ile küçük bir kızın dostluk öyküsü olan bu filmimiz, kiralık katilin hoyrat dünyası içerisinde var olan sevecenliği ve kızımızın onun yalnızlığınagetirdiği sevgi ile zaten içimizi burkar da, sonu ile insanı iyice paralar. Ayrıca Natalie Portman da oyunculuğa başladı başlayalı, bu filmdekinden daha iyi oynamamıştır.</p>
<p><a href="http://media.photobucket.com/image/leon%20movie/jozzizi/Leon_natalieresize.jpg"><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/leon_natalieresize-400x300.jpg" alt="leon_natalieresize" title="leon_natalieresize" width="400" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1066" /></a></p>
<p><strong>30. Forrest gump (1994)</strong><br />
Pek zeki olmayan Forrest’ın yıllara uzanan öyküsü çok ağlatan bir öykü değildir aslında, bilakis umut veren, iyimser bir hikayedir. Ama Forrest’ın annesinin ölümüyle başlayan ölümler silsilesi kendinizi fena hissetmenize sebep olur tabii ki. Hele ki Forrest’ın sevdiği kıza olanlar, yazık laaan!</p>
<p><strong>29. The Champ (1979)</strong><br />
Göz yaşartıcı bomba denince, akla gelen klasiklerden. Boksör bir baba, oğlu ve onları zamanında terk edip gitmiş ama sonra aniden geri dönen anne… Filmi çok hayal meyal hatırlasam da iyi ağlamıştı annemler bak onu hatırlıyorum.</p>
<p><strong>28. Man on the moon (1999)</strong><br />
Efendim? Jim Carrey komedyen mi dediniz? Öyleyse bu filmde biz niye höngürdedik? Jim Carrey’nin Truman Show ile başlayan, sadece iyi komedyen değil, iyi bir oyuncu olduğunu ispatlama çabaları bu filmde kesinlikle başarıya ulaşıyor. Taxi dizisindeki Latka karakteriyle tanıdığımız komedyen Andy Kaufman’ın gerçek yaşam hikayesine dayanan bu filmde, Jim abi döktürüyor.</p>
<p><strong>27. With honors (1994)</strong><br />
Harvard’da okuyan genç bir öğrenci ve evsiz bir adamla dostluğu…  Joe Pesci’den bir döktürme. Şeker mi şeker bir film. Yer yer gülümsetse de, sonunda tokat etkisi var. Beni tek bir damla bile a olsa, bir gözyaşı dökmeye mecbur bırakır her seyredişimde.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/withhonors.jpg" alt="withhonors" title="withhonors" width="300" height="459" class="aligncenter size-full wp-image-1073" /></p>
<p><strong>26. Brokeback mountain (2005)</strong><br />
Bu maddemizdeki filme şimdi gay filmi derler, bin türlü hakaret ederler. Gay veya değil, bu film aslında, sadece çok güçlü, çok gerçek bir aşk öyküsüdür. Ve kimse kusura bakmasın ama o son sahnede, rahmetli Heath Ledger&#8217;ın gömleğe dokunuşu insanın içini parçalar da parçalar.</p>
<p><strong>25. Cinema paradiso (1988)</strong><br />
Guiseppe Tornatore’den bir yönetmenin çocukluğunu hatırlayışı, sinemadaki yaşlı makinist  ile olan dostluğu, nostaljik bir sevgi hikayesi. Çok şeker ve yer yer hüzünlü bir filmdir.</p>
<p><strong>24. Sophie&#8217;s choice (1982)</strong><br />
Meryl Streep’in en meşhur aksan performanslarından biri işte bu filmdedir sevgili okuyucular. 2. Dünya savaşı ve toplama kampı temaları çevresinde bir annenin yaptığı içler acısı seçimi anlatan bu filmimiz ciddi bir ağlatma potansiyeli barındırır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/video_sophies-choice-200x300.jpg" alt="sophies-choice" title="sophies-choice" width="200" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1067" /></p>
<p><strong>23. My girl (1991)</strong><br />
İki küçük çocuğun aşkı keşfetmesi bi insanı ağlatır ki? Ağlatıyo işte, hem de ne biçim. Bak düşününce yine içim fena oldu he. Cenaze levazımatçı babanın kızı ile alerjik, hassas bir çocuğun öyküsü. Mendilleri hazırlayınız!</p>
<p><strong>22. Beaches (1988)</strong><br />
Bu kesinlikle bir kadın filmi. Erkekleri ağlatacağından çok emin değilim ama kadınları sarsacaktır bence. İki kadının yıllara uzanan dostluk öyküsü. Bette Midler’in “The wind beneath my wind” şarkısı bu filmde öyle bir anlam bulur ki…  Ben şahsen hep ağlarım bu filmde.</p>
<p><strong>21. Schindler&#8217;s list (1993)</strong><br />
Bir film 2. dünya savaşı’nda geçiyorsa, toplama kamplarını gösteriyorsa ağlatmaması mümkün değil. Zira o çekilen acıları görmek, o vahşeti hissetmek insanım diyeni sarsar tabii ki. Bu film de işte o filmlerden. Etkileyici müzikleriyle, şahane oyunculukları ve güzelim siyah-beyaz görüntüleriyle zaten baştan sona insanın tüylerini diken diken ediyor. Ha, bana sorarsanız ben biraz teknik buluyorum bu filmi ama ağlatır mı ağlatır. Hele ki Liam Neeson’un o son konuşması, baya fenadır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/schindler-248x300.jpg" alt="schindler" title="schindler" width="248" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1069" /></p>
<p><strong>20. Il postino (1994)</strong><br />
Sıradan, neredeyse çirkin bir postacının mahallenin en güzel kızını tavlamak için çektiği numaraları anlatan bu şeker İtalyan filminde, ana karakter o kadar sempatiktir ki, güzel kızımız ile beraber siz de aşık olursunuz. E o zaman nesi ağlatıyo? Buyrun seyredin görün, yiyosa.</p>
<p><strong>19. The Notebook</strong><br />
Aşk filmlerinin bir numaralı hayranlarından olduğumu söyleyemem ama bu filmi seviyorum. Aşkı çok içten, çok şeker anlattığını düşünüyorum. Ayrıca benim bir filmde ağlamam için yaşlı insan görmem yeterli olduğundan, ağlatma etkisinin de hayli güçlü olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>18. Grave of the Fireflies (1988)</strong><br />
Ağlak filmler listesinde bir animasyon! Olacak iş değil, diyorsanız bir daha düşünün derim. Animasyon manimasyon ama değme melodramlara taş çıkarır bu film. Konu, iki küçük çocuğun yine 2. dünya savaşı sırasında, ama bu sefer Japonya’da, hayatta kalma çabaları. Boru değil, animasyon deyip geçmemek lazım, ağır filmdir.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/grave-212x300.jpg" alt="grave" title="grave" width="212" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1063" /></p>
<p><strong>17. I am sam (2001)</strong><br />
Zeka yaşı 5 yaşında bir çocuğunki kadar olan bir babanın, kızının velayeti almak için çabalamasının öyküsü.  Sean Penn olsun, Dakota olsun, Michelle Pfeiffer olsun… Herkesin karşılıklı döktürdüğü bir film. Üstelik de Beatles şarkılarının günümüz sanatçılarınca tekrar yorumlanmasıyla yapılan soundtrack şahane. Her seferinde ağlatıcı etki.</p>
<p><strong>16. Stepmom (1998)</strong><br />
Sinematik değer olarak belki bu listedeki filmlerin bir çoğundan daha aşağılarda, belki biraz klasik Hollywood formullerine dayanan bir film hatta ama benim nedense çok sevdiğim bir film. Fena da ağlatır. Bir anne, iki çocuğu, eski kocası ve onun yeni karısı… Tatlı film ya bu.</p>
<p><strong>15. Joy luck club (1993)</strong><br />
Yine bir kadın filmi… Erkekler üzerindeki etkisini öngöremiyorum ama kadın iseniz, etkilenmemek zor. Amy Tan&#8217;ın romanından uyarlanan bu filmde Asyalı 4 kadının, sonraki jenerasyona kadar uzanan, genelde hazin öyküleri, bir anne-kız filmi. Çok dokunan, iç burkan o kadar çok ana sahiptir ki bu film, hangi birini yazayım.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/mpw-13867-200x300.jpg" alt="mpw-13867" title="mpw-13867" width="200" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1076" /></p>
<p><strong>14. Rain man (1988)</strong><br />
Jerry Maguire ile birlikte Tom Cruise’u bana sevdirmiş yegane iki filmden biridir efenim bu. Uyuz, iş adamı Tom abi ile otistik kardeşinin (Dustin Hoffman’dan oyunculuk dersi niteliğinde bir performans!) çıktıkları bir yolculuğun öyküsü, değişim ve  sevgi üzerine bir güzelleme. Müzikleri de unutlmaz soundtrack’lerdendir. Çok gözel filmdir.</p>
<p><strong>13. Shine (1996)</strong><br />
Gerçek hikayeler daha çok mu ağlatıyor nedir, yine öyle çok hüzünlü bir gerçek yaşam ile karşınızdayız. Baskıcı bir babanın ağırlığı altında ezilen bir piyanist, yaşadığı sinir krizi ve Rachmaninov. Çok pis ağlatır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/shine-202x300.jpg" alt="shine" title="shine" width="202" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1074" /></p>
<p><strong>12. Kramer vs. Kramer (1979)</strong><br />
Yine bir klasik geliyor efenim, Dustin Hoffman ile Meryl Streep karşılıklı coşuyor. Boşanmış bir babanın, çocuğunun velayetini alma savaşının anlatıldığı bu filmimiz, yürek burkan anlara sahip olmasıya bilinir.</p>
<p><strong>11. Legend of 1900 (1998)</strong><br />
Guiseppe Tornatore’den Cinema Paradiso’ya göre daha az bilinen, bir başka şahaser. Bir gemide yaşayan, hep orada yaşamış ve deli gibi piyano çalmayı öğrenmiş, nedense 1900 ismi takılmış bir adamın epik hikayesi… Çok güzeldir, çok. Şu anda D&#038;R’larda fırsat reyonunda, şiddetle tavsiye ederim.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/pianista-211x300.jpg" alt="pianista" title="pianista" width="211" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1062" /></p>
<p><strong>10. Central do Brasil / Central Station (1998)</strong><br />
İlk 10’a girerken, sanırım benim de en sevdiğim filmlere girmiş oluyoruz Misal Güney Amerika’dan gelen, bu az bilinen, şaheser film. Annesini kaybetmiş bir çocuk ve peşine takıldığı, sert mizaçlı bir istasyon görevlisinin sadece sonunda değil, film süresince sık sık ağlatan yolculukları. Seyretmediyseniz, mutlaka.</p>
<p><strong>09. Big fish (2003)</strong><br />
Tim Burton’un en en sevdiğim filmi değil sadece, hayatta en sevdiğim filmlerden de biri. Bir baba – oğulun hikayesi, fantastik bir macera, duygu seli, aşk, sevgi, dostluk, macera… Tekmili birden bu filmde. Öyle çok ağladım ki sonunda.</p>
<p><strong>08. One flew over the cuckoo&#8217;s nest (1975)</strong><br />
Oha. Çok aşırı sevdiğim bir film huzurlarınızda. Her şeyiyle mükemmel mi? Evet. Oyunculuk desen, e Jack Nicholson. Senaryo ise o biçim! Çok bayılıyorum bu filme. Bir akıl hastanesine gönderilen anarşişt ruhlu bir adam, hastalarla kurduğu dostluk, başkaldırı ve yenilgi. Çok seviyorum demiş miydim?</p>
<p><strong>07. Le grand bleu / Big blue (1988)</strong><br />
Ya ne çok severim ben bu filmi… Luc Besson’dan masmavi bir şahaser. Jacques Mayol ve Enzo Molinari… İki çocukluk arkadaşı, iki eski dost, iki süper dalgıcın öyküsü. Birbirleriyle yıllardır sürdükleri bazen sertleşen tatlı rekabet, aşk, deniz, ölüm, hüzün… Şiir gibi derler ya, ahan da o filmlerden.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/the-big-blue-c10045164-203x300.jpg" alt="the-big-blue-c10045164" title="the-big-blue-c10045164" width="203" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1061" /></p>
<p><strong>06. Terms of endearment (1983)</strong><br />
Bir anne-kız öyküsü daha. Dolayısıyla anneleri ve kızlarını derinden ağlatan bir film! Birbirinden çok farkli bir anne kız var karşımızda. Tatlı kaçık Shirley MacLaine ve düzenli, akıllı uslu kızı Debra Winger’ın yer yer fırtınalı ama hep sevgi dolu ilişkilerinin öyküsü. Öyle böyle değil, hıçkıra hıçkıra ağlatanlardan.</p>
<p><strong>05. Birdy (1984)</strong><br />
Alan Parker’ın en iyi filmlerinden biri. Vietnam sonrası iki arkadaşın orada yaşadıkları travmanın hikayesi. Savaştan biri fiziksel olarak yarlı, diğeri ise neredeyse aklını kaybetmiş olarak dönen bu iki arkadaşın iyileşme ve birbirlerini iyileştirme çabaları, geçmişe yaptıkları yolculuk, dostluk ve daha pek çok şey. İnanılmaz güzellikte bir film.</p>
<p><strong>04. Uçurtmayı vurmasınlar (1989)</strong><br />
Feride Çiçekoğlu’nun süper romanından şahane bir Tunç Başaran adaptasyonu. Kadınlar koğuşunda dünyaya gelmiş, şeker ötesi bir velet ve koğuştakilerle, özellikle de siyasi suçlularla kurduğu ilişki. “Ben işemedim, Miki işedi.” Çok ağlamıştım, çooook.</p>
<p><strong>03. The color purple (1985)</strong><br />
Spielberg’in bence en başarılı filmi budur. Zaten kendisi Alice Walker’ın Pulitzer kazanmış öyküsünden bir uyarlamadır, o yüzden senaryo ayrı bir şahaserdir. Başroldeki Whoopi Goldberg ise fantastiktir.14 yaşındayken tanıştığımız Afrikalı Celie’nin 30 yılını izleriz ve ırkçılık neymiş, kadın-erkek ayrımı neymiş öyle bi anlarız ki….</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/1985_the_color_purple.jpg" alt="1985_the_color_purple" title="1985_the_color_purple" width="350" height="537" class="aligncenter size-full wp-image-1075" /></p>
<p><strong>02. Muhsin Bey (1987)</strong><br />
Yavuz Turgul – Şener Şen işbirliği demiştik di mi daha önce bu listede? İşte efendim, olay budur. Eşkıya, Kabadayı, Gönül Yarası falan değil, Muhsin Bey. Uğur Yücel’in ne kadar şahane bir oyuncu olduğunu da bize gösteren film olmuştur bu eskiye bir ağıt niteliğindeki film. Bir Türk Sanat Müziği hocası ile, köyden gelmiş, güzel sesli öğrencisinin hikayesi… Yozlaşmaya karşı durabilenlerle, duramayanların çarpışması. Her seferinde ağlarım, sektirmişliğim yoktur. Bu filmi seyretmemiş olanları kınarım, hemen seyrettirim, sevmezlerse de ilişkimi gözden geçiririm. O kadar da sabit fikirliyim bu konuda.</p>
<p><strong>01. Dead Poets Society (1989)</strong><br />
Çok sevdiğim bir film ama evet, bu listede, özellikle de ilk 10’da daha çok sevdiklerim var ama konumuz ağlatmaksa, sanmıyorum ki herhangi bir film bunun üstüne çıkabilsin. Robin Williams’ı Robin Williams yapan film budur sanırım, zaten bu filmden sonra kendisi mütemadiyen diğerlerinden farklı, sürüden ayrılan, lider ruhlu adam rolleri oynamaya başlamıştır. Filme gelirsek, ne diyeyim, anlatılmaz yaşanır. Erkek-kadın ayırt etmeksizin ağlatır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/deadpoetssociety-228x300.jpg" alt="deadpoetssociety" title="deadpoetssociety" width="228" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1064" /></p>
<p><em>Hemen notumu düşeyim, Lars Von Trier tarzı içimizi karartan, bizi depresyondan depresyona sokan filmleri özellikle almadım. Zira onları depresif filmler maddelemesi yapmayı düşünüyorum, ağlatanlar değil. Ne dediniz? Issız adam mı? Geçiniz!</em></p>
<p><em>Ayrıca, demokratik bir yazar olarak ve sonra gelecek &#8220;bu eksiiik!&#8221; tepkilerini engellemek üzere bu sefer, Friendfeed’de de insanlara fikirlerini sorduk, listede olmayan ve birden fazla oy alan popüler cevaplar şöyle: <strong>Selvi Boylum Al Yazmalım, Eternal sunshine of the spotless mind, The Fall, Great expectations, 7 Pounds, Mar adentro, Green mile, L&#8217;ours, PS I love you, Reign over me, Le Scaphandre et le papillon (The Diving Bell and the Butterfly), Scent of a woman, Los Amentos Del Circulo Polar (Kutup çizgisi aşıkları)</strong>… Tüm liste için <a href="http://ff.im/43HSh">tıktık</a>.</em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=978&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small>Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Unutulmaz 10 Film Repliği</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-unutulmaz-10-film-repligi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-unutulmaz-10-film-repligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 23:49:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kasim zorlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[replik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1011</guid>
		<description><![CDATA[Bu listeyi ilk oturuşumda bitirmeyi hedefliyorum. Bu kadar motive olmamı sağlayan şey az önce izlediğim &#8220;Terminator Salvation&#8221; fimi oldu.  Kendimi ortalama bir sinefil saymışımdır. Bir yandan da maddeleme takıntım giderek bağımlılığa  dönüşüyor. Listeyi yapmak aklıma filmden hemen çıktıktan sonra  aceleyle eve dönerken geldi. Listeyi ingilizce türkçe karışık yapıyorum baştan söylüyorum kusura bakmayın.  Haydi Hop! 10. [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-unutulmaz-10-film-repligi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-unutulmaz-10-film-repligi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bu listeyi ilk oturuşumda bitirmeyi hedefliyorum. Bu kadar motive olmamı sağlayan şey az önce izlediğim <a href="http://terminatorizm.com/">&#8220;Terminator Salvation&#8221;</a> fimi oldu.  Kendimi ortalama bir sinefil saymışımdır. Bir yandan da maddeleme takıntım giderek bağımlılığa  dönüşüyor. Listeyi yapmak aklıma filmden hemen çıktıktan sonra  aceleyle eve dönerken geldi. Listeyi ingilizce türkçe karışık yapıyorum baştan söylüyorum kusura bakmayın.  Haydi Hop!</p>
<p><strong>10. &#8220;You talkin&#8217; to me ?&#8221; &#8211; Taxi Driver</strong></p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter" title="taxi driver" src="http://www.itusozluk.com/img.php/e3c3090916c388fcf0b1c80fa03c14bc12062/are+you+talking+to+me" alt="" width="387" height="290" />Travis Bickle&#8217;ın ayna karşısındaki müthiş repliğidir.  &#8220;You talkin&#8217; to me?&#8221; diye başlar. &#8220;You talkin&#8217; to me? You talkin&#8217; to <em>me</em>? Then who the hell else are you talkin&#8217; to? You talkin&#8217; to me? Well I&#8217;m the only one here. Who the fuck do you think you&#8217;re talking to?&#8221; şeklinde devam eder. Senaristin söylediğine göre senaryoda sadece &#8220;Travis aynaya bakar&#8221; yazıyormuş Robert De Niro sahne çekilirken repliği doğaçlama olarak döktürmüş.</p>
<p><strong>9. &#8220;I want you to hit me as hard as you can&#8221; &#8211; Fight Club </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter" title="fightclub" src="http://www.iamsheamus.com/wp-content/uploads/2008/05/fight_club.jpg" alt="" width="400" height="198" /></strong>Hakkında konuşmamamız gereken kulubün açılışını sağlayan ilk kavgayı başlatan repliktir.  Anlatıcı ile Tyler Durden  içmeye bara gitme bara gitmişlerdir. Bar çıkışında Tyler repliği söyler ve gerisi gelir. İlk kural aklıma geldi susuyorum.</p>
<p><strong>8. &#8220;Gülersen, bütün dünya seninle birlikte güler. Ağlarsan tek başına ağlarsın&#8221; &#8211; Oldboy</strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter" title="oldboy" src="http://assets.thequietus.com/images/articles/209/OldBoyMyspace_1216832679_crop_450x300.jpg" alt="" width="450" height="300" /></strong>İntikam, öç gibi kavramramlardan hiç hazetmemekle birlikte burada çok iyi bir hikaye olduğu için listeye aldım. Uzun süre filmin etkisinden kurtulamadım. Repliği duyar duymaz zihnime kazındı bir daha da çıkmadı. <strong><br />
</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>7. &#8220;I see dead people&#8221; &#8211; Sixth Sense</strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter" title="sixthsense" src="http://allaboutadvocacy.com/wp-content/uploads/2008/09/movie_i_see_dead_people.jpg" alt="" width="416" height="214" /></strong>Ve büyük sır açığa çıkar Cole doktoruna sırrını söyler ve oha deriz bu film hakkında en pis spoiler yapılan filmlerden biri olmuştur. Filmden çıkanlar girenlere çat diye söylediklerinde ne olduğu anlaşılmaz ilk başta sonra da spoiler yapanlara okkalı küfürler edilir.</p>
<p><strong>6.&#8221; Kibir en sevdiğim günah&#8221;- Devil&#8217;s Advocate</strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter" title="devilsadvocate" src="http://freenet-homepage.de/uhlen-abtei/advocate.jpg" alt="" width="277" height="398" /></strong></p>
<p>Esas oğlan Kevin müthiş iradesiyle intihar ederek Şeytan John Milton&#8217;a karşı koyduğunu zanneder. Fakat bilmezki kibir şeytanın en çok sevdiği günahtır. Son sahnede insan ruhunun zayıflığı zihnimize işlenir. <strong><br />
</strong></p>
<p><strong>5. &#8220;There is no spoon !&#8221; &#8211; Matrix </strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter" title="matrix" src="http://www.copyblogger.com/images/spoon-boy.jpg" alt="" width="450" height="223" /></strong>Neo kahini görmek için salonda beklerken matrixi çözmüş olan çocuğun söylediği sözlerin ilk cümlesidir.  Neo matrixle ilgili ilk fikirlerini <em><strong>&#8220;kaşık çocuk&#8221;</strong></em>tan aldığı bu dersle oluşturmaya başlar. <strong><br />
</strong></p>
<p><strong>4. &#8220;Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım&#8221; Baba</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><img class="aligncenter" title="godfather" src="http://www.jdmfilmreviews.com/images/the-godfather-robert-de-niro1.jpg" alt="" width="407" height="228" /></strong>Don Carleone&#8217;yi Baba&#8217;nın ilk filminde bu replikle birlikte hatırlıyoruz.  Fakat bu repliği ilk ya da son kez duyuşumuz olmuyor.  Robert De Niro&#8217;nun Don Carleone&#8217;nin gençliğini oynadığı serinin ikinci filminde de teklifler devam ediyor.</p>
<p><strong>3. &#8220;This is my heart and it&#8217;s broken</strong><strong>&#8221; &#8211; Great Expectations</strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter" title="greatexpectations" src="http://www.film.com.tr/resim/filmler/greatexpectations/resim006.jpg" alt="" width="399" height="266" /></strong>Filmin başında ve sonunda Finn ve Bayan Dinnsmor arasındaki diyaloglarda geçer bu replik fakat ilk başta söyleyen Bayan Dinnsmore&#8217;ken filmin sonunda Finn söylüyor bu repliği.  <strong><br />
</strong></p>
<p><strong>2. why so serious? &#8211; The Dark Night</strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter" title="the dark night" src="http://s3.amazonaws.com/twitter_production/profile_images/108475039/WhySoSerious_bigger.jpg" alt="" width="361" height="332" /></strong></p>
<p><strong>&#8220;why so serious&#8221; </strong>dedi joker ve <strong>&#8220;let&#8217;s put a smile on that face&#8221;</strong> diye devam etti. Milyonların zihnini ve kalbini fetheden bu replikler uzun süre unutulmayacaklar arasına girdi. Bakalım önümüzdeki Batman filmlerinden neler çıkacak.</p>
<p><strong>1. &#8220;I&#8217;ll be back</strong>&#8221; &#8211; <strong>Terminator </strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter" title="t" src="http://www.dancewithshadows.com/movies/wp-content/uploads/2008/12/terminator-salvation-christian-bale.jpg" alt="" width="264" height="398" /></strong></p>
<p>İlk olarak T800&#8242;den duyduğumuz bu repliği daha uzun süre duyacağız. Yıllar önce gazetenin birinde haberini okuduğum<em><strong> &#8220;en unutulmaz  film replikleri&#8221;</strong></em> araştırmasında<em><strong> &#8220;I&#8217;ll be back&#8221;</strong></em> birinciydi. Yeni Terminatör fimi de bu birinciliği pekiştirecek bence.  Ahenkli herşeyi ve herkesi seviyorum. Spoiler olmaması için detay vermeyeceğim <img src='http://www.maddebagimlisi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1011&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-unutulmaz-10-film-repligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>53</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 01:37:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İstek maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[twist]]></category>
		<category><![CDATA[şaşırtıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=611</guid>
		<description><![CDATA[Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız. Gülşah Ayhan istemiş bu maddelemeyi, eh bizim de boynumuz kıldan ince tabii&#8230; Buyrun bakalım size en tahmin edilemez, en şaşırtıcı ve bunu hiiiç ucuza kaçmadan yapan, sağ gösterip, soldan vuran filmlerimiz. Tabii ki bu şaşırtıcı sonlardan bazıları zaman içerisinde trend haline gelip, Hollywood&#8217;da bir gimmick&#8217;e, [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-unutulmaz-10-film-repligi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Unutulmaz 10 Film Repliği'>En Unutulmaz 10 Film Repliği</a> <small>Bu listeyi ilk oturuşumda bitirmeyi hedefliyorum. Bu kadar motive olmamı...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız. <em>Gülşah Ayhan</em> istemiş bu maddelemeyi, eh bizim de boynumuz kıldan ince tabii&#8230; Buyrun bakalım size en tahmin edilemez, en şaşırtıcı ve bunu hiiiç ucuza kaçmadan yapan, sağ gösterip, soldan vuran filmlerimiz. Tabii ki bu şaşırtıcı sonlardan bazıları zaman içerisinde trend haline gelip, Hollywood&#8217;da bir gimmick&#8217;e, beklendik bir şeye dönüştüler bugün ama bu koşullanmadan bağımsız, filmler ilk piyasaya çıktıklarındaki dumurumla değerlendiriyorum ben. Sıralamamız da bu nedenle, filmlerin iyiliğinden çok sonlarının şaşırtma potansiyeline göre.</em></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">!!!ACHTUNG: Feci şekilde spoiler içerir!!!! Ama iyi bi insan olduğumdan spoiler&#8217;lar beyazla yazılı, highlight ederek görebilirsiniz.</span></strong></p>
<p><strong>25. The Departed (2006)</strong><br />
Martin Scorsese&#8217;nin bu filmini listeye almamı garipseyenler olabilir ama birazdan açıklayacağım sebeplerden ötürü bu film beni çok dumura uğratmıştı. Zira filmdeki bir şey, yani şu: <span style="color: #ffffff;">filmin tüm ana karakterlerinin hiç uzatmadan etmeden, en beklenmedik anda çat diye öldürülmesi ve sanki figüranmışlar gibi olayın üstünde bile durulmaması,</span> bana Hollywood için hayli sıradışı gelmiş ve baya şaşırmıştım. Gene de klasik anlamda bir twisted ending diyemeyiz tabii bu filme.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-777" title="81836-large" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/81836-large-209x300.jpg" alt="81836-large" width="209" height="300" /></p>
<p><strong>24. Hide and Seek (2005)</strong><br />
Çok beğenilmiş bir film değil bu. Annesi intihar eden bir kız çocuğu, babasıyla birlikte ücra bir yerlerdeki bir eve taşınır. Kızın hayali arkadaşı gelir ve bir takım cinayetler başlar. Acaba kız deli midir nedir? Neyse efenim tabii, sonunda olay çözülülür. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Katil şizofren babadır, hayali arkadaş da adamın diğer kişiliğidir. </span>Her ne kadar sonu biraz gimmicky bulunsa da ben gerilmiştim bu filmde ve açıkçası sonu da tahmin etmemiştim. Ederim halbuki normalde.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-778" title="28hide_390" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/28hide_390.jpg" alt="28hide_390" width="390" height="220" /></p>
<p><strong>23. Swimming Pool (2003)</strong><br />
Francois Ozon&#8217;un bu filminde, yaşlı bir polisiye yazarı bir arkadaşının evinde inzivaya çekilir. Ev sahibinin genç ve seksi kızı da eve gelir. Evde çeşit çeşit olaylar olur, hatta bir de cinayet işlenir, yazarla kız suç ortağı olur falan filan. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Hepsi yazarın yazdığı bir roman imiş.</span> Filmin şaşırtıcı sonu her ne kadar alışıldık bir şaşırtıcı son da olsa, filmin iyi yanı, film boyunca böyle bir twist geleceğini asla hissettirmemesi ve gayet kara film tadında ilerlemesidir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-774" title="sp001" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/sp001.jpg" alt="sp001" width="450" height="319" /></p>
<p><strong>22. The Sixth Sense (1999)</strong><br />
Valla açık söyleyeyim, benim için beklenmedik bir son sağlamadı bu film. Zira ben bu filmin 15. dakikasında olayı tahmin etmiş olmakla birlikte, millet de mütemadiyen &#8220;ay dumur olcanız&#8221; dediği için, hep başka bir twist bekledim durdum, boşuna beklemişim. Çünkü neymiş? Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Adam filmin taa en başında vurulduğunda ölmüşmüş. Peeeh!</span> İşbu yüzden, zaten yönetmen olarak çok da bayılmadiğim M. Night Shyamalan&#8217;ın bu filmi listeye baya alt sıralardan giriş yaptı efenim ama şaşıran, şaşırdı tabii, ne diim.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-776" title="photos_from_the_sixth_sense_1205658679399" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/photos_from_the_sixth_sense_1205658679399-400x295.png" alt="photos_from_the_sixth_sense_1205658679399" width="400" height="295" /></p>
<p><strong>21. American Psycho (2000)</strong><br />
Psikopatın da psikopatı bi adamı oynayan Christian Bale, film boyunca kadından kadına seker, hepsini de öldürürür. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Olayın hepsi adamın kafasındadir kafasındaaaa!</span> Çok da aşırı beklenmedik diil bence.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-779" title="american_psycho_002" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/american_psycho_002.jpg" alt="american_psycho_002" width="400" height="280" /></p>
<p><strong>20. The Prestige (2006)</strong><br />
Prestij sihirbazlar dünyasında finalde yapılan büyük ve şaşalı gösteriye deniyormuş. Christopher Nolan&#8217;ın yönettiği bu film de, iki rakip sihirbazın, çeşitli alavare dalaverelerle birbirlerinin prestij numaralarının hilelerini öğrenmeye çalışmalarını anlatır. Sonunda da sahnenin bir tarafından kaybolup, başka bir yerinden beliren sihirbazımızın sırrını öğreniriz. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Daha safirik olan sihirbahızımız baştan ikiz seçeneğini elemiştir. Kendisi hileyi bir türlü çözemediği için Nicholas Tesla ile birlikte çalışarak zamanına göre high-tech bir cihaz ile kendini klonlayarak bu numarayı gerçekleştirmeyi başarmıştır. Oysa ki olay çok basittir ve diğer sihirbazın gerçekten de sadace ikizi vardır. Yaaa yaaa! </span>Ayrıca bu filmden bir de sihirbaz milletine güven olmayacağı dersini de çıkarırız.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-780" title="18697637" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/18697637-400x266.jpg" alt="18697637" width="400" height="266" /></p>
<p><strong>19. Crying Game (1992)</strong><br />
IRA tarafından kaçırılan bir askerle, kendisini kaçıran adamın dostluğu ve bu dostluk üzerinden adamın yaşadığı büyük aşk hikayesini izleriz. Asker ölünce, bu IRA&#8217;cı arkadaş, askerin büyük aşkını bulmaya gider, kendi de kadına kapılır ve falan filan. Amaaa filmde bir çüüüş! noktası vardır elbet ve o da şudur: <span style="color: #ffffff;">Büyük aşkın objesi kadın, aslında kadın değil adamdır. Ayrıca kendisinin de bir takım komplolarda parmağı vardır.</span> Filmi zamanında vizyonda seyrettiğimden, çok net hatırlayamıyorum detayları ama nasıl bir &#8220;oha!&#8221; dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Gerçi neredeyse çocuktum tabii, bugün gözümüz açıldı, belki bugün seyretsem &#8220;aaa belliydi&#8221; derim ama o zaman diyememiştim tabi. Ne olursa olsun, çok güzel filmdir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-781" title="crying20game20fin" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/crying20game20fin.jpg" alt="crying20game20fin" width="225" height="324" /></p>
<p><strong>18. El Maquinista (2004)</strong><br />
Yine Christian Bale karşımızda, yine garip bir karakter ama bu sefer daha kurban rolünde gibi. Üstelik de bu film için deli gibi kilo vermiş. Takdire şayan. Bir yıldan beri uyuyayamayan, bu yüzden de gerçekle ilişiğini yavaş yavaş kaybetmekte olan bir işçi, evinde garip garip notlar bulmaya, halusinasyonlar görmeye falan başlayınca iyiden iyiye paranoyaklaşır. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Kendisi arabasıyla bir çocuğa çarpmış ve onun ölümüne sebep olmuştur, insomnia&#8217;sının sebebi de hissetiği suçluluktur. Ayrıca o notlar falan da hep kazayla ilintilidir. </span>Böyleyken böyle.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-782" title="chistian-bale-the-machinist" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/chistian-bale-the-machinist-382x300.jpg" alt="chistian-bale-the-machinist" width="382" height="300" /></p>
<p><strong>17. Stay (2005)</strong><br />
Bir psikiyatrist ve hastası genç çocuk. Bu çocukcaaz baya deli gibi davranmaktadır. Psikiyatristimiz de kendisi için endişelenmektedir, intihar edicek bu diye. Sonra çocuk bi ortalardan kaybolur, dohtor civanım da kendisini arar filan. Hatta kendisi de hafiften bi tırlatır o sırada. Sonra tabii arayan mevlasını da bulur belasını da hesabı çocuk bulunur. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Çocuk doktorun hastası falan değil, bir trafik kazasında ölmek üzere olan bir gençtir. Doktor ise kazada kendisine yardım etmeye çalışmaktadır. Tüm hikaye çocuğun ölmeden önce gördüğü son bir hayalden ibarettir aslında.</span> Filmin montaj tekniği ise bir harikadır bu arada, belirtmeden geçemiciim.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-783" title="flip-a" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/flip-a-400x201.jpg" alt="flip-a" width="400" height="201" /></p>
<p><strong>16. Star Wars Episode 5: The Empire Strikes Back (1980) </strong><br />
Şimdi George Lucas&#8217;ın bu filminde karışık bi durum var zira, biz bunu seyrettiğimiz zaman serinin 1., 2. ve 3. filmleri henüz piyasada yoktu. O yüzden bu filmi seyredince dumur olmuştuk. Neden mi dumur olmuştuk? E çünkü: <span style="color: #ffffff;">Darth Vader Luke Skywalker&#8217;ın babası çıkmıştı, e biz de &#8220;yuh!&#8221; demiştik haliyle. </span>Zamane gençliği ise bu filmleri sıralı seyrettiğinden, neye dumur olduğumuzu anlamakta zorlanabilir tabii. Ne de olsa kronolojik seyredince, daha 2. filmden neyin ne olduğunu biliyor oluyorsunuz. Gel gör ki kazın ayağı öyle değildi bizim zamanımızda.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-784" title="empire-strikes-back" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/empire-strikes-back.jpg" alt="empire-strikes-back" width="340" height="525" /></p>
<p><strong>15. 12 Monkeys (1995)</strong><br />
Brad Pitt&#8217;in zamanında etrafa saçtığı ölümcül bir virüsü durdurmak için geçmişe giden bir suçlunun hikayesi olan bu film, tüm zamanda yolculuk filmleri gibi biraz kafa karıştırır. O zamana bu zamana gidip duran Willis, sonunda doğru zamana gider ama ne olur? Şu olur: <span style="color: #ffffff;">Willis tam virüsü durduracakken polisler tarafından vurulur ve çocuk Willis de bu olaya şahit olur. </span>Evet, şaşırtıcı bir sonu vardır ama çok bayıldığım bi film diildir nedense. Belki de tam takip edemediğimdendir, kimbilir.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-785" title="brad_pitt_12_monkeys" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/brad_pitt_12_monkeys-400x282.jpg" alt="brad_pitt_12_monkeys" width="400" height="282" /></p>
<p><strong>14. A Tale of Two Sisters / Janghwa, Hongryeon (2003) &#8211; Hollywood versiyonu: Uninvited- davetsiz (2009) </strong><br />
Kore yapımı süper bi film huzurlarınızda. Anneleri ölmüş iki kız kardeşin, bir psikolojik tedavi merkezinden evlerine dönmeleri ve üvey anneleriyle yaşadıkları olaylar. Hep bir gizem havası olan bu filmde, ne oldu diye merak eder dururuz. Sanki o üvey annede bi bokluk var gibidir. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Kızların annesi kendini asmış, intihar etmiştir. Kızlardan biri de bunu görünce, bir kaza sonucu ölmüştür. Kalan kız hafiften tırlattığı için her şeyi hayal görmektedir. Kardeşi mardeşi yoktur artık, üvey anne de katil matil değildir. </span>Ve evet, uzak doğu sinemasını sevelim, koruyalım.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-790" title="janghwa1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/janghwa1.jpg" alt="janghwa1" width="235" height="380" /></p>
<p><strong>13. Identity (2003)</strong><br />
10 Küçük Zenci tadında bir film. Bir otelde mahsur kalan 10 yabancı ve ardı ardına işlenen cinayetler. Katil acaba bu insanlardan hangisi? Hemen söyleyeyim:  <span style="color: #ffffff;">O otel ve yabancılar, hep bir tek insanın, yani hapisanedeki azılı bir katilin kafasında yarattığı farklı kişiliklerdir. Yani bir çoklu kişilik vakası. Cinayet ise bu kişiliklerin birleştirilmesinin metaforudur yani tedavinin. </span>Peki tamam olayı anladık, bitti mi yani? hayır bir twist daha var. O da son sağ kalanla ilgili: <span style="color: #ffffff;">Son sağ kalan masum ve iyi olan kişilik sanırız ama anlarız ki aslında katil ruhlu kişilik ayakta kalmıştır.</span> Şaşırtır mı şaşırtır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-789" title="identity14" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/identity14.jpg" alt="identity14" width="400" height="292" /></p>
<p><strong>12. The Devil&#8217;s Advocate (1997)</strong><br />
Bir avukatın şeytana uyuşunu anlatan bu filmde Al Pacino şeytana pabucunu ters giydirir valla billa. Film boyunca genç avukatı, karısını ve bizi manyağa çeviren Pacino ve ikna argümanlarının, filmin sonunda bir şey&#8230; yani bu: <span style="color: #ffffff;">genç avukatın bir an daldığı bir hayal </span>, olduğunu anlarız. Sonra da ikinci twist gelir: <span style="color: #ffffff;">Pacino mahkeme çıkışında şeytan değil de normal bi insanmış gibi belirerek, Keanu&#8217;nun kanına başka bir yerden yine de kanına girer. </span>Çok güzel repliklerle dolu, çok güzel filmdir bence. &#8220;Vanity, definetly my favorite sin!&#8221;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-791" title="18453740_w434_h_q80" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/18453740_w434_h_q80.jpg" alt="18453740_w434_h_q80" width="400" height="600" /></p>
<p><strong>11. The Game (1997)</strong><br />
İnsanı paranoyak eden bi film bu&#8230; Zengin bir adamın, garip bir oyuna girmesiyle başlıyor her şey ve film boyunca ne gerçek, ne oyun birbirine giriyor. Micheal Douglas&#8217;la birlikte sizde bir eblekleşiyorsunuz. Mütemadiyen &#8220;aa meğersem bu oyunmuş&#8221; diyor, sonra &#8220;aa yok artık, bu kadar da olmaz bu oyun diil heralde&#8221; diyor, sürekli darbe üstüne darbe yiyorsunuz. Tabii adamın da bu &#8220;oyun&#8221; kisvesi altında başına gelmeyen kalmıyor, paraları gidiyor, her şeyini kaybediyor. Peki de bu oyun bir kılıf mı sadece, adamı dolandırıyolar mı neler oluyor bu filmde? Şu oluyor: <span style="color: #ffffff;">Siz tam hah bunlar hırsız derken, her şeyin ama her şeyin kardeşi tarafından planlanmış bir oyun olduğunu anlıyorsunuz. Hatta adamın intihar teşebbüsünün bile öngörülmüş bir şey olduğunu anlayıp, filmin sonunda herkesle birlikte rahat bir nefes alıyorsunuz </span>Bu filmi sevdiyseniz, şahanelerin şahanesi yazar <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/John_Fowles">John Fowles</a>&#8216;un The Magus (<a href="http://www.netkitap.com/kitap/64795/buyucu.htm">Büyücü</a>) isimli kitabını okuyunuz bu arada, şahane bir kitap olmasının yanı sıra, bir şekilde bu filmin esin kaynağı da işte bu kitap gibi geliyor bana.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-795" title="game" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/game-222x300.jpg" alt="game" width="222" height="300" /></p>
<p><strong>10. Abre los Ojos (1997) &#8211; Vanilla Sky (2001)</strong><br />
İspanyol yönetmen Amenebar&#8217;ın şahane filmi Abre Los Ojos (Open your eyes) filminin Amerikanlaştırılmış versiyonu Vanilla Sky&#8217;ı değil, orijinalini seyrediniz, bi kere bunu peşinen söyliim. Halihazırda yakın zamanlı süper bi film yapılmışken, gidip de aynısını biraz daha yuppileştirerek çekmeyi anlayabilmiş değilim. Ayrıca penelope&#8217;nin iki filmde de aynı rolü oynaması çok manyakça. Neyse. Filmimize geçeyim. yakışıklı, zengin, her şeye sahip kahramanımız bir kaza geçirir ve yüzü deforme, hayatı da allak bullak olur. Sonra bi ara düzelir gibi olur ama bu sefer de garip flashback&#8217;ler, halusinasyonlar, tuhaf tuhaf olaylar başlar. Adam sonunda kendini sevdiği kızı öldürmek suçundan hapiste bulur. Bir de garip bir şirket ortaya çıkar. Neler oluyor derken biz, olaylar çözülür. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Adamımız şirketle bir anlaşma yapmıştır ve şirket insanları istedikleri bir zamanda öldürmekte, sonra tekrar hayata döndürüp, sonra da dondurup komaya sokarak, onlara istedikleri gibi bir rüya gördürmekte ve böylece bir sanal gerçeklik yaşatmaktadır. Adamımız da bunu yaşamaktadır. Esasında o sarhoş gecenin sabahında ölmüştür.</span> Dahası da var ama hayli karışık bir film, anlatamayacağım valla. Seyredin, bak buraya yazıyom şaşırcaksınız.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-793" title="abrelosojos1997" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/abrelosojos1997.jpg" alt="abrelosojos1997" width="400" height="300" /></p>
<p><strong>9. Fight Club (1999)</strong><br />
Herkesin en beğendiği, en bayıldığı filmler listesinin değişmez elemanı. Marla Singer&#8217;a özenen kızlar ve Tyler Durden ıssızlığında adamların müsebbibi film. Kötü mü? Değil tabii ki, gayet güzel bir film. Ama bana sorarsanız, biraz fazla şişirildi. Neyse, bu girizgahtan sonra konuya gelelim. Edward Norton ve Brad Pitt&#8217;in karşılıklı döktürdükleri bu film, iki arkadaşın bir dövüş kulubü kurmalarını ve çeşitli anarşik faaliyetlere atılmalarını anlatır. Ama meğersem: <span style="color: #ffffff;">Brad ve Edward aynı kişidir. Olay şizofrenidir.</span> David Fincher&#8217;dan klasikleşecek bir kült, bir pop dünya fenomeni.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-796" title="www_unique-screenwriting_com-brad-pitt-fight-club-fighting_jpg" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/www_unique-screenwriting_com-brad-pitt-fight-club-fighting_jpg.jpg" alt="www_unique-screenwriting_com-brad-pitt-fight-club-fighting_jpg" width="400" height="300" /></p>
<p><strong>8. Memento (2000)</strong><br />
Chirstopher Nolan&#8217;ın bu filmi zaten yapısı itibariyle twist&#8217;e müsait. Filmin sonuna geldiğimizde, olayların başlangıcını ancak anlayabildiğimizden ve film bize kendimizi, aynı ana karakter gibi kısa süreli hafıza kaybı yaşıyor gibi hissettirdiğinden, filmin sonu yani esasında başı, şaşırtmasın da napsın? Evet, ana karakterimiz geçirdiği kazadan sonra bir hafıza problemi yaşamakta ve uzun vadeyi hatırlamakla birlikte, kazadan sonra yeni hiçbir şeyi aklında uzun süre tutamamaktadır. Bu yüzden de hayat kendisi için hayli zor geçmektedir, o da karısını öldürenleri araştırırken hiçbir şeyi unutmamak için öğrendiklerini dövme olarak vücüduna yazmaktadır. Oysa ki: <span style="color: #ffffff;">Karısı sandığı şekilde ölmemiştir. Karısı &#8220;hayır daha iğnemi yapmadın&#8221; demek suretiyle kahamanımızı kandırmış, ve bu sayede5 dakika önce ne yaptığını hatırlamayan kahramanımız kendisine bir insülin aşırı dozu yaşatmış ve kadın da bundan mütevellit ölmüştür.</span> Başka bir takım sürprizler de var ama anlatamıycam şimdi toparlayamıyorum çünkü. Karışık ama çok enteresan, çok güzel filmdir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-797" title="memento_l" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/memento_l.jpg" alt="memento_l" width="270" height="270" /></p>
<p><strong>7. Seven (1995)</strong><br />
Çok gerilimli, şahane, kapkara bir film&#8230; David Fincher&#8217;ın yönettiği bu filmimiz, 7 günah konseptinde cinayetler işleyen bir seri katil ve onu bulmak isteyen dedektif etrafında dönüyor. Ve hayır, sondaki şaşırtıcılık seri katilin kimliğinden çok son 2 cinayet ile alakalı. Şöyle ki:<span style="color: #ffffff;"> 6. cinayet, yani envy (haset), katilin dedektife duyduğu hasettir ve dedektifin karısının başı bir kutudan çıkar. Siz höst demeye kalmadan, 7. cinayetin de öfke (wrath) olduğunu anlarsınız çünkü dedektifimiz öfkeden deliye dönmüş hale, seri katili vurur.</span> Sonuç olarak, aslında 1 değil, iki kere tokat gibin vurur bu film.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-798" title="seven_xl_01-film-b" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/seven_xl_01-film-b.jpg" alt="seven_xl_01-film-b" width="306" height="230" /></p>
<p><strong>6. Primal Fear (1996)</strong><br />
Edward Norton&#8217;un ne büyük bir oyuncu olacağının kanıtı ahan da bu filmdir. Edward&#8217;cık öyle bir döktürür, öyle bir döktürür ki bu filmde, bence bu zaten başlıbaşına bir dumurdur. Filmimizin konusuna gelirsek, kilisede bir papaz öldürülür ve kilisede çalışan genç bir çocuk elinde kurbanın kanlarıyla tutuklanır. Kekeme, korkak bir çocuk olan bu çocuk hiçbir şey hatırlamamaktadır. Adli psikolog kendisiyle konuştukça çocuğun çift kişilikli olduğunu anlar. Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Çocuk çift kişilikli falan değildir, kekeme kişilik tamamen uydurmadır. Cinayeti de bal gibi bilerek isteyerek işlemiştir. Sonra da çektiği delilik numarası sayesinde &#8220;temporary insanity&#8221; ile yırtmıştır.</span> Edward Norton ne oynamış ama demiş miydim?</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-799" title="filmsprimalfear" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/filmsprimalfear.jpg" alt="filmsprimalfear" width="400" height="267" /></p>
<p><strong>5. Donnie Darko (2001)</strong><br />
Bu filmi anlatabileceğimi sanmıyorum. Evlerine düşen bir uçak motorundan yara almadan kurtulan Donnie, garip bir tavşanın ona dünyanın sonuyla ilgili bir kehanette bulunduğuna inanır. Ama aslında öyle değil böyledir: <span style="color: #ffffff;">O kurtulmuş ama annesiyle kardeşi uçağa sonradan binmiş, o yüzden onlar ölmüş, o tavşan aslında kostümlü bir çocukmuş, ailesi ölmesin diye Donnie sonradan kendisi &#8220;ölem ben&#8221; demiş, ölmüş&#8230; Zaman yolculuğu falan&#8230; </span>Hık mık şey&#8230; Neyse efenim, anlatılmaz yaşanır, seyredin görün.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-794" title="donnie_darko_big" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/donnie_darko_big-400x256.jpg" alt="donnie_darko_big" width="400" height="256" /></p>
<p><strong>4. Psycho (1960)</strong><br />
Ooo kimler de burdaymış, Hitchcock Bey de teşrif etmiş, aman da aman. Evet efenim Psycho bir klasiktir, bilmiyorsanız ayıp, hemen seyrediniz. Issız bir yerde bir otel, otelde çalışan Norman Bates ve baskıcı annesi ve tabii öldürülen kadınlar. Kim öldürüyor ayol bu kızları? Söyleyelim: <span style="color: #ffffff;">Hahay annesi sandıysanız yanıldınız çünkü there&#8217;s no spoon hesabı, aslında bi anne yok. Anne öleli seneler geçmiş, kala kala iskeleti kalmış, anne sandığımız psikopat Norman Bates&#8217;in kendisi, annesinin kılığına giriyo, karıları öldürüyo. Adı üstünde Psycho.</span>. Tekrar ediciim, seyretmediyseniz mutlaka!</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-792" title="psycho1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/psycho1.jpg" alt="psycho1" width="321" height="480" /></p>
<p><strong>3. The Others (2001)</strong><br />
Amenebar İspanyol korku sinemasına yeni bir soluk getirdi genç yaşında. Alkışlayalım. Sonra da filmimize geçelim. Işığa duyarlı çocuklar, karanlık bir ev, yalnız bir anne, savaşta bir baba, garip hizmetçiler&#8230; Bir de &#8220;diğerleri&#8221; diye birileri var (Lost&#8217;taki the others diil aman diyim), hayalet gibi bişeyler bunlar&#8230; Neyse efenim, birileri ölmüş ama kim? Neler oluyor burda? Meğersem: <span style="color: #ffffff;">Anne bir cinnet anında çocuklarını ve kendini öldürmüştür ama öldüğünün farkında değildir. Others aslında kendileridir. Onların others dedikleri ise hayalet değil, evin gerçek sahipleridir. </span>Sixth Sense ile çok kıyaslanır bu film ama ben hadi ordan derim buna. Bi kere bu filmde tahmin etmek çok zor. Evet bazen bir şeyi yakalar gibi oluyorsunuz ama yok, tam olmuyor. Ayrıca bu film çok ama çok güzel bir film, her şeyiyle. 2 thumbs up!</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-788" title="theothers2001" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/theothers2001.jpg" alt="theothers2001" width="322" height="448" /></p>
<p><strong>2. Jacob&#8217;s Ladder (1990)</strong><br />
Adrian Lyne&#8217;den fevkaladenin fevkinde bir film. Türkçemizde Dehşetin Nefesi adıyla bulunur. Vietnam&#8217;dan dönen Jacob&#8217;un yaşadığı halüsinasyonlar, garip olaylar, paranoyalar&#8230; Adamcaaz travma sonrası sendromu mu yaşıyo, deli mi, çevresindekiler şeytan mı derken biz, &#8220;onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler&#8221; olduğunu anlarız. Çünkü yoruma müsait, hayli açık bırakılmış bir finalle son bulsa da bu film, twist üzerine twist içerdiği ortadadır ve genel yorum şudur: <span style="color: #ffffff;">Twist 1. Vietnam&#8217;daki askerlere devlet saldırganlığı artırıcı, halusinojenik bir uyuşturucu vermiştir. Twist 2. O saldırganlık yüzünden birlikteki askerler birbirlerini öldürmüşlerdir. Twist 3. Jacob o gün orada ölmüştür.</span> Yer yer gerdiği için zaman zaman korku filmi kategorisine konmakla birlikte şahane bir filmdir ve mutlaka seyredilmelidir.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-787" title="jacobs_ladder" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/jacobs_ladder-203x300.jpg" alt="jacobs_ladder" width="203" height="300" /></p>
<p><strong>1. Usual Suspects (1995)</strong><br />
Oooo bebeğim, işte şaşırtıcı filmlerin şahı. İşte Kevin Spacey mucizesi. Yarappim, bu kadar güzel bir aksiyon filmi daha yapılabilir mi şu dünyada? Sanmıyorum. Bryan Singer imzalı çok sevdiğim bu filmde, bir grup suçlu bir şekilde toplanır ve büyük bir işe girişirler ama biri hariç hepsi ölür. O ölmeyen de en zavallıları, topal Verbal Kint&#8217;tir ve Verbal polise olayları anlatmaya başlar. Keyser Soze isimli bir efsane Türk mafya liderinin emriyle bu işe bulaştıklarını falan anlarız. Sonunda ise tokat gelir: <span style="color: #ffffff;">Verbal her şeyi uydurmuş, polisi kafaya almıştır. Topal olmadığı gibi olayın lideri ve hatta Keyser Soze&#8217;nin ta kendisidir.</span> Kevin Spacey oyunculuğunu konuşturur, kurgu, senaryo, her şey harikadır. Hastasıyım. &#8220;The greatest trick the Devil ever pulled was convincing the world he didn&#8217;t exist.&#8221; Ooo yeee.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-786" title="6a00d83454a03269e201053627484e970b-800wi" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/6a00d83454a03269e201053627484e970b-800wi-400x258.jpg" alt="6a00d83454a03269e201053627484e970b-800wi" width="400" height="258" /></p>
<p><em>Bitti bu kadar. Şaşırdınız mı bu maddelemenin sonuna? Hiç sanmam. Gayet beklendik bir finaldi bence. Haa bi de &#8220;bu listede niye David Lynch yok allaaaan cezasııııı&#8221; derseniz, onu da açıklayayım, kendisinin filmlerinin genel olarak tümden beklenmedik olduklarını düşünüyorum, sadece sonlarına twisted, şaşırtıcı ya da beklenmedik demek David abiye haksızlık olur kanaatimce. O yüzden burada yok kendisi. Evet. </em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=611&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-unutulmaz-10-film-repligi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Unutulmaz 10 Film Repliği'>En Unutulmaz 10 Film Repliği</a> <small>Bu listeyi ilk oturuşumda bitirmeyi hedefliyorum. Bu kadar motive olmamı...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>50</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En korkutucu 30 film&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 00:56:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[canavar]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hayalet]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkunç]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=610</guid>
		<description><![CDATA[Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek ister, rüyalarına girsin, evde yalnız kalamasın, radyatör çıtırtısından havalara zıplasın ister, bunu neden kendine yapar bilinmez. Zannediyorum, tragedyalardaki ağlama, komedyalardaki gülme isteği gibi bir katarsis sağlıyor korkmak da ya da merak duygusuna sesleniyor. Sebebi her neyse, şu hayatta bir takım insanlar korku filmlerine bayılıyor. Ve [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small>Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-saglam-25-korku-filmi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-saglam-25-korku-filmi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek ister, rüyalarına girsin, evde yalnız kalamasın, radyatör çıtırtısından havalara zıplasın ister, bunu neden kendine yapar bilinmez. Zannediyorum, tragedyalardaki ağlama, komedyalardaki gülme isteği gibi bir katarsis sağlıyor korkmak da ya da merak duygusuna sesleniyor. Sebebi her neyse, şu hayatta bir takım insanlar korku filmlerine bayılıyor. Ve bendeniz de bunlardan biriyim. O yüzden buyrun bakalım, bazıları biraz gerilim kategorisine doğru kaçsa da genel itibariyle seyrederken davul gibi gerildiğimiz, hangi köşeden ne çıkacak bilemediğimiz, bizi zıplatan <span style="text-decoration: underline;">korku</span> filmleri&#8230; Gerilim filmleri ise ayrı bir maddelemede incelenecek. Not: Liste 25 &#8216;le başladı, gelen itirazlar üzerine revize edilerek 30&#8242;a çıktı. </em></p>
<p><strong>30. What Lies Beneath (2000)</strong><br />
Listemizin 30 numerosunda Robert Zemeckis&#8217;ten bir hayalet öyküsü var. Çok gergin olmayan, hoş, klasik tarzda bir filmdir bu. Önce hayaletler evi basar, sonra kimse kahramanımıza inanmaz, araştırmalar neticesinde hayaletin derdi öğrenilir, çözülür. Bildik bir formül, evet ama yine de her seferinde seyrediyom ben bu tarz filmleri. Bu da usta bir yönetmen elinden çıkma, merak uyandıran, saran, nadir de olsa yer yer zıplatan hoş bir seyirlik, ne diim.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/1pfeiffer-gal-lies-beneath-400x278.jpg" alt="1pfeiffer-gal-lies-beneath" title="1pfeiffer-gal-lies-beneath" width="400" height="278" class="aligncenter size-medium wp-image-701" /></p>
<p><strong>29. Silent Hill (2006)</strong><br />
Bunun bilgisayar ve PS oyunu senelerce insanları ellerinde joystick ile tir tir tittretti. E sonunda da filmi geldi tabi&#8230; Film, oyun kadar korkunç olmamakla birlikte genel atmosferi ve görsel gücü ile belli bir gerginlik sağladı yine de bünyede.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/silenthill2_1130953519.jpg" alt="silenthill2_1130953519" title="silenthill2_1130953519" width="359" height="259" class="aligncenter size-full wp-image-698" /></p>
<p><strong>28.  Evil Dead (1981)</strong><br />
Ben korkmamıştım çünkü ben bu kadar kör gözüm parmağıma tipi canavarlardan çok, fazla görünmeyen şeylerde korkarım ama bir dönemin çocukları bu filmi anlata anlata bitiremedi. Ormanların ortasında bir kulübe ve şeytani bir takım güçler&#8230; Özellikle de o ağaç ve tecavüz sahnesi hepimizn hafızasına kazındı. Zamanının yusuf yusufu bugün bir kült film.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/wallpaper_ed1-400x300.jpg" alt="wallpaper_ed1" title="wallpaper_ed1" width="400" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-696" /></p>
<p><strong>27. Fragiles (2005)</strong><br />
İspanya-ABD işbirliği. Yoksa aceba Güney Amerikalı mı? Neyse işte, Amerikalı olmayan bir yönetmen ve Ally McBeal Abla, korkulu bir hastanede ve tabii yetim çocuklar ve tabii garip sesler&#8230;. Kırılan kemikler de bonus&#8217;u. Fena diil. Ama nedense cok daha iyi bi film olabilirdi gibi geliyor bana bu film. Bir sey aksiyor, tam ne bilemiyorum. Yine de hos, gergin kısımları var.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/fragiles1grande-400x283.jpg" alt="fragiles1grande" title="fragiles1grande" width="400" height="283" class="aligncenter size-medium wp-image-700" /></p>
<p><strong>26. A Nightmare on Elm Street (1984)</strong><br />
Bir ki&#8230; işte geldi Freddiii! Üç döört&#8230; Kapını iyice öört! 25&#8242;lik listeye gelen itirazlar neticesinde liste uzadı ve Freddy de 26&#8242;dan giriş yaptı. Daha üst sıraları hak etmekle birlikte sonradan geldiği korku/komedi kıvamı ve çizdirdiği karizması nedeniyle çocuk katili, kabusların efendisi Freddy Krueger abi, listemize yedekten bir giriş yaptı. Yine de serinin bu ilk filminin hakkı yenemez tabii.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/nightmare-on-elm-street-freddy-headshot-small1.jpg" alt="nightmare-on-elm-street-freddy-headshot-small1" title="nightmare-on-elm-street-freddy-headshot-small1" width="308" height="470" class="aligncenter size-full wp-image-694" /></p>
<p><strong>25. Carrie (1976)</strong><br />
Konu korku ise Stephen King bu işin piridir. Ve Brian de Palma ile baş oyuncu Sissy Spacek, bu romanın adaptasyonunda harikalar yaratır. Esasen bir teenage draması olan Carrie, okulda dalga geçilen tele-kinetik güçlere sahip bir kızın sonunda patlamasını anlatır. Ama ne patlamadır o! Esasında, yer yer korkutucu da olsa, bana sorarsanız yalnızlığa dair, baya baya hüzünlü bir filmdir bu çoğu Stephen King eseri gibi (bkz. Misery ve Dolores Claiborne).</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-655" title="carrie-movie-02" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/carrie-movie-02.jpg" alt="carrie-movie-02" width="445" height="668" /></p>
<p><strong>24. Poltergeist (1982)</strong><br />
&#8220;Anmamak olmaz&#8221; tabir edeceğim bir film, Spielberg&#8217;den. Evdeki eşyaların hareketlenmesi türü paranormal aktivitelere verilen isim olan poltergeist, adından anlaşılacağı üzere, bu tip olayların olduğu bir evde geçiyor. Hayaletler filan&#8230; Lakin bana sorarsanız biraz zaman aşımına uğramış bir filmdir bu, bugün eskiden yaptığı etkiyi yapmaz, hayli naif kaçar. Yine de ayıp olmasın dedik, aldık tabii listeye, ne de olsa korku kulvarında bir mihenk taşı kendisi.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/poltergeist1-300x300.jpg" alt="poltergeist1" title="poltergeist1" width="300" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-660" /></p>
<p><strong>23. Devil&#8217;s Backbone (Espinazo del Diablo) (2001)</strong><br />
Korku olayına, kan manyağı Amerikalılar ve uzun saçlı küçük kız manyağı Japonlardan sonra, daha klasik tarzda hayalet hikayeleriyle İspanyollar da yavaş yavaş girmeye başlıyor. Guillermo del Toro&#8217;nun bu hüzünlü hayalet hikayesi, Franco zamanının İspanya&#8217;sında bir yatılı okulda geçiyor. Çocuklar, hayaletler, savaş&#8230; Güzel bir film kendisi.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/devils-backbone2001630-3287-400x247.jpg" alt="devils-backbone2001630-3287" title="devils-backbone2001630-3287" width="400" height="247" class="aligncenter size-medium wp-image-662" /></p>
<p><strong>22. It (1990)</strong><br />
Buyrun yine bir Stephen King. Üstelik de çocukluğumuzun popüler romanı It (O) adaptasyonu ile. İşbu film/roman yüzünden bir nesil palyaçolardan korkar oldu, sayın okuyucular! Kesinlikle romanı çok çok daha korkunçtur ama romanın hatrına TV filmi olarak çekilen bu filmi listeye almak zorundaydım. Konusu ne mi? Ee şey, konusu bir grup çocuğa musallat olan bir &#8220;şey&#8221; diyeyim ben size. Adından belli zaten o şeyin çok net bi şey olmadığı, öyle değil mi?</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-654" title="stephen-kings-it-pennywise" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/stephen-kings-it-pennywise-400x224.jpg" alt="stephen-kings-it-pennywise" width="400" height="224" /></p>
<p><strong>21. The Others (2001)</strong><br />
Şu hayatta en sevdiğim filmlerden biri kendisi. İspanyol yönetmen Amenebar&#8217;ın harikalar yarattığı ve Sixth Sense filmine 10 basacak bir şahanelik. Çok korkunç sayılmamakla birlikte, klasik tarzda bir hayalet hikayesi&#8230; Ağır akan bir film olması nedeniyle, gerginliğe de ortam sağlıyor, sağolsun. Ayrıca, süper finaliyle,  hüzünlü hikayesiyle, atmosferiyle, mooduyla bu listede yer almayı herkes kadar hak ediyor işte efendiler! Çok severim demiş miydim?</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/others1.gif" alt="others1" title="others1" width="400" height="302" class="aligncenter size-full wp-image-661" /></p>
<p><strong>20. The Orphanage (El Orfanato) (2007)</strong><br />
Son dönemde seyrettiğim iyi korkulardan biri bu da, tabii eğer kendisine korku denebilirse. Yine İspanyollardan geliyor ve yine çocuklar var, yine hayaletler var ve yine hüzünlü bir film&#8230; Bu vesileylen, İspanyolların korku trendini de yavaş yavaş anlamaya başlıyoruz sanırım. Neyse efenim, yetimhanede geçen bu filmimiz bence hayli sarsıcı bir finale sahip. Seyrediniz, görünüz.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/the-orphanage.jpg" alt="the-orphanage" title="the-orphanage" width="400" height="270" class="aligncenter size-full wp-image-663" /></p>
<p><strong>19. Shutter (Thai versiyonu: 2004 ve abd versiyonu: 2008)</strong><br />
Efenim, klasik bir &#8220;aa güzel bir uzak doğu filmi ama bizimkiler altyazı sevmez&#8221; vakası ile karşı karşıyayız. Ben Uzak Doğu versiyonunu tavsiye edeceğim ama siz bilirsiniz, tabii yine de. Gerçi ilginçtir ki Amerikan versiyonunu da Uzak Doğulu bir yönetmen çekmiş. Neyse efenim, konumuz bir fotoğrafçının çektiği fotolarda görülen garip figürler ve olayların derinine inilmesi. Klasik bir konu gibi ama geriyor mu, geriyor.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/ando-shutter-thai-movie1.jpg" alt="ando-shutter-thai-movie1" title="ando-shutter-thai-movie1" width="400" height="352" class="aligncenter size-full wp-image-665" /></p>
<p><strong>18. Stir of Echoes (1999)</strong><br />
Hayaletlerden kurtulamadık gitti. Yine bir hayalet filmi ile karşınızdayız. Bu filmimizde değişik bir bakış açısı yok değil ama, zira kahramanımız Kevin Bacon, normal bir hayat sürerken, bir gün hipnotize edilir ve garip vizyonlar görmeye başlar. Sonrası tabii, bildiğiniz gibi bu vizyonların ne olduğunu anlama çabaları vs&#8230;</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/stir-of-echoes-1999-kevin-bacon-jennifer-morrison-pic-3.jpg" alt="stir-of-echoes-1999-kevin-bacon-jennifer-morrison-pic-3" title="stir-of-echoes-1999-kevin-bacon-jennifer-morrison-pic-3" width="500" height="280" class="aligncenter size-full wp-image-666" /></p>
<p><strong>17. The Fly (1986)</strong><br />
David Cronenberg&#8217;ten klasikleşmiş bir bilim kurgu/gerilim/korku. Bir bilim adamı genetik deneyler yaparken, bir kazaya kurban gider de genlerini bir sineğinkiyle karıştırırsa neler olur? Sinek deyip geçmememek lazim, sineğin o boyutta olanı hiç de hoş bir şey değil. Hatta bakınız, o kadar mide bulandırıcı ki ben bu posta Jeff Goldblum&#8217;un sineğe dönüştüğü sahneyi koyamadım, çok daha masumane bir foto koydum. Evet, söylenecek çok bir şey yok bu film hakkında. İkincisini seyretmedim ama birincisi hakkaten de güzel filmdir.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-653" title="fly_goldblum_gal" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/fly_goldblum_gal-400x261.jpg" alt="fly_goldblum_gal" width="400" height="261" /></p>
<p><strong>16. Jacob&#8217;s Ladder (1990)</strong><br />
İşte en favori filmlerimden bir tanesi daha. Bu filme her ne kadar &#8220;korku&#8221;dan çok, psikolojik gerilim denmesi gerektiğini düşünsem de, bazı insanları baya bir korkuttuğunu bildiğimden listede. Benim içinse, korkutucu bir film değil, çok ama çok güzel bir film. Vietnam sonrası evine dönen bir askerin, gördüğü vizyonlar ve yaşadığı paranoyaları anlatan Jacob&#8217;s Ladder, şaşırtıcı son ile biten film furyasını bence başlatan filmlerden biridir. Dumur dumur dumurdur. Gerçi belki bu filmi bugün seyretsem o kadar dumur olmazdım ama zamanında çok şaşırmış ve etkilenmiş idim. Yine de dumur etkisini kaybetse dahi, güzelliğinden heç bir şey kaybetmeyen bir film bu kesinlikle.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/jacobs-ladder-1990-tim-robbins-pic-2.jpg" alt="jacobs-ladder-1990-tim-robbins-pic-2" title="jacobs-ladder-1990-tim-robbins-pic-2" width="500" height="275" class="aligncenter size-full wp-image-667" /></p>
<p><strong>15. 28 Days Later (2002)</strong><br />
Zombilik kurumu da hayaletler kadar popüler bir kavram korku piyasasında. Her ne kadar ben şahsi olarak hayaletleri daha çok sevsem de bu gerçeği yadsımak mümkün değil. E konu zombimsi insanlar olunca da, bu filmlerin bence en iyisi işbu maddemizdeki filmimizdir. Kötü bir virüs tüm şehri silip süpürünce, daha doğrusu zombileştirince, sağlam kalanlar ne yapar? Bunun devamı (28 weeks later) da iyiymiş diye duydum ama henüz seyretmedim.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/28-days-later-empty-street-small.jpg" alt="28-days-later-empty-street-small" title="28-days-later-empty-street-small" width="480" height="258" class="aligncenter size-full wp-image-671" /></p>
<p><strong>14. Audition (1999)</strong><br />
Korku diyince, Uzak Doğu dememek olmaz. Hollywood&#8217;un bol efektli, kan-revan çorbası stili filmlerine son yıllarda Uzak Doğu daha yumuşak, gösterip de vermeyen tarzda filmlerle cevap veriyor ve bana sorarsanız, Amerikalılardan çok daha pis bir şekilde geriyor. Üstelik de &#8220;gore&#8221; yapacaksak, onda da kendi stilimizle sizi mahvederiz diyorlar. İşte bu film de bir Uzak Doğu gore&#8217;u diyebiliriz. Bir kere baştan uyarayım, Takeshi Miike&#8217;nin bu filmini pek anlamıyorsunuz. İlk yarı romantik komedi kıvamında. İkinci yarı başlayınca, &#8220;ulen aceba yanlış filme girdim&#8221; dedirtecek kadar, sert bir şekilde bambaşka bir filme dönüşüyor. Ve öyle işkence sahneleri gösteriyor ki, Hostel&#8217;deki gibi kofan kapalar görmemenize rağmen, sadece bir tek ses efekti ile mesela, ömrünüzden bir 10 yıl alıp gidiyor, gözleri kapamak yetmiyor, kulakları da tıkamak istiyorsunuz. İşin açıkçası bu filmi sevdim mi bilmiyorum ama gerildiğim kesin.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-652" title="thumbnail" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/thumbnail.jpg" alt="thumbnail" width="408" height="281" /></p>
<p><strong>13. Cujo (1983)</strong><br />
Yahu bir köpek ne kadar korkutucu olabilir diyenler, Stephen King ile tanışmamış demektir. King&#8217;in elinde en sevimli köpek bile ruh darlayıcı bir varlığa dönüşebilir. Filmin konusu basit: Köpeğimiz Cujo bir yarasa tarafından ısırılır ve kuduz olur, olaylar gelişir. Lakin bu basit konudan dünyanın en klostrofobik, en daraltıcı, en gergin filmi çıkar mı, çıkar. Buyrun bakalım.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-651" title="cujo07" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/cujo07.jpg" alt="cujo07" width="500" height="375" /></p>
<p><strong>12. Alien (1979 -1982)</strong><br />
Biraz bilim-kurgu, biraz korku, bence bilim-korku. Üstelik de teker teker değil, seri halinde saldıran filmlerden. Uzayda içine ruh değil de yaratık kaçan insanlar. Yaratık da hayli yapış yapış, hayli iğrenç, bir de ne zaman nerden çıkacağı belli olmuyor. Bir bakıyorsunuz bir köşe başında, bir bakıyorsunuz birilerinin karnında&#8230; Tabii ki nerde olursa olsun, hep aniden fırlıyor ve seyirciyi zıp zıp zıplatıyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-647" title="alien_from_the_movie1" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/alien_from_the_movie1.png" alt="alien_from_the_movie1" width="359" height="480" /></p>
<p><strong>11. Psycho (1960)</strong><br />
Korku dedik, Hitchcock&#8217;suz olur mu? Ve tabii ki de listemize bu filmin salak yeniden çevrimini değil, ustasının elinden çıkmış olanını aldık. Konuyu bilmeyen var mıdır bilmem ama özetleyeyim. Issız bir otel, otelde çalışan bi adam ve annesi ve müşteriler ve cinayetler&#8230; Korku değil, gerilim dediğinizi duyar gibiyim. Sadece o kadar değil derim ben de, o Norman Bates&#8217;ten korkmamak mümkün mü?</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/psycho_l.jpg" alt="psycho_l" title="psycho_l" width="300" height="400" class="aligncenter size-full wp-image-673" /></p>
<p><strong>10. A Tale of Two Sisters (Janghwa, Hongryeon) (2003)</strong><br />
Listemize Uzak Doğu&#8217;dan bir giriş daha&#8230; Ülkemizde &#8220;Karanlık Sırlar&#8221; adıyla gösterilmiş bu film (Bir başka Uzak Doğu korku filmi olan Karanlık Sular ile karıştırmayalım!), genelde hayalet çocukları işleyen ve tam anlayamasanız da sizi korkutan, klasik Uzak Doğu korkularından farklı. Daha çok psikolojik gerilim kategorisine girebilecek bu film, şaşırtıcı ve bir o kadar da hüzünlü sonu ve film boyunca yaşattığı &#8220;neler oluyööör leeen!&#8221; duygusuyla insanın içini feci şekilde darlayan bir yapıya sahip. Söylemeliyim ki, Uzak Doğu korkuları içinde bence en iyilerden ve hatta en farklılardan. Meraklıysanız, kaçırmayın.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-649" title="tale-of-two-sisters" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/tale-of-two-sisters.jpg" alt="tale-of-two-sisters" width="400" height="300" /></p>
<p><strong>9. Pet Semetary (1989)</strong><br />
Stephen King yazar da korkunç olma mı? Üstelik de gelmiş geçmiş, en bebek suratlı ve en şeytan çocuk burda! Nasıl korkmayalım. Kendisi 4 yaşında, melek yüzlü, şirinlik abidesi bişey almış eline bıçağı &#8220;Anneciiim seninle oynayalım mıııı?&#8221; diyip, hiç gözünü kırpmadan annesini kesebiliyor. Bana sorarsanız zaten bu filmin en korkunç yanı da zaten bu. Bu film, insanı hem evlat acısı gibi korkunç bir acıyla yüzleştirip, nerdeyse ağlatıyor, sonra da &#8220;vay sen misin çocuk öldü diye üzülen!&#8221; dercesine hiç acımadan ağzınıza sıçıveriyor. Tokat etkisinde derler ya, ahan da ondan. Sağ gösterip, sol vuran bi enteresan bi film bence.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-648" title="pet-semetary-devil-boy" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/pet-semetary-devil-boy.jpg" alt="pet-semetary-devil-boy" width="351" height="240" /></p>
<p><strong>8. The Omen (1976 &#8211; 2006)</strong><br />
Zannederim çocuk milleti, insanların gözünde zaman zaman sevimli olmakla birlikte, zaman zaman da korkutucu bir hal alıyor olmalı ki pek çok korku filminin korku objesi olarak, çocuklar öne çıkıyor. Bu çocuklardan en korkuncusu ise tabii ki 5 filmli ve bir 2006 remake&#8217;li Omen serimizdeki Damian&#8217;dır. Kafasına 666 kazılı, şeytanın çocuğu, şirin suratlı Damian, seri boyunca türlü türlü şeytanlık yapar, dur durak tanımadan çeşit çeşit insan öldürür, eh bize de ekran karşısında kasılmak düşer tabii. Sanıyorum, senarist kardeş, çocuğunun yaramazlıklarından çok bunalmış olmalı&#8230;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-645" title="the-omen-damien" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/the-omen-damien.jpg" alt="the-omen-damien" width="301" height="460" /></p>
<p><strong>7. Rosemary&#8217;s Baby (1968)</strong><br />
İşte yılların eskitemediği bir Polanski klasiği. Korkutmak için kan, revan, iğrençlik veya özel efektlere ihtiyaç olmadığının kanıtı. Polanski&#8217;nin hamile karısı Sharon Tate&#8217;in Charles Manson klanı tarafından öldürülmesinden (detaylı bilgi için bir başka maddemize <a href="http://www.maddebagimlisi.com/liste/en-psikopat-6-psikopat/">tık tık</a>) kısa bir süre önce trajik bir tesadüf olarak gösterime girmiş, gergin mi gergin bir film. Filmde hamile Rosemary, etrafındaki herkesin şeytanın emrinde olduğuna ve bebeğini çalmak istediklerine dair şiddetli paranoyalar yaşar ve sizi de ekran başında başka türlü paranoyalara gark eder.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-644" title="000145001" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/000145001.jpg" alt="000145001" width="400" height="300" /></p>
<p><strong>6. Ring (2002) / Ringu (1998) </strong><br />
Hollywood &#8211; Capon farketmez, Ring bizi öyle böyle germez. Dediğim gibi hangi versiyonunu seyredeyseniz seyredin, adı isterse Samara olsun, isterse de Sadako, Caponların korkulu rüyası uzun saçlı kız çocuğu, dünyadaki herkesin evrensel bir güdüsüne seslenir: Tırsss tırssss tırsss! Arkasında esasında kapsamlı bir literatür olan Ring serisinin birinci halkasında (ahahaha laf oyununa gel), Samara / Sadako kuyulardan çıkıp gelerek, bizi apansız çalan telefonlara paranoyakça bakmaya iter. Hee kızımızı bu yollara esasında hayat koşulları itmiştir ve bu, kısmen bu filmde, daha detaylı olarak ise serinin diğer filmlerinde açıklanır ama yine de bu kadar da kötü olunmaz ki be kızım. Ayrıyeten Samara&#8217;nın daha detaylı görülebildiği Ring 2, asla gerginlikte Ring ile yarışamaz!</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-642" title="theringsamara" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/theringsamara.jpg" alt="theringsamara" width="400" height="263" /></p>
<p><strong>5. The Exorcism of Emily Rose (2005)</strong><br />
Valla bir sürü insan bu mahkeme ve şeytan harmanlaması filmde gerilmedi, ben ki kolay kolay korkmam, bu filmde baya bi sarsıldım. nedenini ise çok tecrübeli bir oyuncu olmayan baş kızımızın, oyunculuk yeteneğine bağlayacağım sanırım. Bu kızımız o kadar gerçekçi o kadar gerçekçi oynamaktadır ki, o çarpılmalar, o çığlıklar o kadar içtendir ki, &#8220;hakkaten lan kızın içine bi şey kaçtı galba&#8221; dememek zordur. Ayrıca enteresan bir detay ise şudur ki, kız kamera arkası röportajlarında heç efekt kullanılmadığını, tüm o garip çarpılma hareketleri kendisinin yaptığını ifade etmektedir. Bence hakkaten içine ruh kaçmış o kızın filmde. Bir başka hoş detay ise filmin <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Anneliese_Michel">Annaliese Michel</a> isimli bir Alman kızın gerçek hayat öyküsüne dayanmasıdır. O olayda da kızımıza ruhlar musalat olmuş ve kız yemek yemeyi reddeder, Latince konuşur hale gelmiştir. Kız açlıktan ölünce de anne ve babası ihmalden suçlu bulunmuştur. Kilisenin onay verdiği ilk exorcism ritüeli de budur, teyp kayıtları falan dinlenmiştir mahkemede. Bu film de işte bu olayı anlatır.</p>
<p>Buyrun gerçek ses kayıtları ve fotoğraflar kullanılarak hazırlanmış video, ki bana bi kalp çarpıntısı geldi şu anda:</p>
<div><object width="480" height="381" data="http://www.dailymotion.com/swf/x36pam_exorcisme-reel-danneliese-michel&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/x36pam_exorcisme-reel-danneliese-michel&amp;related=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/x36pam_exorcisme-reel-danneliese-michel">Exorcisme réel d&#8217;Anneliese Michel</a></strong><br />
<em>Yükleyen <a href="http://www.dailymotion.com/jfkdjfkjdfjdkfj">jfkdjfkjdfjdkfj</a></em></div>
<p>Buyrun bu da filmimizin bir videosu&#8230;</p>
<div><object width="480" height="381" data="http://www.dailymotion.com/swf/x4eqoo_youtube-exorcism-of-emily-rose-by-h_music&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/x4eqoo_youtube-exorcism-of-emily-rose-by-h_music&amp;related=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/x4eqoo_youtube-exorcism-of-emily-rose-by-h_music">YouTube &#8211; Exorcism of Emily Rose by HATHOR</a></strong><br />
<em>Yükleyen <a href="http://www.dailymotion.com/EnglandXP">EnglandXP</a></em></div>
<p>Hala bi ürpermediniz mi? Ben ürperdim şahsen.</p>
<p><strong>4. Candyman (1992) ve Candyman 2: Farewell to the Flesh (1995)</strong><br />
Bir ve iki ama asla serinin üçüncüsü değil. Neden? Çünkü şahane gergin bir korku filmler serisi olan Candyman&#8217;in üçüncüsünde sıçmışlardır efenim, aptal bir B movie ortaya çıkmıştır. Sakın seyretmeyiniz. Ama bir ve iki iyidir. Hele ki, bir numaralı Candyman, pek akıllı, pek gergin, pek korkunç bir filmdir. İkincisi de olayların nedenlerine eğilmesi açısından hoştur, izlenir. Özetle, korkarım ben şeker adamdan, mesela bugun bile aynaya bakıp 5 kere Candyman demem, etrafıma da dedirtmem. Neme gerek.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-639" title="candyman-3" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/candyman-3.jpg" alt="candyman-3" width="350" height="245" /></p>
<p><strong>3. Event Horizon (1997)</strong><br />
İşte hayatımda gördüğüm en korkunç ve bir o kadar da tabiri caiz ise &#8220;underrated&#8221; filmlerden biri. Nedense seyredeni sever ama seyretmiş olanı azdır. Bana sorarsanız ise şu hayatta cehennem konspetini bu kadar az göstererek, bu kadar etkili anlatabilen nadir filmlerdendir. O yanlış yere giden ekibin kasetini seyrettikleri anda gördükleri kesik kesik görüntüler ve yardım çığlıkları senelerce aklımdan çıkmamıştır: &#8220;Liberate me&#8230; Ex inferis.&#8221; Tüyleri diken diken eden bir güzel filmdir bu. Çok severim. Bir o kadar da korkarım kendisinden.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-641" title="510beautiful11" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/510beautiful11-400x229.jpg" alt="510beautiful11" width="400" height="229" /></p>
<p><strong>2. Exorcist (1973)</strong><br />
Tüm &#8220;içine ruh kaçmış&#8221; filmlerinin şahı huzurlarınızda efenim. Üstelik de bu filmin gerçek birkaç hikayeden esinlendiği söylenir. Ve hayır efendim, yeni çevrimi değil, eskisi, efektlerin bu kadar gelişmediği bir zamanda yapılmış olanı. Ve yine hayır, serisi değil, bir numaralı exorcist, her şeyi başlatan exorcist. Bildiğiniz hani kafanın 180 derece döndüğü, yeşil yeşil kusmukların havada uçuştuğu, masum küçük kızımızın birden latince konuşmaya &#8220;Fuck fuck fuck&#8221; diye bağırmaya başladığı o meşhur film işte. Klişe mlişe demeyin, bunca yıl sonra hala yusuf yusufffff diye izlenir kendisi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-638" title="360_25horror_exorcist" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/360_25horror_exorcist.jpg" alt="360_25horror_exorcist" width="360" height="235" /></p>
<p><strong>1. Shining (1980)</strong><br />
İşte listemizin bir numarası. Stephen King ve Stanley Kubrick işbirliğinin neticesi, bizi gerim gerim geren Shining. Her ne kadar King, bu filmi hiç beğenmemiş olsa ve sonradan kitabının daha sadık bir adaptasyonu olarak pek uyduruk bir film yapılsa da, Kubrick bu filmde Stephen King&#8217;in kitapta yarattığı gerilimi vermeyi çok iyi becerir. Bitmeyen otel koridorları, garip odalar, tar tar tar diye bisikletiyle giden çocuk, korkunç bir Jack Nicholson, ay yarappim çocuğun garip sesiyle yaptığı Redrum teranesi&#8230; Bak düşününce bile içim sıkışıyor. Daha da geren bir film bence henüz yapılmadı.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-650" title="shining4" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/shining4-400x300.jpg" alt="shining4" width="400" height="300" /></p>
<p>All work and no play makes Jack a dull boy. Hıhı evet.</p>
<p><em><strong>Ve honorable mention</strong>: The Thing (1982), The Changeling (1980), The Haunting (1963) ve The Innocents (1961). Bu filmleri henüz seyretmediğimden listeye alamadım ama interneteki tüm kaynaklar ve seyretmiş herkes &#8220;ay o çok fenadır bak&#8221; diye anlattığından, buraya ekleme gereği duydum. Zannederim korkunçlar, isterseniz seyredin. Ben seyredince, listedeki yerlerine yerleştiricem yorumlarımla birlikte.</em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=610&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small>Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle huzurlarınızdayız....</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>60</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En romantik 50 romantik komedi&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-romantik-50-romantik-komedi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-romantik-50-romantik-komedi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 01:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[romantik]]></category>
		<category><![CDATA[romantik komedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/liste/en-romantik-50-romantik-komedi-part-2-25-01/</guid>
		<description><![CDATA[Buyrun, sevgililer günü sezonuna uygun bir maddeleme daha! En sevimli, en seker romantik komediler! Ayrıyeten, film mevzubahis olunca eleme yetenegimi kaybettigimden biraz uzun bir liste yapiyorum, ne var? Yine de unuttuklarımız olmuştur tabii, artık onları da yorum olarak eklersiniz, ne diyek Not: Yine tabii eski filmlerde biraz zayif kaldim, o konuda calismalarim sürüyor, çalışıp onları [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small>Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-romantik-50-romantik-komedi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-romantik-50-romantik-komedi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Buyrun, sevgililer günü sezonuna uygun bir maddeleme daha! En sevimli, en seker romantik komediler! Ayrıyeten, film mevzubahis olunca eleme yetenegimi kaybettigimden biraz uzun bir liste yapiyorum, ne var? Yine de unuttuklarımız olmuştur tabii,  artık onları da yorum olarak eklersiniz, ne diyek Not: Yine tabii eski filmlerde biraz zayif kaldim, o konuda calismalarim sürüyor, çalışıp onları da maddelicem ilerde.</em></p>
<p><strong>50. Two can play that game &#8211; 2001</strong><br />
Erkek ve kadinlarin flort oyunlari ve ask taktikleriyle dalgasini gecen, pek bilinmeyen bir romantik komedya&#8230; Zenci bir castimiz var, eglenceli ve güzel replikler var. Sevgiliyle seyretmesi eglenceli olabilir, &#8220;hah bak sen de boyle yapmistin&#8221; türü muhabbetler çıkabilir.</p>
<p><em>- The CIA ain&#8217;t got shit on a woman with a plan! </em></p>
<p><strong>49. Bed of Roses &#8211; 1996</strong><br />
Cok eskiden seyretmistim bu filmi, az hatirliyorum ama guzeldi gibi bi his uyandiriyo içimde. Cicekci cocuk, pencereden gordugu kiza asik olup, onu tavlamak icin her bi seyi yapiyodu.</p>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdjt3fm4sI/AAAAAAAABG0/OOqrT3t1niY/s1600-h/bed_of_roses.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302816725893833410" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 292px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://3.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdjt3fm4sI/AAAAAAAABG0/OOqrT3t1niY/s400/bed_of_roses.jpg" border="0" alt="" /></a><em> &#8211; I live on a little planet called reality, where stuff like that just doesn&#8217;t happen.</em></p>
<p><strong>48. America&#8217;s Sweethearts &#8211; 2001</strong><br />
Siddetli gecimsiz ama evli iki meshur oyuncu, kadinin kardesi ve de meneceri olan culia roberts ve de asik oldugu enistesi. Catherine Zeta Jones tam bir bitch rolunde, pek eglenceli.</p>
<p><em>- How can you be in love with someone and not even like them at the same time? </em></p>
<p><strong>47. The Last Kiss &#8211; 2006</strong><br />
Bunun orijinali İspanyol bi film. Lakin ben Amerikan versiyonunu seyrettigim icin bunu aldim listeye. Basrolde Scrubs&#8217;tan tanidigimiz abi var. Seker film ve aski kavgasi, gurultusu ve aldatmasiyla vicik vicik romantizme kacmadan, hayli gercek bi sekilde anlatiyor benca.</p>
<p>- <em>Stop talking about love. Every asshole in the world says he loves somebody. It means nothing. It still doesn&#8217;t mean anything. What you feel only matters to you. It&#8217;s what you do to the people you say you love, that&#8217;s what matters. It&#8217;s the only thing that counts. </em></p>
<p><strong>46. Someone like you &#8211; 2001</strong><br />
Sinsi suratlı Ashley Judd&#8217;in gozume sevimli gozuktugu tek film. Güzel diyalogları var kanaatimce. Ayrıca New Cow Theory diye de cok komik bi teori var bu filmde.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc2clzFteI/AAAAAAAABGM/Xo4s1SueLkg/s1600-h/someone_like_you.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302766951062681058" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 270px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc2clzFteI/AAAAAAAABGM/Xo4s1SueLkg/s400/someone_like_you.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- Never underestimate casual sex Jane, it can be very liberating.</em></p>
<p><strong>45. The Holiday &#8211; 2006</strong><br />
Kate Winslet, Jude Law, Cameron Diaz ve Jack Black. Tatilde evlerini degisen biri Amerikali, biri İnciluz iki kadinin ask maceralari. Sevimli ama asiri komik degil aslinda. Daha cok romantik.</p>
<p><em>- I understand feeling as small and as insignificant as humanly possible. And how it can actually ache in places you didn&#8217;t know you had inside you. And it doesn&#8217;t matter how many new haircuts you get, or gyms you join, or how many glasses of chardonnay you drink with your girlfriends&#8230; you still go to bed every night going over every detail and wonder what you did wrong or how you could have misunderstood. And how in the hell for that brief moment you could think that you were that happy. And sometimes you can even convince yourself that he&#8217;ll see the light and show up at your door. And after all that, however long all that may be, you&#8217;ll go somewhere new. And you&#8217;ll meet people who make you feel worthwhile again. And little pieces of your soul will finally come back. And all that fuzzy stuff, those years of your life that you wasted, that will eventually begin to fade. </em></p>
<p><strong>44. Three to Tango &#8211; 1999 </strong><br />
Neve Campbell, Chandler ve Dylan McDermott&#8217;lu bi komedi. Patronunun metresine bebek bakıcılığı yapmak zorunda kalan bi adamin, kiza asik olmasi ve fakat kizin onu escinsel sanmasiyla devam eder.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdjThlJS4I/AAAAAAAABGs/f6AmvTIfoJc/s1600-h/three_to_tango.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302816273334881154" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 271px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdjThlJS4I/AAAAAAAABGs/f6AmvTIfoJc/s400/three_to_tango.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- Don&#8217;t make me make you my prison bitch. </em></p>
<p><strong>43. I could never be your woman &#8211; 2007</strong><br />
Michelle Pfeifer (yazamadim kadinin ismini yahu) ve kendinden küçük bir gençle yaşadığı aşk. Komik, şeker ve underrated tabir edilen cinsten bi film, güzel diyalogları var.</p>
<p><em>- Think about it. Tobacco is natural, Prozac&#8217;s unnatural. Earthquakes are natural, television&#8217;s unnatural. Natural sucks! </em></p>
<p><strong>42. Keeping the Faith</strong><br />
Jenna Elfman, Edward Norton ve Ben Stiller&#8217;in oynadigi bu filmin konusu ilginc. Biri rabbi, biri rahip olan iki arkadas da kizimiza asik olur, bu da tabii hayli komik diyaloglar dogurur.</p>
<p><em>- The seven deadly sins. Who can name the seven deadly sins? People! It was a very popular film with Brad Pitt, you have the ultimate cliff note. </em></p>
<p><strong>41. Jeux d&#8217;enfants &#8211; 2003</strong><br />
Beni şahsen uyuz etmiş ama genelde insanlar tarafından çok sevilen bir yeni nesil Fransız filmi. İki çocukluk arkadaşının inatla, senelere dayanan bir oyunu sürdürdükleri ve bu sayede bir türlü yaşayamadıkları aşkları. Marion Cotillard var, sevenlerine.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc2M6br9_I/AAAAAAAABGE/I9-DkCDY-NQ/s1600-h/JeuxEnfants.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302766681723762674" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 300px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc2M6br9_I/AAAAAAAABGE/I9-DkCDY-NQ/s400/JeuxEnfants.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- Cap ou pas cap?</em></p>
<p><strong>40. Bridget Jones&#8217; Diary &#8211; 2001<br />
</strong>30&#8242;larindaki bekar kadinlar icin bi bu, bi de sex and the city zaten. Bizler icin hala umut olduguna dair bi film. Ne de olsa Hugh Grant ve Colin Firth ikisi de Bridget ablaya yaniyor ve gokten yagmur değil, adam yagiyor. Kitabi cok daha komik bu arada. Biraz fazla östrojenli bi film.</p>
<p><em>- It is a truth universally acknowledged that when one part of your life starts going okay, another falls spectacularly to pieces. </em></p>
<p><strong>39. American President &#8211; 1995</strong><br />
Şu Micheal Douglas&#8217;a ne kadar gıcıksam, Annette Bening&#8217;i de bir o kadar severim kardeşim. Bir başbakan ile sıradan bi kızın aşkının anlatıldığı bu film, baya baya romantiktir yani. bir nevi modern Cinderalla hikayesi.</p>
<p><em>- Mr. President, you&#8217;ve got bigger problems than losing me. You just lost my vote.</em></p>
<p><strong>38. A Lot Like Love &#8211; 2005</strong><br />
When Harry met Sally&#8217;nin yeni versiyonu gibi bi film. İki arkadaş, araya giren seneler, zamanlama hataları, kaçırılmış fırsatlar ve 30 yaş bunalımları&#8230;</p>
<p><em>- Well, if it wasn&#8217;t love, it was a lot like it. </em></p>
<p><strong>37. Lars &amp; the Real Girl &#8211; 2007</strong><br />
Bir kasabadaki saf delikanlı Lars&#8217;ın kız arkadaşım diye bir şişme bebek getirmesi ve onu çok seven kasaba halkının kendisini hiç bozmayıp, olaya uyum göstermesi. Sevgi Lars ile şişme kız arasında mı yoksa kasaba ile Lars arasında mı tartışılır.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdr2gzRUOI/AAAAAAAABG8/IdbE2RN4o2c/s1600-h/lars.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302825670514135266" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 270px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdr2gzRUOI/AAAAAAAABG8/IdbE2RN4o2c/s400/lars.bmp" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- Sometimes I get so lonely I forget what day it is, and how to spell my name. </em></p>
<p><strong>36. Muriel&#8217;s Wedding &#8211; 1994</strong><br />
Avusturalya&#8217;dan güzel bir film geliyor listemize. Tombiş, kendine güvensiz Muriel ve<br />
evlenme konusundaki azmi&#8230; Toni Collette yine döktürüyor!</p>
<p><em>- When I lived in Porpoise Spit, I used to sit in my room for hours and listen to ABBA songs. But since I&#8217;ve met you and moved to Sydney, I haven&#8217;t listened to one Abba song. That&#8217;s because my life is as good as an Abba song. It&#8217;s as good as Dancing Queen.</em></p>
<p><strong>35. Ira &amp; Abby &#8211; 2006</strong><br />
İki növrotik karakter ve işin içine karışan diğer növrotik karakterler, evlilik, terapi, aldarma aşk, kavga, gürültü üzerine şeker diyaloglarla yazılmış, günümüz aşklarına gönderme yapan bi film.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc2u7gHa8I/AAAAAAAABGU/cO_2gmYUKsY/s1600-h/ira_and_abby_movie_poster_onesheet.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302767266126326722" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 270px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc2u7gHa8I/AAAAAAAABGU/cO_2gmYUKsY/s400/ira_and_abby_movie_poster_onesheet.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- I was just hoping we could have sex everyday. You know, like no matter what, even if we&#8217;re exhausted or one of us has the flu, or a rash, or you know, guests staying with us, like a pact. Would that be OK with you?</em></p>
<p><strong>34. One Fine Day &#8211; 1996</strong><br />
Michelle Pfeiffer ve Geoge Clooney, birbirlerinin çocuklarina bakıcılık yaparak, cok yogun bir gun gecirip, birbirlerine asik oluyor. E çiftimiz güzel mi güzel, filmimiz de baya bi eglenceli!</p>
<p><em>- Maggie, when you grow up and are incredibly beautiful and intelligent and possess a certain sweetness that&#8217;s&#8230; that&#8217;s like a distant promise to the brave, to the worthy, could you please not beat to a pulp every miserable bastard that comes your way simply because you can? Could you not do that? </em></p>
<p><strong>33. Splash &#8211; 1984<br />
</strong>Daryl Hannah ve Tom Hanks&#8217;ten masalsi bir ask filmi, bir deniz kizi ile normal bi adamin yasadiklari. Gencligimizden bi nostalci ruzgari.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZd1b14bIqI/AAAAAAAABHM/qY8nEx-9Ink/s1600-h/Splash_(1984).jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302836207432704674" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 258px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZd1b14bIqI/AAAAAAAABHM/qY8nEx-9Ink/s400/Splash_(1984).jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- What you looking at? You never seen a guy who slept with a fish before? </em></p>
<p><strong>32. Chocolat &#8211; 2000</strong><br />
Çikolata varsa, romantizm kaçınılmaz bittabi. Küçük ve sakin bir kasabada, kızıyla birlikte şahane çikolatalar yapıp satan Juliette Binoche ve tabii Johnyy Depp!</p>
<p><em>- You don&#8217;t misbehave here. It&#8217;s just not done, did you know that? If you don&#8217;t go to confession, if you don&#8217;t&#8230; dig your flowerbeds, or if you don&#8217;t pretend, if you don&#8217;t pretend&#8230; that you want nothing more in your life than to serve your husband three meals a day, and give him children, and vacuum under his ass, then&#8230; then you&#8217;re&#8230; then you&#8217;re crazy. </em></p>
<p><strong>31. Penelope &#8211; 2006</strong><br />
Bir lanet yüzünden burnu domuz burnu şeklinde olan bi kizcağız ve aşkı arayışı&#8230; Masalsı, şeker, romantik bi film.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdtM-Kz3nI/AAAAAAAABHE/rZ3iWAZW_e4/s1600-h/penelopeposter.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302827155866246770" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 275px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZdtM-Kz3nI/AAAAAAAABHE/rZ3iWAZW_e4/s400/penelopeposter.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- With such a large nose, do you smell better than the rest of us? </em></p>
<p><strong>30. 2 Days in Paris &#8211; 2007</strong><br />
Julie Delpy&#8217;nin yazip, oynayıp, yonettigi bi film. Klasik, masalsi bir aşkı değil, baya günümüzden bir ilişkiyi, Amerikalı adam ile Fransız bir kadının Paris&#8217;te geçirdiği iki günde her tür saçma detayıyla anlatıyor. Paris bile alıştiğimiz romantik Paris değil filmde, daha yaşayan, daha gerçek bir yer&#8230;</p>
<p><em>- It always fascinated me how people go from loving you madly to nothing at all, nothing. It hurts so much. When I feel someone is going to leave me, I have a tendency to break up first before I get to hear the whole thing. Here it is. One more, one less. Another wasted love story. I really love this one. When I think that its over, that I&#8217;ll never see him again like this&#8230; well yes, I&#8217;ll bump into him, we&#8217;ll meet our new boyfriend and girlfriend, act as if we had never been together, then we&#8217;ll slowly think of each other less and less until we forget each other completely. Almost. Always the same for me. Break up, break down. Drunk up, fool around. Meet one guy, then another, fuck around. Forget the one and only. Then after a few months of total emptiness start again to look for true love, desperately look everywhere and after two years of loneliness meet a new love and swear it is the one, until that one is gone as well. There&#8217;s a moment in life where you can&#8217;t recover any more from another break-up. And even if this person bugs you sixty percent of the time, well you still can’t live without him. And even if he wakes you up every day by sneezing right in your face, well you love his sneezes more than anyone else&#8217;s kisses. </em></p>
<p><strong>29. Pretty Woman &#8211; 1990</strong><br />
Gençliğimizin möhim filmlerinden, herkesin Julia roberts&#8217;a asik olma sebebi. Neyse ki o bacaklarin dublor oldugunu ogrendik sonradan da rahatladik. Bir fahise ile zengin is adaminin romantizmi. Seker filmdi.</p>
<p><em>- I want the fairy tale. </em></p>
<p><strong>28. Sleepless in Seattle &#8211; 1993</strong><br />
Meg Ryan ve Tom Hanks ciftinin ne seker bi romantik-komedi cifti oldugunun ispati filmimiz. İki farkli sehirde, iki farkli insan ve filmin sonundaki bulusma ani. Tum romantik komedi formullerine uyan bu film, hem oyuncular arasindaki elektrik, hem de diyaloglari ile klasiklesmistir adeta.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZd4n_PELiI/AAAAAAAABHU/oK1wqWYcw-o/s1600-h/sleepless_in_seattle.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302839714636901922" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 277px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZd4n_PELiI/AAAAAAAABHU/oK1wqWYcw-o/s400/sleepless_in_seattle.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- Destiny is something we&#8217;ve invented because we can&#8217;t stand the fact that everything that happens is accidental.</em></p>
<p><strong>27. Four Weddings and a Funeral &#8211; 1994<br />
</strong>Herkes cok bayilir da benim en sevdiklerimden diildir nedense. Yine de tabii listemizde onemli bi yeri var, 4 nikah, 1 cenaze boyunca karsilasan Andie Mac Dowell ve Hugh Grant&#8217;li bu filmin. Kendisi Hugh Grant&#8217;i bizlere tanitan filmlerdendir efenim.</p>
<p><em>- Dear Lord, forgive me for what I am about to, ah, say in this magnificent place of worship&#8230; Bugger! Bugger! Bugger, bugger, bugger, bugger! </em></p>
<p><strong>26. The Eagle vs. Shark &#8211; 2007</strong><br />
İki garip insanin ask hikayesi. Basroldeki kiz o kadar sevimli ki, esas oglanin gicikligini unutturuyor. IF&#8217;te oynamis, az bilinen, tatli bi Yeni Zelanda filmi.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc3cXwRMHI/AAAAAAAABGc/Y27KC87AUmU/s1600-h/poster2.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302768046804381810" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 271px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZc3cXwRMHI/AAAAAAAABGc/Y27KC87AUmU/s400/poster2.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<em>- I have two things to say. One: I am leaving tomorrow on a bus. Two: that could change. </em></p>
<p><strong>25. The Englishman who climbed a hill and come down a mountain &#8211; 1995</strong></p>
<p>Bir kasaba, o kasabada mahsur kalmış bi adam, kasabanın takıntılı insanları. Ve tabii ki dağlar&#8230; Tatlı filmdi bu yaaa.</p>
<p><em>- All this fuss over what? Is it a hill, is it a mountain? Perhaps it wouldn&#8217;t matter anywhere else, but this is Wales. The Egyptians built pyramids, the Greeks built temples, but we did none of that, because we had mountains. Yes, the Welsh were created by mountains: where the mountain starts, there starts Wales. If this isn&#8217;t a mountain &#8211; well, if this isn&#8217;t a mountain, then Anson might just as well redraw the border and put us all in England, God forbid. </em></p>
<p><strong>24. Wristcutters: A Love Story &#8211; 2006</strong></p>
<p>Enteresan bir bağımsız yapım. İntihar etmiş insanların gittiği tuhaf mekanda yaşanan bir yolculuk ve aşk hikayesi. Tam bir kara mizah örneği.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZisUgxU7PI/AAAAAAAABIs/eyks_ajOXaI/s1600-h/wrist.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303178029622947058" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 273px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZisUgxU7PI/AAAAAAAABIs/eyks_ajOXaI/s400/wrist.bmp" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- Are you joking? Do you guys like it here? Who the hell likes being stuck in a place where you can&#8217;t even smile? It&#8217;s hot as balls, everybody&#8217;s an asshole. I just wanna go home. </em></p>
<p><strong>23. Waitress &#8211; 2007</strong></p>
<p>Çok çok şeker, az bilinen bi film. Yönetmeni film vizyona girmeden öldürülmüş ne yazık ki. Filmimizin konusu ücra bi diner&#8217;da çalışan ve turta yapmaya meraklı garson kızımızın içine hapsolduğu dünyası ve mutsuz evliliğinden kurtulma çabası&#8230; Bu sırada da aşkı buluşu.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirs5EiJKI/AAAAAAAABIk/TdKQs4xnWH4/s1600-h/waitress_movie_poster.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303177348951188642" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 265px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirs5EiJKI/AAAAAAAABIk/TdKQs4xnWH4/s400/waitress_movie_poster.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- I Hate My Husband Pie&#8230; You take bittersweet chocolate and don&#8217;t sweeten it. You make it into a pudding and drown it in caramel</em></p>
<p><strong>22. Reality Bites &#8211; 1994</strong></p>
<p>Büyüme sancıları, arkadaşlık, ödenmesi gereken faturalar, üniversiteyi bitirip, iş bulma çabaları yani gerçek hayatla yüzleşme&#8230; Adı gibi yani, reality bites, evet. Hepimiz kendimizden bi şeyler bulmadık mı bu filmde?</p>
<p><em>- He&#8217;s weird, he&#8217;s strange, he&#8217;s sloppy, he&#8217;s a total nightmare for women&#8230; I can&#8217;t believe I haven&#8217;t slept with him yet. </em></p>
<p><strong>21. Singles &#8211; 1992</strong></p>
<p>Kurt Cobain, grunge, Nirvana, Pearl Jam, Seattle&#8230; Hangimiz grunge değildik ki o zaman? Evet işte bu filmimiz, tam o zamanlardan, Seattle&#8217;da yaşayan, grunge bir grup gencin birbirleriyle olan ilişkilerini, arkadaşlıklarını anlatıyor. Biraz Reality Bites tadında bu da.</p>
<p><em>- Janet, you rock my world. </em></p>
<p><strong>20. Notting Hill &#8211; 1999</strong></p>
<p>Meşhur bir star ile alelade bir kitapçının aşkı. İngiliz mizahı ile bezeli diyaloglarıyla güzelleşen filmlerden.</p>
<p><em>- After all&#8230; I&#8217;m just a girl, standing in front of a boy, asking him to love her. </em></p>
<p><strong>19. Amelie (Le Fabuleux destin d&#8217;Amelie Poulain) &#8211; 2001</strong></p>
<p>Kadın-erkek, çoluk çocuk herkesin bayıldığı, içinin ısındığı bir film. Hakkında fazla söze gerek bile yok. Renkleriyle, tipleriyle, müziğiyle karanlık Fransız filmi klişesini yıktı. Herkese yardıma koşan Amelie&#8217;nin aşkı bulmasını çok şeker bi şekilde anlatıyor.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiq1bJinfI/AAAAAAAABHs/rouTyWD7Wj0/s1600-h/Amelie.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303176396026322418" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 289px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiq1bJinfI/AAAAAAAABHs/rouTyWD7Wj0/s400/Amelie.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- On September 3rd 1973, at 6:28pm and 32 seconds, a bluebottle fly capable of 14,670 wing beats a minute landed on Rue St Vincent, Montmartre. At the same moment, on a restaurant terrace nearby, the wind magically made two glasses dance unseen on a tablecloth. Meanwhile, in a 5th-floor flat, 28 Avenue Trudaine, Paris 9, returning from his best friend&#8217;s funeral, Eugène Colère erased his name from his address book. At the same moment, a sperm with one X chromosome, belonging to Raphaël Poulain, made a dash for an egg in his wife Amandine. Nine months later, Amélie Poulain was born. </em></p>
<p><strong>18. High Fidelity &#8211; 2000</strong></p>
<p>Nick Hornby&#8217;i seviyorum. Bu film de onun döktürdüğü eserinden başarılı bir adaptasyon. O yüzden bu filmi de seviyorum. Üstelik baş karakter sürekli maddeleme yapıyor, nasıl sevmiim. Ayrılık acısı üzerine bi film&#8230;</p>
<p><em>- Did I listen to pop music because I was miserable? Or was I miserable because I listened to pop music? </em></p>
<p><strong>17. Princess Bride &#8211; 1987</strong></p>
<p>Hem fantastik, hem romantik. Prenses Buttercup ve seyis Westley&#8217;nin aşkı, seyisin bu uğurda yaşadığı tehlikeli yolculuk. Bir kült film, seyretmediyseniz, mutlaka seyrediniz.</p>
<p><em>- I&#8217;m not a witch, I&#8217;m your wife. But after what you just said, I&#8217;m not even sure I want to be that any more. </em></p>
<p><strong>16. Say Anything &#8211; 1989</strong></p>
<p>80&#8242;lerin en romantiği, John Cusack&#8217;ı John Cusack yapan film. Tüm genç kızların rüyası Lloyd Dobler karakterini bize tanıtmış film.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirsUE6XzI/AAAAAAAABIU/jIUmiyf507U/s1600-h/say_anything.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303177339020664626" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 285px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirsUE6XzI/AAAAAAAABIU/jIUmiyf507U/s400/say_anything.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- She&#8217;s gone. She gave me a pen. I gave her my heart, she gave me a pen. </em></p>
<p><strong>15. Annie Hall &#8211; 1977</strong></p>
<p>Növrotik Alvy ile tatlı kaçık Annie&#8217;nin New York&#8217;ta geçen aşkı&#8230; Woody Allen&#8217;in en sevilen filmlerinden, Diane Keaton&#8217;i Diane Keaton yapan rol. Bu filmdeki erkek fatma halleri, giydiği erkek pantolon ve gömlekleriyle Diane Keaton sinema tarihine kazınmıştır adeta. Çok iddiali konuştum ama öyle.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirGXlGhKI/AAAAAAAABH8/pFpjZOO5A_Q/s1600-h/dfmp_0297_annie_hall_1977.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303176687125955746" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 400px; cursor: hand; height: 300px; text-align: center;" src="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirGXlGhKI/AAAAAAAABH8/pFpjZOO5A_Q/s400/dfmp_0297_annie_hall_1977.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- The&#8230; the other important joke, for me, is one that&#8217;s usually attributed to Groucho Marx; but, I think it appears originally in Freud&#8217;s &#8220;Wit and Its Relation to the Unconscious,&#8221; and it goes like this &#8211; I&#8217;m paraphrasing &#8211; um, &#8220;I would never want to belong to any club that would have someone like me for a member.&#8221; That&#8217;s the key joke of my adult life, in terms of my relationships with women.</em></p>
<p><strong>14. When Harry met Sally &#8211; 1989</strong></p>
<p>Bir klasik! Meg Ryan ve Billy Crystal bu filmle romantik komedi alanında bir mihenk taşı oldu. Mihenk taşı lafını severim. Restorandaki orgazm sahnesi gibi pop kültüre kazınmış möhim sahneleri var. İki arkadaşın senelerce birbirleri için ne kadar uygun olduklarını anlayamama hikayesi.</p>
<p><em>- I love that you get cold when it&#8217;s 71 degrees out. I love that it takes you an hour and a half to order a sandwich. I love that you get a little crinkle above your nose when you&#8217;re looking at me like I&#8217;m nuts. I love that after I spend the day with you, I can still smell your perfume on my clothes. And I love that you are the last person I want to talk to before I go to sleep at night. And it&#8217;s not because I&#8217;m lonely, and it&#8217;s not because it&#8217;s New Year&#8217;s Eve. I came here tonight because when you realize you want to spend the rest of your life with somebody, you want the rest of your life to start as soon as possible. </em></p>
<p><strong>13. The Graduate &#8211; 1967</strong></p>
<p>Romantik komedilerin kralı. Dustin Hoffman&#8217;ın en önemli rollerinden. Universiteden yeni mezun olan Benjamin ve aile dostları Mrs Robinson&#8217;la yaşadığı ilişkinin ardından, kadının kızına aşık oluşu. Simon and garfunkel&#8217;in şahane müzikleriyle bezeli bu film bir klasik ve bir mutlaka seyredilmeli!</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirsow3hKI/AAAAAAAABIc/Y5NhVEbMBbw/s1600-h/untitled.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303177344573736098" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 287px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirsow3hKI/AAAAAAAABIc/Y5NhVEbMBbw/s400/untitled.bmp" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- Mrs. Robinson, you&#8217;re trying to seduce me. Aren&#8217;t you?</em></p>
<p><strong>12. Jerry Maguire &#8211; 1996</strong></p>
<p>Tom Cruise&#8217;dan hoşlanmıyorum ama bazı filmlerinden çok hoşlanıyorum. İşte bu da onlardan biri. Benmerkezci, sports agent (ne oluyor bunun turkcesi)Jerry Maguire ve küçük sekreter kızın hikayesi. Ve de o kızın oğlu ne tatlı bi çocuktur yarappim.</p>
<p><em>- I love him! I love him for the man he wants to be. And I love him for the man he almost is. </em></p>
<p><strong>11. Dedication &#8211; 2007</strong></p>
<p>Bi manyak cocuk kitabi yazariyla, iyi niyetli ilustrator kizin ask hikayesi. Mandy Moore&#8217;u ilk kez sevdim bu filmde. Cok tatli bi kara film, coook.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiq1nBEa_I/AAAAAAAABH0/p73nrq_wUJI/s1600-h/dedication.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303176399212014578" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 270px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiq1nBEa_I/AAAAAAAABH0/p73nrq_wUJI/s400/dedication.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- You know &#8211; you&#8217;re like Princess shit! You know? Fairytales. You know what I&#8217;m saying? The million guys are after and you&#8217;re blinded by your beauty kind of shit. Real big stuff. You know, that just &#8211; even, we got the dick that kidnaps you and sticks you in a cave and you&#8217;re guarded by a five-headed dragon, you know and the tales of your plight are spread throughout the land and all the guys go and put on their shoes so they can see what&#8217;s up and none of them have the balls to save her except for me. I would go through anything&#8230; for you. And still, there I was looking for a way not to see it. Anything. Money&#8230; </em></p>
<p><strong>10. Green Card &#8211; 1990</strong></p>
<p>Yine bir klasik. Yeşil kart almak uğruna yapılan sahte bir evlilikten ne şahane bi film çıkmış yahu!</p>
<p><em>- We don&#8217;t have to like each other. We just have to get married. </em></p>
<p><strong>09. Stranger than Fiction &#8211; 2006</strong></p>
<p>Bu bir romantik komedi değil belki. Gerçi tarzı ne deseniz ona da cevap veremeyeceğim ama netice itibariyle, komik bi film, enteresan da bi film ve bana sorarsanız içindeki aşk hikayesi değme romantik komediye taş çıkarır. O yüzden kendisini listeye almadan duramadım. Ayrıyeten seyretmediyseniz, seyrediniz, pek güzel film.</p>
<p><em>- Little did he know. That means there&#8217;s something he doesn&#8217;t know, which means there&#8217;s something you don&#8217;t know, did you know that? </em></p>
<p><strong>08. Punch-Drunk Love &#8211; 2002</strong></p>
<p>Adam Sandler, Adam Sandler olalı böyle içe dokunan, böyle şeker, böyle güzel oynadığı bi film daha çekmedi. Tuhaf, sinirli, depresif bi adamla, gizemli bi kadının hikayesi. Sanırım en sevdiğim filmlerden biri.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirsTiURSI/AAAAAAAABIM/Wf0cLFLU-D0/s1600-h/punch_drunk_love.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303177338875561250" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 269px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirsTiURSI/AAAAAAAABIM/Wf0cLFLU-D0/s400/punch_drunk_love.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- I wanted to ask you something because you&#8217;re a doctor&#8230; I don&#8217;t like myself sometimes. Can you help me? </em></p>
<p><strong>07. Chasing Amy &#8211; 1997</strong></p>
<p>Çizgi romancı Ben Affleck, lezbiyen bir diğer çizgi romancıya aşık olursa&#8230; İlişkiyi yaşasalar bi türlü, yaşamasalar bi türlü. Çok güzel replikleri var, lezbiyenliği bi kenara koyduğunuzda, yaşanan kıskançlıklar, birbirini incitmeler aynı&#8230;</p>
<p><em>- No, idiot. It was a mistake. I wasn&#8217;t disgusted with her, I was afraid. At that moment, I felt small &#8211; like-like I&#8217;d lacked experience, like I&#8217;d never be on her level, like I&#8217;d never be enough for her or something like that, you know what I&#8217;m saayin&#8217;? But, what I did not get, she didn&#8217;t care. She wasn&#8217;t looking for that guy anymore. She was &#8211; she was looking for me, for-for the Bob. But, uh, by the time I figure this all out, it was too late, man. She moved on, and all I had to show for it was some foolish pride, which then gave way to regret. She was the girl, I know that now. But, I pushed her away. So I&#8217;ve spent every day since then chasing Amy&#8230; So to speak. </em></p>
<p><strong>06. PS. I love you &#8211; 2007</strong></p>
<p>Ayol romantik komedi dediler, ağlaya ağlaya bi hal olduk. Bu ne be! Gerard Butler&#8217;a da ayrıca hasta olduk, bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Alla irlandalı erkeklerden razı olsun. Kocası ölen bi genç kadının yası ve merhum kocanın ona bir şekilde yardım edişi diye özetleyeyim filmi.</p>
<p><em>- So now, alone or not, you&#8217;ve got a walk ahead. Thing to remember is if we&#8217;re all alone, then we&#8217;re all together in that too.</em></p>
<p><strong>05. Cashback &#8211; 2006</strong></p>
<p>Şahane güzel görünen bi film bi kere bu, sankim de tablo gibi. Standart romantik komedilerin çok dışında, çok tatlı bi film. Biten bir aşkın sonrasındaki iyileşme süreci ne kadar da şairane anlatılmış yareppim.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiqHZfk1AI/AAAAAAAABHc/ltkm5FtKk-Y/s1600-h/cashback_movie_poster.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303175605307888642" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 270px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiqHZfk1AI/AAAAAAAABHc/ltkm5FtKk-Y/s400/cashback_movie_poster.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- I wanted to freeze time. I wanted to savor that moment, to live in that moment for a week. But I couldn&#8217;t stop it, only slow it. And before I knew it, she was gone. After the door closed I felt like the last person on Earth. </em></p>
<p><strong>04. About a Boy &#8211; 2002</strong></p>
<p>Seviyorum bu filmi. Çok seviyorum. En çok seviyorum hatta. Ama romantizmde biraz zayıf kaldı zira kendisi daha çok bir arkadaşlık, kendini bulma hikayesi diyebiliriz. Yine de ıssız adamların aşık olup değişebilmesi konusunda bir umut vadettiğinden listemizde. Ayrıca çok seviyorum bu filmi, çok. Nick Hornby demiş miydim?</p>
<p><em>- In my opinion, all men are islands. And what&#8217;s more, now&#8217;s the time to be one. This is an island age. </em></p>
<p><strong>03. I&#8217;m a Cyborg but That&#8217;s OK (Saibogujiman kwenchana) &#8211; 2006</strong></p>
<p>Uzak doğudan listemize giren bu film, akıl hastanesindeki iki hastanın aşkı keşfedişini anlatıyor. Ama akıl hastanesini duyunca hemen daralcaz sanmayın. Görüp göreceğiniz en sevimli film bu bence. Gerçekten bak. şeker gibi karakterler, şeker gibi renkler, şeker gibi diyaloglar&#8230; Kısaca kendini robot zanneden ve şarj olmak için pilleri yalayan bir kız ve insanların ruhlarını bile çalabileceğini zanneden bir kleptoman. Seyretmemek kayıp, bak buraya yazıyorum.</p>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiqhqdCeDI/AAAAAAAABHk/4s0wx7-tn4E/s1600-h/postergp1.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303176056537249842" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 281px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://3.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZiqhqdCeDI/AAAAAAAABHk/4s0wx7-tn4E/s400/postergp1.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>02. Eternal Sunshine of the Spotless Mind &#8211; 2004</strong></p>
<p>Klasikleşecek bir film bu! Hem anlatım tekniği ile, hem konusuyla, hem her şeyiyle. Hangimiz istemedik ki yaşadığımız kötü şeyleri, kötü anıları falan kafamızdan sildirebilmeyi? Ama sildirebilsen bile yaşadığın o hisler baki kalacaktır, öyle ya. Ahan da bu filmin konusu da bu.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirGu0JMxI/AAAAAAAABIE/sIWP084RNjY/s1600-h/eternalsunshinepubv.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303176693363061522" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 270px; cursor: hand; height: 400px; text-align: center;" src="http://2.bp.blogspot.com/_EQ4bWi-2mnU/SZirGu0JMxI/AAAAAAAABIE/sIWP084RNjY/s400/eternalsunshinepubv.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><em>- I could die right now, Clem. I&#8217;m just&#8230; happy. I&#8217;ve never felt that before. I&#8217;m just exactly where I want to be. </em></p>
<p><strong>01. Love Actually &#8211; 2003</strong></p>
<p>Konu romantizmse hiçbir film bunu geçemez çünkü içinde bir değil, iki değil, bir sürü başka başka aşk hikayesi var. Aynı dili konuşamayanlar, farklı dünyaların insanları, eskimiş aşklar, kaybedilmiş aşklar, ilk aşklar, platonik aşklar&#8230; Hepsi ama hepsi burada. Özellikle de Portekizli hizmetçi kız ile yazarın hikayesine hastayım, onu da belirteyim.</p>
<p><em>- &#8230;Here I am, mid-50s, and without knowing it I&#8217;ve gone and spent most of my adult life with a&#8230; with a chubby employee. And&#8230; and much as it grieves me to say it, it&#8230; it might be that the people I love is, in fact&#8230; you. </em></p>
<p>Evet efenim, bir sinema maddelememiz daha böylece bitti. Bi dahakine görüşmek üzere, esen kalınız!</p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=58&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small>Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından çok...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-romantik-50-romantik-komedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En ateşli 10 sevişme sahnesi&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-bipbip-10sahne/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-bipbip-10sahne/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 01:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elmaaltshift</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seks]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[ateşli]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/liste/en-atesli-10-sevisme-sahnesi/</guid>
		<description><![CDATA[Evet sonunda ilk maddelememle karşınızdayım! Hemen kısa kesip sinema tarihinden hafızama yerleşmiş (tabii ki bana göre) en iyi 10 sevişme sahnesine başlıyorum. 10. Trainspotting (Ewan McGregor, Kelly McDonald) Liseli Kelly ile bu filmle yıldızı parlayan Ewan&#8217;ın İskoçya&#8217;da skor yaptığı sahne. Sanırım kafaları her zamanki gibi iyi. Hatırladığım kadarıyla kamera da hareketliydi bayağı, o yüzden sahnenin [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small>Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli formüller,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-bipbip-10sahne%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-bipbip-10sahne%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><span style="FONT-STYLE: italic">Evet sonunda ilk maddelememle karşınızdayım! Hemen kısa kesip sinema tarihinden hafızama yerleşmiş (tabii ki bana göre) en iyi 10 sevişme sahnesine başlıyorum.</span></p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">10. Trainspotting (Ewan McGregor, Kelly McDonald)</span><br />
<a href="http://3.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe4Yzxy42I/AAAAAAAADsA/D1Oa05Ta2PM/s1600-h/trainspotting.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289399023725372258" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 400px; cursor: hand; height: 300px; text-align: center;" src="http://3.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe4Yzxy42I/AAAAAAAADsA/D1Oa05Ta2PM/s400/trainspotting.jpg" border="0" alt="" /></a>Liseli Kelly ile bu filmle yıldızı parlayan Ewan&#8217;ın İskoçya&#8217;da skor yaptığı sahne. Sanırım kafaları her zamanki gibi iyi. Hatırladığım kadarıyla kamera da hareketliydi bayağı, o yüzden sahnenin etkisi daha da bir artmıştı.</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">9. Gecenin Rengi (Bruce Willis, Jane March)</span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFRBQFdCWBI=" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFRBQFdCWBI=" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object>Bruce Willis filmde psikolog ve başka bir psikolog arkadaşının öldürülmesinden sonra onun yerine geçip hastalarıyla ilgileniyor. Sonra bir ufacık tefecik bir kadınla tanışıyor (psikopatın teki çıkıyor hatun) ve sevişmeye başlıyorlar. Ufacık tefecik hatun yatakta bir başka çıkıyor tabi. Ve olaylar gelişir&#8230; (Bu arada film çok kötü.)</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">8. 9.5 Hafta (Mickey Rourke, Kim Basinger)</span><br />
<a href="http://3.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe3wuznjDI/AAAAAAAADr4/dAnzyu6gDa0/s1600-h/9.5Weeksphotosheet.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289398335196073010" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 400px; cursor: hand; height: 287px; text-align: center;" src="http://3.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe3wuznjDI/AAAAAAAADr4/dAnzyu6gDa0/s400/9.5Weeksphotosheet.jpg" border="0" alt="" /></a>Zamanının yakışıklısı şimdinin zombisi Mickey Rourke ve zamanının güzeli şimdinin ananesi Kim Basinger&#8217;ın bol etli, turşulu, yahnili seks yaşamları o zamanlar (1986) çok ses getirmiş ve herkesin hayallerini ve fantezilerini süslemişti. Sonrasında devam filmini yapmışlardı ama ben bile seyretmedim, düşünün ne kadar kötü olmuştur.</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">7. Eyes Wide Shut (Herkes + Nicole Kidman)</span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFRGQlxBXhI=" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFRGQlxBXhI=" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="408" height="324" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/k463Xhnn0HGd3gA9qs&amp;related=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="408" height="324" src="http://www.dailymotion.com/swf/k463Xhnn0HGd3gA9qs&amp;related=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/x54o6k_eyes-wide-shut-cierra-los-ojos-a-la_news">Eyes Wide Shut. Cierra los ojos a la Corrupción&#8230;</a></strong><br />
<em>Uploaded by <a href="http://www.dailymotion.com/LEGITIMIDAD">LEGITIMIDAD</a></em></div>
<p>Evet biraz garip oldu bu başlık ama anlatınca daha net anlaşılacak. Filmde Nicole kızımız, o zamanlar kocası da olan Tom&#8217;a bir fantezisinden bahsediyor. Denizci olan bir adam görüyor bu, sonra bununla ilgili neler yapabileceğinden dem vuruyor falan. Sonra Tom, taksideyken bunun hayalini kuruyor ve hah işte o sahne! Kısa, öz ama etkili. Ve tabii ki meraklı Tom&#8217;un milletin kafalarının bi&#8217; dünya olduğu saraya girip dolaştığında etraftaki herkesin grup şeklinde takılması da unutulur gibi değil tabii. Fonda da nım nım nım diyen müzik de cabası.</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">6. The Dreamers (Michael Pitt, Eva Green, Louis Garrel)</span><br />
<a href="http://1.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe2ooUhOgI/AAAAAAAADrw/61wy5cVUJTU/s1600-h/43.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289397096504441346" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 400px; cursor: hand; height: 250px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe2ooUhOgI/AAAAAAAADrw/61wy5cVUJTU/s400/43.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
68&#8242;li yıllar, Amerikalı bir genç (Michael Pitt) iki Fransız kardeşle karşılaşıyor. Sonra onların evinde kalmaya başlıyor. Kardeşlerin ilişkileri hafif garip, adamımız da bu gariplikten nasibini alıyor tabii. Günlerden bir gün bu kardeşlerin dişi olanıyla işi pişiriyor adamımız ama bu da garip tabii. Mutfaktalar, erkek kardeş yumurta, bunlar ise yerde cıbıl cıbıl işi pişirmeye başlıyorlar (zorlama cümle de bu kadar olur.) Kız bakire bu arada. Ağlamaya başlıyor, Amerikalı çocuk şaşkın bakakalıyor, sonra erkek kardeş gelip bu duruma ortak oluyor. (Devamı filmde.)<br />
<span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />
5. Temel İçgüdü (Michael Douglas, Sharon Stone, Jeanne Tripplehorn)</span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFRCSlxEXBI=" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFRCSlxEXBI=" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object>E tabi, bu filmi yazmazsak olmaz. Amma velakin, bahsedeceğim sadece Michael&#8217;la Sharon&#8217;ın değil, diğer karakterle yapılan cinsi münasebet olacak. Diğer sahneler malum, Sharon alev alev şekilde, damızlık Michael&#8217;la hardcore bir şekilde mesai harcıyor. Jeanne ise mazlum biraz, ama sonrasında görüyoruz ki Michael&#8217;la bayağı bir aktifler, ki sadece bir sahnede bunu görüyoruz (galiba). İşte bence bu sahne en iyilerden biri ve 5 numarayı hak ediyor.</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">4. Last Tango in Paris (Marlon Brando, Maria Schneider)</span><br />
<a href="http://4.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe2VoL0ObI/AAAAAAAADro/9TA7oDH7ErQ/s1600-h/9.-Last-Tango-in-Paris-1973_imagelarge.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289396770050423218" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 400px; cursor: hand; height: 213px; text-align: center;" src="http://4.bp.blogspot.com/_iGBruCgdtDQ/SWe2VoL0ObI/AAAAAAAADro/9TA7oDH7ErQ/s400/9.-Last-Tango-in-Paris-1973_imagelarge.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
Zamanın bu en ateşli sevişme sahnelerinden birini seyredenler unutamamıştır herhalde. Bertolucci&#8217;den de bu beklenirdi sanırım.</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">3. Postacı Kapıyı İki Kere Çalar (Jack Nicholson, Jessica Lange)</span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFxNQ11DHw==" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFxNQ11DHw==" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object>En çok konuşulan, en çok tartışılan sahnelerden biri. Jack Nicholson&#8217;la Jessica Lange&#8217;in bu muhteşem sahnesi o kadar gerçekçiydi ki, sonrasında bu sahnenin gerçekten yaşandığı bile konuşulur oldu. Ama sonradan bunun reklam amaçlı olduğu da anlaşılmıştı. Yine de listemizin 3 numarası olmaya hak kazandı.<br />
<span style="FONT-WEIGHT: bold"><br />
2. Monster&#8217;s Ball (Billy Bob Thornton, Halle Berry)</span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdFS1xHWRI=" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdFS1xHWRI=" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object>Monster&#8217;s Ball&#8217;un bu sahnesinde sevgili Halle Berry o kadar üzülmüştür ki,&#8217;Make me feel good! Make me feel good!&#8217; diye diye Billy amcadan ilgi şefkat beklemektedir. Sanırım Postacı Kapıyı İki Kere Çalar&#8217;dan sonra gelen en ateşli ve gerçekçi sevişme sahnesidir bu. Böyle bir patlama, böyle bir istek zor bulunur valla!</p>
<p><span style="FONT-WEIGHT: bold">1. İffet (Müjde Ar, Faruk Peker)</span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFxCR11BHw==" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFxCR11BHw==" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object><br />
İşteee, gelmiş geçmiş, zamanında tüm tiineyçç delikanlıların seyredip bir daha unutamadıkları, acaip ve bir o kadar da etkili sevişme sahnesi. Aslında daha ziyade tecavüz de diyebiliriz buna. Faruk Peker, İffet&#8217;i (Müjde Ar)&#8217;ı arabadan dışarı çıkartır ve bir şey söylemek için camdan içeri uzanmasını ister. O sırada da camı kapatır ve arkasına geçerek tecavüz eder. Sonrasında ise hiçbir şey olmamış gibi arabaya biner İffet ve keşke yatakta yapsaydık diye sitem eder:) Türk sinemasının bu en manyak sahnesi böylelikle birinciliği de hak eder!<br />
<span style="FONT-STYLE: italic"><br />
Kıssadan hisse, savaşmayın, bol bol sevin birbirinizi!</span></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=25&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small>Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli formüller,...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;'>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</a> <small>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small>Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini germek...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-bipbip-10sahne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

