<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Madde Bağımlısı &#187; gramer</title>
	<atom:link href="http://www.maddebagimlisi.com/etiket/gramer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.maddebagimlisi.com</link>
	<description>Madde madde listeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Aug 2010 13:07:52 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>En sık yaptığımız 15 İngilizce hatası&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-sik-yaptigimiz-15-ingilizce-hatasi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-sik-yaptigimiz-15-ingilizce-hatasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 05:19:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>konuk maddeciler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dilbilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[gramer]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[saniye demirel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[
			
				
			
		
MADDELEYEN: SANİYE DEMİREL
Öğrenciler anadillerinde olmayan bir kavram ile karşılaştıklarında bu kuralın ‘mantıksız’ olduğunu söylerler; çıkarlar işin içinden ama kazın ayağı o kadar kolay değil!  Dil öğretiminde karşılaşılan belki de en büyük güçlük mantık kavramının ülkelere ve bunun bir yansıması olarak da dillere göre değişiyor olmasıdır. Haa, belki birkaç yıla kadar bu kavramlarda da küreselleşiriz. [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-buyuk-10-ask-hatasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En büyük 10 aşk hatası&#8230;'>En büyük 10 aşk hatası&#8230;</a> <small> Aşık olmak gerçekten çok gerekli bir aksiyon mu öncelikle...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-ilginc-hikayeli-10-ingilizce-deyis/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En ilginç hikayeli 10 İngilizce deyiş&#8230;'>En ilginç hikayeli 10 İngilizce deyiş&#8230;</a> <small> MADDELEYEN: Saniye Demirel Blogumuzun tatlı İngilizce öğretmeni, sevgili Saniye...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-amerikan-15-soylem/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Amerikan 15 söylem&#8230;'>En Amerikan 15 söylem&#8230;</a> <small> İşte ingilizcem var ama konuşma dilini kıvıramıyom&#8217;cular için eşsiz...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-sik-yaptigimiz-15-ingilizce-hatasi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-sik-yaptigimiz-15-ingilizce-hatasi%2F&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><strong>MADDELEYEN: SANİYE DEMİREL</strong></p>
<p><em>Öğrenciler anadillerinde olmayan bir kavram ile karşılaştıklarında bu kuralın ‘mantıksız’ olduğunu söylerler; çıkarlar işin içinden ama kazın ayağı o kadar kolay değil!  Dil öğretiminde karşılaşılan belki de en büyük güçlük mantık kavramının ülkelere ve bunun bir yansıması olarak da dillere göre değişiyor olmasıdır. Haa, belki birkaç yıla kadar bu kavramlarda da küreselleşiriz. Sen sağ ben selamet olur ortalık. Ama biz yine de şimdilik Türk öğrencilerin en sık yaptığı hataları bir maddeleyelim&#8230;</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/alphabet20chalkboard1.png" alt="alphabet20chalkboard1" title="alphabet20chalkboard1" width="439" height="318" class="aligncenter size-full wp-image-616" /></p>
<p><strong>15. Married</strong><br />
Klasikleşmiş bir hatayla başlayalım: evlenmek ve evli olmakla ‘with’ kullanmak. Üç kelime var: ‘to marry’, ‘to get married’ ve ‘to be married’. Yanlış yapma prosedürü şöyle işliyor efenim: ‘With’ ‘ile’ anlamına geldiğinden, Türk öğrenciler hop diye ‘with’ ekleyiveriyorlar bunların yanına. Sonra da ‘hoca bana gıcık gidiyor.’ diyorlar. Hoca da diyor ki: ‘Bak, arkadaşım, marry’ fiili ‘bir kişi ile evlenmek’ biçiminde kullanılırken ilgeç almaz.’ Buyrun burdan yakın! Çok anlaşılır oldu.  Türk’ün Türk’e yaptığı bu işkencenin anlamı şu: ‘with, to, for  gibi sözcükleri kullanma.</p>
<p>Örneklersek: ‘<em>She married him against the wishes of her family.</em>’ (Jane Eyre’in annesi bunu yapan.)</p>
<p>Problemli diğer sözcük, ‘&#8230;ile evli olmak’ anlamına gelen ‘to be married’. Bu, kimle evli olduğunu söylediğinde ‘to’ almalıdır; Türk öğrencilerin çoğu bu ayrımı bilmeyip; inadım inat diyerekten ‘with’ i yapıştırıyor. Doğrusu ‘My uncle is married to a psychologist,’ şeklindedir. (Amcam bir psikologla evlidir.)</p>
<p>Keşke, bu kadarla kalsa ama bir tane daha var. Yine ‘&#8230;ile evlenmek’ anlamına gelen ‘to get married to &#8230;’ deyiminde de hata yapılmakta. ‘She got married to a lawyer,’ demek gerekirken anadilimiz devreye girip to yerine with diyiveriyoruz. Dilin kemiği yok ki! (Buraya kadar yazdıklarımı beğendi mi diye eşimin fikrini almak istedim. Kendileri marry ile ilgili sözcüklerde çocukların hata yapmamalarının bir yolu da hiç evlenmemek olabilir dedi.)</p>
<p><strong>14. Looking forward</strong><br />
Ben yine de yazmaya umutla devam ediyorum. ‘Look forward to’ ‘umutla beklemek, dört gözle beklemek’ anlamına gelen bir deyimsel fiildir ve elbet bir hinlik vardır yeterlilik sınavlarında çok sık sorulmasında. Niye mi? Çünkü ‘to’’yu gören insanın canı hemence bir fiili olduğu gibi koymak ister peşine; yani hear, see filan gibi. Ve fakaaat, bu ifadeden sonra eylemlik değil ulaç kullanılır. Vay canına, yazar adeta konu hiç anlaşılmasın istemiş ve eylemlik, ulaç gibi acayip laflar etmiş. Hemen tercüman olalım düşüncelerine. Şöyle demek istiyor eleman: to’dan sonra kullanacağın fiile –ing takısı ekle.</p>
<p>Örnekleyelim: ‘I look forward to hearing from you soon.’ Ya da ‘I look forward to seeing you soon.’</p>
<p>Yazdığınız her e-postanın sonuna ilkini yazın. İşi alamasanız da bir yanıt alırsınız.</p>
<p><strong>13. According to me</strong><br />
Allah aşkına ‘according to me’ demeyin! Arının, atın kafanızdan bu lafı çünkü yok böyle bir laf. Söyleyeni tek ayak cezasına bırakın; öyle dursun bir kenarda. Çeksin cezasını. Niye diye hala merak ediyorsanız; peki, benden günah gitti, açıklıyorum: ‘According to’  sözcüğü ‘bilgimizin başka bir insandan, kitap ya da kaynaktan geldiğini ifade etmek için kullanılır.’ Anlayacağınız, havaya sokar insanı. İngilizce öğretiminde pirimiz kabul ettiğimiz Michael Swan şöyle anlatıyor nedenini: ‘According to’ eğer X şahsının söylediği doğru ise’ anlamını taşır ve dolayısıyla kendimiz için kullanılamaz.’ Mesela, according to Marx diyebilirsiniz ve doğru bir iş yapmış olursunuz. Bence demek için In my opinion dersek ‘no problem!’</p>
<p><strong>12. Psych</strong><br />
‘Psychology’, ‘psychological’ ve ‘psychiatrist’ sözcüklerinde, beş ünsüz yan yana ve sesletiminde ‘p’ sesi yok. Adeta yanlış yazalım diye yaratılmış bir sözcük. Tecrübeyle sabittir: öğrencilerime ‘psychology’ yazın derim. Kontrol edince neredeyse hepsinin de p’den sonra orada olmaması gereken bir h harfini koyduklarını ve diğerlerini de yanlış sıraladıklarını görürüm. H harfi olmayacak bu biiiir! Şimdiiii, hazır olun, müthiş keşfimi açıklıyorum: p, s, y harfleri alfabetik sıra ile yazılmalıdır. Yani, alfabede önce p var, sonra s, sonra da y gibi basit bir mantık. Bu da ikiiii! Bir kağıda yazıp deneyin; bakalım doğru kodlayabildim mi? Eğer doğru yazdıysanız essay sınavlarınızda mutlaka bir iki yere attırın bu kelimelerden çünkü hocaların kırmızı kalemle çizmeye alışık oldukları bir kelime olduğundan, ‘bak sennnn, afferin be, doğru yazmış,’ nidalarına sebep olacaktır.  PSYchology, PSYchological, PSYchiatry, PSYchiatrist. Kime ne bütün bunlardan? Bende psychological bir durum mu var acaba?</p>
<p><strong>11. Open/Close</strong><br />
Açmak ve kapamak fiilleri de baş belası sözcüklerden. Türk öğrencilerin anadil etkisi ile yaptıkları bu hata, ışığı ya da radyoyu açmaktan tutun da telefon açmaya ya da kapamaya kadar pek çok yerde rastladığımız bir şey.  Birkaç yanlış örneği gösterirsek: ‘Jackson closed the telephone immediately.’ ‘They closed all the lights.’ ‘I went to my house quickly and opened TV.’</p>
<p>Doğrusu şöyle: ‘telefonu kapatmak’ için ‘put down’ ya da ‘hang up’. ‘My friend put down the telephone without saying good bye.’ Radyo, televizyon, lamba ya da kontağı açmak için turn on; kapamak için turn off. Örnekleyelim; ‘Turn on the radio!’, ‘He got into his car and turned on the ignition.’ Ignition kontak demek, bu arada.</p>
<p>Niyeyse ders kitaplarında eser yok bu sözden. Perdeyi kapat derken close kullanılır. Bir güzel örneği Emily BRONTË’nin meşhur romanı Wuthering Heights’tan verelim de şık olsun:<br />
 ‘<em>Well, close the curtains, Nelly, she said; ‘and bring up tea.</em>’ (sf; 110)</p>
<p><strong>10. Learn </strong><br />
Türklerin anadil etkisiyle yaptıkları sözcük hataları ‘realize’ ve ‘find out’ sözcüklerinde de oluyor. Bunlardan ‘realize’ yerine ‘understand’, ‘find out’ yerine de ‘learn’ sözcüklerini kullanıyorlar. Realize, ‘İdrak etmek, algılamak’ demek; ‘understand’ ise ‘anlamak’ Aynı biçimde ‘bir bilgiye erişmek, keşfetmek’ sözcüğünün karşılığı olan ‘find out’ sözcüğü ‘bir öğretiyi öğrenmek’ anlamına gelen ‘learn’ sözcüğü ile karıştırılıyor. Türklerin bu yanılgıya düşmesinde önemli bir sebep var.  Aşağıdaki örneklere, bir zahmet, bakarsak ilginç bir durum göreceğiz:</p>
<p>a)	Ada vapurunun saatlerini öğrenir misin?<br />
b)	Topkapı Sarayı’nın ziyaret saatlerini ve günlerini öğrenir misin?<br />
c)	Bu yaz surf yapmayı öğreneceğim.<br />
d)	Ebru yapmayı öğrenmek istiyorum.</p>
<p>Hepsinde de öğrenmek fiilini kullanırız; çünkü Türkçede bunların hepsi de bu fiil ile ifade edilir. Oysa İngilizcede ‘learn’ sözcüğü bir öğretiyi öğrenmek; örneklersek dans etmeyi, araba sürmeyi, İngilizceyi vb. şeyleri öğrenmek için kullanılır, ‘find out’ sözcüğü ise ‘bir bilgiye erişmek’ için. Dolayısıyla a ve b örneklerinde ‘find out’, c ve d’de ise ‘learn’ kullanılır. ÖSS’ye hazırlayan çözümlü test kitapları gibi oldu açıklamamız ama hassas konu ne yapalım! Fazla didaktik bulduysanız, affedin; meslek deformasyonu.</p>
<p><strong>9. Lie</strong><br />
Anadilin etkisi ile yapılan yanlışlardan biri de ‘yalan söylemek’ anlamına gelen ‘tell a lie’ deyiminde karşımıza çıkar. ‘Söylemek’ fiilini ‘say’ olarak öğrenmiş olan öğrenci bu fiili ‘yalan’ anlamına gelen ‘lie’ ile birleştirerek bir sözcük grubu uydurmakta inanılmaz bir biçimde ustadır. Bu ustalığını ‘doğruyu söylemek’ anlamına gelen ‘tell the truth’ deyimi için de yapmaktadır. Ancak ve bi daha ancak, deyimlerin en önemli özelliği tek bir sözcüğünün bile değiştirilemeyeceğidir. Eş anlamlı bir sözcükle bile değiştirme yapmak kabul görmez. Misal; ‘Bizim mahallenin delikanlılarının gözü karadır,’ tümcesini bir kere de siyahtır diye söyleyin; bakalım oluyor mu? Siz en iyisi Sezar’ın hakkını Sezar’a verin ve deyimi tell ile söyleyin.</p>
<p><strong>8. Make vs. do</strong><br />
Yapmak sözcüğü Türkçede joker gibi bir şey; bakınız: kek yap, yemek yap, yanlış yap, temizlik yap vesaire vesaire. Ama İngilizcede bunları söylerken karşımıza başka başka sözcükler çıkıyor. Hata yaptım derken do’yu kullanırsak hata yapmış oluyoruz. Make a mistake demek gerekiyor. En iyisi yapmakla ilgili doğruları sıralayalım: make a cake, make some coffee, make the bed, make a mistake, make an excuse, make an appointment, make money, do the housework, do homework,  do the shopping, do some research, do business, … Saymakla bitmez.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/mahir.jpg" alt="mahir" title="mahir" width="527" height="479" class="aligncenter size-full wp-image-619" /></p>
<p><strong>7. Furniture</strong><br />
Madde bağımlılarının en meraklılarını ilgilendirecek bir maddeye geldi sıra. Diyelim ki evinize birkaç parça mobilya aldınız. Furniture sözcüğünü nasıl kullanacaksınız? Para (money), kağıt (paper), ilaç (medicine), malzeme (equipment), haber (news), istiyorsunuz. Sözcükleri nasıl kullanacaksınız? İngilizcede isimler sayılabilen ya da sayılamayan kavramlar olarak düşünülürler. Bazı isimlerin sayılamayan kavramlar olması çoğul yapılamamaları anlamına gelir. Bunlardan bir kısmı önlerine gelen ölçek ya da miktar kavramları ile çoğul yapılabilirler.</p>
<p>Örneğin:<br />
 ‘<em>two pieces of news/ information/ furniture;  a bit of news/ information/ furniture; an item of news/ information/ furniture, a pint of bitter, a spoonful of medicine, a pound of butter, a slice of cake, a roast of meat, a few loaves of bread, a bowl of soup, a bottle of wine’ </em>(Quirk, Grrenbaum, 1973: 67) gibi. Alıntıyı da verelim ki içimiz rahat etsin!</p>
<p>Sayılamayan isimlerin ‘sugar, wine, water, flour, coffee, tea, honey, butter vb olanları Türk öğrenciler tarafından kolaylıkla belleğe yerleştirilebiliyor çünkü bunları saymak için deli olmak gerek ancak ‘money, furniture, equipment, advice, research, paper, homework, housework, news, food, fruit, chalk’ gibi bazı sözcüklerin nasıl olup da sayılamadığı kolayca anlaşılamıyor. Buyrun, İngilizcede ‘sayılamaz’ ancak başka dillerde ‘sayılabilir’ kabul edilen bazı isimleri sıralayalım: ‘ anger, applause, behaviour, chaos, chess, conduct, courage, dancing, education, harm, homework, hospitality, leisure, melancholy, moonlight, parking, photography, poetry, progress, publicity, research, resistance, safety, shopping, smoking, sunshine, violence, weather.’ Sıkı bilgi değil mi? Ama ben baştan söyledim; sadece meraklıların bilgilerine sunulur diye.</p>
<p>‘Police’ sözcüğü ise başa bela bir sözcük. Police’den sonra ‘is’ mi yoksa ‘are’ mı diyeceğiz? İngilizcede ‘police’ sözcüğü ‘polis teşkilatı’ anlamına kullanılır ve dolayısıyla çoğul sayılır. Oysa Türkçede ‘polis’ sözcüğü hem ‘tek bir polis’ hem de ‘polis teşkilatı’ anlamlarında kullanılmaktadır. Dolayısıyla, öğretmen tarafından altı çizilmediğinde Türk öğrenciler sözcüğün yapısal özelliğini bilemiyorlar. Muz kabuğu gibi yani, bas ve düş. Özel durumunu bilmeyenler ancak şu mantıkla yaklaşırlarsa doğru seçeneği işaretleyebilirler: Bu kadar kolay soru sorulmaz; demek ki bir hinlik var bu soruda. ‘The police ____ looking for him.’ a) is <strong>b) are</strong> c) was d) has been</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/gramamr.bmp" alt="gramamr" title="gramamr" class="aligncenter size-full wp-image-617" /></p>
<p><strong>6. Then vs. Than</strong><br />
İngilizcedeki en belirgin harfleme yanlışlarından birisi de ‘daha sonra’ anlamına gelen ‘then’ ile, sıfat ve adılların kıyaslanması sırasında kullanılması gereken ‘than’ kelimesinde yapılıyor. Ne olacak kardeşim, diyeceksiniz; ha e olmuş ha a? İkisi de harf değil mi? Bakın İngiliz ve Amerikalılar da öyle diyor demek ki; onlar da yapıyorlar bu hatayı. Üstat Swan, 1980: 597-8’de İngilizlerin bu hatayı nasıl yaptıklarını şekilde gösterildiği gibi örneklemiş: “You make me laugh more then anybody I know.” (Doğrusu than olmalıydı.)  “I got into the bath and than the telephone rang.” (then olmalıydı.)</p>
<p><strong>5. Separate vs Separated	</strong><br />
Yazılış yanlışı yapılan bir diğer sözcük ‘separate’ ve ‘separated’ sözcükleridir. İngilizce bilmek konusunda benim diyen adama sorun: Yaz bakalım, deyin, separated nasıl yazılır! Yanlış yaparsa da ‘kikiriko, kikiriko’ dedikten sonra‘a’ lar içerde kullanılacaktı canım dersiniz, olur biter. Bakınız: sepArAte/ sepArAted.</p>
<p><strong>4. Lie vs. Lay</strong><br />
Yazılış yanlışının yapıldığı sözcükler arasında dikkati çeken iki sözcükte ‘uzanmak, yatmak’ anlamına gelen ‘lie down’ deyimi ile ‘yalan söylemek’ anlamına gelen ‘lie’ fiilleridir. Bu sözcüklerin karıştırılması ve yanlış harflendirilmesi sadece Türklerin  değil; aynı zamanda başka uluslardan öğrencilerin de yaptıkları bir yanlıştır. Diyeceğim o ki, bu hatada da yalnız değiliz.</p>
<p>Sözcüklerin karıştırılması anlamlarından çok yazılışlarında karşımıza çıkıyor. Sözcüklerin özellikleri açılırsa; Lie: uzanmak, yatmak (2. hali lay, 3. hali lain) Bunu bir zahmet ezberleyin. Lie: yalan söylemek (2.hali lied, 3. hali lied) Bunda da bir sorun yok çünkü zaten düzenli fiillerden.</p>
<p>Öğrenciler açısından sorun belki de bu aşamadan sonra, başka bir fiilin varlığını öğrenmekle ortaya çıkıyor. ‘sermek, bir şeyi bir yere yatay olarak bırakmak’ anlamına gelen ‘lay’ fiili ile&#8230; Sözcüğü incelersek; Lay: sermek (2. hali laid, 3. hali laid.)  ‘Lay’ fiilini öğrenirken yardımına başvurabilecek iki sözcük var. Bunlar ‘say’ ve ‘pay’ fiilleri. Bu sözcüklerin 2. ve 3. hallerini öğrenmekte genelde herhangi bir zorluk ile karşılaşılmaz. Öğrenci bunların ‘said ve paid’ olduğunu kolayca belleğine yerleştirebiliyor. ‘Lay’ fiili de bunlara benzer biçimde ‘laid’ olarak kullanılıyor. Bu durumda belleğe yerleştirilmesi gereken tek sözcük uzanmak anlamına gelen ‘lie’ ve halleri oluyor.</p>
<p><strong>3. Apartment</strong><br />
‘Apartment’ sözcüğü bizim dilimize yanlış geçmiş; geçerken ne olmuş, kim ne yapmış; orasını bilemem ama olan olmuş. Bu sözcük İngilizcede ‘daire, kat, yaşadığın ev’ anlamlarında kullanılır ama Türkçede işte bildiğiniz apartman. Ona göre kullanın, olsun bitsin. Kendinizi üzmeye de değmez zaten.</p>
<p><strong>2. Put off vs. Take off</strong><br />
Öğrencilerime soruyorum: ‘Gömleğimi giydim.’ lafını nasıl söylersiniz? ‘I put on my shirt,’ diyorlar. ‘Peki, gömleğimi çıkardım,’ deyin dediğimde hemen Türklerin pratik zekası giriyor devreye (bunda müthişizdir ya; buz kalıplarında jeton yapan bir Türk, malumunuz!) ve ‘I put off my shirt,’ diyorlar. Olmuyor tabii! Put on giymek, take off çıkarmak demek. ‘I took off my shirt,’ demek gerekiyor. Örnekler çoğaltılabilir: Take off your slippers/ the headphone/ your watch/ coat/ … Bu arada put off ertelemek demek.</p>
<p><strong>1. None vs. Neither</strong><br />
Bu maddede de matematiksel bir şey anlatarak sık yapılan bir hatayı düzelteceğiz ve başımız göğe erecek. None of them ve Neither of them  hiçbiri anlamında sözcüklerdir. Ama kullanıldıkları yerde fark var. ‘I have two sisters. Neither of them lives in İstanbul,’ derken ‘hiç biri’ anlamına neither kullanacağız çünkü neither 2 şey için hiç demektir. Ama, ‘I have three sisters. None of them lives in İstanbul,’ derken hiçbiri anlamına none kullanmalıyız. None ikiden fazla şey için hiç demektir. Ne karışık işler! Ama kabul edelim ki şık bir yeterlilik sınavı sorusu.</p>
<p><em>Peki, hayat bu hataları yaparak devam edemez mi? Amy Tan denen hatun güzel romanlar yazar. Onun The Bonesetter’s Daughter  adlı romanından iki alıntı sorunun yanıtını veriyor:</p>
<p>A few days after the first housekeeper started, LuLing called to complain: ‘She think come to America everything so easy. She want take break, then tell me, Lady, I don’t do move furniture, I don’t do window, I don’t do iron. I ask her, You think you don’t lift finger become millionaire? No, America not this way! (Amy Tan (The Bonesetter’s Daughter: 96)</p>
<p>What he know? That doctor don’t even use telescope listen my heart. Nobody listen my heart! You don’t listen. GaoLing don’t listen. You know my heart always hurting. I just don’t complain. Am I complain?(Amy Tan (The Bonesetter’s Daughter: 92)</p>
<p>Çok şeker ve anlaşılır, değil mi? Haksız mıyım?</em></p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/04/post-9-1077185881.jpg" alt="post-9-1077185881" title="post-9-1077185881" width="600" height="309" class="aligncenter size-full wp-image-618" /></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=613&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-buyuk-10-ask-hatasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En büyük 10 aşk hatası&#8230;'>En büyük 10 aşk hatası&#8230;</a> <small> Aşık olmak gerçekten çok gerekli bir aksiyon mu öncelikle...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-ilginc-hikayeli-10-ingilizce-deyis/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En ilginç hikayeli 10 İngilizce deyiş&#8230;'>En ilginç hikayeli 10 İngilizce deyiş&#8230;</a> <small> MADDELEYEN: Saniye Demirel Blogumuzun tatlı İngilizce öğretmeni, sevgili Saniye...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-amerikan-15-soylem/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En Amerikan 15 söylem&#8230;'>En Amerikan 15 söylem&#8230;</a> <small> İşte ingilizcem var ama konuşma dilini kıvıramıyom&#8217;cular için eşsiz...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-sik-yaptigimiz-15-ingilizce-hatasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>35</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
