<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Madde Bağımlısı &#187; drama</title>
	<atom:link href="http://www.maddebagimlisi.com/etiket/drama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.maddebagimlisi.com</link>
	<description>Madde madde listeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Aug 2010 13:07:52 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>En absürd 9 yerli dizi</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-absurd-9-yerli-dizi/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-absurd-9-yerli-dizi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 12:20:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Sirkeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türk işi şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[absürd]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[melodram]]></category>
		<category><![CDATA[yerli dizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=1114</guid>
		<description><![CDATA[
			
				
			
		
Bi’ çeşitli sebeple kötü olan diziler vardır, bir de bile bile kötü yapılmış diziler vardır. Aşağıdaki dizilerin kötü ve absürd olması su götürmez bir gerçektir, zira bu amaçla yapılmışlardır. Ben şahsen, size aşağıda sıralayacağım 9 yerli diziye de hiç dayanamadım, belki aranızda benden daha dayanıklıları vardır. İşte karşınızda absürd mü absürd 9 tane Törkiş dizisi.
9. [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small> Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-absurd-9-yerli-dizi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-absurd-9-yerli-dizi%2F&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Bi’ çeşitli sebeple kötü olan diziler vardır, bir de bile bile kötü yapılmış diziler vardır. Aşağıdaki dizilerin kötü ve absürd olması su götürmez bir gerçektir, zira bu amaçla yapılmışlardır. Ben şahsen, size aşağıda sıralayacağım 9 yerli diziye de hiç dayanamadım, belki aranızda benden daha dayanıklıları vardır. İşte karşınızda absürd mü absürd 9 tane Törkiş dizisi.</em></p>
<p><strong>9. Selena</strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal">Çocukları hedef kitle alması nedeniyle çok saçma gelse de, bir çocuk gözüyle izleyince de çok absürd bir dizi Selena. Böyle büyüler müyüler, iyiyle kötünün savaşı, öbür dünya bilmem ne falan, ben şahsen 5 dakika dayanamıyorum. Feci kötü oyunculukları, acayip komik kostümleri falan bildiğin olmamış abicim bu! Biz çocukken ne güzel Susam Sokağı falan izlerdik. Ver şimdi yine Susam Sokağı’nı, izlesin çocuklar. Fırsattan istifade biz de tekrar izleyip çocukluk günlerimiz yad edelim biraz.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1115" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/selena_1024_1-400x300.jpg" alt="selena_1024_1" width="400" height="300" /><br />
</span></strong></p>
<p><strong>8. Baskül Ailesi</strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal">Şafak Sezer denen insan evladını başımıza ilk saranın bu dizi olduğu düşünüyorum ben. Bu dizi olmasa, Şafak Sezer de bu kadar olmayacaktı ve dünya daha yaşanabilir, mutlu ve huzurlu bir ortam olacaktı. Bu diziye de çok fazla dayanamadığım için çok fazla hatırlayamıyorum ama böyle 3 tane feci tombul teyze vardı zayıflamaya çalışan. Asker emeklisi apartman yöneticisi Eryetiş Bey vardı, Güven Pazarlama vardı, az önce de söylediğin gibi, akıllara zarar kapıcı Şafak Sezer vardı, bir de şöyle bir jeneriği vardı galiba:</span></strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>rejim diyet hak getire  </em></p>
<p><em>yazık bu bedene</em></p>
<p><em> şişmanlık sultanlıktır  </em></p>
<p><em>işim olmaz baskülle</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Off, çok feciymiş bee!</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1116" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/baskül-375x300.jpg" alt="baskül" width="375" height="300" /></p>
<p><strong>7. İyi Aile Robotu</strong></p>
<p>Yahu herhangi bir Türk’ün evinde, böyle Jetgiller’deki gibi bi’ robotun ne işi var? Bu dizide vardı işte. Şöyle bir sinopsisi var dizinin: Sultanahmet’te esnaflık yapan karakterimiz dost canlısı ve insancıl biridir. Bir gün iş yerinde Japon bir aile ile tanışır ve onları evine misafir eder. Japon aile Türk ailesinin misafirperverliğinden çok memnun kalır. Ülkelerine döner dönmez aileye son teknolojiyle üretilmiş bir robot gönderirler.</p>
<p>Dizideki bütün olaylar robotun gelişiyle başlar. Önceleri evdeki herkes robotu kendi işleri için kullanmaya başlar. Ailemiz klasik bir Türk ailesi olduğu için gelişmiş teknolojiyle tanışması çeşitli komik unsurlar doğurur. Özellikle geçmişe bağlı yaşayan babaanne ile robotun ilişkisi başlı başına bir komedi unsuru oluşturmaktadır. İlerleyen bölümlerde robot ailenin bir ferdi olur ve bu arada evin genç kızına aşık olur ve evin kızına kendini beğendirmeye çalışır. İyi Aile Robot’umuz giderek Türkleşmeye başlar.</p>
<p>Çok fazla yoruma gerek yok sanırım  :)</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1117" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/robot.jpg" alt="robot" width="381" height="227" /></p>
<p><strong>6. Uzaylı Zekiye</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İşte feci absürd bir dizi daha. Uzay, sihirler falan, dolayısıyla çok kötü dijital efektler derken yolunu çizmiştir bu dizi de. Zekiye adında aklı sürekli giden gelen bir karakter, mütemadiyen yapılan kötü espriler, yanıp sönen gözler falan, çok acayip bir diziydi bu. Tabi Türk televizyonculuğunun nereden nereye geldiğini anlamak için önemlidir aslında. Çünkü günümüzdeki Selena, Büyülü Cadı, Sihirli Hedehödö gibi başyapıtların atasıdır Uzaylı Zekiye.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1118" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/uzayli-zekiye.jpg" alt="uzayli-zekiye" width="112" height="95" /></p>
<p><strong>5. Çarli İş Başında</strong></p>
<p>Bir maymunun başrol oynadığı bir dizi? Ve  bu maymunun yaptıklarını merak edip (artık ne kadar kişi varsa) televizyonun karşısına geçip biz izleyenler? Acaba kim maymun? Bir yerlerde bir yanlış var bence. Klasik absürdlük bu diziye de tezahür etmiş. Neidüğü belirsiz bir yerden gelen, dizideki ve ekran başında izleyleri kendine benzeyen bir maymun, türlü gariplikler, apartman yöneticisine maymunu bebek diye yedirmeler falan, eyvah eyvah. Çok acayipmiş, yazarken bile bir garip hissetttim.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1131" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/çarli3-374x300.jpg" alt="çarli" width="374" height="300" /></p>
<p><strong>4. Çılgın Bediş</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bu diziyi izleyip de saçını başını yolmayan var mı acaba? Yonca Evcimik bu dizi döneminde kaç yaşındaydı bilmiyorum ama dizide bildiğin 17 yaşlarında lise öğrencisini oynuyordu, vallahi pes! Züğürt Ağa filmindeki “karı isterem, şuna bak her yeri bıngıl bıngıl” diye konuşan süper abaza dededen bir tane de burada vardı. E zaten Sinan Bengier vardı bu dizide, onun olduğu bir yerde absürdlük olmadan olur mu? Olmaz. E o zaman bu diziden de bi’ halt olmaz.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1126" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/bediş4-315x300.jpg" alt="bediş" width="315" height="300" /></p>
<p><strong>3. Keko ile Eşeko</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ahhhhh!! Bu dizi hakkında ne denilebilir gerçekten zorlanıyorum! Başrollerde Yunus Bülbül ve bir eşek! Bunlar kankalar, bu eşşek şakır şakır konuşuyor falan, yahu yapmayın yazıktır günahtır, kameranın harcadığı elektriğe yazık! Dizide de Yunus Bülbül’ün iki de bir “yaauuvvv” demesi de ayrı bir ziyandır. Off, ellerim titredi yazarken.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1127" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/keko.jpg" alt="keko" width="266" height="240" /></p>
<p><strong>2. Ana</strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal">Absürdlükten yıkılan bir dizi! Öyle ki, birkaçı haricinde hepsi amatör oyunculuklar, dehşet verici bir senaryo, dolayısıyla beyinleri kitleyen diyaloglar, çok tehlikeliydi çok! Godfather’ın Törkiş absürd uyarlaması olan bi dizi de bir mafya anası vardı, bir mafya babası vardı, çat çat çat kel Behzat vardı filan, ikinci çocukluk tramvamdı bu dizi. Dizinin tek güzel olan ayrıntısı ise, dizide bol bol şavrole impala’lara binilmesiydi.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1128" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/ana-200x300.jpg" alt="ana" width="200" height="300" /><br />
</span></strong></p>
<p><strong>1. Kaygısızlar</strong></p>
<p>3 karısı ve 36 çocuğuyla totalde 40 kişilik bir aile vardı burada ya. Bunlar İstanbul’a göçüp asker arkadaşının evine yerleşiyorlar falan, ne acayip diziydi ya. Eh, senarist Kandemir Konduk olunca ortaya çıkacak şey çok belli yani. Hatırlıyorum, her defasında bu dizinin başına oturup acaba ne kadar dayanabilicem diye kendimi test ederdim. Hiç bir dememem de tüm bölümü izmeme şansına nail olamadım. Ama konu absürdlükse, Kaygısızlar  açık ara 1 numara.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1129" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/1-1-400x256.png" alt="1-1" width="400" height="256" /></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1130" src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/07/1-400x300.jpg" alt="1" width="400" height="300" /></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=1114&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-cilki-cikmis-10-ask-filmiromani-klisesi-%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …'>En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi …</a> <small> Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış&#8230; Bunlarda karşımıza hep çeşitli...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-absurd-9-yerli-dizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>24</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En suluzırtlak 40 film (İSTEK)&#8230;</title>
		<link>http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/</link>
		<comments>http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 01:37:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deniztan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[acıklı]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[melodram]]></category>
		<category><![CDATA[türk sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.maddebagimlisi.com/?p=978</guid>
		<description><![CDATA[
			
				
			
		
Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii hep aynı, katharsis, yani duygularımızı deşarj etmek diyebiliriz. İşte Duygu arkadaşımızdan gelen istek maddelememizin konusu da bu: Salya sümük ağlatan filmler. Benim şahsi favorim bir janr olmamakla birlikte, aralarda süper şahaneleri yok mu, elbette ki var. Biz de bunlardan seçmeye çalıştık. Tabii ki her film [...]


Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small> Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small> Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small> Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-suluzirtlak-40-film%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.maddebagimlisi.com%2Fen-suluzirtlak-40-film%2F&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Bazı filmler güldürür, bazıları korkutur, bazıları ise ağlatır. Amaç tabii hep aynı, katharsis, yani duygularımızı deşarj etmek diyebiliriz. İşte <strong>Duygu </strong>arkadaşımızdan gelen istek maddelememizin konusu da bu: Salya sümük ağlatan filmler. Benim şahsi favorim bir janr olmamakla birlikte, aralarda süper şahaneleri yok mu, elbette ki var. Biz de bunlardan seçmeye çalıştık. Tabii ki her film maddelememde olduğu üzere, listeye şöyle bir bakınca eski film repertuarımın hayli kısıtlı olduğunu bir kez daha fark ediyorum, ben bu açığımı geliştirene kadar da eksikleri ve eski filmleri sizler yorum olarak eklersiniz artık! <img src='http://www.maddebagimlisi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Not: Sıralama beni ağlatabilmelerine, daha doğrusu ağlattıktan sonra üzerimde sürdürdükleri etkiye ve kişisel beğenime göre bittabi. Çok sevmediğim filmlerin, kasa kasa beni ağlatmaları listede üst sıralara çıkmaları için yeterli gerekçe değil! Mühim olan bugün bile düşününce, içimi sıkıştırmayı başarabilmeleri.</em></p>
<p><strong>40. Legends of the fall (1994)</strong><br />
Bu filmi ne kadar sevmem, inanamazsınız ama çevremdeki herkesi, özellikle de kadınları hüngür hüngür ağlattığını bildiğimden almamazlık da edemedim. Bana sorarsanız konumuz kadın azlığıdır. Zira ortamda bir abla vardır, herkes de kendisine aşıktır. 3 tane dağ gibi delikanlı orda sersefil olmuş, ağlamayalım da ne yapalım! Baya bildiğiniz melodramın tanımına uyan bi filmdir. Bir tek sahne dışında (o da uyuz esas kızla alakalı değil) beni ağlatmadı, hatta nerdeyse kıçımla güldürdü ama tarzı sevenleri ağlatıyo sanırım.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/t70ldj-199x300.jpg" alt="legends" title="legends" width="199" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1070" /></p>
<p><strong>39. Titanic (1997)</strong><br />
Listemin son 5’i çok bayılmadığım ama adil olmak adına aldığım filmler sanırım. Bu da vıcık vıcık bir aşk-ölüm hikayesi. Tabii fonda da batmakta olan bir gemi ve şahane görsel efektler. Prodüksiyonun hakkını yememeli, hakikaten iyidir ama tabii ağlatan produksiyon değil de konudur tabii. Neyse işte Jack ile Rose gemide, zengin-fakir, gemi batıyo, bildiğiniz şeyler işte.</p>
<p><strong>38. Lorenzo&#8217;s oil (1992)</strong><br />
Ana odağı hastalık olan filmleri hiç sevmem, içimi karartırlar ve bu yüzden genelde de seyretmem. Ama inkar edemeyeceğim ağlatır, hele ki hasta olan bir çocuk ise. Gerçek bir hikayeden esinlenmiş bu film, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuk ve onu iyileştirmek için her yolu deneyen bir aileyi konu alır&#8230;</p>
<p><strong>37. Life is beautiful (1997)</strong><br />
2. Dünya savaşında bir toplama kampına götürülen bir baba ve oğlu, babanın çocuğuna olayın ağırlığını hafifletebilmek için oynattığı türlü türlü oyunlar. Konu toplama kampları ve savaş ve çocuk olunca, ağlamamak zor bittabii. Yine de bu filmin ilk yarısı ile ikinci yarısı bana iki ayrı film gibi geldiğinden, teknik olarak bi türlü çok sevemediğim bir film olmuştur bu hep.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/lifeisbeautiful-203x300.jpg" alt="lifeisbeautiful" title="lifeisbeautiful" width="203" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1065" /></p>
<p><strong>36. Babam ve oğlum (2005)</strong><br />
Çağan Irmak Türk sinema seyircisini ağlatma yoluna baş koyar ve olaylar gelişir. Konusunu herkesin bildiği gibi, bir baba ve bir oğul temelli olan bu filmde ağlamayanı döverler. Zaten ağlatmak için de bir değil, iki değil, üç tane tokat gelir.&#8221;Burda da mı ağlamadın? Alll o zamaan!&#8221; Evet, tam atlattık derken siz, öyle bi sahne daha gelir ki, gözlerinizde bir titreme baş gösterir. Ağlamış olmam çok sevdiğim bir film olduğu anlamına ise hiç gelmez lakin.</p>
<p><strong>35. Love story (1970)</strong><br />
Bu film de bir başka klişeler silsilesi efenim, ecnebilerin tearjerker tanımına cuk diye oturur. Zengin oğlan-fakir kız, aile mevzuları, hastalık, ölüm… Ne ararsan var. Sevmem ama bir klasiktir, klişeleri başlatandır, o yüzden hakkını yememek lazım diye düşünüyorum. Bir de “love means never having to say you’re sorry” lafını literatüre kazandırmıştır kendisi.</p>
<p><strong>34. The Pianist (2002)</strong><br />
Nihayet, sevdiğim filmlere geçebildik. Bu da meşhur ağlatmalı filmlerimizden. Yine ikinci dünya savaşı. Toplama kampından kurtulan bi piyanistin yıllar yılı kaçak ve de yalnız bir şekilde, orada burda sürdürdüğü yaşamı. Hüzünlü tabii de bi türlü bitmiyor bu film de yahu.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/piyanist.jpg" alt="piyanist" title="piyanist" width="287" height="425" class="aligncenter size-full wp-image-1071" /></p>
<p><strong>33. Eşkıya (1996)</strong><br />
Yavuz Turgul- Şener Şen işbirliğinin güzel ama en güzel olmayan örneklerinden biri. Çok çok daha fazla sevdiğim filmleri var bu kombonun. Ama yine de hakkını vermek lazım eğer mevzu ağlatmaksa, bu eski eşkıyanın öyküsü elbette ki ağlatır.</p>
<p><strong>32. A beautiful mind (2001)</strong><br />
Gerçek bir hikayeye dayanan bu filmimizde, matematikçi/ekonomist John Nash’in şizofreni ile savaşını izleriz. Hiçbir şey değilse de karısına yaptığı o konuşma insanın tüylerini sarsar, ayağa diker valla billa.</p>
<p><strong>31. Leon (1994) </strong><br />
Bir kiralık katil ile küçük bir kızın dostluk öyküsü olan bu filmimiz, kiralık katilin hoyrat dünyası içerisinde var olan sevecenliği ve kızımızın onun yalnızlığınagetirdiği sevgi ile zaten içimizi burkar da, sonu ile insanı iyice paralar. Ayrıca Natalie Portman da oyunculuğa başladı başlayalı, bu filmdekinden daha iyi oynamamıştır.</p>
<p><a href="http://media.photobucket.com/image/leon%20movie/jozzizi/Leon_natalieresize.jpg"><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/leon_natalieresize-400x300.jpg" alt="leon_natalieresize" title="leon_natalieresize" width="400" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1066" /></a></p>
<p><strong>30. Forrest gump (1994)</strong><br />
Pek zeki olmayan Forrest’ın yıllara uzanan öyküsü çok ağlatan bir öykü değildir aslında, bilakis umut veren, iyimser bir hikayedir. Ama Forrest’ın annesinin ölümüyle başlayan ölümler silsilesi kendinizi fena hissetmenize sebep olur tabii ki. Hele ki Forrest’ın sevdiği kıza olanlar, yazık laaan!</p>
<p><strong>29. The Champ (1979)</strong><br />
Göz yaşartıcı bomba denince, akla gelen klasiklerden. Boksör bir baba, oğlu ve onları zamanında terk edip gitmiş ama sonra aniden geri dönen anne… Filmi çok hayal meyal hatırlasam da iyi ağlamıştı annemler bak onu hatırlıyorum.</p>
<p><strong>28. Man on the moon (1999)</strong><br />
Efendim? Jim Carrey komedyen mi dediniz? Öyleyse bu filmde biz niye höngürdedik? Jim Carrey’nin Truman Show ile başlayan, sadece iyi komedyen değil, iyi bir oyuncu olduğunu ispatlama çabaları bu filmde kesinlikle başarıya ulaşıyor. Taxi dizisindeki Latka karakteriyle tanıdığımız komedyen Andy Kaufman’ın gerçek yaşam hikayesine dayanan bu filmde, Jim abi döktürüyor.</p>
<p><strong>27. With honors (1994)</strong><br />
Harvard’da okuyan genç bir öğrenci ve evsiz bir adamla dostluğu…  Joe Pesci’den bir döktürme. Şeker mi şeker bir film. Yer yer gülümsetse de, sonunda tokat etkisi var. Beni tek bir damla bile a olsa, bir gözyaşı dökmeye mecbur bırakır her seyredişimde.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/withhonors.jpg" alt="withhonors" title="withhonors" width="300" height="459" class="aligncenter size-full wp-image-1073" /></p>
<p><strong>26. Brokeback mountain (2005)</strong><br />
Bu maddemizdeki filme şimdi gay filmi derler, bin türlü hakaret ederler. Gay veya değil, bu film aslında, sadece çok güçlü, çok gerçek bir aşk öyküsüdür. Ve kimse kusura bakmasın ama o son sahnede, rahmetli Heath Ledger&#8217;ın gömleğe dokunuşu insanın içini parçalar da parçalar.</p>
<p><strong>25. Cinema paradiso (1988)</strong><br />
Guiseppe Tornatore’den bir yönetmenin çocukluğunu hatırlayışı, sinemadaki yaşlı makinist  ile olan dostluğu, nostaljik bir sevgi hikayesi. Çok şeker ve yer yer hüzünlü bir filmdir.</p>
<p><strong>24. Sophie&#8217;s choice (1982)</strong><br />
Meryl Streep’in en meşhur aksan performanslarından biri işte bu filmdedir sevgili okuyucular. 2. Dünya savaşı ve toplama kampı temaları çevresinde bir annenin yaptığı içler acısı seçimi anlatan bu filmimiz ciddi bir ağlatma potansiyeli barındırır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/video_sophies-choice-200x300.jpg" alt="sophies-choice" title="sophies-choice" width="200" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1067" /></p>
<p><strong>23. My girl (1991)</strong><br />
İki küçük çocuğun aşkı keşfetmesi bi insanı ağlatır ki? Ağlatıyo işte, hem de ne biçim. Bak düşününce yine içim fena oldu he. Cenaze levazımatçı babanın kızı ile alerjik, hassas bir çocuğun öyküsü. Mendilleri hazırlayınız!</p>
<p><strong>22. Beaches (1988)</strong><br />
Bu kesinlikle bir kadın filmi. Erkekleri ağlatacağından çok emin değilim ama kadınları sarsacaktır bence. İki kadının yıllara uzanan dostluk öyküsü. Bette Midler’in “The wind beneath my wind” şarkısı bu filmde öyle bir anlam bulur ki…  Ben şahsen hep ağlarım bu filmde.</p>
<p><strong>21. Schindler&#8217;s list (1993)</strong><br />
Bir film 2. dünya savaşı’nda geçiyorsa, toplama kamplarını gösteriyorsa ağlatmaması mümkün değil. Zira o çekilen acıları görmek, o vahşeti hissetmek insanım diyeni sarsar tabii ki. Bu film de işte o filmlerden. Etkileyici müzikleriyle, şahane oyunculukları ve güzelim siyah-beyaz görüntüleriyle zaten baştan sona insanın tüylerini diken diken ediyor. Ha, bana sorarsanız ben biraz teknik buluyorum bu filmi ama ağlatır mı ağlatır. Hele ki Liam Neeson’un o son konuşması, baya fenadır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/schindler-248x300.jpg" alt="schindler" title="schindler" width="248" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1069" /></p>
<p><strong>20. Il postino (1994)</strong><br />
Sıradan, neredeyse çirkin bir postacının mahallenin en güzel kızını tavlamak için çektiği numaraları anlatan bu şeker İtalyan filminde, ana karakter o kadar sempatiktir ki, güzel kızımız ile beraber siz de aşık olursunuz. E o zaman nesi ağlatıyo? Buyrun seyredin görün, yiyosa.</p>
<p><strong>19. The Notebook</strong><br />
Aşk filmlerinin bir numaralı hayranlarından olduğumu söyleyemem ama bu filmi seviyorum. Aşkı çok içten, çok şeker anlattığını düşünüyorum. Ayrıca benim bir filmde ağlamam için yaşlı insan görmem yeterli olduğundan, ağlatma etkisinin de hayli güçlü olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>18. Grave of the Fireflies (1988)</strong><br />
Ağlak filmler listesinde bir animasyon! Olacak iş değil, diyorsanız bir daha düşünün derim. Animasyon manimasyon ama değme melodramlara taş çıkarır bu film. Konu, iki küçük çocuğun yine 2. dünya savaşı sırasında, ama bu sefer Japonya’da, hayatta kalma çabaları. Boru değil, animasyon deyip geçmemek lazım, ağır filmdir.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/grave-212x300.jpg" alt="grave" title="grave" width="212" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1063" /></p>
<p><strong>17. I am sam (2001)</strong><br />
Zeka yaşı 5 yaşında bir çocuğunki kadar olan bir babanın, kızının velayeti almak için çabalamasının öyküsü.  Sean Penn olsun, Dakota olsun, Michelle Pfeiffer olsun… Herkesin karşılıklı döktürdüğü bir film. Üstelik de Beatles şarkılarının günümüz sanatçılarınca tekrar yorumlanmasıyla yapılan soundtrack şahane. Her seferinde ağlatıcı etki.</p>
<p><strong>16. Stepmom (1998)</strong><br />
Sinematik değer olarak belki bu listedeki filmlerin bir çoğundan daha aşağılarda, belki biraz klasik Hollywood formullerine dayanan bir film hatta ama benim nedense çok sevdiğim bir film. Fena da ağlatır. Bir anne, iki çocuğu, eski kocası ve onun yeni karısı… Tatlı film ya bu.</p>
<p><strong>15. Joy luck club (1993)</strong><br />
Yine bir kadın filmi… Erkekler üzerindeki etkisini öngöremiyorum ama kadın iseniz, etkilenmemek zor. Amy Tan&#8217;ın romanından uyarlanan bu filmde Asyalı 4 kadının, sonraki jenerasyona kadar uzanan, genelde hazin öyküleri, bir anne-kız filmi. Çok dokunan, iç burkan o kadar çok ana sahiptir ki bu film, hangi birini yazayım.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/mpw-13867-200x300.jpg" alt="mpw-13867" title="mpw-13867" width="200" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1076" /></p>
<p><strong>14. Rain man (1988)</strong><br />
Jerry Maguire ile birlikte Tom Cruise’u bana sevdirmiş yegane iki filmden biridir efenim bu. Uyuz, iş adamı Tom abi ile otistik kardeşinin (Dustin Hoffman’dan oyunculuk dersi niteliğinde bir performans!) çıktıkları bir yolculuğun öyküsü, değişim ve  sevgi üzerine bir güzelleme. Müzikleri de unutlmaz soundtrack’lerdendir. Çok gözel filmdir.</p>
<p><strong>13. Shine (1996)</strong><br />
Gerçek hikayeler daha çok mu ağlatıyor nedir, yine öyle çok hüzünlü bir gerçek yaşam ile karşınızdayız. Baskıcı bir babanın ağırlığı altında ezilen bir piyanist, yaşadığı sinir krizi ve Rachmaninov. Çok pis ağlatır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/shine-202x300.jpg" alt="shine" title="shine" width="202" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1074" /></p>
<p><strong>12. Kramer vs. Kramer (1979)</strong><br />
Yine bir klasik geliyor efenim, Dustin Hoffman ile Meryl Streep karşılıklı coşuyor. Boşanmış bir babanın, çocuğunun velayetini alma savaşının anlatıldığı bu filmimiz, yürek burkan anlara sahip olmasıya bilinir.</p>
<p><strong>11. Legend of 1900 (1998)</strong><br />
Guiseppe Tornatore’den Cinema Paradiso’ya göre daha az bilinen, bir başka şahaser. Bir gemide yaşayan, hep orada yaşamış ve deli gibi piyano çalmayı öğrenmiş, nedense 1900 ismi takılmış bir adamın epik hikayesi… Çok güzeldir, çok. Şu anda D&#038;R’larda fırsat reyonunda, şiddetle tavsiye ederim.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/pianista-211x300.jpg" alt="pianista" title="pianista" width="211" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1062" /></p>
<p><strong>10. Central do Brasil / Central Station (1998)</strong><br />
İlk 10’a girerken, sanırım benim de en sevdiğim filmlere girmiş oluyoruz Misal Güney Amerika’dan gelen, bu az bilinen, şaheser film. Annesini kaybetmiş bir çocuk ve peşine takıldığı, sert mizaçlı bir istasyon görevlisinin sadece sonunda değil, film süresince sık sık ağlatan yolculukları. Seyretmediyseniz, mutlaka.</p>
<p><strong>09. Big fish (2003)</strong><br />
Tim Burton’un en en sevdiğim filmi değil sadece, hayatta en sevdiğim filmlerden de biri. Bir baba – oğulun hikayesi, fantastik bir macera, duygu seli, aşk, sevgi, dostluk, macera… Tekmili birden bu filmde. Öyle çok ağladım ki sonunda.</p>
<p><strong>08. One flew over the cuckoo&#8217;s nest (1975)</strong><br />
Oha. Çok aşırı sevdiğim bir film huzurlarınızda. Her şeyiyle mükemmel mi? Evet. Oyunculuk desen, e Jack Nicholson. Senaryo ise o biçim! Çok bayılıyorum bu filme. Bir akıl hastanesine gönderilen anarşişt ruhlu bir adam, hastalarla kurduğu dostluk, başkaldırı ve yenilgi. Çok seviyorum demiş miydim?</p>
<p><strong>07. Le grand bleu / Big blue (1988)</strong><br />
Ya ne çok severim ben bu filmi… Luc Besson’dan masmavi bir şahaser. Jacques Mayol ve Enzo Molinari… İki çocukluk arkadaşı, iki eski dost, iki süper dalgıcın öyküsü. Birbirleriyle yıllardır sürdükleri bazen sertleşen tatlı rekabet, aşk, deniz, ölüm, hüzün… Şiir gibi derler ya, ahan da o filmlerden.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/the-big-blue-c10045164-203x300.jpg" alt="the-big-blue-c10045164" title="the-big-blue-c10045164" width="203" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1061" /></p>
<p><strong>06. Terms of endearment (1983)</strong><br />
Bir anne-kız öyküsü daha. Dolayısıyla anneleri ve kızlarını derinden ağlatan bir film! Birbirinden çok farkli bir anne kız var karşımızda. Tatlı kaçık Shirley MacLaine ve düzenli, akıllı uslu kızı Debra Winger’ın yer yer fırtınalı ama hep sevgi dolu ilişkilerinin öyküsü. Öyle böyle değil, hıçkıra hıçkıra ağlatanlardan.</p>
<p><strong>05. Birdy (1984)</strong><br />
Alan Parker’ın en iyi filmlerinden biri. Vietnam sonrası iki arkadaşın orada yaşadıkları travmanın hikayesi. Savaştan biri fiziksel olarak yarlı, diğeri ise neredeyse aklını kaybetmiş olarak dönen bu iki arkadaşın iyileşme ve birbirlerini iyileştirme çabaları, geçmişe yaptıkları yolculuk, dostluk ve daha pek çok şey. İnanılmaz güzellikte bir film.</p>
<p><strong>04. Uçurtmayı vurmasınlar (1989)</strong><br />
Feride Çiçekoğlu’nun süper romanından şahane bir Tunç Başaran adaptasyonu. Kadınlar koğuşunda dünyaya gelmiş, şeker ötesi bir velet ve koğuştakilerle, özellikle de siyasi suçlularla kurduğu ilişki. “Ben işemedim, Miki işedi.” Çok ağlamıştım, çooook.</p>
<p><strong>03. The color purple (1985)</strong><br />
Spielberg’in bence en başarılı filmi budur. Zaten kendisi Alice Walker’ın Pulitzer kazanmış öyküsünden bir uyarlamadır, o yüzden senaryo ayrı bir şahaserdir. Başroldeki Whoopi Goldberg ise fantastiktir.14 yaşındayken tanıştığımız Afrikalı Celie’nin 30 yılını izleriz ve ırkçılık neymiş, kadın-erkek ayrımı neymiş öyle bi anlarız ki….</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/1985_the_color_purple.jpg" alt="1985_the_color_purple" title="1985_the_color_purple" width="350" height="537" class="aligncenter size-full wp-image-1075" /></p>
<p><strong>02. Muhsin Bey (1987)</strong><br />
Yavuz Turgul – Şener Şen işbirliği demiştik di mi daha önce bu listede? İşte efendim, olay budur. Eşkıya, Kabadayı, Gönül Yarası falan değil, Muhsin Bey. Uğur Yücel’in ne kadar şahane bir oyuncu olduğunu da bize gösteren film olmuştur bu eskiye bir ağıt niteliğindeki film. Bir Türk Sanat Müziği hocası ile, köyden gelmiş, güzel sesli öğrencisinin hikayesi… Yozlaşmaya karşı durabilenlerle, duramayanların çarpışması. Her seferinde ağlarım, sektirmişliğim yoktur. Bu filmi seyretmemiş olanları kınarım, hemen seyrettirim, sevmezlerse de ilişkimi gözden geçiririm. O kadar da sabit fikirliyim bu konuda.</p>
<p><strong>01. Dead Poets Society (1989)</strong><br />
Çok sevdiğim bir film ama evet, bu listede, özellikle de ilk 10’da daha çok sevdiklerim var ama konumuz ağlatmaksa, sanmıyorum ki herhangi bir film bunun üstüne çıkabilsin. Robin Williams’ı Robin Williams yapan film budur sanırım, zaten bu filmden sonra kendisi mütemadiyen diğerlerinden farklı, sürüden ayrılan, lider ruhlu adam rolleri oynamaya başlamıştır. Filme gelirsek, ne diyeyim, anlatılmaz yaşanır. Erkek-kadın ayırt etmeksizin ağlatır.</p>
<p><img src="http://www.maddebagimlisi.com/wp-content/uploads/2009/06/deadpoetssociety-228x300.jpg" alt="deadpoetssociety" title="deadpoetssociety" width="228" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-1064" /></p>
<p><em>Hemen notumu düşeyim, Lars Von Trier tarzı içimizi karartan, bizi depresyondan depresyona sokan filmleri özellikle almadım. Zira onları depresif filmler maddelemesi yapmayı düşünüyorum, ağlatanlar değil. Ne dediniz? Issız adam mı? Geçiniz!</em></p>
<p><em>Ayrıca, demokratik bir yazar olarak ve sonra gelecek &#8220;bu eksiiik!&#8221; tepkilerini engellemek üzere bu sefer, Friendfeed’de de insanlara fikirlerini sorduk, listede olmayan ve birden fazla oy alan popüler cevaplar şöyle: <strong>Selvi Boylum Al Yazmalım, Eternal sunshine of the spotless mind, The Fall, Great expectations, 7 Pounds, Mar adentro, Green mile, L&#8217;ours, PS I love you, Reign over me, Le Scaphandre et le papillon (The Diving Bell and the Butterfly), Scent of a woman, Los Amentos Del Circulo Polar (Kutup çizgisi aşıkları)</strong>… Tüm liste için <a href="http://ff.im/43HSh">tıktık</a>.</em></p>
<img src="http://www.maddebagimlisi.com/?ak_action=api_record_view&id=978&type=feed" alt="" />

<p>Bu maddeleri alan şunları da alabilir:<ol><li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-saglam-25-korku-filmi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En korkutucu 30 film&#8230;'>En korkutucu 30 film&#8230;</a> <small> Korku filmlerini sevmek enteresan bir şey. İnsan neden kendini...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-komik-35-film/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En komik 35 film&#8230;'>En komik 35 film&#8230;</a> <small> Komik filmleri seviyorum. Ama o osurdu, bu geğirdi tarzından...</small></li>
<li><a href='http://www.maddebagimlisi.com/en-beklenmedik-sona-sahip-25-film-istek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;'>En beklenmedik sona sahip 25 film (İSTEK)&#8230;</a> <small> Efenim yine bir sinema yazısı ve yine bir istekle...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.maddebagimlisi.com/en-suluzirtlak-40-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
