En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (40-30) 1. Bölüm…

{ Şub 17 2009 by miocaro }

———————–UYARI————————————–
Sayın ziyaretçi aşağıdaki yazıyı ancak ve ancak “kırk kırık küp kırkının da kulbu kırık küp”tekerlemesini bir defada yüksek sesle, hatasız söyleyebilirseniz okuyabilirsiniz. Çevrenizdekilerin ne düşündüklerine aldırmayın bu kadar. Deneyin lütfen. Kural Kuraldır Canım! Yok öyle spesifik bir nedeni. Başlık çağrışım yaptı sadece. Bunu gerçekleştirmeden okumaya kalkanlar hakkında yasal olmayan işlem yapılacaktır.
——————–UYARMADI DEMEYINIZ———————

Sevgili okurlar “neden Türk tatlıları kardeşim?” diye sorabilirler. Nedeni “sana ne be! çok seviyorum yazdım” değil elbette. Herşeyden önce okurlarımıza böyle hitap etmiyoruz. Ayrıca ben bu tatlıların çoğunu sevmem zaten. Türk tatlıları dememizin nedeni şövenizmden (chauvinism) ziyade kültürel bir paylaşım olsun, efendim tatlı yiyelim tatlı konuşalım gönüller şenlensin şeklinde bir yaklaşımdır. Hem ne günler torbaya girdi ne maddelerimiz tükendi, yemek sever bir maddeleme yazarı olarak daha pek çok müthiş tatlıyı, yemeği, içkiyi zaman içinde paylaşacağım. Bi sabırlı olun rica ederim. Şimdi sevgili okur, aşağıya geçip, 4 bölümde inceleyeceğimiz, kimileri binlerce yıllık tarihe sahip birbirinden güzel tatlıların keyfini çıkarınız. Hadi bakalım homini gırtlak pufidi kandil tumba yatak! Afiyet, bal olsun, yarasın.

40. Hoşaf, Kompostolar ve Şerbetler
Pek çok kaynak 3 tas has hoşafın aynı zamanda 3 tas hoş komposto olduğunu söylüyorsa da bundan emin olmak mümkün değil sevgili okur. İkisi de aynı şeyi mi refere ediyor ben bilemedim. Bilen varsa beri gelsin. Uzmanlar tartışa dursun biz konumuza dönelim. Hoşaf ve kompostolar elma, kayısı, portakal, vişne, üzüm, erik gibi meyvelerin karanfil, tarçın gibi baharatlarla pişirilip, soğutularak yapılan tatlılarımızdır. Sulu ve tanelidirler. İlginç olan bu tatlıların yemek sonrasına saklanmadan ana yemeğin yanında gayet güzel tüketilebilmesidir. Hayal ediniz sayın okur, midyeyi yerken bir yandan da ağzına creme brule atsanız ne olur? Iyi olmaz tabi. Ama şöyle nefis bir komposto yanında da pilav! Ye ve karnında yat. (Fotograf: birtabak)


Bir de şerbetlerimiz var. Şerbetlerin neden hoşaf ve kompostolarla takıldığını sual ederseniz, hoşaf ve kompostolara da genellikle şerbet muamelesi yapıp suyunu içip tanelerini bırakanlara sorunuz derim size. Yine meyvelerden elde edilen, gül yaprakları ve baharatlarla şenlendirilen şerbetlerimiz aynı zamanda şurupların suyla seyreltilmesi ile de yapılır. Yüzlerce çeşidi olan ferahlatıcı özellikteki şerbetler bize de Arap medeniyetinden geçmiştir. Arapça Şariba kelimesi bize gelmiş şerbet olmuştur. Bizden de misal ingilizler almış sherbet demişler. Olur böyle şeyler durmamak gerek üzerinde. Önemli olan şerbetlerin nişan, düğün, doğum gibi güzel zamanlarda seramoninin bir parçası olması, ağızları tatlandırıp iyi dileklere vesile olmasıdır.

39. Helvalar
Efendim helva diyince binlerce çeşidi var hangi birini sayayım; Çarşı helvaları, kudret helvası, irmik helvası, pekmez helvası, peynir helvası, un helvası, gaziler helvası. Yeme meraklısı bir millet olarak her bahaneye bir yemek türetmişiz. Doğumdan ölüme, askere giderken, okula başlarken, ev sahibi olunduğunda, okul bitince, kuzular sütten kesilincehayırlara vesile olsun sayın okur, çeşit çeşit helvalar pişirilmiş. Tombiş tombiş teyzeler türemiş haliyle. İslamiyette 3 aylar olarak bilinen (Recep, Şaban, Ramazan) aylar, hergün sabırla, kısık ateşte helva pişirilip konu komşu ile paylaşıldığı zamanlarmış eskiden. (Fotoğraf: wikipedi)


38. Şekerleme, Lokum ve Ezmeler
Badem Şekeri, Akide Şekeri, Horoz Şekeri, Peynir Şekeri, Badem Ezmesi, Fıstık Ezmesi say say bitmez. Her biri ayrı birer öyküye sahip bu tatlılardan misal Akide şekeri Osmanlı mutfağının en eski şekerlemelerinden biri olarak yeniçerilere ulufe törenlerinde dağıtılırmış. Askerlerin padişaha memnuniyet ve bağlılığını gösteren bir sözleşmenin nişanesi olarak. Lokumlar ise boğaz rahatlatan anlamına gelen rahat ul-hulküm adından türemiş, doğal ve sağlıklı bir besin kaynağı olarak bilinmekteler. 18.yydaki gezgin bir ingiliz sayesinde evropalarda “Turkish delight” olarak tanınmaya başlayan lokumların günümüzde yabancı memleket ziyaretlerinde gerek iş partnerlerine gerekse yıllardır yaban illerde yaşayan akraba, tanıdığa duty-freeden alınıp götürülen binbir çeşidi mevcuttur. (Fotoğraf: Salih Ünver)


Kimilerinin çocukluk anılarının başrol oyuncusu horoz şekerleri, düğünlerde dağıtılan badem şekerleri, bayramlarda Türk kahvesi ve çeşit çeşit likörlerin eşlikçisi nesif badem ezmeleri, ne kadar yeseniz o kadar az gelen fıstık ezmeleri hiçbirini düşünmeden edemiyorum. Hepsi, son zamanlarda bulaşıcı hastalık misali rejime giren, spor salonlarına koşturan arkadaşlarım yüzünden aklıma geldi sayın okuyucu. Rica ederim anlayış gösterin.


37.
Meyve Tatlıları
Sonbaharın habercisi kabak tatlısı, biraz geçince üstünden sofralara gelen ayva tatlısı, cevizle doldurulmuş incir dolması, Malatya ilimizin (vatani görevim nedeniyle gitmiştim. Mişmiş de deniyor kayısıya. Kayısı dönerini deneyiniz. Çin kökenli bir meyve olan kayısının Araştırma ve İnceleme Merkezi bile var İnönü üniversitesinde. Çok da faydalı bir besin tavsiye ederim) nefis kayısılarından yapılmış yine cevizle doldurulmuş kayısı dolması olmadan hayatın ne anlamı var? Can boğazdan gelir canım, olacak iş değil. (Fotograf 1: damak.net, Fotograf 2: tameralkan)


36.
Pelteler
Peltelerden halk arasında en çok bileneni Portakal Peltesi, soğuk algınlığına da iyi geliyormuş bir rivayete göre. Adından da anlaşılacağı gibi portakal, mandalina, vişne, limon, elma vb. meyvelerin peltesinin çıkarılması ve nişasta eklenerek muhallebi kıvamına getirilmesi esasına dayanıyor bu tatlılar. Üzerini ise türlü çeşit malzeme veya kullanılan meyvenin reçeli ile süslemek mümkün. (Fotoğraf: e-lezzet)


35. Kereviç (veya Kerebiç)
Efendim, vatani görevlerimden biri esnasında Mersin’de görüp alıp, onca uçak ve otobüs seyehati boyunca taşıyıp bir tanesini bile yiyemediğim atom bombası etkili bir tatlı olan kereviçin muhteviyatı un, irmik, katı yağ, süt, tahin, susam, pekmez içermekte. Hatay, Mersin, Antep illerimizin bu güzel tatlısının içine bir de isteğe göre, ceviz, antep fıstığı vb. konabiliyor. Bu bölgede ramazan aylarına özel bir tatlıyken yerli turistler yüzünden her mevsim yapılır satılır olmuş. Kereviçin bir de üstüne servis sırasında bezeye benzer ancak krema kıvamından çok tatlı köpük adı verilen bir malzeme ekleniyor (Antakya’da bir ağacın kökünden yapılıyormuş.) ki bir tane yiyip bir gecede aya kadar yürüyenler olmuş. Ben görenlerin yalancısıyım. (Fotoğraf: Cafe Fernando)

34. Tatlı Sucuk
Beypazarı bölgemizde yoğunlukla üretilen, üzüm ve cevizin lezzetli karışımı olan tatlı sucuklarımızın bildiğimiz sucukla tek alakası şekilsel bir benzerliktir. Cevizli sucuk olarak da bilinen bu enerji yiyeceğinin içinde su ve şeker yoktur. Beypazarı diyorum diye bir okuyucu çıkar da “yok şuranındır” derse hiç iddialı değilim boş yere celallenmeyin. Kaynak ne diyorsa onu diyorum. (Fotoğraf: beypazari.spacespa)

33. Kadıhanı Tahinli Pidesi
Konya’nın Kadıhanlı ilçesinin tahinli pidesi bir başka güzelmiş, ve o da Ramazan ayına özel bir tatlıymış zamanında. Bildiğimiz pide hamuruna bolca tahin ve içine de ceviz eklenip tereyağ veya kaymakla keyfine keyif katılan bu pidemizi artık yurdun dört bir yanında denemeniz mümkün. Ancak bence bi zahmet kalkın gidin yerinde yiyin. Hem hareket olur.32. Kaymaklı Elmasiye
Jelatinle, yumurta beyazı, limon suyu ile pişirilerek yapılan bu tatlıyı denemedim hiç ve ben çok seviyorum hepsini isterim diyene de arıza çıkarmam. Dondurulduktan sonra kaymak eklemeyi unutma derim sadece.31. Pişmaniye
Helvalar maddesinin bir üyesi sayılabilecek olan pişmaniye tren yolculuklarında gece yarıları bölünen uykuların biricik sorumlusudur. Kocaeli ilimizde şenlikleri bile yapılan bu tel helva Fatih’in İstanbulu fethi öncesinde, soğuk kış günlerinde can sıkıntısından (internet yok tabi o yıllarda) yapacak iş arayan ev ahalisinin zahmetli bir uğraş bulma çabalarıyla ortaya çıkmıştır. Yapılışı o kadar zahmetli ki yapan pişman olduğundan adı pişmaniye kalmıştır. Sonraları saraya da gelen bu tatlının adı saray tatlısı olmuş. Ne de olsa saraydakiler pişman değiller yedikleri için. Bu yapanların sorunu. Pişmaniyenin Eskişehir’in met helvası ve Kastamonu’nun çekme helvasıyla yakın akrabalığı vardır. (Fotograf: kocaeli)

30. Lokma
Pişmaniye sonradan saraya girmiş bir tatlıyken lokma tersine saray mensubu bir tatlıdır. Halk arasına karışınca da ortası delinmiştir neden bilinmez. Sünnetlerde sıklıkla dağıtılan lokma İzmir ilimizle özdeşleşmiştir efendim. Afiyet olsun. (Fotograf: teatime)

En paylaşımcı insan benim diyene:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • email
  • FriendFeed
  • Identi.ca
  • LinkedIn
  • Live
  • MySpace
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Diigo

Bu maddeleri alan şunları da alabilir:

  1. En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (29-20) 2. Bölüm…
  2. En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (9-1) 4. ve Son Bölüm…
  3. En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (19-10) 3. Bölüm….
  4. En iyi 10 İstanbul dönercisi…
  5. En iyi 10 facebook platformu…


2 Yorum to “En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (40-30) 1. Bölüm…”

  1. Eskiden oturduğumuz evin yakınında pişmaniye imalathanesi vardı. Nasıl yapıldığını cama yapışık izlerdik, şimdiye nazaran ne çok insan çalışıyormuş o dükkanda yeni farkediyorum. Zamanla imalathaneler kapandığı için insan ha deyince heryerden pişmaniye alamıyor. İzmit’te isim yapmış ve güvenilr sadece Can pişmaniyeleri vardır.

  2. Ben de bir belgeselde izlemistim nasil yapildigini. gercekten emek istiyen sabir isi. pekcok sey gibi o da fabrikasyon oldu bildigim kadariyla. makinalar yapiyor…

Yorum yapın

Additional comments powered by BackType