En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (19-10) 3. Bölüm….
19. Baklava
Efendiiiim geldik listemizin önemli isimlerinden birine. Baklava dedik mi akan sular durur bu memlekette. Her zevke uygun binbir çeşidi ile Bayramların vazgeçilmez ikramı, her iddia kazananın yegane ödülüdür o. İncecik yufkaların arasına ceviz, antep fıstığı, fındık konularak fırınlanan ve üzerine şerbet dökülerek yeme de yanında yat lezzet seviyesine ulaşan baklava her kendini bilenin, lezzetten anlayanın rüyasına girer. Baklava sözcüğü Eski Türkçe’de baklağu, baklağı olarak geçer. Moğolca ‘bağlamak, sarmak’ anlamına gelen baγla- sözcüğünün üstüne Türkçe fiil eki -v getirilerek türetilmiş olabileceği ihtimal dahilindedir. Kelimenin Arapça bakla kelimesi ile bir ilgisi yoktur. Bazı kaynaklar Yunanlı bir tatlı olduğunu öne sürse de bu kaynakların baz aldıkları bu tatlılarda hamur yoktu, fındık ve bal karıştırılarak yapılıyordu. Yalan dolan yani. Baklavanın aidiyet karmaşası işte bu yazıda son bulmuştur sayın okuyucu. Bizim tatlı canım bu. Afiyet olsun kendi malınız gibi yiyebilirsiniz. (Fotograf: wiki)
18. Kadayıf
Kadayıf ya da tel kadayıf yapılırken izlemesi pek keyifli bir tatlımızdır. Hamurunun yoğrulmasından değil, tel tel yapılma işleminden söz ediyorum. Kadayıf kelimesi Arapça, kadife sözcüğünün çoğuluymuş ve pekçok politikacının da kullandığı bir sözcük olmuş zaman içinde. Güneydoğu Anadolu bölgesine has bir tatlı olan kadayıfın da çeşitleri mevcuttur. Yassı kadayıf olarak bilinen ekmek kadayıfı da vardır ancak bu tel kadayıftan ayrı bir çeşittir, bildiğiniz ekmek gibidir. Kadayıfın içine de yine ceviz, fıstık, fındık eklenir ve yine fırınlanıp şerbetlenerek servis edilir. (Fotoğraf: oktayustam)
17. Künefe
Henüz bir lisans öğrencisiyken, Kıbrıslı bir arkadaşımın yoğun künefe krizleri sonucu tadına bakmış olduğum bu tatlı kadayıfın çekirdek ailesi üyesidir. Kadayıftan farkı ise içine konulan tuzsuz peynirden kaynaklanmaktadır. Kaynak demişken künefenin üstüne kaymak da koyarsanız zevkten dört köşe olmanız işten bile değil, tavsiye ederim. (Fotograf: wiki)
16. Nevzine
Kayserinin en meşhur tatlısını kayseriye gitmiş bir insan olarak denemedim sayın okuyucu. Bunun hesabını da Meltem’e sorucam tabi. Tahinli, pekmezli, tereyağlı ve cevizli bir tatlı olan nevzine, tüm malzemelerin birlikte yoğrulup hamur haline getirilmesi, çatal yardımıyla şekillendirilmesi, fırınlanması ve şerbetlenmesi ile hazır hale geliyor. Afiyet oluyordur herhalde ben bilemiyorum Meltem! (Fotograf: yemeicme)
15. Sarığı Burma
Bayramların vazgeçilmez tatlılarından bir diğeri olan sarığı burmanın adı sarığı burma şeklindeki biri tarafından icad edildiğinden değil, öyle bir benzerlik ilişkisi kurulduğundan böyle kalmıştır. Kapadokya’nın Gülşehir mutfağında ortaya çıkmış olan bu tatlıya kimi yerlerde “sigara” tatlısı diye isimlendirilmiş, ancak bu isim aklı karışık zihinlerde sigara iç sigara iç diye algılanır korkusuyla yasaklanmıştır. Sarığı burma olsun, alkolden sigaradan uzak dursun. Bu güzel tatlımız incecik yufkaların arasına ceviz atılıp, oklavaya sarılıp iki taraftan tutulup büzülmesiyle oklavadan çıkarılıp tepsiye yerleştirilir. Fırınlanır, soğuduktan sonra üzerine sıcak şerbet dökülür afiyetle yenilir. (Fotograf: zehra50)
14. Kemalpaşa Tatlısı
Kemalpaşa tatlısının asıl adı Gulab jamun (gool-aab jaa-mun) veya gulab jambu. Nasıl bu ad zaman içinde değişerek Kemalpaşa tatlısı olmuşsa, herşey öyle değişir sayın okur. Sanma ki sonsuza kadar kalıcısın bu alemde. Yok öyle bişey. Bursa, Mustafakemalpaşa ilçesinden ütm Türkiye’ye yayılan bu tatlı, süthanelerde üretilmektedir. (işte şimdi konuşmaya başladık, zira ben sütlü tatlılara bayılırım). Bulgaristan’dan göç eden muhacirler tarafından getirilen tatlımız yoğunlukla Ramazan ayına özel bir tatlıymış zamanında. Bu arada Kemalpaşa tatlısı hem sütlü hem de şerbetli tatlı klasmanında. Marketlerde paketli olarak bulabilir, sütlü bir şerbet hazırlayıp üzerine dökebilir ve evinizde afiyetle yiyebilirsiniz. (şerbetin sütle hazırlanması tamamen benim fikrim orjinaliyle ilgisi yok) (Fotograf: illedeyemek)
13. Güllaç
Süt ve gül suyundan yapılan güllaç, ramazam diyince akla gelen ilk tatlıdır. Osmanlı’da halk mısır nişastasından yufka açıp stoklar ve havayla temas halinde olduğu için kuruyan bu yufkaları süt ve şekerle ıslatıp yermiş. Bir gün bir hınzır bu karışımın içine gülsuyunu da eklemiş ortaya “güllü aş” çıkmış. (aaaaa sütlü aş –> sütlaç!! buna daha gelicez. şimdi değil. sakin, sakin…) Denenmiş ve beğenilmiş her lezzet gibi güllaç da sarayın yolunu tutmuş zaman içinde.
Güllaç yaprakları, suyla karıştırılan mısır nişastası ve unun tavada pişirildikten sonra kurutulmasıyla yapılıyor. Yaprakların hafifliği güllaçın kalitesinin işareti. Ağırlık artarsa güllaç lapalaşıyor, azalırsa kırılıyor. Güllaç yaprakları tam 2 yıl kullanılabiliyor. Hatta abartmıyorum rutubetsiz ve güneş almayan bir ortamda 10 yıl bile saklayabilirsiniz bu yaprakları benden söylemesi.
Güllaç yaparken şekerle kaynatılan sütü ılıtıp, beyaz yapraklar üzerine teker teker döküyoruz. Araya ceviz, badem, fındık yerleştiriyoruz. Güllaça adını veren gülsuyu bence biraz tadını ağırlaştırıyor. Onun yerine nar kullanmak hiç de abesle iştigal değildir sayın okur. Uzmanlar içerdiği protein, B ve E vitaminleri nedeniyle güllacın bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini, bu vitaminlerin sakinleştirici ve stresi azaltıcı etkileri olduğunu belirtiyorlar. (Fotograf: cafefernando)
12. Gebol
Yozgat’a ait bir hamur tatlısı olan gebolun hamurunun ortası açılıyor ve içine pekmek-tereyağ karışımı dolduruluyor ve gönül rahatlığıyla kollestrol bombası olarak kullanılabiliyor.
11. Keşkül
Tatsus ve Mersin tatlısı olan Keşkül, muhallebi gibi pişirilir. (seni gidi uyanık okur seni, evet yavaşça konumuz sütlü tatlılar oluyor. evet onları sona sakladım:) Süt, dövülmüş badem, şeker ve pirinç unu ile pişirilir. Kaynama sona ererken sütün içinde hindistancevizi tozu dökülür. Kaselerde servis edilen keşkülün üzeri badem, fıstık vb. ile süslenir. Afiyet garantili bir tatlımızdır. (Fotograf: cerkezkizi)
10. Muhallebi
Sakızlı muhallebi, su muhallebisi, gibi binbir çeşidi bulunan muhallebinin “muhallebi çocuğu” diye bir benzetmesi bile var. Süt ve pirinç unu ile pişirilen, kaselerde soğutularak servis edilen muhallebinin besleyici bir gıda olması nedeniyle, bebeklere yedirilmesi bu benzetmenin ortaya çıkma nedenidir. Muhallebiyle büyüyen ile bu bebekler, serpilip birer sevgili edindiklerinde sevgililerinin elinden tutup yine bir muhallebiciye gitmiş, efendim buralarada tatlı yiyip tatlı tatlı gelecek hayaline dalmışlardır. Bu bebekler yaşlandıklarında da “yine muhallebi yiyip, tey tey! nerede o eski muhallebiler!” diye söylenip aksilik etmektedirler.(Fotograf: devletsah)
Bu maddeleri alan şunları da alabilir:
2 Yorum
to “En Yenilesi 40 Türk Tatlısı (19-10) 3. Bölüm….”
Additional comments powered byBackType










Maddebagimlisi.com'da; madde madde listeler, geri sayımlar yapar, en iyileri, en kötüleri ve daha pek çok şeyi sıraya dizeriz. Belli bir konumuz yoktur, her şeyi hedef alırız. Hatta
Kemalpaşa tatlısının adlı, Kemalpaşa peynir tatlısı mı peynirli tatlısı mı, peynirli tatlı mı ne olarak tescillenmiş ama.. Bilmiyorsan ahkam kesmeye girişmemek lazım.
aycan, yazarimiz burda bu tatlinin cooook eskiden gelen kokenlerinden bahsediyor, tescillendigi addan degil. hem peynirli olsun ya da olmasin, siz neden sinirlendiniz, anlayamadim ben pek. ahkam kesme gibi laflar filan?