En Madde Bağımlısı 10 Chicago Maddesi
Evet evet biliyorum sayın okuyucu, uzun bir ara oldu ancak bir yandan yaz rehaveti, bir yandan maddenin taşınma işleri derken işte koskoca Temmuz ayı da kaynadı gitti arada. Ve zaman ne kadar hızlı geçiyor farkettiniz mi? (ehehehe) Maddedeki ilk yazımı (ilk ve son olacaktı hesapta. plan yapmayın boşyere, hayat süprizlerle dolu) hatırladım. O yazıdan beri böyle bir maddeleme, madde yazma baskısı var üzerimde inanın, hayırlara vesile olsun. Neyse efendim yazımızın konusu Chicago. En yaşanılası şehirler isteğini maddelerken Chicago’yu eklememiştim. Yaşanılası bir şehir olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim artık. Buyrun bir madde yazarının objektifinden Amerika’nın rüzgarlı şehri Chicago.
Not. İstekleri unutmadım elbette sevgili Devletşah’ın Chicago’da çekilmiş filmler isteği ve Burak Bayburt’ludan gelen Amerikalıların en sevdiği 10 şey isteği peşisıra geliyor.
10. Sears Towers

Efenim, gökdelenler şehri güzel Chicagomuzun en yüksek binası olan Sears Towers 110 katlı. Sears şirketinin isim hakkı 2003′te bittiğinden bina artık Willis kulesi olarak anılıyorsa da ben hörmetten Sears Towers diyorum. Uzun bir sıranın (beklerken size komiklikler yapan sempatik görevlileri de analım buradan) ardından asansörlerle çıktığınız en üst kattan bütün Chicagoyu görüyorsunuz hava açıksa şayet. Chicago gördüğünüz gibi dümdüz bir alana uzanmış yatıyor Michigan gölünün güney batı kıyısında, o kadar düzenli bir şehir ki kaybolmak için özel çaba harcamanız gerek. Ben bile kaybolamadım ki kendi etrafımda döndüğümde yüksek potansiyel arzediyorum esasen. Bu düzenin bir nedeni büyük Chicago yangını, bu büyük yangında bütün binalar yandığından State ve Michigan bulvarlarının kesistiği noktayı başlangıç alıp bütün şehri yeniden planlayarak kurmuşlar. Bir felaketten şehircilik harikasına yolculuk. Biz de bir gün felaketlerimizden harikalar yaratırız umarım.
(uzun cümlelerimden kurtulmak için nasıl bir çaba içindeyim bilseniz hayretler içinde kalırsınız sayın okuyucu. sırf sizin gül hatrınız için yapıyorum bunu. yok uzun yazılar okunmuyor aman vakit harcamayalım. hayır hızlı iletişim çağındayız diye bloglarda neden kısa yazmamız gerek onu anlamış değilim. neyse okuyucu velinimetimizdir tabi. çemkirmeyeceğim).
9. Havası, suyu

Chicago pek çoğunuzun da bildiği gibi rüzgarlı şehir olarak anılıyor. Bu ismi almasının nedeni gökdelenlerin oluşturduğu hava koridorları desek yok canım New York daha rüzgarlıydı derim size. Peki neden rüzgarlı şehir diyorlar sayın okuyucu? Chicago diyince ilk aklınıza gelenler neler mesela? Chicago filmi, Chicago grubu (caz-rock grubu, hala dinliyorum tavsiye ederim), Gansterler, Caz, Michael Jordan (ve Chicago Bulls), gökdelenler, Obama? Ne alaka demeyin rica ederim, Amerika’nın bu 3. büyük şehri politik olarak oldukça hareketli bir şehir. Rüzgarlı şehir buradan geliyor. Bu gerçeği de açıkladıktan, detayları sizin internet dedektifi kişiliğinize bırakarak turumuza geri dönüyoruz efendim.
8. Michigan Gölü

Bu harika göl ve gökdelenlerin birlikteliği bence şehrin en güzel manzarasını oluşturuyor sayın okuyucu. Gölün adının Kızılderili dilinde büyük su anlamına gelen Mishi-gami’den geldiğine inanılıyor. Bana mantıklı geldi sizi bilemeceğim. Göl, aynı zamanda Michigan eyaletine ve Chicago’nun en ilgi çekici, güzel markalarının, mağazalarının bulduğu bulvara da adını vermiş. Michigan gölü, Amerika’daki 5 büyük gölden biri ve tamamı Amerika sınırları içinde. Bu gereksiz ve sıkıcıyı bilgiyi de verdikten sonra sıradaki maddemize geçiyoruz.
7. Hyde Park

Her heyecanlı yolcu gibi ben de Amerika seyehati öncesi güzergahla ilgili araştırma yapıp, görülmesi gereken yerleri listelemiştim. Google mapsten yerlerini bulup ulaşım olanaklarını araştırmıştım. İşte bu listede, şehir merkezine en uzak görünen hedef Hyde parktaki Art Center idi. Adı sizi yanıltmasın Hyde park bir parkın değil bir bölgenin adı. Uzun otobüs yolculuğu sırasında hangi durakta ineceğimizi sorduğum sevimli kadın “benimle gelin, orada çalışıyorum üstelik bir serginin açılışı var birazdan” cevabını verince günümüz daha da renklendi tabi. Art Center küçük ama çok keyifli bir yer. Sergi de, açılıştaki deneysel (Afrikadan gelen özel bir baharatla pişirilen) pancake’ler de nefisti.
6. Mimari

Düzenli şehrimiz Chicago’da gökdelenler harika bir uyum içinde yanyana şehri süslerken Frank Lloyd Wright gibi ünlü mimarların önemli eserleri de bulunmakta. Frank’in Robie evini Chicago’da görme fırsatım olmadı ancak şans işte New York’ta Guggenheim’ın 50. yılı nedeniyle açılmış olan Frank Lloyd Wright sergisiyle tüm eserlerini görme fırsatım oldu. Hatta müzedeki medya salonunda gösterimde olan ropörtajını da izleyip bir mimarın, günlük hayattan politikaya kadar pek çok konudaki fikirlerini kendi ağzından öğrenmiş oldum.
Chicago’ya geri dönecek olursak Hyde park civarındaki evleri çok sevdim doğrusu. Lakin şehir merkezine kıyasla daha mütevazi hayatlara ev sahipliği eden bu evlerin büyük çoğunluğu bakımsızdı.

5. Müzeler

Sayın okuyucu bir gün Chicago’ya yolunuz düşerse ve şehrin sokaklarını, göl kenarını, caz barlarını, bulvarlarını yeterince tavaf ettiğinize kaanat getirdiğiniz bir anda şeytan doldurup da hadi müze göreyim derseniz size öncellikle Shedd akvaryumu tavsiye ederim. Daha sonra Hyde parktaki Science and Industry müzesi geliyor (Harry Potter’daki arabayı bile görebilirsiniz yeminle). Ve tabi ki “sevimli” dinazorumuz Sue’nun evi Field Museum. Dürüst olmak gerekirse Chicago’da bu müzeler dışındaki müzeler biraz hayal kırıklığı oldu benim için. Ama tabi ne de olsa yeni bir kıtadayız, Avrupa’daki müzelerin muhteviyatıyla kıyaslayacak kadar gaddar değiliz di mi?
4. The Magnificent Mile

Bu maddemiz isminden de anlaşılacağı gibi öyle bir mil (uzaklık ölçü birimi) hayal ediniz ki; birbirinden lüks markaların mağazaları, alışveriş merkezleri, iddialı restoranları, iş ve ticaret merkezleri ve tabi ki rengarenk gece hayatından ibaret olsun. İşte karşınızda ihtişamlı, görkemli muhteşem The Magnificent Mile; Michigan bulvarının, Chicago nehrinden Oak sokağına kadar olan en kalabalık ve renkli bölümü.
3. Şehir Hayatı

Şehrin düzeni şehir hayatına da yansımış efenim. Chicago çok güvenli bir şehir, gecenin bir körü sokaklarda istediğiniz kadar yürüyün hiç kimse sizi rahatsız etmiyor. Her büyük şehir gibi Chicago’nun da kozmopolit bir yapısı var. Greek town, Little Italy ve China town aynı zamanda gezilip görülesi turistik mekanlar. Motorola, Boeing, McDonalds gibi önemli markaların merkezleri de Chicago’da ekonomik anlamda da söz sahibi dolayısıyla bu güzel şehrimiz. Ulaşım çok rahat ve elbette gelişmiş bir toplu taşıma ağına sahip. Blue line favori tren hattım mesela. Trenlerin şehir içinde yolların üstünden geçiyor olması çok gürültülü de olsa mimariye farklı bir duygu katıyor. Nasıl anlatsam bilemedim. Gotham City desem, Batman desem belki biraz hissettirmiş olurum sizlere.

2. The Crown Fountain

Aşağıda millenum park var bunu neden ayrı madde yaptın diye sakın ukalalık yapmayın sayın okuyucu zira interaktif dediniz mi akan sular durur benim için. İspanyol Jaume Plensa tarafından tasarlanmış olan bu harika etkileşimli oyuncak cam bloklardan, LED ekranlardan yapılmış. Bu yüzeyde Chicago şehir halkının portreleri video olarak görüntülenmekte (1000 Chicagolunun portresi). Portreler hareketli ve zaman zaman ağızlarından su akmakta. Su gerçekten akıyor gördüğünüz gibi. Bu da akan hayatı simgelemekte.

1. Millenium Park

Chicago’da görmeyi en çok istediğim yerlerden biri belediye başkanı Richard M. Daley tarafından şehre armağan edilen millenium parktı. Beklediğim kadar güzel bir yer pek sevgili okuyucu. Metalle yeşil, konser alanından (Jey Pritzker Pavyonu), köprülere, aydınlatma elemanlarına kadar her detayda ancak bu kadar uyum içinde olabilir. Parktaki her alan, her detay ziyaretçileri için tasarlanmış.

Bu maddeleri alan şunları da alabilir:
18 Yorum
to “En Madde Bağımlısı 10 Chicago Maddesi”
Additional comments powered by BackType



Maddebagimlisi.com'da; madde madde listeler, geri sayımlar yapar, en iyileri, en kötüleri ve daha pek çok şeyi sıraya dizeriz. Belli bir konumuz yoktur, her şeyi hedef alırız. Hatta
harika olmuş cicimmm, eline sağlık
This comment was originally posted on FriendFeed
harika olmuş cici
This comment was originally posted on FriendFeed
teşekkür ederim. bi kez yazı uçtu, sonra da fotograflarımın oldugu disk ama sonunda yayınlandı. mucize gibi adeta
This comment was originally posted on FriendFeed
Garnett isimli bir patlamış mısırcı vardı, ilk 10′a girmese bile kesinlikle bir madde teşkil eder. Önünde 45 dakika bekleyip de mısır aldıgımı hatta Türkiye’ye bile getirdigimi bilirim
This comment was originally posted on FriendFeed
ebru eline sağlık
devletşah’ın şikagolu filmler isteğine ben de hallenmiştim, sen yazdın mı onu?
This comment was originally posted on FriendFeed
Tolga Ozek, evet ama o başka bir maddelemenin konusu lütfen karıştırmayalım, istekler var zira
. peynirlini sevmedim, yağlı olan yağlıydı adı üstünde, ama karamellisi favorim. Diğer Tolga
yazısı hazır ama istersen sana bırakayım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Tolga Ozek, evet ama o başka bir maddelemenin konusu lütfen karıştırmayalım. peynirlini sevmedim, yağlı olan yağlıydı adı üstünde, ama karamellisi favorim.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ben de unuttun sanmistim
cok guzel…
This comment was originally posted on FriendFeed
Aşkolsun
unutur muyum?
This comment was originally posted on FriendFeed
Yok Ebru hazırmış yazısı yayınla sen, ben başka başlık alırım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Devletşah, bu yazı da senin isteklerindendi. Belki diğer şehirleri de böyle maddeleriz artık
This comment was originally posted on FriendFeed
sirkeci orda bin tane istek madde var sırada bekleyen, bi bak bakayım
This comment was originally posted on FriendFeed
Ebru ne güzel anlatmışsın, Chicago’ya ilk gittiğimde kendimi tam olarak bir amerikan romantik komedisinin ortasında hissediyordum. Parklarda her an yanımdan köpeğiyle koşan bi Meg Ryan geçebilirmiş gibi. Başta çok ısınamamıştım, çok ‘amerika’ gelmişti bana, ama Chicago tam olarak yaşadıkça daha çok sevilen ve bağlanan bi şehir. Amerika’nın en yaşanılası şehirlerinden biri diye düşünüyorum. Örneğin New York’ta gezilir, eğlenilir ama yaşamak için belki tercih etmezdim.
This comment was originally posted on FriendFeed
Eda, teşekkür ederim. Biraz kişisel tabi bakış açısı ve New York’un yer ayrı ama Chicago gerçekten 1-2 yıl yaşamak isteyeceğim bir şehir.
This comment was originally posted on FriendFeed
tabii kişisel canım:) belki de NY’de yaşama fırsatım olsa orası cazip gelirdi bilemiyorum, orası da çok büyüleyici. Ama Chicago dediğim gibi daha bir Bursa. NY de İstanbul:) Bazen insanlar İstanbul’u sevmesine rağmen Bursa’yı daha yaşanılası görür ya öyle bir şey herhalde:)
This comment was originally posted on FriendFeed
evet ben de ankaraya benzetecektim
daha düzenli olmasından mı yoksa çok sevdiğim filmlerin seti olmasından bilmiyorum ama daha farklı bir aurası var.
This comment was originally posted on FriendFeed
di mi?:) o filmleri izlerken insan bi garip oluyor. Bu arada Ankara çok daha doğru bi benzetme olmuş, Bursa değil, o kadar da değil:D
This comment was originally posted on FriendFeed
filmlerin etkisi cok fazla. batmani aradı gözlerim chicagoda geceleri
This comment was originally posted on FriendFeed