En klişe 10 ÖSS şeyi…

{ May 07 2009 by konuk maddeciler }

MADDELEYEN: Flying Dutchman

ÖSS. Hayat yazılı veya yazısız bir dolu sınavla dolu. Yazılı olanlar 5-6 yaş gibi başlayıp ölene kadar devam eder onu biliyorum. Ama şu 3 harf kadar hazırlanma evresinin bu kadar uzun olup, sonucunun bu kadar belirsiz olduğu ve insan hayatını bu derece etkileyen bir sınav bilmiyorum. O derece etkiliyor ki bitirdiğiniz anda yaşadığınız onca şeyden kurtulup bambaşka bir ruh haline bürünüyorsunuz. Bu haliyle askerliğe benzetirim biraz. Bitene kadar “ah bir bitse neler yapıcam” diye deli olursunuz, günler geçmez, sonra kışladan çıkıp bir geriye bakarsınız ki, “ee bitti işte şimdi….yoksa o kadar da çekilmez değil miydi…?”. O tabi yaşanan rahatlamadan ileri gelir, benim sevdiğine duygularını açamayan gençlere tavsiyem bunu üniversite sınavından çıktıktan 2 dakika sonra yapsınlar. Tabula Rasa’ya dönüyor çünkü beyin o anda. Ne yazsanız kalacak. Üniversite sınavını mümkün olduğunca büyütmemeye veya küçümsememeye çalıştım. Sadece son sene kendimi kastım, sosyal hayattan kendimi kısıtlayacak hiçbir şey yapmadım, sınava girdiğimde birçok konuyu tam olarak bilmiyordum. Kendimi kasıp 1 yıl boyunca eve kapansaydım muhakkak daha prestijli bir üniversiteyi kazanırdım ama şu anda içinde bulunduğum duruma baktığımda o zamanki tavrımdan dolayı hiç pişman olmadığımı anlıyorum. Dolayısıyla blogun üniversite sınavına girme çağı gelen okuyucularına tavsiyemdir. Sınava haddi kadar önem verin. Zaten göreceksiniz ki üniversite mezunu ile olmayanları ayıran bu sınav, insan kalitesi açısından kimseyi birbirinden ayırmıyor. Hiç unutmam bizim Mehmet “üniversite mezunu olmayanları üniversiteye almayacaksın” derdi…Haklıydı da…O kampüsten içeri girince Ari ırkın bir parçası olmuyorsunuz. Peki nesi güzel? Sınav dönemi. Hele ÖSS günü en kalabalık okullardan birisinin bahçesine kurulup, öteberiyi de alıp 3-4 saat izlemek istiyorum ama hala fırsat olmadı.

oss

10. ÖSS Anneleri
Aslında sadece anne değil babalar da var içlerinde ama % 80′ini anneler oluşturuyor. Kızamıyorum aslında, insanın çocuğunun belli bir yere gelmesini istemesi ve bunun için heyecan duyması kadar doğal bir şey yok. Tamam da çocuklarla okul kapılarına kadar gidip bir de matematik profesörü gibi davranmalarını çözemiyorum. Çift sınavlı sistemin son temsilcilerindenim. ÖSS’ye babamla beraber gidip çıkışta tek başıma dönüm, ÖYS’de ise kimse gelmedi refakatçi olarak. Bu velilerin televizyonlara verdikleri röportajlara bitiyorum.”Ay bakalım çocuklar çok çalıştılar, matematik zormuş diyolar, Allah hepsine zihin açıklığı versin”…Yahu matematik icat edildiği günden beri zor, o güne özgü bir şey değil ki. Hem niye herkese zihin açıklığı veriyor Allah, bazılarına (hatta aşağı yukarı adayların 1 milyonuna) vermesin ki çocuklar bir yere kapağı atsın. Çıkışta “hadi geçmiş olsun” diyerek sarmaş dolaş olmalar, gözyaşları, sanırsın çocuk 12 aylık Kuzey Irak görevinden dönüyor. Sınav lan bu, Emeviler, Safeviler, Eyyubiler, bunun için ağlanır mı?

09. Yürüyen Kiosk
Efendim Kiosk Avrupa’da bizim büfe dediğimiz yapılara verilen genel bir isim olarak açıklanabilir. ÖYS’deyim, ön sırama bir kız geldi oturdu. O an Unicef’ten bir görevli sınıfa girse Afrika’daki çocukların beslenme eksikliğinin sebebini bizden bilir. Su, normal, şeker, e hadi bazılarının alışkanlığı, çikolata, belki şekeri düşüyordur, hamburger, nasıl yani, lokum, o ne, yaprak sarması, ben sınav diyegeldim Altın Günü mü var? Üniversite ve bilumum sınavlarda (buna KPSS, KPDS, ÜDS , LES gibi sınavlar da dahil) binbir türlü yiyecekle sınav salonuna gelenler vardır ya? Ben her 2 sınava da elimde küçük şaşal şişesiyle gidip yarısını bile bitirmeden gerisin geriye döndüm. Yaprak sarması nedir arkadaşım? Bir de bunların tasavvufi versiyonları var, okunmuş pirinç, zemzem suyu, mevlana şekeri, okunmuş künefe (bunu ben yarattım) ile sınava gelenler. Mekke’ye mi gidiyorsun nedir bu alet edevat? Ben bu dini tarafı kökten çözdüm. ÖYS’ye Kadıköy İmam Hatip Lisesi’nde girdim. Maça 3-0 galip başlamışım ki sormayın.

08. Yürüyen cevap anahtarı
“Şşş Fırat, oğlum matematik 33. soruyu ne yaptın ya, fonksiyon sorusu”. G yaptım anasını satayım. Yahu sınav bitmiş, herkes cevaplayacağını cevaplamış, nedir bu sınav sonrası soruları tartışan tipler. Bunlar lisede üniversitede de vardı tabi. “Beyler 2′yi kaç buldunuz ben -1 buldum”. “Ne -1′i oooo yanlış 1 olucak o 1, ben 1 buldum”…Ben sizi arkadaş diye nereden buldum asıl? Hadi lisedekinin üniversitedekinin sınavında taş çatlasa 5-6 soru var. ÖSS’dekinde 200 tane soru var. Hangi birini tartışacaksın. Hayır okul sınavları gibi sonuç için 2 hafta beklemiyorsun ki, 6 saat sonra git izle televizyonda sonra ne halt yersen ye. Bu tipler yüzünden ben ÖYS’den çıktığımda “Boğaziçi’ne girerim sanırım” dedim, etraftaki konuşmaları duyunca “ODTÜ de olur ya sorun değil” diye devam ettim, otobüs durağına geldiğimde “neyse Marmara’ya gireriz artık” şeklinde tırsmaya başladım, otobüsün içinde “seneye gireriz ya problem yok” şeklinde bağladım. O değil de 22. soru neydi ya sarkaç sorusu….B di mi B….ollleey? Ne D’si ya alakası yok….

1

07. Montaigne’in Neferleri
Edebiyatta Montaigne ile ilgili öğrenilen ilk şey denemeleri ile ün yapmış bir yazar olduğudur. Ama tarihi yazanlar bilmemektedir ki “deneme” deyince akla Montaigne değil Türk üniversiteli adayları gelir. Böyle manyaklar vardı lisede, “arkadaşlar siz gidin bugün 200 soru çözmem lazım sinemaya gelemem”. Sene başında günbegün çözecekleri deneme sorusunu planlarlar, bununla ilgili Akmar Pasajı’ndan bir dolu kitaplar alırlar, inanılmaz bir ciddiyetle işe sarılırlar, öyle usta olmuşlardır ki yayınevlerinin hangi dallarda iddialı olduklarını öğrenirler. Bir de bunların sınav zamanından önce sınav konularını bitiren versiyonları vardır. “Olm duydun mu Ümit sınav konularını bitirmiş”. Eeeee, sonuç? Aruba’ya tatile mi gitti bitirdi de? Yine evde kitaplar önünde sınavı bekliyor bizim yaptığımız gibi. 3 ay önce bitirse ne olur, 3 saat önce bitirse ne olur. Bu adamlar aynı zamanda sınavdan çıkıp saatlerce çözemediği bir soru olunca “abi o soru yanlış bak görürsün” diyen tiplerdir.”Abi hani türev bizde 0′dan 1 ‘e gidiyor ya”….”eee”…”Onda gitmiş 0′a geri dönüyomuş”. Bu espriyi yapan arkadaşı ilk gördüğüm pilav gününde fena döveceğim. Yıllar geçtikçe sinirim daha da arttı. Ama hakkını verelim Ümit zannedersem ODTÜ’yü kazanmıştı. Aferem…

06.15 Minutes Of Fame
“Sevgili gençler Türkçe sorularını Dağılım Dershanesi’nden Hakkı Potur ve Saime Gündoğarken hocalarımız açılayacaklar”. “Evet 42. soruya geçiyoruz. Yine öğrencilerimizin kolaylıkla cevaplayacağı bir paragraf sorusu”. Bu üniversite sınavından üniversite sınavına televizyona çıkan ve şöhretlerinin ömrü ancak 15 dakika süren dershane hocalarına çok gülüyorum. Bütün sene kendilerini buna hazırlıyorlar. 365 günde milyonların önüne çıkacakları tek an o, vurduklarını gol yapmak zorundalar. Da yıllardır kullandıkları şu klişeleri bir kenara bıraksınlar. Kolaylıkla çözeceğimiz paragraf sorusuymuş. Allah aşkına bu kadar insanız şurada, paragraf sorusunu kolayca çözen bir vatandaş var mıdır? Bazıları iyice üstünkörü oluyor. Soruyu okuyorlar, “cevap şıklarına baktığımızda C şıkkı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin acemioğlanlar ocağında uygunsuz vaziyette yakalandığı parçada bahsedilmektedir, cevap C”. Niye D değil. Bir onu da açıkla zahmet olmazsa. Bunların bir de ellerinde üstüne soruların büyük harflerle yazıldığı panoları olur. Panoyu tutamazlar, ellerindeki çubuğu yere düşürürler falan, tam rezillik.

05. Seneye de Girersin
“Hocaaaaam, Matematik netim 32, Türkçe 59, Sosyal 67…Marmara İktisat’a girer miyim?”, “Hemen bakalım, eşit ağırlık neydi? 45…Hımmm”, “Hocaaam Boğaziçi İşletme’yi de yazayım mıııı?” Tabi yaz, hatta Yale Üniversitesi’ni de yaz yazmışken. Ulan 32 matematikle nereye Boğaziçi’ne giriyorsun? Sınav sonrası bu tercih döneminde televizyon programlarına telefon açıp puan hesaplatan ve hangi üniversiteyi yazması gerektiğini soranlar var biliyorsunuz. Sen zaten 1 senedir hangi bölümleri yazacağına daha karar vermemişsen istersen 132 matematik neti yap neye yarar? Ayrıca seninle hiçbir bağı bulunmayan bir tercih uzmanı sana tavsiye vererek ne kadar yardımcı olabilir. Zaten o uzmanların havalarına bitiyorum. Sanarsın plutonyum madeni bulmuşlar Hadımköy’de. Öyle bir büyük iş başardım havaları. Bir de bu programlara katılan pişkinler var. “Hocam söylüyorum Türkçe 62, Sosyal 70, Matematik…eheheh 5 hocam eheheheh nereyi yazayım hocam”…Sen Zürafa Sokağı yaz canım, zira seneye de girersin.

04. Arazi tetkiki
“Gençlerimize tavsiye, sınav öncesi sınav salonunu gidip görünüz ve sıranızı kontrol ediniz”. Niye, kaliteli ahşaptansa oturma odasına oturma grubu mu yapacağım? Çok iyi hatırlarım Beykoz’da oturan bir okul arkadaşımın sınav merkezi Büyükada’daydı. ÖSS’nin bu derece amacını belli ettiği bir yerleştirme olamaz herhalde. Kıza resmen sınava girme diyorlar. Şimdi o kız gidip bakar, yol ne kadar sürüyor, sınav merkezi nerde, vesaire. Tamam da Bostancı’da oturan adam Göztepe’de sınava gireceği okula niye gidip bakıyor. Ayrıca hadi okulu gördün, sıraya bakma sebebi nedir? Hiç unutmam LES için Gazi Üniversitesi Kampüsü’ne gittik ve ben de bu eylemi hayatımda ilk kez gerçekleştirdim. Yalnız Gazi Beşevler Kampüsü hafiften muhafazakar bir kampüstür. Dolayısıyla küpesi olan arkadaşımla çok fazla tetkik yapamadık yoksa bizim malum yerlerimiz ayrıntılı tetkik yapacaktı. Bir arkadaşımız da bir gün önceden sınav slonunda oturacağı sıraya gidip sıraya kopya yazmıştı onu hatırlarım. ÖSS böyle işte, adamı Cumartesi sabahı okula gönderir. Zaten sınav yeri değil de gözetmeninin önceden tetkik fırsatı olsa daha iyi olacak, biliyorsunuz sınav salonunda topuklu ayakkabı giyerek dolaşan sapıklar var.

03. Dershane
Ne diyim şimdi bu maddeye. Kadıköy dershaneler sokağında cumartesi günü ders bitiminde oluşan güruhla çok açık söyleyeyim 3. Viyana Kuşatması’na gitseniz Papalık Cenevizlilerden yardım ister, sonra da Avusturya Prensi “hristiyan kukuletası görmektense dershaneli klasörü görmeyi tercih ederim” diye ortaya dökülür. Tabi bu güruhun oluşmasında MEB’in büyük payı vardır. Ben her sene duymaktan bıktım “öğrencilerimiz dershaneye değil okullarına önem versinler”. Tamam verelim de beni dershanede alabileceğim donanımdan “evet 713 Fırat Sırp Sındığı Savaşı’nın sebeplerini anlat” diyerek mahrum eden de aynı okul. Zaten ne olacak Sırp Sındığı’nın sebebi, balkanlardaki karışıklık, o bölgedeki her savaşın sebebi de budur ne hikmetse, sanki Balkanlar Çinçin mahallesi. Neyse konumuz o değil. Etüt, deneme sınavı, test, ek ders gibikavramları hayatımıza sokan oluşumdur dershane. Yalnız ben isimlerine takmış durumdayım. İstanbul’dakiler hadi bir yere kadar da Ankara’da gördüğüm dershane isimlerini başka bir yerde göreceğimi sanmıyorum. Rönesans Dershanesi var mesela. İsmini duyunca Leonardo Da Vinci veriyor dersleri sanıyorsun. Halbuki bildiğin Samet hoca lan.Neyin rönesansı?

02. Aşkım ÖSS
Lisede Özlem vardı, fena derecede aşık olduğum ilk kızdır. Gittim açıldım, Özlem böyle böyle “Ege Bölgesi’nin ovalarını okurken senin o güzel yüzün, Akdeniz Bölgesi’nin göllerini okurken masmavi gözlerin aklıma geliyor” dedim (sonra farkettim gözleri kahverengiymiş keşke tortul kayalardan örnek verseydim). Cevap: “Iııı Fırat şu anda ÖSS’ye odaklanmış vaziyetteyim bu gidişimi bozmak istemiyorum, vaktim yok pek, senle ilgili değil emin ol”…Kimle ilgili peki peki bizim bakkal Hüseyin’le mi? İnsan ÖSS için aşk hayatını düzenler mi Allah aşkına? Bu konuda Özlem yalnız değildi onu söyleyeyim. Böyle bir kitle var. ÖSS yüzünden kimse ile ilişkiye girmeyen. Özlem de girmedi. Ben de “ehehe nasıl olsa ÖSS bir gün biter” diye geçtim gittim. Tak 2 gün sonra Özlem okul bahçesinde kendisinden kısa bir adamla elele. Ne oldu ÖSS, ne oldu gidiş, ne oldu bozmama, ne oldu benle ilgili olmama? O an gidip kafasını duvara vurup “napcan ben senle Özlem napçan, beni meseneden sileceksin anadın mı sileceksin…kanayi mi…kanamayi sümük” diyesim geldi ama farkettim ki o olay yıllar sonra…

01. Herşey senden önce ve senden sonra
“Abi bir bitsin şu sınav akıcam Bodrum’a dağıtıcam”….”Ya var ya yarın sınavdan sonra ne içilir ha”, “Beyler kitapları yırtıyor muyuz getir getir getir”…Sabri bey ne yapıyorsunuz? İşte bu güruh girişte belirttiğim üniversite sınavını gözünde atla deve yapan adamdır. Ben ayağım sakatlanır da sınava gidemem diye sınavdan bir hafta önce futbol oynamayı bırakan adam biliyorum. Arkadaş, bak bir daha söylüyorum, Memlük Şah için, Avogadro Sayısı için, afedersin Pisagor için ben niye maç yapmayı bırakayım, hayatımı değiştireyim ya. Böyle bir hayat planı olabilir mi? “Hikmet halı saha maçı yapıyoruz gelsene”. “Yok beyler polinomları bitirmem lazım.” Polinom mu? Röveşatalık top atacağım eşeğe, polinom diyor. Bizim blog kadrosunda da böyle bir numune var. Banka sınavına çalışacağım diye evine 15 dakikalık mesafedeki halı saha maçından kaytarıyordu. Bir de bu baştaki Bodrum olayını Inter-rail’e çeviren vardır ki, yurdum heyecanlı Inter Rail gençliği için buyurun buradan.

En paylaşımcı insan benim diyene:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • email
  • FriendFeed
  • Identi.ca
  • LinkedIn
  • Live
  • MySpace
  • Reddit
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Diigo

Bu maddeleri alan şunları da alabilir:

  1. En klişe 10 kadın kavga çıkarma nedeni…
  2. En çok sinirlendiren 10 dandik gündelik yaşam şeyi…
  3. En klişe 15 reklam görseli…
  4. En affedilmez 10 şey…
  5. En büyük 10 sanal sansür ayıbı…


3 Yorum to “En klişe 10 ÖSS şeyi…”

  1. şimdik bastım ben pause’a
    döncem bir ara dünyaya
    şimdik bir nevi ineğim
    bekleyim sene geleyim.
    Öss’den sonra haaa.

    kimin söylediğini unuttuğum, 6-7 sene önce internette hit olan ÖSS’den sonra adlı şarkıyı hatırlayıverdim.

  2. “napcan ben senle Özlem napçan, beni meseneden sileceksin anadın mı sileceksin…kanayi mi…kanamayi sümük”

    LOOOOOOOOL

    Bi an kendimi lise sonda hissettim, mukemmel yazi olmus guldurdun demek:D

  3. Allahtan bitti bu salak sınav stresi 3. yılımı dolduracam :)

Yorum yapın

Additional comments powered byBackType