En Kant’çı 10 kavram
İşte size Kant’ın “Saf Aklın Eleştirisi” kitabındaki kavramları açıklamaya çalışan bir yazı. Sıkıcı bulup “aman kim okur onca yazıyı bari daha çok görsel koysaydı.” derseniz hiç üzülmem, ama ilgilenip göz gezdirirseniz çok sevinirim.

10- İnsan?
Öncelikle Kant Saf Aklın Eleştirisi’nde, hepimizin zaman zaman farklı cümleler ile kendimize sorduğumuz şu üç soruyu yanıtlamaya çalışır: Neyi bilebilirim, ne yapmalıyım ve ne umabilirim. İnsanın kendisinin nasıl bir varlık olduğunu bilebilmesi için sorgulamaya, en yakın tanıdığı kişiden yani, “kendinden” başlaması en doğru ilk adımdır. İnsan kendi ile ilgili bütün bu sorulara cevap verebilirse, kendi varlığının sınırlarını kolaylıkla çizebilir. Varlık ile ilgili her türlü açıklamamız içinde de, aslında kendimizi açıklamaya çalışırız.
Türkçe Meali:
Tamam hiçbirimiz kendimize soru sormuyor olabiliriz. (beni beğendi mi, arasam açar mı, şu an nerededir, önce ben mi facebook’a eklesem o mu… dışında) Ama Kant döneminde çok da fazla event olmadığı için, oturmuş kendine belli sorular sormuş. Çünkü kendi ile ilgili en doğru cevabı ona yine kendi verebilirmiş. (psikologların da olmadığını düşünelim o dönemde lütfen.) İnsanı, insan yapan da bu soruları sormakmış.
9- Transendental?
İnsan kendini çözümlemeye, 3 soruyu yanıtlamaya çalışırken bazı noktalarda tıkanır. Ateş yakar mı sorusuna, deneyim sayesinde kolaylıkla yanıt verebilen insan, Tanrı var mı? sorusu karşısında tıkanabilir. Yani insan aklı görmezden gelemeyeceği bazı sorular ile boğuşmak zorunda kalabilir. Bu sorular insan aklının kapasitesini aşar. Bunlar aşkın, yani transendental’dir.
Türkçe Meali:
Alkol alınca konuşulmaya başlanan konulara Transendental diyoruz.
8- Metafizik?
Akıl soruları yanıtlarken düştüğü bu karışıklığa, kendi hatası yüzünden düşmez. Akıl, soru zincirlerini oluşturur ancak öyle bi yere gelir ki, tecrübede kullanımı olabilecekleri aşan bir yere gider. Tecrübeye aşkın zemine geçince artık düşündüğü şeylerin karşılığının olup olmadığı sınırlarını kolayca göremeyebilir ve aynen metafizik de bundan ibarettir. Yani metafiziğin temel özelliği, onun tecrübeyi aşan konularla ilgili olmasıdır.
Türkçe Meali:
“Tanrı var mı?” sorusunun cevabını biz, ne günlük hayattaki deneyimlerimizde, ne de laboratuvarda yaptığımız deneylerden çıkarabiliriz. İşte deneyin elini kolunu bağlayan sorulara “metafizik” deyip hemencicik oradan kaçabiliriz.
7- Nesne?
Kant’a göre, transendental zemin tecrübe ile başlar. Bu bağlamda, duyusal olana aşkın şeylerin bigisine ulaşmak imkansızdır. Ancak, deneyimin önkabullerine ilişkin bir araştırma olarak metafizik, bilimin güvenli yoluna sokulabilir. Metafiziğin sağlam bir bilim yoluna girmesi ise onun apriori olması ile paraleldir. O zamana dek kabul edilen yargı, bilginin nesnesine uygun hale gelmesiydi. Yani, benim duyusal bir nesneyi aşan, aklıma dışsal olan metafizik nesneler ile bilginin örtüşmesi. Ancak bu yaklaşım Kant için bir sonuç vermemiştir. Kant, artık nesne’nin bilgiye uyması gerektiğini savunmaktadır. Özne, nesnesini kurmak yoluyla onun bilgisine sahip olur. Bu “nesnesini kurma etkinliği”, bütün bilimler için geçerlidir. Metafizik ise aklın nesnesini tesis etmesiyle mümkündür. Akla dışsal olan metafizik söz konusu olduğunda, kendiliklerinden nesne olmayan ancak benim aklımın faliyeti sonucu kurulan metafiziksel nesneler olur. İşte bu, yeni bir akıl anlayışıdır. Bizim bilgiye ulaşmamız için öncelikle, tikellerle ilgili tecrübemiz ve daha sonra onların belli tasvirler altına sokulması gerekliliği vardır. Biz tikellerle ilgili olanları, sezgileri ancak duyular tarafından elde edebiliriz. Ancak, kavramlar olmadıkça bu sezgiler sadece kördür. Bilginin açığa çıkması için ise, anlama yetisinin etkinliği gereklidir. Bununla birlikte, anlama yetisinin kavramları da kendi başlarına ele alındıklarında eksik kalır, onlar tikellerle ilgi kurulmayı bekleyen saf formlardır.
Türkçe Meali:
Peki, bu sorular çok zor hiç uğraşamam deyip kaçmalı mıyız? Yoksa onları akla yatkın bir hale mi getirmeliyiz? İşte bu sorulardan kaçmayan Kant demiş ki, evet ben bir nesneyi deneyim ile algılayabiliyorum. Ama benim onu aklımda kurmamı, onu kavramamı sağlayan şey yalnızca deneyimden ibaret değil. Bizim aklımızda belli formlar var. O formlar olmasa, sadece deneyim boş boş bakmaktan başka bir şey çağrıştırmaz insana demiş.
6- Apriori?
Bilgi deney ile başlar. Bizde hiçbir bilgi, zaman bakımından deneyden önce gelmez. Kant için zihnimiz bilgi bağlamında deneyden bağımsız değildir. Ancak, bilginin deneyden çıkıyor olması, onun tamamen deneyden oluştuğu anlamına gelmemektedir. Şöyle ki, biz maddeye bilgisine deney ile ulaşabilmemize rağmen forma deney yolu ile ulaşamayız. Bir nesnenin zihin mekanına taşınması için forma ihtiyaç vardır ve bu tür bir bilgi deney yoluyla gelmez. Bilgiye ulaşmak için, deneyimden gelenin dışında, anlama yetisine de sahip olmamız gereklidir. Buna sahip olmadan herhangi bir bilgi çözümlemesi yapılamaz. İşte bununla bağlantılı olarak Kant, deneyden bağımsız olan bilgiye apriori demektedir.
Türkçe Meali:
Formlara bu kadar önem verdik de bu deneyimin hiç mi rolü yok canım, deneyciyiz biz ama diyenlere iyi haber: bilmek deneyimden bağımsız zaten olamaz. Ama Kant deneyden bağımsız olan bilgiye de apriori der.
5- Apriori Sentetik?
Apriori bilgiler, deneyden gelen empirik bilgilerden, aposteriori bilgiden ayrılır. Ancak bu ayırt ediş, ortaya konulan sorunun anlamını yeterince açıklamamaktadır. Deneyimden çıkarılmış bir takım bilgilerin ya da deneyden çıkmış olmayan ancak daha önce kendisinin de deney ile elde edildiği genel bir kuraldan çıkan bilgileri, apriori olarak adlandırmak bu sorunu oluşturur. Çünkü apriori bilgiler yalnızca deneyden çıkamayan bağlamında değil her türlü deneyden bağımsız olan şeklinde tanımlanmalıdır. İşte bu apriori bilgiler içinde, empirik olanla hiç karşılaşmamış olanlarına saf (pure) bilgi denir. Kant, bunu açıklamak için “Bütün olup bitenlerin bir nedeni vardır.” önermesini örnek olarak göstermektedir. Bu önerme ona göre apriori bir önermedir ancak saf değildir çünkü, olup bitenlerin içinde olan değişim, ancak deneyden çıkarılabilir. Dolayısıyla bu önerme apriori sentetiktir.
Türkçe Meali:
Şimdi bu apriori bilginin bir de sentetik cinsi var. Bu apriori sentetik bilgilerin içine çaktırmadan deneyim karıştırılmıştır. Tamam evelallah apriodir bunlar, ondan şüphe yoktur ancak hani çok zorlarsan da içinde deneyim bulabilirsin.
4- Analitik?
Yargıların tümünde özne ve yüklem bağlantısı iki türlü olabilir. Ya B yüklemi A öznesine ilişkindir, veya başka bir deyişle B, A’nın içinde zaten vardır ya da A ile bağlantısı olmasına karşın, onun büsbütün dışındadır. Kant için birinci durum “analitik”, ikinci durum ise “sentetik” ‘tir. Örnek olarak, “Bütün eşkenar üçgenler üçgendir.” yargısında, üçgen olma durumu zaten öznenin içinde vardır. İşte böylesi bir durum bu yargının analitik olduğunu gösterir. Analitik yargılara ayrıca açıklayıcı, sentetik yargılara ise genişletici denilebilir. Bunun nedeni, analitik yargılarda özne kavramına hiçbir şey katma yoktur ancak sentetik yargılar özne kavramına bir yüklem katarlar. Sentetik yargılarla katılan yüklemlerde, özne konusunda düşünüş ya da onun çözümlenmesi gibi etmenler yoktur. İkinci örnek olarak, “Bütün cisimler yer kaplar” yargısı verilebilir. Burada görülen yine, yer kaplamanın cisim olmanın içinde olmasından ötürü bunun bir analitik yargı olduğudur ve bu nedenle biz ona yüklem yüklemeyiz, yalnızca onun çözümlemesini yapabiliriz.
Türkçe Meali:
Şimdi ben “Patlıcan mordur” desem, biri çıkıp bana bu ne saçma cümle, ne diye söylüyorsun be hiç mi patlıcan görmedik der. E haklı. Çünkü morluk zaten patlıcanın içinde olan bir şey. Bu içinde olma durumu, bilgiyi zaten taşıma olayı analitik. Ama tabi öyle dedim diye gözümü morartmasına da gerek yok yani.
3- Sentetik?
Ancak “Bütün cisimler ağırdır.” gibi bir yargıda, yüklem, bir cismin yalın kavramında genellikle düşündüğüm büsbütün başka bir şey olarak karşımıza çıkar. Sentetik bir yargı, böyle bir yüklemi kendisine kattığımız bir yargıdır. Bütün bunlarla bağlantılı olarak, deneyimle elde ettiğimiz yargılar sadece sentetik olabilir. Ve biz bu deneyimle elde ettiğimiz yargıları asla analitik yargıların temeli olarak alamayız. Bu noktada “Bir cisim yer kaplar” önermesi, apriori bir önermedir ve asla bir deney yargısı olamaz. Bunun nedeni, deneye başvurmadan önce, bu yargının koşullarını bilmemizdir. Buradaki zorunluluğa deney de rastlanmaz. Buna karşılık olarak, biz ağırlık yüklemini asla bir cisim kavramı içine sokamayız. Cisim kavramını; uzam, içine girilmezlik ya da biçim vb. belirtileri ve kavramda düşünülen bütün şeyleri, önceden analitik olarak bilebilirim. Ben bu apriori olarak bildiğim şeyler ile bağlantılı olarak da deneyim ile o cismin ağır olduğunu söyeleyebilirim. Demek ki, ağırlık yükleminin, cisim kavramıyla birleşmesinin olanağı deneye dayanıyor. Bu iki kavramın (cisim, ağırlık) , biri öbürü içinde bulunmaz ama birbirleriyle rastlantısal olsa da bağları şundandır:ikisi de görülerin bir birleşimi olan deneyin sağladığı bir tamlığın parçasıdır.
Türkçe Meali:
Ama şimdi “Bütün patlıcanlar yamuktur.” dersek bu farklı bir boyuta taşınır. Çünkü patlıcan dediğin insan misali, uzunu var kısası var, dümdüzü var, yamuğu var. Bu bütün patlıcanlara ait bir özellik değil. O yüzden bu önermelerimize biz Kant dilinde sentetik diyoruz.
2- Nedensellik?
Kant’ın sentetik ve analitik önermelerle ilgili olarak başka bir belirlenimini de, şu yargı üzerinden düşünebiliriz. “Bütün olup bitenlerin bir nedeni vardır.” Yani olup biten bir şeyin kavramında bir varlığı düşünürüz. Bu varlıktan önce bir zaman geçmiştir ve bundan da analitik bir yargı çıkabilir. Ama bir neden kavramı olup-biten kavramının tümüyle dışındadır. Burada Kant, neden kavramının olup biten kavramının içinde bulunmadığı halde zorunlu olarak onların ilişkide olduğunu nasıl bildiğini araştırır. Bunu bilme nedenimiz deneyim olamaz. Çünkü, sözü edilen ilke, yalnızca daha büyük bir genellikle değil, aynı zamanda tümele zorunlulukla, apriori olarak sadece bu ikinci tasarımı birincisine ekler. Bu genişletici ilkelere dayanan son erek de apriori sentetiktir.
Türkçe Meali:
Şimdi Kant analitik ve sentetik kavramlarının içine nedenselliği ekleyince işler biraz karışır. Sonunda, nedenselliğin de apriori sentetik olarak incelenmesine karar verir. Neden karar verir? derseniz. İşte nedenselliğin incelenmesi biraz zor, Kant’ın kendisi de öyle demiş ama.
1- Transendental Felsefe?
Transendental felsefe, saf aklın bütün ilkelerinin sistemidir. Transendental felsefeyi kuran her şey, saf aklın eleştirisini ilgilendirir. Ancak bu henüz bilimin kendisi değildir çünkü eleştiri sentetik apriori bilgi üzerine eksiksiz yargıda bulunmak gerektiği kadarıyla çözümlemede ileri gider. Sonuç olarak, transendental felsefe yalnız saf aklın bir felsefesidir. Çünkü pratik ile ilgili olan her şey içinde dürtüler bulunduğuna göre, duygular ile ilişkilidir. Duygular ise empirik bilgi kaynaklarına bağlıdır.
Türkçe Meali:
Şimdi bu kadar kavramı biz neden açıkladık? Kant’ın Transendental Felsefesi’ni anlayabilmek için. Bu felsefe gerçekten akıl işidir. Akıl olmadan, daha doğrusu akıl yürütülmeden de hiç anlaşılmaz. Oh be!
Bu maddeleri alan şunları da alabilir:
2 Yorum
to “En Kant’çı 10 kavram”
Additional comments powered byBackType


Maddebagimlisi.com'da; madde madde listeler, geri sayımlar yapar, en iyileri, en kötüleri ve daha pek çok şeyi sıraya dizeriz. Belli bir konumuz yoktur, her şeyi hedef alırız. Hatta
Kant “ın transendental ayırımının gözettiği amaç, şüphecilik ve empirik idealizm de dahil olmak üzere, onun çoğu metafıziksel karışıklığın kaynağı olarak gördüğü şeyin, yani transendental realizmin altını oymaktır. Transendental realist, görünüşleri kendinde şeyler olarak değerlendirir ya da başka bir deyişle, onların `insan bilgisinin tümel, zorunlu ve dolayısıyla a priori koşullarından” bağımsız olduğunu düşünür. Gerçekten de, transendental realist, insan bilgisini sonsuz bir akıla ya da Tanrı”ya açık olan mükemmel ya da mutlak bilginin aşağı düzeyde ya da bulanık bir taklidi olarak anlar. Kant “a göre, şüphecilik ve empirik idealizm insan bilgisini bu şekilde anlamaya kalkışmanın doğal sonuçlandır Doğrumuyuz
?
XD”Alkol alınca konuşulmaya başlanan konulara Transendental diyoruz.”
o nasıl bir mealdir öle ya.. kant’a zamanında söleseydin adam kafayı bulup bulup yapardı ne güzel felsefesini… bayıldım hee