En iyi 10 aşk şiiri…
MADDELEYEN: Çağdaş Seichter
Öncelikle, şiir beğenisinin, okuyucunun o anki içerisinde bulunduğu ruhsal yapı ile dogrudan ilişkili olduğunun altını çizmek isterim. Ve de aslında bu durumun, tüm sanat dalları için de geçerli olduğunun zaten birçok kişi tarafından bilindiğini de çok iyi bilirim. Şu an kaleme aldığım en iyi 10 şiir beğenim, derlemem, hic şüphe yok ki başka bir ruh halinde olduğum vakit tamamen değişecektir.
Ayrıca, hemen burada şunun da altını çizmek isterim; bu en iyi 10 aşk şiiri derlemesini yaparken onlarca önemli şaiirin, onlarca fevkalede güzel yazılmış şiirlerini beğenmediğim icin listeye almamazlik etmedim. Aksine Fuzuli, Baki, Hayali, Nef’i gibi Divan şairlerinin önünde bir kere daha saygıyla eğildim.
Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Köroglu, Karacaoglan, Aşık Mahzuni, Aşık Veysel ve şimdi burada isimlerini anmadığım onlarca halk ozanımızın yazdıklarının karşısında bir kere daha şapkamın uçtuğunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Ve de Orhan Veli, Yahya Kemal, Ahmet Hasim, Ahmet Hamdi Tampinar, Ahmet Muhip Dranas, Necip Fazil Kisakürek, Sait Faik Abasiyanik, Ilhan Berk, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday, Behcet Necatigil, Ahmed Arif, Metin Eloglu, Ülkü Tamer, Cahit Sitki Taranci, Turgut Uyar, Ece Ayhan, Gülten Akin gibi isimlerden tutun da modern Türk şiirine katkıları devesal boyutlarda olan Kücük Iskender, Gülseli Inan, Engin Korelli, Akgün Akova ve ismini şimdi burada sayamadığım birçok değerli şairimizin şiirlerinin de bu listede yer almıyor olması, yukarıda da belirttigim gibi sadece ve sadece benim şu an içerisinde bulunduğum ruh halimin beğenileri ile alakalı bir durumdur. Öyleyse, işte benim en iyi 10 aşk şiirim için buyrun…
10. Özdemir Asaf – Lavinia
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

9. Ahmet Kutsi Tecer – Nerdesin
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana, derinden,
Ta derinden, bir gün bana “Gel” desin.

8. Cahit Külebi – Hikaye
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkiyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!

7. Cemal Süreya – Üvercinka
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil
Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil

6. Can Yücel – Sevgi Duvarı
Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanatsevicileri
Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi
Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

5. Nazim Hikmet Ran – Mavi Gözlü Dev
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

4. Attila İlhan – Üçüncü Şahsın Şiiri
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarının ucunu yakardın
kipriklerini eğer bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım

3. Edip Cansever – Yerçekimli Karanfil
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

2. Ahmet Telli – Hala Koynumda Resmin
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hâlâ koynumda resmin
Dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
Hâlâ koynumda resmin
Gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın “merhaba” demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
Hâlâ koynumda resmin
Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
Hâlâ koynumda resmin
Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin

1. Murathan Mungan – Yalnız Bir Opera
Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin.
Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
Çerçevesine sığmayan
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.
Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
‘Eylül’de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen’ notunu buldum kapımda.
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04′tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.
Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.
Kış başlıyor sevgilim
Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
Oysa yapacak ne çok şey vardı
Ve ne kadar az zaman
Kış başlıyor sevgilim
İyi bak kendine
Gözlerindeki usul şefkati
Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
Ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak….
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar,
Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.
Dışarda hayat düşmandır size
İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
Kulak verdiğiniz saat tiktakları
Kaplar tekin olmayan göğümüzü
Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
Bakınıp dururken duvarlara
Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek,
Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,
Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,
Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya
Kendimizi hazırlar gibi.
Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
Ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
Göremeseniz de, bilirsiniz
Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.
Bana zamandan söz ediyorlar
Gelip size zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
Dahası onalar da bilirler.
Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki
hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak
kolay değildir elbet.
Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.
Zaman alır.
Zaman alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe
çöker.
Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.
Gün gelir bir gün
Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
O eski ağrı
Ansızın geri teper.
Dilerim geri teper.
Yoksa gerçekten bitmissinizdir.
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi
kavranır.
Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır
Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Günlerin dökümünü yap
Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
Kim bilebilir ikimizden başka?
Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,
Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği
Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün
Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor
Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir işe yaramadıysa
Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.
Bu şiire başladığımda nerde,
Şimdi nerdeyim?
Solgun yollardan geçtim.
Bakışımlı mevsimlerden
İkindi yağmurlarını bekleyen
Yaz sonu hüzünlerinden
Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
Geçti her cağın bitki örtüsünden
Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
Bakarken dünyaya
Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:
Çicek adlarını ezberlemekten geldim
Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
Unuttuklarını hatırlamaktan
Uzun uzak yolları tarif etmekten
Haydutluktan ve melankoliden
Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti
Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.
Bu şiire başladığımda nerde,
Şimdi nerdeyim?
Yaram vardı, bir de sözcükler
Sonra vaat edilmiş topraklar gibi
Sayfalar ve günler
Işık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe…Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.
Karardı dizeler.
Aşk…Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Ask yalnız bir operadır, biliyordum:
Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.
Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır:
Eksiliyorduk
Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
Her otelde biraz eksilip, biraz artarak
Yani çoğalarak
Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin
Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
Ağır ve acı tanıklıklardan
Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de…
Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
Ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi
Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri…
panayır yerleri…
Ölü kelebekler…
Ölü kelebekler…
Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
Acı çekecek yerlerimi yok etmeden
Acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
İpek yollarında kuzey yıldızı
Aşkın kuzey yıldızı
Sanırsın durduğun yerde
Ya da yol üstündedir
Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı.
Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta başka türlü geçilen
Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta biraz gecikilen
Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
Gözlerim
Aşkın kuzey yıldızıdır bu
Yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
İlerlerim
Zamanla anlarsın bu bir yanılsama
Ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
Yeniden yollara düşerler
Düşerim
Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
Yaşamsa yerli yerinde
Yerli yerinde her şey
Şimdi her şey doludizgin ve çoğul
Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
Şimdi her şey yeniden
Yüreğim, o eski aşk kalesi
Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.

Bu maddeleri alan şunları da alabilir:
48 Yorum
to “En iyi 10 aşk şiiri…”
Additional comments powered by BackType




Maddebagimlisi.com'da; madde madde listeler, geri sayımlar yapar, en iyileri, en kötüleri ve daha pek çok şeyi sıraya dizeriz. Belli bir konumuz yoktur, her şeyi hedef alırız. Hatta
Eline sağlık çağdaşcım, çok sevdiğim şiirler hepsi. Bir numara da zaten ayrıdır
This comment was originally posted on FriendFeed
Konuk maddecilerimiz bu ara bizi utandırıyor resmen. Bizden çok onlar yazıyor ehehehe
This comment was originally posted on FriendFeed
ama cemal süreya’nın "ülke"si olmadan olmaz. http://www.siirleri.org/siir/3995/%DClke.html
This comment was originally posted on FriendFeed
gördüğüm kadarıyla popüler, bilinen şairler ve şiirler üzerinden gidilmiş. Güzel de bir liste olmuş. "Özdemir Asaf var mı?" soruyula bakmıştım, ilk onla karşılaşmak hoş oldu. Ama Lavinia’dan daha güzel şiirleri, şiir gibi kelimeleri vardır ustanın. Yine de olsun, hazırlayanın ellerine sağlık.
This comment was originally posted on FriendFeed
Bir şiir sever olarak çok beğendim bu listeyi. Bununla birlikte, Turgut Uyar’ı gözlerim aradı. "Gök, bulut, su" veya "Göğe bakma durağı" olabilirdi mesela.
This comment was originally posted on FriendFeed
@Erdal ben de tam onu diyecektm şimdi.
This comment was originally posted on FriendFeed
İlhan Geçer’in Melankoli’si. :/
This comment was originally posted on FriendFeed
Lavinia metniyle oynadığımız minik bir sınıf içi oyun ve kısacık hikayesi: http://elifingunlugu.net/2009/10/lavinia-ile-minik-bir-oyun/
This comment was originally posted on FriendFeed
sevgi duvarı yeter bana..
This comment was originally posted on FriendFeed
yazının başlığı "en sevdiğim 10 şiir" olmalıymış. "en iyi 10 aşk şiiri" derseniz başındaki uzun açıklama bile vaziyeti kurtaramaz. komik olur..
This comment was originally posted on FriendFeed
Kedikumu listeler her zaman oznel. Asla absolut bir "en iyi" olamiyor hicbir konuda. Yazarlarin kendi kisisel degerlendirme ve begenilerine gore sadece bu maddeleme degil, blogdaki diger her maddeleme.
This comment was originally posted on FriendFeed
deniz mutlaka. şunu söylemeye çalıştım ben de: sitenin google search’de "en iyi 10" aramasına oynadığı kesin, bu tamam. ancak söz konusu olan şiir olduğunda ben orada oldukça tutucuyum. "en hızlı 10 otomobil" listesi olabilir, bu değişmez bir listedir. ama siz "en iyi 10 aşk şiiri" diye bir ‘bilgiyi’ internete sokarsanız orada ben gibi çatlak sesler çıkıp ‘hop bi dakka argadaşım.." der. en azından böyle bir listenin mümkün olamayacağını, üstelik listede yer alan şiirlerin bir çoğunu da ‘aşk şiiri’ diye adlandırmanın o şiirlere büyük haksızlık olacağını belirtmek adına bunu yapar. tabii bu noktada google serach yapan 10-15 yaşındaki gençlerin kafalarının karışması konusuna hiç girmiyorum bile. yazının başlığı ’spam’dir. üzgünüm..
This comment was originally posted on FriendFeed
altına kendi "en iyi 10" listenizi yapınız.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ha bir de High Fidelity izleyiniz.
This comment was originally posted on FriendFeed
olur onur..olur canım..
This comment was originally posted on FriendFeed
Arınıyor insan okurken, iyi geldi. Çağdaş teşekkür ederim…
This comment was originally posted on FriendFeed
Spam biraz agir olmus. Google search umrumda degil, reklam almiyorum etmiyorum. Benim icin tek onemli olan belli bi format icinde listelerimizin olmasi. Siz siirde hassassiniz, bazisi sinemada. Herkesin her listesi ozneldir. Blogda aciklama bolumunde ve yazilarin giris bolumunde oznellik hep aktariliyor. İsmimiz madde bagimlisi, britannica degiliz. Eksi sozlukten daha ciddi bir kaynak olmadigimiz asikar. Gercekten fazla agir bir itham. Onur dedigi gibi blog yoruma acik, isteriz ki eksiklerimizi okuyucular tamamlansin, guzel bir kaynak olalim, insanlar toplu listeler gorebilsin. Budur.
This comment was originally posted on FriendFeed
arkadaslar zaten aciklama yazisinda ben buna degindim, "Şu an kaleme aldığım en iyi 10 şiir beğenim, derlemem, hic şüphe yok ki başka bir ruh halinde olduğum vakit tamamen değişecektir." "Şu an kaleme aldığım en iyi 10 şiir beğenim,…" yani benim begenim! benim en iyi ask siiirlerim. bana göre en iyi ask siirleri. dogu bircok önemli siiri listede yer alamadi. ama bu onlari begenmedigim veya görmezlikten geldigim icin degil. sadece 10 tane hak var. ben de isterdim ki keske ilk 10′a keske 20 tane siir sokulsaydi. o zaman muhakkak hatta ümit yasar oguzcan’dan bile bir tane kesin koyardim. ve tabi ki digerlerinden de. ama dedigim gibi bu o an icinde bulundugum ruh halimin en iyi 10 siir begenisi. benim begenim. kesinlikle siralamanin bir önemi yok. simdi yapsam listeyi baska bir 10 secerdim. ismini kaleme almadigim diger siirler adina üzgünüm. birileri sonucunda zaten giremeyecekti listeye. cünkü sadece 10 hak var.
This comment was originally posted on FriendFeed
Bayıldım. Mükemmel. Şiir iyidir.
This comment was originally posted on FriendFeed
ayrica sunu da belirteyim; yanlis anlasilma olmasin, ben bir edebiyat otoritesi degilim. benim kesinlikle haddime degil en iyi 10 ask siirini belirlemek. türk edebiyatinin eniyi ilk 10 siiri benim maddeledigim gibi kesinlikle deildir. zaten ben kendim de iki hafta sonra yeniden ask siirileri okuyacak ve begenecek olsam su an ki var olandan baska siiirleri maddelerim. ben de bircoklariniz gibi sadece bir siir okuyucusuyum. baska bir sey degil.
This comment was originally posted on FriendFeed
anlatamadığım bir nokta var, eğri oturup doğru konuşalım.. ben ‘en iyi 10 aşk şiiri’ diye bir liste olmaz derken siz “o zaman sen yap” ya da “bu benim en iyi 10 listem” diyerek topu taca atıyorsunuz. eleştiri duymak istiyorsanız söylüyorum: başlıkları “benim listem” ya da ’sevdiğim 10′ olarak değiştiriniz. her şeyin ‘en iyi 10′ listesi olmaz. hasbelkader bu site yarın bir gün ‘en iyiyi’ arayanların adresi haline gelirse, orada ‘en iyi 10 restaurant’ın yanında ‘en iyi 10 aşk şiiri’ diye bir liste olması son derece gülünç ve tehlikelidir. Siz şunu istiyorsunuz sanırım: bu listedekiler size uymuyorsa gelin yerine doğrusunu yazın da liste zenginleşsin. HAYIR. Attila İlhan’la Can Yücel mezarlarından kalkıp gelse böyle bir liste yapamazlar. En son ‘yaşayan en büyük türk şairleri’ diye bir liste yapmaya kalktılar ortalık birbirine girdi. Liste yapmak var, liste yapmak var… söz konusu liste çağdaş arkadaşın kendi öznel listesini açığa vurmaktan başka bir şeye hizmet etmez, edemez. Bu listede bir ‘eylemsizlik’ vardır. Dolayısıyla…
This comment was originally posted on FriendFeed
Böyle garip yorumların blogda olmasına alışmışım. Burada görmek garip geldi.
This comment was originally posted on FriendFeed
paso Elma+Alt+Shift edince bi yerden sonra kayış kopuyo tabii..
This comment was originally posted on FriendFeed
Zeka şahane. Söyleyecek laf bulamadım.
This comment was originally posted on FriendFeed
tamam az açıl sen..
This comment was originally posted on FriendFeed
kedikum, deniz hanimin takdiri. ben sadece konuk bir maddeliyeyiciyim. benim icin gercekten fark etmez basligin nasil oldugu. degistirilebilir. hatta tüm siralamada degistirile bilinir. mühim olan siiri, sairleri elimizden geldigi kadar anmak. baska bir amaci yok ki bu maddelemenin.
This comment was originally posted on FriendFeed
mühim olan baslik degil ki. basligi okuyan yazinin icinde ki arastirmayi da gayet tabi ki okuyacak. ve bu siralamanin benim siralamam oldugunu anlayacaktir. zaten o yüzden en basta öyle bri aciklama yazisi yazdim.
This comment was originally posted on FriendFeed
mühim olan baslik degil ki. basligi okuyan yazinin icinde ki aciklamayi da gayet tabi ki okuyacak. ve bu siralamanin benim siralamam oldugunu anlayacaktir. zaten o yüzden en basta öyle bri aciklama yazisi yazdim.
This comment was originally posted on FriendFeed
çağdaş sana ya da kimseye direkt bir lafım yok zaten dikkat edersen. ne olabilir ki zaten? evet şiir okumuş oldu birçok insan bu da güzel. ama ben kendimce ‘en iyi 10 aşk şiiri’ diye bir listenin imkansızlığını dile getirmek istedim. siz de bunu anladıysanız, ne güzel..
This comment was originally posted on FriendFeed
Kedikumu, sanırım yavaştan seni açınca içindeki garip kimlik dışa vurmaya başladı. Bu blogun yazarlarından biri de benim ve o yüzden senin gibi sadece eleştiri yapmak için yapanları görünce hafiften sinirlerim hopluyor. Madde Bağımlısı hiçbir ticari amacı veya Google’da birinci sıralara çıkmayı hedef edinen bir blog olmadı. Ve böyle olmadığı halde, insanların kendi beğenilerini yazması seni niye bu kadar çıldırttı anlamadım? Kimse ama kimse ilk önce kişisel başlayıp, sonra da gönüllü insanların yazdığı böyle bir blog hakkında tamamen varsayımlara dayalı ve önyargılı yorumlarda bulunmamalı. Ha bir de, tanımadığın insanlara karşı da, sanal alemin cesaretiyle ‘Az açıl sen’ sabuklamasında da bulunmamalı.
This comment was originally posted on FriendFeed
Tum zamanlarin en iyi film listeleri yapiliyor dergilerde, oznel degil mi? Absolut gerceklik icermeyen hicbir sey nesnel olamaz. O derece mutlaklik da ancak kronolojik listelerde ya da " en yasli 10 adam" gibi yargiyla, begeniyle degil factual olarak bilinen durumlarda yapilabilir. Bu blogun ozelligi ise 3 tane ve her yerde belirtiyorum: 1- baslik en ile baslayacak 2- gerisayim olacak 3- yazarinin degerlendirmesi olacak. Bunun disinda isteyen en kotu 10 film yazar, isteyen en asik oldugu 40 adami. Bu blog sadece liste sunuyor, " en iyi"leri sunmak gibi bir kaygisi yok. Ama bi komedi seyrediim ne seyretsem diyene "benden" 30 oneri sunabiliyor sadece. Bu minvalde cagdas, cok seker bi yazi yazmis. Ustelik oznelligini de net bir sekilde belirtmis. Bana gore diye baslikta belirtilmesine gerek dahi yok zira bu blogda maddeliyorsan de facto "sana gore." elestirinizi anladim ama sizin bu blogun ozunu anladiginizdan emin degilim. Cagdascim tekrar eline saglik, diger yazilarini da bekliyoruz.
This comment was originally posted on FriendFeed
elma kardeşim, çıldırdığım falan yok yalnızca adamına göre konuşuyorum bu seni biraz hırpalamış olabilir… deniz, eleştirimi anladıysanız mesele yok… söyleyeceklerim bunlardır..
This comment was originally posted on FriendFeed
Kedikumu ‘kardeşim’, adamına göre konuşulduysa eğer hiç mesaj atmazdım o zaman sana. Baştan haber verseydin keşke. Neyse uzatmaya gerek yok. Başka eleştirilerinde görüşmek üzere.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ha bi de adamina gore konusmak derken, elma alt shift’in cooook eski bir blogger oldugunu ve sektorde cok bilinen, taninan bir blogun sahibi oldugunu bir ogrenmekte, insanlara "az acil sen" gibi kucumseyici yargilarla konusmadan once karsindakinin zekasini, bilgi birikimini ve yaptiklarini bir gozden gecirmekte, en azindan feedine bir bakarak bos bir adamla konusmuyor oldugunuzu farketmekte fayda var. Adamina gore konussaniz kendisine su tarz ile konusmazdiniz bence. Zira karsinizdaki pek de "elma alt shift yapmaktan beynin sulanmis" turu imalari hak eden biri degil.
This comment was originally posted on FriendFeed
bunu bana değil ‘bir bilen’ edasıyla sazanlık yapan elma kardeşe söylemen gerek deniz. "sen kiminle konuşuyon beni 1500 abone izliyor lan!" zihniyetini size hiç yakıştıramadığımı belirtmek isterim. hiç olmadı bu. neyse sıkıldım ben. selametle..
This comment was originally posted on FriendFeed
guzel
"Şimdi biz neyiz biliyor musun?Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyadaBir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibiVe elbet biz de bu aşkta büyüyecekHer şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz."
This comment was originally posted on FriendFeed
ben şiir sevmem…ama 1 numara benim de bir numaram:)
This comment was originally posted on FriendFeed
Kimi 1500 abone izliyor, oyle bi laf eden mi oldu ki??
This comment was originally posted on FriendFeed
kedikumu, tekrar belirteyim; bu en iyi siir maddelemesindeki amac, sadece güzel ask siirlerini paylasmak. baska bir amac yok. kaldi ki bu listede dikkat edersen hic yabanci sair de yok. amacimiz en iyiyi bulmak olsaydi ( ki ben edebiyat otoritesi degilim) kesinlikle aragon ustanin "mutlu ask yoktur" siiri de bu listenin icerisinde olurdu. yani amac en iyi falan filan degil. maksat sadece siir paylasmak. olaya böyle yaklasirsan iyi olur. burda kimsenin amaci " iste bunlar dünya üzerinde yazilmis en iyi ask siirleridir arkadas" demek degil. bu maddelemenin böyle bir derdi , kaygisi asla yok. olamaz da zaten.
This comment was originally posted on FriendFeed
"En iyi 10 aşk şiiri" başlığı beni hiç rahatsız etmedi. Herkes istediği gibi benzer biçimde listeler hazırlayabilir. Önemli olan "en iyi" diye liste yapılması değil, o listenin dikkate alınıp ilgi görmesi… Çağdaş’ın seçimlerini kişisel olarak beğenmiş olmam, bu tekniği savunmamın sebebi değil. Diğer türlü, şiir antolojileri de anlamını yitirir. İsminde "en iyiler" geçmiyor olsa da, şiir antolojileri alt metinde "en iyiler"i sunmayı vaat eder. Elbette bu seçkiyi hazırlayanın gözüyle… Dolayısıyla, antolojiyi veya en iyiler seçkisi, hazırlayanla anlam bulur. Çağdaş’ın şiir gözü, şiir zevkini çok güzel ortaya koydu bu liste. Tekrardan ellerine sağlık diyorum.
This comment was originally posted on FriendFeed
Şimdi biz neyiz biliyor musun?Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyadaBir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibiVe elbet biz de bu aşkta büyüyecekHer şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.
This comment was originally posted on FriendFeed
huhmurathanmungan….
This comment was originally posted on FriendFeed
Gelmiş geçmiş "en iyi" on aşk şiiri bunlar mı? Bence de hayır. Ama bence; ve zaten yazının yazanı da en başında belirtmiş hadiseyi; yarın yazsa başka liste yapacak. Şiirleri kategorize etmesi de haddimiz olmayabilir ama şiire "yaklaştırmanın" bir yöntemi olarak görmek de mümkün bunu. Popüler kültür ve hızlı tüketilen hazların oralara da uğraması ara sıra, unutmaya başladığımız şeyler değil mi? Ha, bunların böyle anılmaya ihtiyacı yok denilebilir belki ama ben öyle demem doğrusu; bu haliyle de olsa takdir ederim naçizane, zevkle yeniden okurum her birini; sofradan aç kalkar, gider dışarıda doyururum kendimi, falan filan… Bunu böyle görmeyip de uslanmaz bir tutuculukla yattığı yerden kalkıp, "sen bu şiirime nasıl aşk şiiri dersin arkadaş?" şeklinde serzenebilecek bir şair tanımıyorum zaten; aksiyse, hiç birini tanıyamamış olmam da mümkündür; yazdıklarından edindiklerimin yalancısıyım. O çekince olsa olsa, şairi yaşadığı dönemde tanımış, aynı havayı solumuş olan, fikirlerini, böylesi şeylere itirazını bizzat kendisinden…
This comment was originally posted on FriendFeed
valla geçenlerde maddeleme yaparken ben de çok zorlandım, bir sürü de eleştiri aldım… "en iyi …" diye başlığı attınız mı, okuyucuların da beklentisini çok yükseğe çekmiş oluyorsunuz ister istemez, sonra gelsin şu niye yok bu niye yoklar… ama en nihayetinde herkes kendi içinden geçenleri listeleyebiliyor; hayatımda hiç dinlemediğim bir şarkıyı, hiç izlemediğim bir filmi, hiç okumadığım bir şiiri maddelemem beklenmemeli… sizi tatmin eder, etmez orası tartışılır… eline sağlık Çağdaş…
This comment was originally posted on FriendFeed
@vldnmz yine oku (; http://bit.ly/9bFXUi
This comment was originally posted on Twitter
Bir önerim olacak Birhan Keskin’den:
Penguen
o büyük ve muazzam zamanda unuttum
kanatlarım çok oldu üşüyor benim
bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
bu yüzden eğik boynum
bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
“dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var”
sizin gibi şiir sever deilim ama bende böyle bi şey yazdım umarım beğenirsiniz :
şimdi akşam
şimdi ellerim , avuçlarım güneş kızılı
yaklaşan karanlık ve son
renk uyumu ve sonsuzluk…
beklenen ufuk çizgisinin ötesinde bir hayat
…beklenen aslında hiç bir zaman bilinmeyen gerçek
gerçek zincirlerle bağlı ruhumuzun özlemi
Devamını Gör