En güzel 25 The Cure şarkısı…
Efenim böyle punk mı desem gotik mi, şarkılarını dinlerken gülsem mi ağlasam mı, ne desem bilemediğiminin grubu The Cure, nihayet Madde Bağımlısı ekranlarında huzurlarınızda! Evet, kendileri şahane şarkılar yazmalarının yanı sıra aynı zamanda, şahane de üretken bir grup oldukları için, onca albüm ve şarkı arasından güzel bir maddeleme çıkmamaması düşünülemezdi. Ayrıca, sanırım kendileri şu hayatta en sevdiğim gruplardan biri. O yüzden bu maddelemeyi de başkasına bırakamazdım uleyn! Yalnız, şunu da belirtmeliyim ki, benim için hayli zor bir liste oldu bu. Hayır, şarkı seçmesi dert değil de, mesele listeyi 25 ile sınırlamakta. Cure’dan o kadar çok şarkı var ki sevdiğim, bayıldığım hangi birini seçeyim bilemedim. Neyse efenim, nihayet bitti. Listemizde çok sevdiğim albümlerden bir sürü şarkı almak yerine farklı albümlerden farklı şarkılar seçmeye çalıştığımı da bilgilerinize sunarım. Evek, şimdi şöyle geçin, biraz rahatlayın ve şahane bir küre hazır olun efenim. Ahahahay, laf oyununa da gel! Bu arada, sıralama yalnızca bugünkü modumla böyle, her an değişebilir, zira hepsini ayrı seviyorum ama bugün böyle karar verdim, alınmayın, kırılmayın.

25. Primary (Faith – 1981)
“Toying with the idea that it may be better to die very young, innocent and dreaming…or even to murder as a gift…” demiş Robert Smith bu şarkı hakkında. Ben de zaten bu enteresan şarkının, yaşlanma, ölüm gibi mevzularla alakalı olduğunu düşünmekte idim tam da o sırada! Bak sen.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“The further we go
And older we grow
The more we know
The less we show”
24. Let’s go to bed (Japanese Whispers – 1983)
İsminden cinsel içerik beklediğimiz bu şarkı, sağ gösterip sol vuruyor efendim ve bize hiç de öyle bir şeylerden bahsetmiyor. Aslında neden bahsettiğini ben şahsen tam olarak anlayamıyorum bile. Zannederim ki ilişkideki kavgalardan yorulma hali falan, hadi diyor, yorgunuz zaten, uzatmayak da yatağa gidek. Klasik, kavgadan kaçmaya çalışan erkek taktiği gibi gelmekte bana Neşeli de bi melodi, zannederim çok ciddi bir kavga ya da çok ciddi bir ilişki değil bu şarkıda mevzubahis olan. Sanki bi Kasımpaşa hali, bi sıkılmışlık seziyorum… Klip de öyle gibi biraz ama bilmiyorum, emin değilim, siz karar verin:
“But I don’t care if you don’t
And I don’t feel if you don’t
And I don’t want it if you don’t
And I won’t play it
If you don’t play it first”
23. The hanging garden (Pornography – 1982)
Enteresan albüm pornography’den, enteresan bi parça huzurlarınızda! Robert Smith kendisi, bu şarkı için demiş ki: “The hanging garden is something like about the purity and hate of animals fucking, and i think siamese twins is about the hate and purity of people fucking too …” Yani anladık mı? Hayır. O halde ben hiç uğraşmayayım bu şarkı ne anlatıyo anlatmak için bence. Hıhı evet.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“Catching haloes on the moon
Gives my hands the shapes of angels
In the heat of the night
The animals scream
In the heat of the night
Walking into a dream…”
22. Lullaby (Disintegration – 1989)
Eee baya baya korku filmi bu. Şarkının arancmanı olsun, melodisi olsun, klibi olsun, sözleri olsun… hepsi baya gergin bir ortam yaratıyor. Eğer ki spider man’i literel olarak alırsak, şarkı bir örümcek adamın bizimkini yemesini anlatıyor. Lakin ben bunun bir metafor olduğuna inanıyorum, mesele ne metaforu olduğunu anlamakta. Bana sorarsanız, depresyon, mutsuzluk, yalnızlık, uyuşturucu gibi şeyler olabilir diye düşünüyorum efenim. Hatta paramı da uyuşturucu bağımlılığına yatırıyorum. Ama tabii takdir sizin.
“And I feel like I’m being eaten
By a thousand million shivering furry holes
And I know that in the morning I will wake up
In the shivering cold
And the spiderman is always hungry… “
21. Lovecats (Japanese Whispers – 1983)
Cure’un hayvancık benzetmeli şarkılarından biri daha… Konumuz tabii ki aşk. Bu sefer şarkımız, bir çiftin mırıl mırıl hallerini kediciklere benzetiyor. Hani biz de kumrular deriz, sevgi böcükleri deriz ya, o tatta. Miyavlama gibi gitarlar da şarkının konseptini bir adım daha ileri taşıyor. Tatlı bi şarkı. Smith bu şarkıda aristocats filminden esinlendiğini söylemiş efenim. Lakin şöyle de bi durum var ki bu kadar tatlı ve masum görünen bu şarkının, sözlerde geçen “into the sea, you and me” lafından ötürü, iki sevgilinin yaptıkları bir intihar anlaşmasını anlattığı da rivayet edilir. Ben gerçi bu rivayete pek inanmıyorum ama konu Cure gibi deriiin bir grup olunca, belli de olmaz tabii.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“We move like caged tigers
We couldn’t get closer than this
The way we walk
The way we talk
The way we stalk
The way we kiss”
20. Kyoto Song (The head on the door – 1985)
Ay inanır mısınız, bu şarkı da bir muamma benim için. Kyoto bir japon şehri, evet. Şarkının üzerindeki melodi de eski bir Japon ninnisi imiş. Robert abi konuyla ilgili demecinde şöyle demiş: “Half of it comes from a dream Mary had – death in a swimming pool – and half from one of mine about eating someone.” Eeee… yani… şey… Ney? Hala anlamadım kardeşim ben! Neresinde birini yiyo, she dediği kim, kyoto ne alaka? Kyoto protokolü olabiler mi? Hedonizmle alakalı diyolar, evet olabilir, katılıyorum ama yine de çok afaki her şey…. Güzel şarkıdır amma velakin.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“It tells me how it feels to be new
A thousand voices whisper it true
It tells me how it feels to be new
And every voice belongs
Every voice belongs to you”
19. Burn (The Crow Soundtrack – 1994)
The Crow filminin soundtrack’inden muazzam bir Cure eseri geliyor MB okuyucuları için! Herhangi bir Cure albümünde yer almayan bu şarkımız, özellikle film için yapılmıştır efenim. Dolayısıyla da filme ve hatta çizgi romana yüklü göndermeler içerir. Hatta bazı laflar filmde olmamakla birlikte, çizgi romanda birebir geçmektedir. Robert abi, şarkıyı çizgi romanı okuyarak yazmıştır ve işte bazı insanlar böyle, çizgi roman okurken harikalar yaratabilmeyi de becermektedir. Kuş, karga sesleriyle bezeli, hayli kasvetli, hayli gotik bir şarkıdır kendisi.
” ‘Don’t look don’t look’ the shadows breathe
Whispering me away from you
‘Don’t wake at night to watch her sleep
You know that you will always lose
This trembling
Adored
Tousled bird mad girl…’ “
18. A night like this (The head on the door -1985)
Boys don’t cry mantığında bir başka, “erkekim ben, duygularımı belli etmem” temalı ayrılmışlık şarkısı. İyi ya etme o zaman, bırak ben gideyim, onu da yapmazsın, mıymıymıy… Bıktık he bu ıssız adam triplerinden! Cure vesilesiyle de bi öfke kustum kazaylan, ahahahay.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“I’m coming to find you if it takes me all night
A witch hunt for another girl
For always and ever is always for you
Your trust
The most gorgeously stupid thing I ever cut in the world”
Yarappim, lafın güzelliğine bak yahu, the most gorgeously stupid thing i ever cut in the world. Ne diyosuuuuun? Tamam tamam, gel affettim
17. 10:15 Saturday Night (Three Imaginary Boys – 1979)
Cure abi, telefon bekleme mevzusuna eğilirse… Gece olmuş, günlerden de cumartesi üstelik, adam telefon bekliyo. Su damlıyo bi yandan, tıp tıp tıp… Cure’un eski dönemlerinden, daha punk tadında, ondan kelli de, diğer atmosferik, gotik parçaların yanında daha neşeli duran bir parça. Ama tabii sözlerde bi neşe yok. Su damlıyo filan, ne neşesi? Gayet de gergin bişeydir tıp tıp tıp sesi. Ayrıca, Cure’un sözlerde geçen ses ve efektleri şarkılarına böyle adapte etmesine ve olayın geçtiği ortamı ya da şarkının hissiyatını neredeyse resmedercesine yaratmasına da ayrıca hastayım.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“Waiting
For the telephone to ring
And I’m wondering
Where she’s been
And I’m crying for yesterday
And the tap drips
Drip drip drip drip drip drip drip… “
16. End of the world (The Cure – 2004)
İtiraf edeyim, son 3 albümünü pek bimiyorum Cure’un. Bu şarkı ise son dönemlerinin en iyi şarkılarından biri zannımca. Yine aşk meşk konuları var ama tabii, farklı farklı da yorumlar var. Benim şu sıralar hakim olan modumla herhangi bir şeyi pozitif algılamam zor, o yüzden bana göre biri seviyor, biri sevmiyor, seven hislerini göstermiyor, gösteren daha fazla sevemiyor falan ve de filan. Hazin yani.
“Go if you want to
I never tried to stop you
Know there’s a reason
For all of this you’re feeling
Love its not my call
You couldnt ever love me more”
15. Close to me (The head on the door – 1985)
En bilinen Cure parçalarından, 80′ler partilerinin vazgeçilmezi. Ne kadar neşeli bir şarkı ama aslında ne kadar da neşeli olmayan bir şeyler anlatıyor. Hop hop hop dans ettiğiniz, sözlerine dikkat etmediğiniz ya da “hee close to me diyo, demek ki sevgilim yanıma gelse diyo heralde” diye algıladığınız bu şarkı, aslen gayet de kötü bi günden bahsediyor. Hani deriz ya, “bunun bana olacağını hiç sanmazdım, bugünleri de mi görecektim” diye, işte o. I wish I’d stayed asleep today. Ne kadar da tanıdık bir his…
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“I’ve waited hours for this
I’ve made myself so sick
I wish I’d stayed asleep today
I never thought this day would end
I never thought tonight could ever be
This close to me”
14. Jupiter Crash (Wild mood swings – 1996)
Çok sevilmemiş Wild Mood Swings albumünün yine çok popüler olamamış ama bence en güzel şarkısı… Albümden de niye o kadar nefret edilir bilmiyorum, bence kötü bir albüm değil. Belki de fazla neşeli bulundu kimbilir. Yine de bu şarkı her ne kadar astrolojik bir takım olaylardan bahsediyor gibi görünse de, hüzünlü melodisi ile konunun sadece o olmadığını da belli ediyor. Sözler çok net değil. 1994′te jupiter ile bir kuyruklu yıldızın çarpışmasını anlatır gibi görünen, ama derinlerde iki kişinin yoğun bir şekilde çarpışmasını, karşılaşmasını, büyük olasılık da sevişmesini ima eden bir parça kanaatimce.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“Yeah, that was it
That was the Jupiter Crash
Drawn too close and gone in a flash
Just a few bruises in the region of the splash “
13. Catch (Kiss me, kiss me, kiss me! – 1987)
Sizi eski bir tanıdığa benzettim , konseptinde, mırıl mırıl, yumuşacık bir Cure şarkısı… Normal Cure şarkılarından biraz farklı geliyor bana, sanki böyle MTV’de unplugged söylenmeyi bekliyormuş gibi, bir tek gitarla da söylense aynı etkiyi yaratırmış gibi. Robert abinin sesi de böyle biraz daha sakin, şarkı sakin, hayat sakin, şimdi ben 10′a kadar sayacağım ve siz uyanacaksınız…
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“Yes I know who you remind me of
A girl I think I used to know
Yes I’d see her when the day got colder
On those days when it felt like snow”
12. The caterpillar (The top – 1984)
Ne şirin bir aşk şarkısıdır bu. Sevdiğine tırtılım, böceğim, minnoşum demenin de ne kadar evrensel olduğunu ispatlar adeta. Şarkının gidişatı da böyle oyunlu, tırtıl gibi zaten. Şarkı nasıl tırtıl gibi olur demeyin, dinleyin anlarsınız. Böyle bi sevimlilik, tekerleme gibilik, bi tatlılık… Arkada kanat sesleri, uçuşan kelebekler…
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“you flicker
and you’re beautiful
you glow inside my head
you hold me hypnotized
i’m mesmerized”
11. The same deep water as you (Disintegration – 1989)
Albümün adı bile “disintegration” olunca, albumün konseptinin de ayrılık olması kaçınılmaz tabii. Gerçi yine neden bahsettiği tam olarak anlaşılamıyor ama şarkının melodisi o kadar içe dokunuyor ki bu albümdeki tüm şarkılar gibi, mutlu bir şarkı olmadığını anlamak zor değil. İntihar, ayrılık, terkediş minvalinde bir şeyler olduğunu tahmin ediyorum. Şarkının ismine ise ayrıca bayılıyorum, the same deep water as you. Hey maşallah.
Şarkı çok uzun, dolayısıyla da büyük olduğundan yükleyemedim, klibi de yok ama bi abi kendi kendine bi takım görüntüler koyup, takılmış. Buyrun, video hayli kötü ama şarkı şahane:
“Kiss me goodbye
Pushing out before I sleep
Can’t you see I try
Swimming the same deep water as you is hard”
10. Killing an arab (Boys don’t cry – 1980)
Albert Camus’nun Yabancı isimli meşhuuur varoluşçu romanına, Cure’dan bir güzelleme… Her ne kadar, zamanında ırkçı içeriği olduğu düşünülse de, romanı ana hatlarıyla özetleyen bu şarkının, Camus’nun romanı ışığında değerlendirildiğinde ırkçılıktan aslında çok uzak, tıpkı romanın kendisi gibi izolasyon ve yabancılaşmayı eleştiren bir şarkı olduğu da açıkça görülür. Her şeyi kelimesi kelimesine almamak lazım hayatta yani, context diye de bir şey var. Neyse efenim son zamanlarda, Cure kardeşler, dar bakışlı, cahil insanların bu eleştirilerinden bıktıklarından olacak ki, şarkıyı konserlerinde “Kissing an Arab” olarak söylemeye başlamışlardır. Ulen ben daha küçücük çocuktum, arab, beach ve stranger laflarını duyunca anlamıştım mevzuyu. Bu insanlar nasıl anlayamamış? Peeeh!
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“Staring down the barrel
At the Arab on the ground
I can see his open mouth
But I hear no sound…
I’m alive, I’m dead, I’m the stranger”
09. In between days (The head on the door – 1985)
Bana kalırsa bir aldatma şarkısı. Adam gitmiş başka kızla buluşmuş, sevgilisi de bunları basmış, sonra da tekmeyi basmış. Abi de “eh o zaman ben bi şarkı yazayım, aklını alayım” demiş. Özür niteliğinde bi şarkı bence bu. Haaa tabi aldatan adam böyle şarkılar yapacaksa sonunda, bilemiyorum, belki de aldatılmanın acısı unutulur. Aşk değilse de, bu, her şeyi affettirir… mi? Bilemiyorum ki, hiç ince ruhlu, şarkı yapan öküz denk gelmedi bize, hep bildiğin katıksız öküz. Aldatsa da şarkı markı yapmayanından. Peh.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“And I know I was wrong
When I said it was true
That it couldn’t be me and be her
Inbetween without you
Without you”
08. Fire in cairo (Three Imaginary Boys -1979)
Çok net anlaşılamayan sözlere sahip bu şarkımızın da bir aşk şarkısı olduğu rivayet edilir. Bir türlü ulaşılamayan, böyle serap gibi bir kadına duyulan aşkla yanıp tutuşmayı anlattığı dedikodusu dolaşır etrafta. Aynı zamanda Robert abinin bu şarkının pop müziğin yüzeyselliğini anlattığını söylediği gibi bir de başka şehir efsanesi vardır. Alakayı ben de pek çözemedim, zaten zannederim şarkının anlamını tam anlamıyla çözebilen de pek yok. Olsun yahu, şok güzel şarkıdır. Efayeni ayen sieyayaroooooo!
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“F.I.R.E.I.N.C.A.I.R.O
Then the heat disappears
And the mirage
Fades away…”
07. Love song (Disintegration – 1989)
Ağııııır, depresif Disintegration albümü içinde birazcık günışığı. Albümün kalanındaki şarkılardan farklı bir soundla, daha pop bir şarkı, daha az kasvet. Sevgili Cure’un en en popüler şarkılarından biri. Lakin popüler olandan nefret ederim bakış açısıyla bakmıyorum ben, ve evet, herkes gibi ben de bu şarkıyı çok seviyorum. Ayrıca, bu şarkı herkes için pek pek çok da anı yüklüdür eminim zira tüm sevgililer sevgililiklerinin bir döneminde bu şarkıyı sevgilisine adar veyahut en azından bu şarkıda bi dans eder.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Herkesin bir anısı var dedik de, benim için ise yeri ayrı bir özel bu parçanın. O yüzden, henüz hepimiz 19′larımızdayken, buraları erkenden terkedip gitmeyi seçen sevgili Cem’in anısına şu sözü buraya alacağım müsaadenizle, o çok severdi bu kısmını:
“Whenever I’m alone with you
You make me feel like I am clean again…”
06. A forest (Seventeen seconds -1980)
Sanki ormanda kaybolmuşsun da koşup duruyormuşsun gibi bir atmosferi var bu şarkının. Klip filan seyretmeden, kafanda klibi çektiriveriyor sana pek çok Cure parçası gibi. Sözler her zamanki gibi yoruma açık. Yaygın bir tema olan, birilerinin peşinde koşma ve o kişinin kayboluvermesi yine var. Belki aşktır, belki de bambaşka bir şey anlattıkları, kimbilir. Bu arada bu şarkının da bir rüyadan esinlenme olduğu söyleniyor. Amma rüya görmüş adam yahu, bize de böyle bilinç altı nasip eyle yarapppiii!
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“I’m lost in a forest
All alone
The girl was never there
It’s always the same
I’m running towards nothing
Again and again and again”
05. Trust (Wish – 1992)
Ne diim ben bu şarkıya şimdi… Çok acıklı, çok üzücü. Tek sözünü anlamasanız bile, ki çok fazla sözü de yok, insanı ağlamaklı yapıyor. Yine tabii aşk-merkezli bir şarkı, güvenmek ya da güvenmemek sorunu üzerine. Basit, sade sözler üzerinde yumuşacık, insanı sersemleten bir piyano! He bi de albümde, neşeli ve de zıpır “Friday! I’m in Love” şarkısının hemen akabine stratejik bir şekilde yerleştirilmiş; laylaylay dans edelim, eğlenelim moduna geçenlere, “hooop, orda dur bakalım! dans mans nölüyoruz? daha bi tokat daha atcam.” diyen şarkıdır kendisi.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“There is no one left in the world
That I can hold onto
There is really no one left at all
There is only you
And if you leave me now
You leave all that we were
Undone”
04. Apart (Wish – 1992)
Bitmekte olan bir ilişkinin hüznü daha nasıl anlatılsın bre yarenler! O ağıııır melodisi ile, damar damar sözleri ile ilişkisinde cicim ayını geçmiş, problem dönemine girmiş ya da yeni ayrılmış bünyelerde feci şekilde ağlama isteği uyandırır. Hastasıyım uleyn!
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“He waits for her to understand
But she won’t understand at all
She waits all night for him to call
But he won’t call anymore”
03. Boys don’t cry (Boys don’t cry – 1980)
Şu hayatta hep istedim ki, bir sevgilimle kavga edip bozuşmuş olduğumda, o bu şarkıyı dinleyerek “ah ulen ah!” diye diye, bağrına taşlar basıyor olsun. Hani yani, ” sana karşı derin hislerim var, öyle demek istemedim ama serde de yiğitlik var, ondan özür dileyemiyorum, yanına gelemiyorum” manasında. Oysa ki hep serde öküzlük varmış çıktı, ondan özür dileyemiyolarmış ayıptır söylemesi. Neyse canım sağlık olsun, elbet bi gün beyaz atlı bi plens gelicek ve kavga ettiğimizde bu şarkıyı bana adicak, radyolardan çalıcek! Hep ben ima yollu “sen boys don’t cry’i bilir misin, bak ne diyo sözlerinde, tıpkı da senin o gün kavga ettiğimizdeki hislerin di mi, hı?” demek zorunda kalmıcam bence. Bıktım zira.
Neyse uzatmayayım, anlamışsınızdır zaten. Çok seviyorum efenim ben bu şarkının sözlerini. Tipik “delikanlıyım, karizmayı çizdiremem” muhabbeti. “Erkekler ağlamaaaz, sil gözyaşıııınııııı!” diye Türkçemizde de işlenmişti bu konsept gerçi ama mukayese kabul etmez tabiii.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“Misjudged your limits
Pushed you too far
Took you for granted
I thought that you needed me more”
02. Play for today (Seventeen seconds – 1980)
Oooo bebeğim, çok acımasız bir şarkı bence bu, bak gerçekten… Bir aşk ilişkisinde, taraflardan bencil olanın ağzından geliyor sözler. “Ben böyleyim, yersen şekerim” tadında ve de aslında, romantik aşk masallarındansa, tokat niteliğinde, maalesef gerçekçi bir aşk hikayesi. Yalansa yalan, oyunsa oyun, bencillikse bencillik. E öyle yaşanmıyor mu ilişkiler günümüzde?
Buraya konser versiyonunu alıyorum çünkü çok güzel, seyirci de süper katılmış, buyrunuz:
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“It’s not a case of aiming to please
You know you’re always crying
It’s just your part
In the play for today”
01. A letter to elise (Wish – 1992)
Neredeyse neşeli bir şarkıymışçasına bir melodi ve fakat sözler içler acısı, ayrılık dolu. İnsan vallahi o mektubu alan Elise olmak istemez! Zira bu şarkının dıştan görünen hafifliği, aslında sözlerden de anlaşıldığı üzere hüznü gölgeleyen bir maskedir aslında. Yine hayal kırıklığı, yine büyük umutlar bağlanıp da yürütülemeyen bir ilişki… Ne kadar istesen de, ne kadar uğraşsan da aşk olmadı mı olmuyor işte bazen. Olmuyosa da ne diyeceksin, bişey diyemeyeceksin tabii, bir mektup yazıp, böyle böyle, meramını anlatacaksın. Hayat işte… Konserde tam da bu şarkı çalarken yağmurun başlamasına ne buyurulur peki? Yağmur ve elise… Kendinden geçmeyip ne yapacaksın?
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
“Oh Elise it doesn’t matter what you say
I just can’t stay here every yesterday
Like keep on acting out the same
The way we act out
Every way to smile
Forget
And make-believe we never needed
Any more than this”
Kendilerini konserde izleme şansına da sahip oldum ya, ölsem de gam yemem. O şarkılar, hafiften çişeleyen yağmur… Bak düşündükçe tüylerim bi tiken tiken oldu gene. Yine gelsinler istiyorum, çok seviyorum, bir numerolu hayranlarıyım! Bu arada, şarkıları yükleyene, listeyi oluşturana kadar canım çıktı, en çok uğraştığım maddeleme bu oldu. Sakın “Friday nerde böhühühü?” diye gelmeyin bana, döverim bak!
Bu maddeleri alan şunları da alabilir:
14 Yorum
to “En güzel 25 The Cure şarkısı…”
Additional comments powered byBackType


Maddebagimlisi.com'da; madde madde listeler, geri sayımlar yapar, en iyileri, en kötüleri ve daha pek çok şeyi sıraya dizeriz. Belli bir konumuz yoktur, her şeyi hedef alırız. Hatta
MADDECİNİN NOTU: Bu listeye Plainsong’u da almayı cok istedim ama Disintegration albumüyle doldu liste diye icim kan aglayarak “The same deep water as you” sectim onun yerine. Yoksa o da en sevdigim sarkilardan, listede 10-15 civarında bi yerlerde olurdu mutlaka!
Buyrun, guzel bir konser versiyonu linkimizde, dinlemek isteyen beri gelsin:
http://fizy.com/s/127jmb
Listeden aşağıya indikçe ne zaman gelicek, ne zaman gelicek diye sabırsızlıkla beklediğim Apart’ı 2 numarada görünce gözümden bir damla yaş döküldü. Bu nasıl melankoli, bu nasıl kırılgan melodi, bu ne bitmez acıymış ya. 60 yaşında da bununla duygulanıcam ben galiba. Ellerine sağlık deniztan gördüğüm en cillop liste olmuş…
friday nerdaaa deniztan? :p
davetiyelerini graphic novel tadinda tasarlamistim. hintkumasinda var. ne ilginc di mi hayat? ‘sliding doors’
bi arkadasim ayni konserde suandaki esiyle tanisti.
bayıldım bu listeye.. lovesong ve boys don’t cry en çok sevdiklerim..
Aaaaa Deniztan bu listeyi okurken butun sarkilari aklimda yeniden canlandi,canim The Cure’um benim…benimde en favori gurubum bilirsin. Boston’daki konserlerini onden de seyredince sonsuz ask yasadim Robert’a:)
bir an Trust’ı göremiycem diye ödüm koptu..
süper bi liste harikasın same deep water as you favorim.. ilk girişim siteye çok begendm süpersin.. travis dende bole bi liste yapsan keşke:)
şarkılar süper,çok teşekkürler. Ben bu siteye ilk kez girdim ve çok güzel vakit geçirdim harika bi site hazırlamışsınız veeee bende artıkk bi madde bağımlısı olduumm
‘From The Edge Of The Deep Green Sea’ yi listede görememiş olmak oldukça şaşırttı. Tercihdir, olmayabilir ama 2 numara ‘Boys Dont Cry’ sa eğer ‘en ‘güzel’ 25 The Cure şarkısı’ listesine girmek durumundaydı diye düşünüyorum. listeye not vermek gerekirse 100 üzerinden 87 sanırım uygundur:)
Play for today’i zamanında 8′e koymuşum, modum değişti, kendisi 2. sıraya yükseldi. Her an 1′e de çıkabilir
)
Ersoy, Wish’ten çok fazla şarkı aldım diye yok “From the Edge of the deep Green sea” apart ve, elise ve trust’tan vazgeçemezdim sonuçta!
Yani uzun lafın kısası teknik sebeplerden ötürü yok
)
her albümden almaya çalışmasam amakesin girerdi bu listeye, bu listedeki bazı şarkılardan daha çok sevdiğim bi şarkı ama tüm dönemlerine bakmak istedim. Yoksa Wish ve Disintegration’in hepsini koymam gerekecekti
Boys don’t cry konusunda ise objektif olamıyorum, evet daha güzel şarkıları var belki ama ben nedense çok seviyorum boys don’t cry’ı
Lovesong başka..hakkaten herkezin bu şarkıyla bir anısı olduğuna inananlardanım..
Yaşın 22 ye bastığı bir dogumgunu gecemden taksım dönüşü alkolun damarlarımda yolunu kaybetttiğini hatırlıyorum.Arabada son ses bu şarkıyı söylemiştik hepimiz…
gençlik güzel şey
The Cure mühendisi olarak size kendi top 10 umu veriyorum(ilk 2 şarkı için belli bir duygu yoğunluğu gerekli
)
1.Disintegration
2.Pornography
3. Doing The Unstuck( Live version)–http://www.youtube.com/watch?v=pLcO6iPMbyg
4.From The Edge Of The Deep Green Sea
5.Strange Day
6.At Night
7.Charlotte Sometimes
8.Siamese Twins
9.Apart
10.A letter To Elise
ne kadar güzel bi blog bu böyle, ne kadar özenle seçilmiş açıklanmış the cure şarkıları.. “boys dont cry” söylemeyi hayal etmiştim hep ama onu söyleyecek duruma geldiğimde o kadar fazlaydı ki yaptığım hatalar gıkım çıkmadı..